Yargıtay Kararı: Y8HD, 07.06.2011, E. 2011/1307, K. 2011/3242

Ara 14, 2020 | Boşanma Yargıtay ve Mahkeme Kararları

Katkı oranlarının belirlenmesinde gerekirse hakkaniyet ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkelerinin de dikkate alınması gerekir.

Davacının İddiası ve Talebi

Davacı Seraceddin Eryiğit vekili, İstanbul Göztepe’de bulunan 401 ada 169 parseldeki dükkan ve 1106 ada 186 parseldeki dairenin katkısı nedeniyle tapu kayıtlarının iptaliyle vekil edeni adına tescili, bu isteği yerinde görülmezse bilirkişiler tarafından
belirlenecek değer üzerinden katkı payı alacağı isteğinde bulunmuştur.

Davalının Savunması

Davalı Serpil Eryiğit vekili, davacının katkısı olmadığını, davacı adına başka mallar olduğunu ve malların vekil edeninin geliri ve ailesinin yardımları ile alındığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Yargılama Neticesi

Mahkemece, davacının iptal ve tescil isteğinin reddine, dükkan için 390.500 TL, daire için 334.110 TL katkı payı alacağının dava
tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, davalı vekilinin temyizi sonunda Dairenin 13.10.2009 tarih 3113/4786 Esas ve Karar sayılı ilamı ile “...Yaşarbank’dan kredi çekildiği savunması üzerinde
durulması ve yapılacak araştırmada kredi çekmiş ise dava konusu taşınmazların alımında kullanılıp kullanılmadığı belirlenerek
sonucuna göre bir karar verilmesi, ayrıca dava dilekçesinde faiz istenmediği halde mahkemece istek aşılarak faize hükmedilmesinin usul hükümlerine aykırı olduğu…” gerekçesi ile bozma sevk edilmiştir.

Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan araştırma ve alman rapor sonunda davacının tapu iptali ve tescil isteğinin reddine, dükkan için 248.500 TL., daire için 525.030 TL katkı payı alacağının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Taraflar, 15.6.1981 tarihinde evlenmişler, 18.9.2006 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün kesinleşmesiyle 3.9.2007 tarihinde boşanmışlardır. Davacı Seraceddin’in 30.7.2009 tarihinde ölümü ile tek mirasçısı olarak ilk eşinden olma Vedat Eryiğit kalmış, mirasçı tarafından davaya devam edilmiştir. Başka mal rejimi seçilmediğinden taraflar arasında 1.1.2002 tarihine kadar mal ayrılığı, bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. Dava konusu dükkan 19.7.1991, daire ise 21.3.1997 tarihinde satın alınarak davalı kadın adına tescil edilmiştir.

11.2.2008 tarihli yargılama oturumunda davacı vekilinin tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin taleplerinden vazgeçtikleri ve katkı payı alacağı istedikleri anlaşıldığına göre mahkemece iptal ve tescil isteği ile ilgili davanın reddine karar verilmiş olması doğrudur. Diğer yandan katkı payı alacağı ile ilgili bozmaya uyularak yapılan araştırma sonunda Yaşarbank’tan 3.000 TL. miktarında kredinin çekildiği ve dava konusu dairenin alımında kullanıldığı anlaşılmakta ise de kredi ödemelerinin tek başına davalı tarafından yapılmış olduğu ispatlanamadığına, kredi ödemelerinin tarafların ayrı yaşamaya başladıkları 19.9.2000 tarihi ötesine de sarkmadığı belirlendiğine göre tarafların her ikisinin de gelirleri dikkate alındığında bu kredinin de taraf gelirleri ile ödenmiş olduğunun kabulünde isabetsizlik yoktur.

