Yargıtay Kararı: Y8HD, 09.11.2015 t, E. 2015/13448, K. 2015/20074

Ara 2, 2020 | Boşanma Yargıtay ve Mahkeme Kararları

Alacağa konu edilen edinilmiş mal niteliğindeki araç aynı zamanda kayıt malik olan eş tarafından satılarak elden çıkartıldığından TMK’nun 229. maddesi kapsamında “edinilmiş mallara eklenecek değer” olarak kabul edilmelidir.

Davacının İddiası ve Talebi

Davacı/karşı davalı vekili, evlilik birliği içinde alınan araç nedeniyle katılma alacağı ve ziynet alacağı olmak üzere toplam 15.000,00 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalının Savunması

Davalı/karşı davacı vekili, ziynetlerin davacının çalıştığı bankadaki kasada saklandığını, davacının yedinde bulunan ziynetlerin davalı tarafından alınmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, aracın davacı tarafından satılarak bedelinin alındığı; bu sebeple davacının katılma alacağının bulunmadığı gerekçesiyle açılan davanın reddini savunmuş; açtığı karşı dava ile, aracın bedelinin davacı tarafından tahsili kapsamında 1.000,00 TL alacağın davacıdan alınarak davalıya verilmesin talep ve dava etmiştir.

Yargılama Neticesi

Mahkemece, aracın satış bedelini davacı tarafından alındığı, bu nedenle davacının katılma alacağı talebinde bulunamayacağı, ziynetler yönünden ise kasayı en son davacının açtığının sabit olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine; davalı/karşı davacının araca ilişkin alacak talebinin ise, aracın boşanma davası açılmadan önce devredildiği ve TMK 229. maddesinin uygulanmasını gerektirir bir durum olmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı/karşı davalı vekili ve davalı/karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK m. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı ve ziynet alacağı isteğine ilişkindir.

Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacak hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK m.229) ve denkleştirmeden (TMK m.230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK m. 219) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK m. 231) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK m. 236/1). Katılma alacağı Yasa’dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.

Artık değere katılma alacak miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınır (TMK m. 227/1, 228/1, 232 ve 235/1). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye anı karar tarihidir.

Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün mallan, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK m. 222).

Yukarıdaki değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.

Somut olaya gelince; eşler, 28.05.2002 tarihinde evlenmiş, 28.11.2007 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır.

Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK m. 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK’nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM m. 170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın m. 10, TMK m. 202/1).

Tasfiyeye konu araç, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu X tarihinde satın alınarak, davalı eş adına tescil edilmiştir, araç 14.11.2007 tarihinde 3. kişiye devredilmiştir. Ziynetlerin bulunduğu iddia edilen kasaya ilişkin ziyaretçi defterine göre, kasa en son davalı/karşı davacı tarafından 13.11.2007 tarihinde açılmıştır. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK m. 179).

Davacı/karşı davalı Fatma’nın temyiz itirazlarının incelemesinde;

1 .Davaya konu edilen aracın davalı/karşı davacı adına kayıtlı olduğu, boşanma davasından iki hafta önce kayıt maliki eş tarafından 3. kişiye satıldığı anlaşılmaktadır. Davalı/karşı davacı eş Hayrettin, aracın fiilen boşandığı eşine ait olduğu, satışı eşinin yaptığı, satış bedelini eşinin aldığı, kendisinin şeklen malik ve satıcı olduğunu ileri sürmüşse de; gösterdiği delillerle iddiasını kanıtlayamamıştır. Bu yöndeki davalı/karşı davacı tanığının beyanı, soyut içerikte olup, inandırıcı değildir. O halde, alacağa konu edilen edinilmiş mal niteliğindeki aracın aynı zamanda kayıt maliki olan davalı-karşı davacı tarafından satılarak elden çıkartıldığından TMK’nun 229. maddesi kapsamında “edinilmiş mallara eklenecek değer” olarak kabul edilmeli ve davacı/karşı davalı Fatma’nın artık değere katılma alacağı, gerektiğinde bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle hesaplanarak; gerçekleşecek sonuca göre, artık değere katılma alacağına hükmedilmesi gerekirken, Mahkemece reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.

