Yargıtay Kararı: Y8HD, 13.06.2011, E. 2010/7107, K. 2011/3410

Ara 1, 2020 | Boşanma Yargıtay ve Mahkeme Kararları

Davacının İddiası ve Talebi

Davacı vekili, tarafların 1975 yılında evlendiklerini, vekil edeni ve davalının Hollanda’da işçi olarak çalışmak suretiyle gelir elde ettiklerini, dava konusu 186 ada 32 parselin arsasının 1998 yılında babası tarafından satın alınarak vekil edenine bağışlandığını, tarafların ortak birikimleriyle arsa üzerine bina yapıldığını, arsanın tamamı, üzerindeki binanın 1/2 payının müvekkiline ait olduğunu açıklayarak fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere taşınmaz değerinin yansına tekabül eden 20.000 TL alacağın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiştir.

Davalı Savunması

Davalı vekili, davanın yersiz olduğunu, taşınmazın vekil edenin geliriyle yapıldığını, davacının hiçbir katkısı bulunmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Yargılama Neticesi

Mahkemece, davanın katkı payı alacağı isteğine ilişkin olup 07.08.1953 tarih 8/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı ile TMK.nun 706.maddesi uyarınca taraflar arasında yapılmış resmi bir sözleşme bulunmadığından tarafların tanıklarının dinlenmesine gerek olmadığı görüşünden hareketle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Taraflar, 13.11.1975 tarihinde evlenmişler, 27.07.2006 tarihinde Hollanda Roermond Asliye Hukuk Mahkemesine açılan boşanma davası, kabul ile sonuçlanarak 29.09.2006 tarihinde kesinleşmiş, boşanma hükmünün Avanos Asliye(Aile)Mahkemesi hükmüyle tanınması üzerine boşanmışlardır. Başka mal rejimi seçilmediğinden 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM.nin 170.m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar (TMK md 225) edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. (TMK md 202). Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, dava konusu 186 ada 32 parsel, 25.03.2004 tarihinde kadastro yoluyla davalı Mevlüt adına tespit ve tescil edilmiş ise de; taşınmazın kadastro öncesinde davacının babası tarafından 25.06.1998 tarihli senetle satın alınarak davacıya bağışlandığı, evlilik birliği içerisinde taşınmaz üzerine bina yapıldığı ileri sürülmüştür.

Mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan nitelendirme ve ulaşılan sonuç usul ve yasaya uygun olmadığı gibi yapılan araştırma ve inceleme de yetersizdir. Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu parselin arsasının babası tarafından bağışlanan kişisel mal niteliğinde olduğunu, üzerindeki binanın ise evlilik sırasında birlikte yapıldığını ileri sürerek istekte bulunmuştur. Yukarıda tarih ve sayısı yazılı içtihadı birleştirme kararı taşınmazın aynına yönelik dava ve isteklere uygulanması mümkün olup alacak taleplerinde uygulanması söz konusu değildir. Çünkü davacının tapu iptali ve tescil konusunda bir dava ve isteği bulunmamaktadır. Öte yandan taraflar arasında yazılı bir belge bulunmadığından tanıkların dinlenilmesine gerek olmadığı yönündeki mahkeme gerekçesine katılma imkânı da yoktur. Taşınmazın aynına yönelik herhangi bir talep olmadığına göre davacı taraf; davasını her türlü delille kanıtlama imkânına sahiptir.

Diğer yönden; olayları anlatmak taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ise, HUMK.nun 76.maddesi gereğince hakime aittir. Davacı vekili, arsanın vekil edeninin kişisel malı olduğunu, vekil edeninin üzerindeki binanın yapılmasına yarı oranında katkıda bulunduğunu bildirmiş mahkemece, katkı payı alacağı olarak nitelendirilmiş ise de; davanın niteliğinin belirlenmesi bakımından yapılan araştırma ve inceleme de yetersizdir.

Mahkemece, tarafların sundukları delillerin eksiksiz olarak toplanması, dava konusu taşınmazın arsasının davacının babası tarafından 1998 yılında satın alınarak davacıya bağışlanıp bağışlanmadığı, bağışlanmış ise tarihi, davalı Mevlüt adına kadastro yoluyla tespit nedeni üzerinde durularak arsanın davacı Fatma’nın kişisel malı (TMK md 220/2.) olup olmadığının usulüne uygun olarak araştırılması, taşınmaz üzerindeki binaya ilişkin inşaat ruhsatı ile diğer kayıt ve belgeler getirtilerek inşaatın yapımına başlama ve tamamlandığı tarihlerin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ayrı ayrı belirlenmesi, tarafların yurtdışındaki çalışma ve gelirlerine ilişkin kayıt ve belgelerin eksiksiz olarak getirtilip dosya arasına konulması, ya da yurt dışındaki çalışmalarına ve gelirine yönelik belgelerin getirtilip dosyaya eklenmesi için taraflara süre ve imkan tanınması gerekmektedir. Davacı, arsanın babası tarafından alınarak kendisine bağışlandığını ileri sürdüğüne göre, kural olarak; bu şekilde bağışlanan arsa, TMK md 220/2. maddesi gereğince davacının kişisel malı olarak kabul edilmesi gerekir. Aynı maddenin 4. bendi uyarınca, arsanın bedeli ise kişisel mal yerine geçen değerdir. Bu kuralın, aksinin kanıtlanması mümkündür. Bu konuda yapılacak araştırma ve inceleme sonucu gerçekten arsanın davacının babası tarafından alınıp davacı Fatma Özer’e bağışlanmış ise, öncelikle bu arsa üzerinde yapılan binanın yapımına başlandığı tarihteki arsanın gerçek değerinin yapılacak keşifte bilirkişi aracılığıyla saptanması,

