Yargıtay Kararı: Y8HD, 23.06.2015, E. 2015/2840, K. 2015/2840

Ara 2, 2020 | Boşanma Yargıtay ve Mahkeme Kararları

Davacı lehine katılma alacağına esas artık değerin hesaplanmasında, her bir malvarlığı için eklenecek değerler ve denkleştirme ile borçlar gözetilerek artık değerin ve sonrasında katılma alacağının bulunması gerekir.

Davacının İddia ve Talebi

Davacı Koray vekili, davalının evlilik içinde edinilen ev ve araç için krediler çekildiğini ve kredi taksitlerinin bir kısmını davacının ödediğini açıklayarak satın alma tarihinden sonra davacı tarafından tek başına ödendiği sabit olan toplam 76.923,12 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalının Savunması

Davalı Zeliha Füsun vekili, edinilmiş mallara katılma rejiminde eşlerden her biri veya mirasçılarının diğer eşin mal rejimi süresince edindiği mallara ait değerin yarısı üzerinde hak sahibi olduklarını, davacının iddiasının aksine 61.899 TL’lik ödemenin davacı tarafından tek başına değil davalının babası ve kardeşlerinden alınan borç paralarla ödendiğini açıklayarak davanın reddini savunmuştur.

Yargılama Neticesi

Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 47.328,70 TL katılım alacağının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının 7.080 TL alacağı mal rejimi tasfiyesinden kaynaklanmamakla bu miktar yönünden mahkememizin görevsizliğine, İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunun tespitine, dosya kesinleştiğinde talep halinde dosyanın suretinin çıkartılarak görevli mahkemeye gönderilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmesi üzerine hüküm, kabul edilen bölümlere yönelik olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Taraflar 21.07.2006 tarihinde evlenmiş, 13.10.2009 tarihinde açılan ve kesinleşen dava sonunda boşanmışlardır. Eşler arasında başka mal rejimi seçilmediğinden boşanma davasının açıldığı tarihe kadar (TMK’nm 225/2. m) yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TMK’nm 202.m). Dava konusu Ümraniye
14255 parseldeki 12 numaralı mesken 16.05.2007 tarihinde davalı adına satın alınmış, X tarihinde dava dışı gerçek kişiye satılmıştır. Diğer dava konusu 34 ZK 9339 plakalı araç ise 17.04.2008 tarihinde satın alınmış ve davalı adına tescil edilmiştir. Dosya kapsamına göre davacının talebinin katılma alacağı niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

Dava konusu taşınmazın dosya arasındaki bilgi ve kredi belgelerine göre 155.000 TL.ye alındığı, bunun Bank Pozitif Kredi ve Kalkınma Bankasından çekilen 120.000 TL. sinin konut, 8.000 TL.sinin ihtiyaç kredisi ile karşılandığı, 27.000 TL.sinin ise peşin olarak ödendiği, çekilen kredilerin ise 120 ay vadeli çekildiği, taksit ödemelerinin 28 ayının boşanma dava tarihi öncesi, 92 ayının ise boşanma dava tarihi sonrasına isabet ettiği, dava konusu taşınmazın boşanma dava tarihi öncesinde 17.09.2009 tarihinde üçüncü kişiye 200.000 TL.ye devredildiği, kredilerin vadelerinden önce ve 16.09.2009 tarihlerinde toplam 119.948,22 TL ödeme yapılarak tamamen kapatıldığı, dava konusu aracın ise 19.000 TL bedele edinildiği, bunun 7.000 sinin peşin verildiği, bakiye 12.000 TL. sinin ise kredi çekilerek karşılandığı, 36 ay vadeli kredinin 17 taksitinin boşanma dava tarihi öncesine, 19 taksitinin ise boşanma dava tarihi sonrasına isabet ettiği anlaşılmaktadır.

Mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda taşınmaz için alınan kredilerin vadelerinden önce kapatıldığı dikkate alınarak yapılan hesaplama sonunda davacı lehine 47.328,70 TL katılma alacağı bulunmuştur.