Alacak talep edilen ziynet eşyalarının eşlerden Fatma’nın Adana’da çalışmaya başlamadan önceki çalıştığı Mersin’deki banka şubesinde kasada saklandığı ve her iki eşin elinde bu kasanın anahtarının bulunduğu hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Eş Fatma boşanma davası açılmadan önce eşi tarafından kasanın açılıp altınların alındığını eşinin telefonda kendisine bildirdiğini açıkladığını; davalı/karşı davacı Hayrettin ise, altınların bulunduğu kasanın eşinin çalıştığı banka şubesinde bulunduğu ve eşinin kasayı her zaman açma imkanının bulunduğu, kendisinin altınları almadığını savunmuştur.

Tarafların boşanma davasının açılması öncesinde uzun bir süredir geçimsizlik içinde bulundukları, davacı/karşı davalı Fatma’nın çalıştığı Mersin’deki Banka Şubesi’nden tayin isteyip, 2007 yılı Nisan ayında Adana’daki Banka Şubesi’nde çalışmaya başladığı; buna karşılık davalı/karşı davacı Hayrettin’in ise Mersin’de kalmaya devam ettiği gösterilen delillerle anlaşılmış olmasına ve altınların saklandığı kasayı en son Hayrettin tarafından banka kayıtlarıyla 11.2007 tarihinde boşanma davasından 15 gün önce açıldığının Mahkemece yapılan keşif ve bilirkişi incelemesiyle tespit edilmesine göre; boş olan kasadaki ziynet eşyalarının davalı/karşı davacı Hayrettin tarafından alınmış olduğu hususu hayatın ve olağan akışına uygun düşer. Hayatın olağan akışına aykırı düşeni ispat, bunu ileri sürene aittir. Davalı/karşı davacı Hayrettin bunun aksini ileri sürmüş, ancak gösterdiği delillerle bunu kanıtlayamamıştır. Bu durumda, gerek 1. bentteki dava konusu araç satışı, gerekse banka kasasının açılma tarihi ve davacı/karşı davalı Fatma’nın kasanın açıldığı tarihte Adana’daki banka şubesinde çalıştığı gözönüne alındığında; davalı/karşı davacı Hayrettin’in bu alacak kalemine yönelik savunmasına değer verilmemiştir. Açıklanan nedenlerle davacı/karşı davalı Fatma’nın ziynet eşyası alacağıyla ilgili olarak gerektiğinde bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle gerçekleşecek sonuca göre ve davacı/karşı davalının dava dilekçesindeki ziynetlere ilişkin talep miktarı da talepte dikkate alınmak suretiyle ziynet alacağının kabulüne karar verilmesi gerekirken; Mahkemece bu alacak için de talebin reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

Davalı/karşı davacını Hayrettin’in temyiz itirazlarına gelince;

Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalının temyiz itirazlarının reddine, (Y8HD, 09.11.2015 t, E. 2015/13448, K. 2015/20074)

Avukat Saim İncekaş, kurucu sıfatıyla Adana İncekaş Hukuk ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. 

Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000’den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır.

Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9
E-posta: av.saimincekas@gmail.com
Telefon: 0534 910 97 43 
WhatsApp üzerinden iletişim için tıklayınız.
Telegram üzerinden iletişim için tıklayınız.

Avukat Saim İNCEKAŞ

Kurucu & Yönetici Avukat, Adana Avukat ve Hukuki Danışmanlık Bürosu

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Haftanın Özlü Sözü

“Bir saat adaletle hükmetmek, bir sene ibadet etmekten daha hayırlıdır.”  Hz. Muhammed(Hadis-i Şerif)

Kategoriler

Hukuki uyuşmazlıklarınız için avukata danışın!

blank

error: Uyarı: Sadece üyeler bu işlemi gerçekleştirebilir.