Yargıtay Kararı: Y8HD, 22.10.2015, E. 2014/23308, K. 2015/18783

Ara 14, 2020 | Boşanma Yargıtay ve Mahkeme Kararları

ÖZET: Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin alacak davalarında zamanaşımı süresinin tanıma/tenfiz kararının kesinleşmesi tarihinden başlatılması gerekir.

Davacının İddiası ve Talebi

Davacı vekilleri, dava dilekçelerinde vekil edeni ile davalının 1977 yılında evlendiklerini, Hollanda Mahkemesi’nde açılan ve 12.09.2001 tarihinde sonuçlanan boşanma kararı ile boşandıklarını, yabancı mahkeme kararının Burdur 2. Asliye Hukuk
Mahkemesi’nin 2004/197 Esas ve 2004/172 Karar sayılı ilamı ile tenfizine karar verildiğini, tenfiz kararının 03.06.2004 tarihinde kesinleşmesi ile Türkiye’de infaz edilir hale geldiğini, vekil edeninin Hollanda’da çalıştığını ve davalı eş ile birlikte yaşadıklarını, evliliğin devamı süresince 01.01.2002 tarihine kadar vekil edeninin çalışmaları sonucunda elde edilen birikimler ve davacı tarafından alınan kredilerle; 2001 yılında 07 CFA 10 plakalı araç, 1993 yılında Antalya Varlık Mahallesi 197 Sokak Kayran Karanfil Apt. No: 34 ve 5 nolu daire, 1998 yılında Ahatlı Mahallesi 1962 ada 10 parseldeki 3 nolu bağımsız bölüm ile 1993 yılında Kızıllı Köyü’nde 1481 ve 1482 parsellerde toplam bir dönüm arsayı satın aldığım, bedellerinin tamamen vekil edenlerinin çalışması sonucu elde edilen kazançlar ve çekilen kredilerle ödendiğini, dava konusu araç ve taşınmazların değerlerinin bu aşamada bilmeleri mümkün olmadığından HMK’nun 107. maddesi gereğince dava konusu değer tahkikat sonucu belirlendiğinde taleplerini artırmak koşuluyla şimdilik 10000 TL harç değeri gösterildiğini açıklayarak araçtan ve taşınmazlardan kaynaklanan katkı payı alacağının dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.

Davalının Savunması

Davalı kadın vekili, 10.03.2012 tarihli cevap dilekçesiyle; davanın katkı payı alacağı davası olduğunu, BK’nun 125. maddesi uyarınca 10 yıllık zaman aşımına tabi bulunduğunu, tarafların 2001 yılında Hollanda’da boşandıklarını, 2004 yılında da boşanma kararının tenfız edildiğini, 5718 SK’nun (MÖHUK’un) 59. maddesi gözetildiğinde; yabanca mahkeme kararının kesinleşmesi tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar 10 yıllık zaman aşımının geçtiğini, davanın öncelikle zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini ve zaman aşımı definde bulunduklarını, davacımn araca bir katkısının bulunmadığını ve 2009 yılında satıldığını, 1462 ada 10 parseldeki 3 nolu bağımsız bölümün yan yanya alındığını, gerek araç ve gerekse taşınmazla ilgili davacı tarafın iddialannm doğru olmadığını, haksız ve yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Yargılama Neticesi

Mahkemece, “…boşanma karannın kesinleştiği tarihten dava tarihine kadar 10 yıllık zaman aşımı süresinin geçtiği ve zaman aşımı definin yerinde bulunduğu gerekçesiyle 5718 sayılı Kanun’un 59. maddesi uyarınca davanın reddine..” karar verilmesi üzerine hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece 05.06.2014 gün ve 2013/13153 Esas ve 2014/11554 Karar sayılı kararla onanmıştır.

Davacı vekili tarafından süresi içerisinde sunulan karar düzeltme isteği ile, onama kararı kaldırılarak yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi istenilmiştir.

Dava, TKM’nin 170. maddesi uyarınca eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen taşınmazlardan kaynaklanan katkı payı alacağı isteğine ilişkindir.