Öncelikle dava konusu taşınmazın boşanma dava tarihi öncesi satılarak elde edilen gelirle taşınmaz için çekilen kredilerin vadelerinden önce kapatılması sebebiyle ortada tasfiyeye konu herhangi bir malvarlığı veya değer olmadığı iddia edilmekte ise de yukarıdaki ayrıntılı alım ve ödeme bilgileri karşısında taşınmazla ilgili artık değer
olacağı konusunda tereddüt etmemek gerekir. Kayıt maliki davalının tasarruf serbestisinin, davacının bu hakkını ortadan kaldırması düşünülemez ancak taşınmazın boşanma dava tarihi öncesi satılması halinde TMK’nın 229,235/2,241. maddelerinin gözönünde bulundurulması durumu ortaya çıkabilir.

Katılma alacağı, eklenecek değerlerden (TMK’nın 229) ve denkleştirmeden (TMK’nm 230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere edinilmiş malların (TMK’nın 219) toplam değerinden bu mallara ilişkin borçları çıktıktan sonra kalan artık değerin yarısı üzerinde (TMK’nm 231) diğer eşin alacak hakkıdır. (TMK’nın 236/1).Davacı lehine katılma alacağına esas artık değerin hesaplanmasında, TMK’nın 229,230,231 ve 236. Maddeleri gözetilerek her bir malvarlığı için eklenecek değerler ve denkleştirme ile borçlar gözetilerek artık değerin ve sonrasında katılma alacağının bulunması gerekirken, Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporundan hareketle
taşınmaz ve araçla ilgili birlikte değerlendirme yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.

Dava konusu taşınmaz için az yukarıdaki ilkelere göre yine ayrı hesap yapılması gerekir. Ancak taşınmaz için yapılacak bu hesaplamada öncelikle davalının savunmasında ve delilleri içinde geçen kadına ödendiği ve taşınmaz alımında kullanıldığı iddia edilen emeklilik ikramiyesi, kıdem tazminatı ile ilgili araştırma yapılması, davalının Akbank’tan emekli olduğu anlaşıldığına göre varsa davalıya emeklilik ile ilgili yapılan ödemelerin miktarı, niteliği ve tarihine ilişkin bilgi ve belgelerin, dekontların bulunduğu yerden getirtilmesi, taşınmazın alım tarihi de dikkate alınarak getirtilecek belgelere göre alımda kullanılıp kullanılmadığının, kullanılmış ise bu miktarın kişisel mal niteliğinde mi, yoksa edinilmiş mal niteliğinde mi olduğunun belirlenmesi, ulaşılacak sonuca göre yukarıda yazılı alım ve ödeme ile ilgili bilgilerde gözetilerek artık değerin ve devamında davacı lehine katılma alacağının hesaplanması, bu hesaplamada gerekirse konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulundan rapor alınması, talep ve tarafların kazanılmış hakları dikkate alınarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, davalının emekli ikramiyesi, kıdem tazminatına yönelen savunması gözardı edilerek eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru olmamıştır.

Kabule göre de, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesi halinde, harcı tamamlanmış reddedilen miktar dikkate alınarak kendisini yargılama oturumlarında vekille temsil ettiren davalı lehine karar tarihinde geçerli olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken bu hususta olumlu olumsuz bir karar verilmemiş olması usul ve yasaya aykırıdır. (Y8HD, 23.06.2015, E. 2015/2840, K. 2015/2840)

Avukat Saim İncekaş, kurucu sıfatıyla Adana İncekaş Hukuk ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. 

Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000’den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır.

Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9
E-posta: av.saimincekas@gmail.com
Telefon: 0534 910 97 43 
WhatsApp üzerinden iletişim için tıklayınız.
Telegram üzerinden iletişim için tıklayınız.

Avukat Saim İNCEKAŞ

Kurucu & Yönetici Avukat, Adana Avukat ve Hukuki Danışmanlık Bürosu

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Haftanın Özlü Sözü

“Bir saat adaletle hükmetmek, bir sene ibadet etmekten daha hayırlıdır.”  Hz. Muhammed(Hadis-i Şerif)

Kategoriler

Hukuki uyuşmazlıklarınız için avukata danışın!

blank

error: Uyarı: Uyarı: Bu işlem için giriş yapmanız gerekmektedir. Üst menüde yer alan üye giriş sayfasından ücretsiz giriş yapabilirsiniz.