Yargıtay Kararı: Y8HD, 20.03.2012, E. 2012/856, K. 2012/2009

Ara 14, 2020 | Boşanma Yargıtay ve Mahkeme Kararları

ÖZET: Yasal faize, katkı payı alacağı bakımından “dava”, ıslah yapılmışsa ıslah edilen miktar bakımından “ıslah” tarihinden geçerli olarak hükmedilebilir.

Davacının İddiası ve Talebi

Davacı Menekşe Zengin vekili, evlilik içinde alman ve davalılardan Selahattin adına tapuya tescil edilen 2883 parsel ve üzerine inşa edilen binanın edinilmesinde vekil edeninin ziynet eşyalarının satışından gelen para, ailesinden aldığı borç ve çalışarak elde ettiği gelirleri havale etmek suretiyle katkıda bulunduğunu, taşınmazın muvazaalı şekilde davalılardan Selahattin tarafından davalı annesi Gülser’e devredildiğini açıklayarak taşınmaza ait tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tesciline, olmadığı takdirde katkı bedeli kadar tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, dava dilekçesinde fazlaya dair haklarını saklı tutarak 30.000 TL değer göstermiş, daha sonra harcını da yatırdığı 5.5.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 115.000 TL’ye çıkararak tüm alacağa dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesini de talep etmiştir.

Davalının Savunması

Davalılar vekili, Selahattin’in geçimini sağlayacak geliri olduğunu, davacının bir katkısı bulunmadığını, tapu iptali ve tescil isteğinin yerinde olmadığını, ispat etmesi halinde ancak katkının iadesini isteyebileceğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Davacı vekili tarafından davalılar Gülser ve Salih aleyhine açılan dava atiye bırakılmak istenmiş, takipten sarfı nazar ettikleri bildirilmiş ise de, davalılar vekili tarafından bu durum kabul edilmemiştir. Mahkemece, “davalılar Salih ve Gülser Aydın hakkındaki davaların husumet yokluğu nedeni ile ayrı ayrı reddine, tapu iptali ve tescil isteğinin reddine, davacının katkı alacağına ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 115.000 TL katkı alacağının dava tarihinden başlayacak yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine” karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Yargılama Neticesi

Davacı ile davalılardan Selahattin 2.8.1988 tarihinde evlenmiş, Almanya’da açılan dava sonunda Tempeyhof-Kreuzburg Asliye (Aile) Hukuk Mahkemesi Aile Davaları Bölümünün 173 F 6215/05 sayılı karan ile boşanmışlar ve karar 24.2.2006 tarihinde kesinleşmiştir.

Boşanma kararının Pendik Aile Mahkemesinin 12.10.2006 tarih 2006/239 Esas 2006/639 Karar sayılı ilamı ile tanınmasına karar verilmiş ve tanıma karan da 23.11.2006’da kesinleşmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmeyle başka mal rejimi seçilmediğinden, eşler arasında 1.1.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (TKM.nin 170.m.), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği yabancı mahkemede boşanma davasının açıldığı tarihe kadar ise, yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. (TMK.nun 202, 4722 s.Y.nın lO.m.)

Dava konusu 2883 parselin 2.8.1993 tarihinde Salih oğlu Selahattin Aydın adına satın alındığı, 1995 tarihinde üzerine zemin+üç katlı betonarme karkas bina inşa edildiği ve taşınmazın 18.11.2004 tarihinde davalılardan Gülser Aydın’a tapuda devredildiği görülmektedir.

Taşınmazın satın alınma ve üzerine bina inşa tarihi itibariyle taraflar arasında mal ayrılığı rejimi geçerli olup, davacının isteğinin katkı payı alacağı niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Davacı ile davalının her ikisinin de çalışarak gelir elde ettikleri açıktır. Dosya muhtevasına, toplanan deliller, getirtilen taraflara ait gelirlere ilişkin belgeler, dinlenen tanık beyanları karşısında taraflar arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde davacının bu dönemde alınan mal varlığı değerlerine katkı oranının net olarak belirlenme imkanı olmadığı görüldüğünden dosya kapsamı, tarafların sosyal konumları, gelirlerinden yapabilecekleri kişisel harcamaları, TMK.nun 152.maddesinde yer alan kocanın evi geçindirme yükümlülüğü ile hakkaniyet ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkeleri de birlikte gözetildiğinde kadının katkı oranının % 50 olarak mahkemece kabul edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Diğer yandan mal varlığının dava tarihi itibariyle arsa ve bina değeri dahil piyasa sürüm değerinin 230.000 TL olarak belirlenmiş olması da yerindedir. Davacının çalışarak elde ettiği gelir dışında gerek ziynetler gerek ailesinden aldığı borç
ile katkısını, davalının ise savunmasında belirttiği babasına ait traktör ve hayvanların satışından gelen paranın alımda kullanıldığı hususlarını soyut tanık beyanları dışında ispatlayacak bir maddi ve somut belge veya delil sunmadıkları görülmektedir.

