Yargıtay Kararı: Y8HD, 13.06.2011, E. 2010/5842, K. 2011/3445

Ara 13, 2020 | Boşanma Yargıtay ve Mahkeme Kararları

ÖZET: Artık değerlerin villa için ve arsa için ayrı olarak bulunması bu artık değerin yarısı oranında davacının villa için ve arsa için katılma alacağı olduğunun kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Davacının İddiası ve Talebi

Davacı Erkurt Kurt vekili, evlilik birliği içinde edinilen ve davalı adına tapuda kayıtlı bulunan 109 ada 24 parsel üzerindeki 3 nolu tripleks villa, 81 ada 17 parsel nolu arsa ve 1812 ada 75 parsel üzerindeki 14 nolu bağımsız meskenin edinilmiş mal olduklarını, bunlardan 14 nolu meskenin ortak birikimlerle alınarak 1999 yılında vekil edeni adına tapuya tescil edilmiş ise de; daha sonra bunu sorun yapan davalıya tapuda devredildiğini açıklayarak edinilmiş mallara katılma rejimi gereği taşınmazların tasfiyesinin yapılmasını istemiş, dava dilekçesinde değer fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 50.000 TL olarak gösterilmiştir.

Davalının Savunması

Davalı Dilek Kurt vekili, 14 nolu meskenin alımında tüm parayı vekil edeninin ödediğini, davacı kendi adına tapu çıkartmış ise de; daha sonra vekil edenine tapuda devrettiğini, diğer taşınmazların alımında kredi çekildiğini, vekil edeninin kişisel gelirlerinin kullanıldığını, ödemelerin büyük kısmının vekil edeni tarafından yapıldığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Yargılama Neticesi

Mahkemece, villa ve arsa bakımından davacının katılma alacağı, mesken bakımından ise katkı payı alacağı olduğu kabul edilerek bilirkişi raporundaki hesaplamalar gözetilip, taleple bağlı kalınarak 50.000 TL.nin davalıdan tahsiline karar
verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekilleri ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Taraflar 13.8.1994 tarihinde evlenmiş, 7.4.2006 tarihinde açılan boşanma davasının kabulü ve 17.3.2008 tarihinde kesinleşmesi ile evlilik birliği son bulmuştur. Eşler arasında başka mal rejimi seçilmediğinden 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM. nin 170. m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar (4721 sayılı TMK.nun 225/2. m) yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4721 sayılı TMK.nun 202.m).

Dava konusu 109 ada 24 parsel üzerindeki 3 nolu tripleks villa 3.2.2003, 81 ada 17 parsel nolu arsa ise tarihinde satın alınarak davalı kadın adına tapuya tescil edilmişlerdir. Diğer dava konusu 1812 ada 75 parsel üzerindeki 14 nolu bağımsız mesken ise, 28.1.1999 tarihinde taraflar arasında mal ayrılığı rejimi geçerli iken satın alınarak davacı erkek adına tapuya kaydedilmiş, daha sonra taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 18.11.2002 tarihinde davacı tarafından tapuda davalı kadına satılarak devredilmiştir.

Dava konusu tripleks villa ile arsanın edinme tarihleri itibarıyla eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejimi geçerli olup, davacının isteği katılma alacağı niteliğindedir. Bu tür davalarda, eklenecek değerlerden (TMK.m.229) ve denkleştirmeden (TMK.m.230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere edinilmiş malın (TMK.m.219) toplam değerinden mala ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan artık değerin (TMK.m.231) yarısı üzerinden (TMK.m.236/1) tarafların kazanılmış hakları da dikkate alınarak katılma alacağının hesaplanması gerekir.

