Yargıtay Kararı: Y8HD, 11.12.2012, E. 2012/8516, K. 12142

Ara 2, 2020 | Boşanma Yargıtay ve Mahkeme Kararları

Katılma alacağı istenebilmesi için rejim süresince eşlerin birlikte yaşamış olmaları zorunlu değildir.

Taraflar 24.07.1999 tarihinde evlenmişlerdir. İlyas tarafından Beniye aleyhine tarihinde açılan boşanma davası Küçükçekmece Aile Mahkemesinin tarih 2003/1994 Esas 2004/2096 Karar sayılı ilamı ile ispatlanamadığı gerekçesi ile reddedilmiş, hüküm temyiz edilmeden 28.09.2004 tarihinde kesinleşmiştir.

Davacının İddiası ve Talebi

Davacı İlyas 03.10.2007 tarihinde açtığı boşanma davasında ilk kararın kesinleştiği tarihten itibaren tarafların bir araya gelmediklerini ve yasal koşulların gerçekleştiğini açıklayarak boşanmaya karar verilmesini istemiş, Küçükçekmece 3.Aile Mahkemesinin 03.06.2009 tarih 2007/1066 Esas 2009/618 Karar sayılı ilamı ile davacının talebi yerinde görülerek TMK.nun 166/son maddesi gereği tarafların boşanmalarına karar verilmiş, kesinleşen ilam sonucu boşanma kararı nüfusa 27.12.2011 tarihinde işlenmiştir. Dava konusu 3297 parselde 5 numaralı dubleks mesken 06.06.2006 tarihinde davalı İlyas adına satın alınarak tapuya tescil edilmiştir. Davacı tarafından dava dilekçesi ve yargılama boyunca gerek yasal edinilmiş mallara katılma rejiminden ve gerek katkıdan söz edilmekte ise de 01.01.2002 tarihi sonrası çalışma karşılığı elde edilen gelir ve emekli maaşı edinilmiş mal niteliğinde (TMK.nun 219.m) olduğuna göre davacının kişisel mal veya değer ile katkıyı gerektiren değer artış payı alacağı istemediği talebinin yasal mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan artık değer üzerinden katılma
alacağı niteliğinde olduğunun kabulü gerekir.

Evlilik içinde 01.01.2002 tarihi sonrası eşlerden biri adına edinilen mal varlığı üzerinde diğer eşin yasadan kaynaklanan artık değerin yansı oranında katılma alacağı isteme imkanı bulunmaktadır (TMK.nun 231,
236/1.m.). TMK.nun 222. maddesi gereğince, belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Bir eşin bütün mallarının aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilmesi gerekir. Katılma alacağı bakımından talepte bulunan eşin çalışıp çalışmaması veya herhangi bir katkıda bulunup bulunmamasının bir önemi de yoktur.

Katılma alacağı yasadan kaynaklanmaktadır. Bu tür davalarda, eklenecek değerlerden (TMK.m.229) ve denkleştirmeden (TMK.m.230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere edinilmiş malın (TMK.m.219) toplam değerinden mala ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan artık değerin (TMK.m.231) yansı üzerinden (TMK.m.236/1) taraflann kazanılmış hakları da dikkate alınarak katılma alacağının hesaplanması gerekir. Mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar bu durumları ile tasfiyeye konu edilir (TMK.nun 231/1 m.). Söz konusu mal varlıklarının devredilmesi durumunda ise devredildiği tarih esas alınarak hesaplama yapılır (TMK.nun 235/son m.)

Karşılıklı temyiz nedenleri gözetilerek eldeki dosyada öncelikle çözümlenmesi gereken husus dava konusu taşınmazın edinildiği 6.6.2006 tarihinden önce 2002-2003 yıllarından itibaren taraflar arasındaki fiili ayrılığın mal rejiminin sona ermesi bakımından önemi olup olmadığı, mal rejiminin reddedilen ilk boşanma davasının dava tarihi 15.4.2003 tarihi itibarıyla mı, yoksa, boşanma ile sonuçlanan ikinci davanın dava tarihi 3.10.2007 tarihi itibarıyla mı sona erdiğidir.