bundan ayrı tarafların çalışmalarına ve gelirlerine ilişkin bilgi ve belgeler esas alınarak yine arsa üzerindeki binanın yapımına başlandığı tarihe kadar her birinin ayrı ayrı toplam gelirlerinin hesaplanması, eşlerin sosyal statüleri ve mesleki kariyerleri ile toplum içindeki konumları gözönünde tutularak tarafların ауrı ауrı yapabilecekleri kişisel giderlerinin ayrıca saptanması, bundan ауrı 743 sayılı TMK md 52 uyarınca davalı Mevlüt Özer’in mal aynlığı döneminde evi geçindirme yükümlülüğü de gözetilerek ailedeki kişi sayısına göre yapabileceği harcamalar da belirlenerek davalının yaptığı kişisel giderlerine eklenmesi, tarafların böylece saptanan toplam giderlerinin ayrı ayrı toplam gelirlerinden düşürülmesi, her birinin ayrı ayrı yapabilecekleri tasarruf miktarlarının inşaata başlama tarihine göre hesaplanması, davacı Fatma’nın inşaata başlama tarihinde belirlenecek arsanın sürüm değerinin gelirine göre saptanan tasarruf miktarına eklenmesi ve davacının toplam tasarruf miktarının bulunması, böylece her iki tarafın toplam tasarruf miktarları karşısında ayrı ayrı katkı oranlarının hesaplanması, şayet inşaat 1.1.2002 tarihinden önce bitmiş ve bina tamamlanmış ise, davacıya ait bu katkı oranının dava tarihine göre saptanacak binanın toplam değeri ile çarpılması sonucu davacının katkı payı alacağının bulunması ve bunun hüküm altına
alınması gerekmektedir.

Şayet binanın yapımına 1.1.2002 tarihinden sonra başlanmış ve yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerli olduğu bu dönemde bitirilmiş ise, davacının arsadan doğacak kişisel malına ait para yani arsanın bedeli binanın yapımına (edinilmiş mala) değer artış payı olarak girdiğinin kabulü ile uyuşmazlığın TMK md 227 göre çözüme kavuşturulması düşünülmelidir. Yani davacı arsadan gelen kişisel parası nedeniyle TMK. nun 227. maddesi uyarınca hesaplanacak değer artış payı yanında binanın tarafların gelirleriyle edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde yapıldığı gözetilerek binadan dolayı TMK. nun 231 ve 236. maddeleri gereğince yasal edinilmiş mallara katılma rejiminden doğan katılma (artık değeri) alacağını alacaktır.

Tüm bu hususlar mahkemece toplanacak bilgi ve belgeler ile delillere göre nitelendirilip sonuçlandırılması gerekmektedir. Bu halde, TMK.nun 202, 222, 225, 219, 220, 227, 231, 236 ve 235. maddeleri uyuşmazlığın çözümünde gözönünde tutulmalıdır. TMK. nun 6 ve 222/1. maddeleri gereğince her iki taraf iddia ve savunmasını kanıtlamakla yükümlüdür. Yukarıdaki açıklamalar ve ilkeler gözardı edilerek hatalı değerlendirme, eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırıdır. (Y8HD, 13.06.2011, E. 2010/7107, K. 2011/3410.)

Avukat Saim İncekaş, kurucu sıfatıyla Adana İncekaş Hukuk ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. 

Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000’den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır.

Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9
E-posta: av.saimincekas@gmail.com
Telefon: 0534 910 97 43 
WhatsApp üzerinden iletişim için tıklayınız.
Telegram üzerinden iletişim için tıklayınız.

Avukat Saim İNCEKAŞ

Kurucu & Yönetici Avukat, Adana Avukat ve Hukuki Danışmanlık Bürosu

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Haftanın Özlü Sözü

“Bir saat adaletle hükmetmek, bir sene ibadet etmekten daha hayırlıdır.”  Hz. Muhammed(Hadis-i Şerif)

Hukuki uyuşmazlıklarınız için avukata danışın!

Kategoriler

error: Uyarı: Sadece üyeler bu işlemi gerçekleştirebilir.