Tüm bu açıklamalar karşısında davalı Selahattin aleyhine hükmedilen katkı alacağına ilişkin davalılar vekilinin aşağıdaki husus dışındaki diğer tüm temyiz itirazları yerinde bulunmamaktadır. Ancak, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak
katkı alacağı istenmiş ise de faizle ilgili herhangi bir talepte bulunulmamıştır.

5.5.2011 tarihinde harcı yatırılan ıslah dilekçesinde ilk defa ıslah edilen tüm alacağa dava tarihinden geçerli olarak yasal faiz yürütülmesi istenmiş, mahkemece, bu istek doğrultusunda 115.000 TL alacağın dava tarihinden itibaren geçerli yasal faizi ile davalı Selahattin’den tahsiline karar verilmiştir. Yasal faize, katkı payı alacağı bakımından “dava”, ıslah yapılmışsa ıslah edilen miktar bakımından “ıslah” tarihinden geçerli olarak hükmedilebilir.

Bu sebeple dava tarihinde faizle ilgili bir istek olmadığı ve ilk defa ıslah dilekçesi ile faizin istenmiş olduğu gözetilerek hükmedilen katkı payı alacağına ıslah tarihinden geçerli olarak yasal faize hükmedilmesi gerekirken bu husus gözden kaçırılarak dava tarihinden geçerli olacak şekilde faize karar verilmiş olması doğru olmamıştır. Davalılar vekilinin davalılar Salih ve Gülser aleyhine açılan ve husumetten reddedilen davada avukatlık ücreti ile ilgili temyiz isteğine gelince; mahkemece davalılar Gülser ve Salih aleyhine açılan davanın husumetten reddine karar verilmiş olup bu reddedilen bölümle ilgili karar tarihinde geçerli olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7.maddesi gereğince maktu avukatlık ücreti takdiri gerekirken bu hususta olumlu veya olumsuz bir hüküm verilmemiş olması da doğru değildir.

Hükmün bu yönlerden bozulması gerekmektedir. Diğer yandan davacı tarafça talep edilmesi halinde mahkemece her zaman iadesi mümkün olmakla birlikte davacı tarafından 28.1.2009 tarihli makbuzla yatırılan 2.700 TL nisbi karar ve ilam harcının da
mahsup edilmesi gereken harç miktarı içinde yer almamış olması da hatalı olup bu hususta bozma sevk edilmemiş, hataya değinilmekle yetinilmiştir.

Yukarıda ayrıntıları ile açıklandığı üzere davalılar vekilinin temyiz itirazlarının bir bölümü yerinde görüldüğünden kısmen kabulü ile usul ve kanuna aykırı görülen hükmün faiz ve avukatlık ücretine ilişkin bölümlerinin 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3.maddesi yollaması ile HUMK.nun 428.maddesi gereğince bozulmasına, (Y8HD, 20.03.2012, E. 2012/856, K. 2012/2009)

Avukat Saim İncekaş, kurucu sıfatıyla Adana İncekaş Hukuk ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. 

Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000’den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır.

Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9
E-posta: av.saimincekas@gmail.com
Telefon: 0534 910 97 43 
WhatsApp üzerinden iletişim için tıklayınız.
Telegram üzerinden iletişim için tıklayınız.

Avukat Saim İNCEKAŞ

Kurucu & Yönetici Avukat, Adana Avukat ve Hukuki Danışmanlık Bürosu

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Haftanın Özlü Sözü

“Bir saat adaletle hükmetmek, bir sene ibadet etmekten daha hayırlıdır.”  Hz. Muhammed(Hadis-i Şerif)

Hukuki uyuşmazlıklarınız için avukata danışın!

Kategoriler

error: Uyarı: Sadece üyeler bu işlemi gerçekleştirebilir.