Tarafların ilk boşanma davasının açıldığı 15.4.2003 tarihinden itibaren fiilen ayrı yaşadıkları hususunda bir ihtilaf yoktur. Kaldı ki boşanma ile sonuçlanan ikinci dosyada mahkeme gerekçesinde de taraflann fiilen 3.10.2007 tarihi öncesinde 4 yıl boyunca fiilen bir araya gelmedikleri kabul edilmiş, TMK.nun 166/son maddesi gereği boşanmaya hükmedilmiştir. Taraflar arasındaki evliliğin reddedilen boşanma ile sona erdiği kabul edilemez. Fiilen ayrılık tek başına boşanma nedeni değildir. Ancak TMK.nun 166/son maddesinde yazılı diğer koşullarla birlikte boşanma sebebi olarak kabul edilebilir. Red kararı sonrası evlilik resmi olarak devam
ettiğine göre taraflar arasındaki evliliğin kabulle sonuçlanan ikinci boşanma kararının
kesinleştiği tarihte sona erdiğinde şüphe yoktur.

TMK.nun 225. maddesinde ise mal rejiminin ne şekilde sona ereceği ve sona erme tarihi yazılı olup, boşanma sebebi ile evliliğin sona ermesi durumunda mal rejimi boşanma dava tarihi itibarıyla sona erecektir. Bu maddede fiili ayrılık mal rejiminin sona erme sebepleri arasında sayılmamıştır. Fiili ayrılık halinde haklarının zarar göreceğini düşünen eş haklı sebebin de bulunması halinde TMK.nun 206.maddesine göre mal ayrılığına geçilmesi isteğinde bulunabileceği gibi sözleşme ile mal rejiminin değiştirilmesi yoluna da gidebilecektir.

TMK.nun 227.maddesine dayanan değer artış payı alacağında eşlerden birinin diğer eşin mal edinmesinde katkısından söz edilmekte ise de, TMK.nun 236. maddesine dayanan katılma alacağında eşlerden birinin herhangi bir katkısı gerekli olmadığı gibi eşlerden birinin diğer eşin edindiği mal üzerindeki hakkı yasadan kaynaklanan şahsi hak niteliğindedir.

Değer artış payı alacağı bakımından fiili ayrılık döneminde diğer eşin edindiği mala katkıda bulunulması kural olarak, hayatın olağan akışına aykırı olduğundan bu dönem itibarıyla değer artış payı alacağının istenemeyeceği kabul edilmektedir. Diğer yandan eşlerden birinin bu dönemde diğer eşin edindiği mala TMK.nun 227.maddesinde belirtildiği şekilde kişisel mal veya geliri ile katkıda bulunduğunu ispat etmesi halinde değer artış payı talep etmesine yasal bir engel de yoktur. Ancak katılma alacağı daha farklı yasal düzenleme içermektedir. Katılma alacağı için az yukarıda yazılı olduğu gibi eşin herhangi bir katkısı gerekmemektedir. Bu hak yasadan kaynaklanmaktadır. Resmi evlilik devam ettiği sürece edinilen malların mal rejiminin sona erdiği anda mevcut olması durumunda (TMK.nun 235.m.) tasfiye edileceği yasa gereğidir.

İlk açtığı boşanma davası reddedilen eşin az veya ağır kusurlu olması, diğer eşe karşı evlilik birliğinden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemiş olması TMK.nun 174. maddesinde yazılı tazminatlar ile TMK.nun 175. maddesinde yazılı nafaka bakımından önemli ise de TMK.nun 236/2.maddesi dışında mal
rejiminin tasfiyesi bakımından bir önemi bulunmamaktadır.