Bozma sonrası alınan 17.8.2010 tarihli raporda, önceki hükme esas alınan 14.7.2008 tarihli rapordan farklı olarak ayrıca 743 sayılı MK.nun 152.maddesi gereği takdiren katkı payı oranlarından %30’ar indirim yapılmış olması doğru olmamıştır. Öte yandan 14.7.2008 tarihli bilirkişi raporunda, taraf gelirlerinin dosyaya getirtilen belgeler incelenerek doğru şekilde tespit edildiği, hesaplama yöntemi bakımından taraf gelirlerinin ayrı ayrı alım tarihleri itibarıyla oranlanmış olması doğru ise de
1991 yılı itibarıyla davalı kadının sattığı taşınmazından gelen miktar 14,5 TL olarak kadının gelirine eklenmiş olup, dosya arasındaki tapu kaydı ve akit belgesine göre 14,5 TL miktarın sadece çıplak değere ilişkin olup ayrıca intifa hakkının da 29 TL’ye
satılmış olduğu, bu miktarı kadının geliri içinde dikkate alınmadığı anlaşılmıştır.

Ayrıca her iki taşınmazla ilgili ayrı ayrı taraf gelirleri oranlanırken her birinin sosyal statüleri, konumlan ve mesleki kariyerleri gözetilerek yapabilecekleri kişisel masraflarının ayn ayrı hesaplanması, davacı Seraceddin’in aynca, 743 sayılı TKM.nin 152.
maddesi gereğince evi geçindirme yükümlülüğü gözetilerek alım tarihleri itibarıyla evi geçindirme gideriyle kişisel giderleri dışında olabilecek fazla harcaması var ise, oran belirtilmek suretiyle hesaplanacak miktarının, davalı kadın yönünden ise kişisel harcamalarının hesaplanıp toplam gelirlerinden ayn ayrı düşülmesi, her birinin bu durum karşısında yapabilecekleri tasarruf miktarlannm ayn ayrı saptanarak tarafların toplam tasarruf miktarı içerisindeki katkı oranlarının belirlenmesi, bu belirlemede gerekirse TMK.nun 227. maddesinde yer alan hakkaniyet ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkelerinin de dikkate alınması gerekirken bunlar gözetilmeden sadece taraf gelirlerinin birbirine oranlanarak katkı payı oranlannm bulunmuş olması doğru değildir.

Mahkemece açıklanan hususları da gözeten uzman bilirkişi kurulundan yeniden rapor alınması ve sonucuna göre hüküm kurulması, bu şekilde katkı payı alacağı belirlendikten sonra önceki hükmün sadece davalı vekili tarafından temyiz edilmesi sebebiyle davalı yararına usulü kazanılmış hak oluştuğu da gözetilerek her bir taşınmaz için ayrı ayrı kazanılmış hakka dikkat edilmelidir.

Davalı vekilinin temyiz isteği bu nedenlerle yerinde bulunmaktadır. Hükmün esasının davalı vekilinin temyiz isteği yerinde görülerek bozulması sebebiyle davacı vekilinin temyizinde açıkladığı sebebin incelenmesi mümkün olmamakla beraber kabule göre; Mahkemenin 1.12.2008 tarihli kararında davacı lehine dükkan bakımından 390.500 TL daire için 334.500 TL üzerinden hüküm kurulmuş, hüküm davalı vekilinin temyizi sonunda bozulmuş olduğundan mahkemece dükkan bakımından verilen miktar kazanılmış hakka uygun ise de daire bakımından davalı lehine kazanılmış hak gözden kaçırılarak 525.030 TL olarak fazla miktara hükmedilmiş olması da doğru olmamıştır. (Y8HD, 07.06.2011, E. 2011/1307, K. 2011/3242)

Avukat Saim İncekaş, kurucu sıfatıyla Adana İncekaş Hukuk ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. 

Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000’den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır.

Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9
E-posta: av.saimincekas@gmail.com
Telefon: 0534 910 97 43 
WhatsApp üzerinden iletişim için tıklayınız.
Telegram üzerinden iletişim için tıklayınız.

Avukat Saim İNCEKAŞ

Kurucu & Yönetici Avukat, Adana Avukat ve Hukuki Danışmanlık Bürosu

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Haftanın Özlü Sözü

“Bir saat adaletle hükmetmek, bir sene ibadet etmekten daha hayırlıdır.”  Hz. Muhammed(Hadis-i Şerif)

Kategoriler

Hukuki uyuşmazlıklarınız için avukata danışın!

blank

error: Uyarı: Sadece üyeler bu işlemi gerçekleştirebilir.