Taraflar 07.10.1977 tarihinde evlenmiş, 12.09.2001 tarihinde açılan ve kabulle sonuçlanan yabancı mahkemenin 16.01.2002 tarihinde kesinleşen boşanma kararı ile boşanmışlardır. Söz konusu boşanma ilamı, Burdur 2. Aile Mahkemesi’nin
03.06.2004 tarihinde kesinleşen kararıyla tanınmıştır. Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin temyize konu dava ise 15.02.2012 tarihinde açılmış, davalı tarafça, süresinde zamanaşımı definde bulunulmuştur.

Mahkemece, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 50. maddesi hükmüne göre, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o Devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye’de icra olunabilmesi yetkili Türk Mahkemesi tarafından tenfız kararı verilmesine bağlıdır. Aynı Kanun’un 58/1. maddesine göre de, yabancı mahkeme ilamının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi, yabancı ilamın tenfız şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır. 59. madde de ise, yabancı ilâmın kesin hüküm veya kesin delil etkisinin, yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade edeceğine yer verilmiştir.

Karşılığı Mülga 2675 sayılı Kanun’da bulunmayan 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 59. maddesi, yabancı mahkemelerce verilen kararların maddi hukuk bakımından ülkemizde hüküm ifade etmeye başlayacağı tarihi göstermeye ilişkin olup, önemli bir eksikliğin giderilmesi bakımından oldukça yerinde bir düzenlemedir. Bu kanun maddesi gereğince; yabancı mahkemelerce verilen hukuk davalanna ilişkin ilamların maddi hukuka ilişkin etkisinin tanıma tenfız kararının kesinleşmesinden sonra değil de, yabancı mahkeme ilamlarının kesinleşmesinden itibaren hüküm ifade edeceği belirlenmiştir. Söz konusu kanuni düzenleme sayesinde, özellikle ticaret, borçlar, miras ve aile hukuku yönünden maddi hukuk bakımından belirsizlik giderilmek suretiyle önemli haksızlıklar engellenmiştir.

Somut olay bakımından anılan Kanun maddelerinin değerlendirilmesi gerekirse; tanıma tenfiz karan verilmek koşuluyla, eşler yabancı mahkemenin boşanmanın kabulüne ilişkin ilamımn kesinleştiği tarihten itibaren boşanmış sayılırlar. Bu kanuni
düzenlemeye göre, sonraki tarihlerde tanıma tenfiz karan verilse dahi, evlilik birliği yabancı mahkeme ilamının kesinleştiği tarihte sona erer. 5718 sayılı Kanun’un 59. maddesiyle getirilen bu düzenleme sayesinde, eşler yabancı mahkeme ilamının kesinleştiği tarihten itibaren boşanmış sayılacaklanndan tanıma tenfiz karannın verildiği tarihe kadar geçen ara dönemde birbirlerine mirasçı olmayacaklar, duruma göre doğan çocuk evlilik dışı doğmuş sayılacaktır. Bu düzenlemeyle, yabancı mahkeme ilamının kesinleştiği tarih ile tanıma tenfiz karannın kesinleştiği tarih arasındaki ara dönemdeki belirsizlik ortadan kaldınlmıştır. Aksi takdirde, bu dönemde, henüz tanıma tenfiz karan verilmediğinden evliliğin devam ettiğinin kabulü gerekir ve beraberinde çözümü zor yeni uyuşmazlıklara neden olur. Açıklandığı üzere; 59. madde, yabancı mahkeme ilamının maddi hukuk bakımından etkisinin hüküm ifade edeceği döneme açıklık getirmiştir.

Sorun, dava hakkının kullanılmasında karşılaşılan zamanaşımı süresinin yabancı mahkeme ilamının kesinleşmesi tarihinde mi? Yoksa tanıma tenfiz kararının kesinleştiği tarihte mi? başlatılacağıdır.