Tüm bu açıklamalar karşısında tarafların fiilen ayrı yaşıyor olmaları katılma alacağını ortadan kaldırmadığına göre bu hususa yönelen davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.

Bu kabule göre davacı ve davalı arasındaki mal rejimi, kabulle sonuçlanan boşanma davasının sonuçlandığı 03.10.2007 tarihinde sona ermiş olup, eşler arasında başka mal rejimi seçilmediğinden 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM’nin 170. m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar (4721 sayılı TMK.nun 225/2. m) yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4721 sayılı TMK.nun 202.m).

Eşler arasındaki mal rejimi TMK.nun 225/2. maddesi uyarınca kabulle sonuçlanan boşanma davasımn açıldığı 03.10.2007 tarihi itibariyle sona ermiştir. Evlilik içinde 06.06.2006 tarihinde edinilen dava konusu taşınmazın TMK.nun 222/1.maddesi gereği davalı tarafından kişisel malı olduğu ispat edilemediği sürece TMK.nun 222/3 .maddesi gereği edinilmiş mal kabul edilmesi gerekir. Katılma alacağı bakımından talepte bulunan eşin çalışıp çalışmaması veya herhangi bir katkıda bulunup bulunmamasının bir önemi de yoktur. Burada ispat yükü kişisel mal olduğunu iddia eden davalıya düşmektedir.

Toplanan delillerden davalı tarafından dava konusu taşınmazın evlenme öncesi sahibi olduğu diğer bir taşınmazın satışından gelirle edinildiği savunulmuş ise de getirtilen tapu kaydına göre diğer taşınmazın boşanma sonrasında 22.6.2009 tarihinde satıldığı anlaşılmış olup davalı savunmasını ispat edememiştir.

Mahkemece davacının gerek emekli maaşı gerek terzilik yaparak ve fiili ayrılık tarihine kadar elde ettiği gelirden hareketle yaptığı hesaplama sonunda bulduğu %31 katkı oranı ile dava konusu taşınmazın karar tarihine en yakın tarih (keşif tarihi) itibarıyla belirlenen 120.000 TL değerin çarpımı sonunda bulduğu miktara hükmedilmiş ise de, katılma alacağının niteliği dikkate alındığında bu hesaplama yöntemine itibar edilmesi mümkün değildir. Edinilmiş mal niteliğindeki (TMK.nun 219.m.)
çalışma karşılığı elde edilen gelirle yapılan katkının katılma alacağında bir önemi yoktur. Bu bakımdan mahkemece karar tarihine en yakın sürüm değeri dikkate alınarak, eklenecek değerlerden (TMK.m.229) ve denkleştirmeden (TMK.m.230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere edinilmiş malın (TMK.m.219) toplam değerinden mala ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan artık değerin (TMK.m.231) yarısı üzerinden
(TMK.m.236/1) tarafların kazanılmış hakları da dikkate alınarak katılma alacağının hesaplanması gerekirken, davanın niteliği ile ilgisi olmayan bir takım hesaplamalardan, katkı oranından hareketle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir. (Y8HD, 11.12.2012, E. 2012/8516, K. 12142)

Avukat Saim İncekaş, kurucu sıfatıyla Adana İncekaş Hukuk ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. 

Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000’den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır.

Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9
E-posta: av.saimincekas@gmail.com
Telefon: 0534 910 97 43 
WhatsApp üzerinden iletişim için tıklayınız.
Telegram üzerinden iletişim için tıklayınız.

Avukat Saim İNCEKAŞ

Kurucu & Yönetici Avukat, Adana Avukat ve Hukuki Danışmanlık Bürosu

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Haftanın Özlü Sözü

“Bir saat adaletle hükmetmek, bir sene ibadet etmekten daha hayırlıdır.”  Hz. Muhammed(Hadis-i Şerif)

Kategoriler

Hukuki uyuşmazlıklarınız için avukata danışın!

blank

error: Uyarı: Sadece üyeler bu işlemi gerçekleştirebilir.