Mahkemece, toplanan deliller ve dosya kapsamına göre taşınmazların karar tarihine en yakın belirlenen tripleks villa için 635.000 TL arsa için 185.000 TL dikkate alınarak bu değerlerden davalı lehine kişisel mal ve gelir niteliğinde olduğu banka dekontları ve tanık beyanları ile anlaşılan gerek anne ve babasının katkıları, gerek üçüncü kişilerden aldığı borçlara ilişkin değerler ile kredi ödemelerinin boşanma dava tarihi sonrasına isabet eden bölümleri düşülerek artık değerlerin villa için 269.041 TL arsa için 51.447 TL bulunması (TMK.nun 231 .m.) bu artık değerin yarısı oranında davacının villa için 520 TL., arsa için 25.723 TL. (TMK.nun 236/1.m) katılma alacağı olduğunun kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Diğer dava konusu 1812 ada 75 parsel üzerindeki 14 nolu bağımsız meskene gelince; bu meskenin 28.1.1999 tarihinde
davacı adına tapuda kayıtlı iken 19.1.2007 tarihli yargılama oturumunda davacı vekilinin açıklamasından anlaşıldığı üzere davalı kadının tapunun erkek adına olmasını sorun yapması, davacı erkeğin ise, bu sorunu ortadan kaldırmak amacı ile tapuda
tarihinde davalı kadına meskeni satarak devrettiği anlaşılmaktadır. Davacı vekilinin devir amacına ilişkin açıklamaları karşısında tapuda davacı tarafından davalıya yapılan devrin esasında bağış niteliğinde olduğunun kabulü gerekir.

Borçlar Kanununun 234 ila 244 ve devamı maddeleri gereğince bağıştan rücuyu öngören usule uygun olarak açılmış bir dava ve istek de bulunmadığına göre mahkemece davacı erkeğin davasının 1812 ada 75 parsel üzerindeki 14 numaralı mesken bakımından reddine karar verilmesi ve hesaplamada dikkate alınmaması gerekirken bu taşınmazla ilgili de değer artış payı alacağı hesaplanması ve davacı lehine kurulan hüküm içinde yer alması doğru olmamıştır.

Öte yandan dava dilekçesinde; üç parça taşınmaz bakımından dava açılmış, harca esas değer olarak 50.000 TL bildirilmiş ancak bu değerin dava konusu hangi taşınmaz için olduğu, hangi taşınmaz için ne miktar alacak istendiği açıklanmamıştır. Mahkemece, talep konusu yapılan taşınmazlar tek tek belirtilerek, her bir mal için ne sebeple ve ne miktar alacak istendiği konusunda davacı taraftan bir açıklamada istenmemiştir. Hangi mal için neden ve ne kadar alacak istediğini davacı açıklamalı veya kendisine açıklatılmalıdır. Diğer bir anlatımla, davaya konu edilen mal varlıklarının ne olduğu tek tek belirtilmeli ve her bir mal için neden ve ne miktarda hak talep edildiği açık olarak ortaya konmalıdır. Mahkemece, tespit edilsin ve tespit edilen duruma göre davacıya ait değer artış payı alacağı veya katılma alacağı verilsin denilemez. HUMK.nun 75/2,213 ve 230. maddeleri gözönünde tutularak; hakim tarafından davacı veya vekiline yukarıda açıklandığı şekilde açıklama yapmaları için süre ve imkan verilmeli, üç parça taşınmazla ilgili dava ve istek somutlaştırıldıktan sonra taraflar arasındaki uyuşmazlık konusunda az yukarıdaki açıklamalar ve davacının talebi de dikkate alınarak her bir taşınmaz için bir karar verilmelidir.

Yukarıda açıklanan nedenle taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve yasaya aykırı görülen hükmün HUMK.nun 428. maddesi uyarınca bozulmasına (Y8HD, 13.06.2011, E. 2010/5842, K. 2011/3445)

Avukat Saim İncekaş, kurucu sıfatıyla Adana İncekaş Hukuk ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. 

Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000’den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır.

Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9
E-posta: av.saimincekas@gmail.com
Telefon: 0534 910 97 43 
WhatsApp üzerinden iletişim için tıklayınız.
Telegram üzerinden iletişim için tıklayınız.

Avukat Saim İNCEKAŞ

Kurucu & Yönetici Avukat, Adana Avukat ve Hukuki Danışmanlık Bürosu

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Haftanın Özlü Sözü

“Bir saat adaletle hükmetmek, bir sene ibadet etmekten daha hayırlıdır.”  Hz. Muhammed(Hadis-i Şerif)

Kategoriler

Hukuki uyuşmazlıklarınız için avukata danışın!

blank

error: Uyarı: Uyarı: Bu işlem için giriş yapmanız gerekmektedir. Üst menüde yer alan üye giriş sayfasından ücretsiz giriş yapabilirsiniz.