Yabancı mahkemelerce verilmiş ve kesinleşmiş boşanma ilamı hakkında, Türk Mahkemelerince tanıma tenfiz karan verilmedikçe eşler Türk Kanunları’na göre boşanmış sayılmayacaklanndan, ara dönemde boşanmaya bağlı olarak Türkiye’de açılacak tazminat, nafaka ve mal rejiminin tasfiyesi gibi bazı dava haklarının kullanılması imkanı olmayacaktır. Başka bir anlatımla, bu ara dönemde açılan davaların, davanın görülebilirlik ön koşulu (evlilik devam ettiğinden) gerçekleşmediğinden reddedilmesigerekecektir. Dairemiz, daha önceki tarihlerde verdiği kararlarda, mal rejiminin tasfyesine ilişkin alacak davalarında, zamanaşımının yabancı mahkeme ilamının kesinleştiği tarihte başlatılması gerektiğini kabul etmekte idi. Bu görüşün benimsenmesi durumunda; tanıma-tenfiz kararından önceki ara dönemde, taraflar boşanmaya bağlı diğer dava haklarını kullanamayacak, ancak zamanaşımı işlemeye devam edecektir. Zamanaşımı, yabancı mahkeme kararının kesinleştiği tarihte başlayacağından, tanıma tenfiz kararından sonra açılacak davaların zamanaşımı süresinin geçmiş olması sonucu ile karşılaşılması kaçınılmaz olacaktır. Bu görüş, hak sahibinin haktan yararlanmasına izin vermeden, zamanaşımını başlatmak demektir ki; bu durum, hakkın özüne, hakkaniyete, toplum vicdanına ve adalete aykırıdır. Bu bakımdan Dairece görüş değişikliğine gidilerek, boşanmaya bağlı mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak davalarında zamanaşımının başlangıç tarihinin, yabancı mahkeme ilamıyla ilgili tanıma/ tenfiz kararının kesinleştiği tarih olarak kabul edilmiştir.

Zamanaşımının işlemeye başlamayacağı, başlamışsa duracağı halleri düzenleyen 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 153. maddesinin 6. fıkrasına göre (eBK 132/6); alacak, Türk Mahkemeleri’nde ileri sürülemeyecek durumda ise zamanaşımı işlemez.
Söz konusu kanuni düzenleme olmasa bile, modem hukuk öğretisi ve evrensel hukuk genel ilkelerine göre; ileri sürülmesi zamanaşımına bağlanan hakların kullanılmasında, zamanaşımı, söz konusu hakkın kullanılabilir duruma geldiği tarihte başlar. Bir hak kullanılabilir duruma gelmeden zamanaşımı işletilemez.

Bu bakımdan; bir alacak davası olarak mal rejiminin tasfiyesine ilişkin alacak davalarında zamanaşımı süresinin; boşanmaya bağlı dava haklarının kullanılabilir hale geldiği, tanıma/tenfiz kararının kesinleşmesi tarihinden başlatılması gerekir. Nitekim, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 15.07.2009 gün 8466/4071 ile 15.07.2009 gün 8466/14071 ve 8. Hukuk Dairesi’nin 08.06.2009 gün 2030/2937 sayılı içtihatları da aynı doğrultudadır.

Açıklanan nedenlerle, davanın süresinde açıldığı kabul edilerek iddia ve savunma çerçevesinde taraf delillerinin toplanarak bir karar verilmesi gerektiği yönünde yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesi gerekirken; bu hususların değerlendirilmemesi sonucu onandığı, karar düzeltme isteği sonucu yapılan incelemeyle belirlenmiş olduğundan; 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’nun 442/3. maddesi gereğince davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulüne; Dairenin 05.06.2014 gün, 2013/13153 Esas, 2014/11554 Karar sayılı onama ilamının kaldırılmasına ve açıklanan sebeplerle yerel mahkeme hükmünün bozulmasına (Y8HD, 22.10.2015, E. 2014/23308, K. 2015/18783)

Avukat Saim İncekaş, kurucu sıfatıyla Adana İncekaş Hukuk ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. 

Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000’den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır.

Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9
E-posta: av.saimincekas@gmail.com
Telefon: 0534 910 97 43 
WhatsApp üzerinden iletişim için tıklayınız.
Telegram üzerinden iletişim için tıklayınız.

Avukat Saim İNCEKAŞ

Kurucu & Yönetici Avukat, Adana Avukat ve Hukuki Danışmanlık Bürosu

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Haftanın Özlü Sözü

“Bir saat adaletle hükmetmek, bir sene ibadet etmekten daha hayırlıdır.”  Hz. Muhammed(Hadis-i Şerif)

Kategoriler

Hukuki uyuşmazlıklarınız için avukata danışın!

blank

error: Uyarı: Uyarı: Bu işlem için giriş yapmanız gerekmektedir. Üst menüde yer alan üye giriş sayfasından ücretsiz giriş yapabilirsiniz.