Yargıtay Kararı: Y8HD, 01.03.2012, E. 2012/175, K. 2012/1382

Ara 14, 2020 | Boşanma Yargıtay ve Mahkeme Kararları

ÖZET: Davacı dava dilekçesinde “…her türlü …” kanıt demekle yemin deliline de dayandığının kabulü gerektiğine nazaran son çare olarak yemin teklif ve kabul etme konusu üzerinde de durulması gerekmektedir.

Davacının İddiası ve Talebi

Davacı Emine Algün vekili, Mersin 3 Aile Mahkemesinde 2006/146 Esas, 2007/442 Karar sayılı dosyasıyla Süleyman Algün tarafından açılan boşanma davasına karşı verdiği 8.5.1998 tarihli cevap ve karşı dava dilekçesinde; “…vekil edeninin
gerek davacı Süleyman’ın zorlaması ve gerekse evliliğini kurtarmak için bütün biriktirdiği para ile ziynet eşyalarını davacı Süleyman’a verdiğini, vekil edeninin verdiği parayla Pozcuda “Butik Vedi” isimli işyeri açtığını, mülkiyetini devraldığını, bu işyerinde vekil edeninin de çalışmasıyla elde edilen gelirle davalının Deryalar Yapı Kooperatifinden ev almış olduğunu, evi dekore ettirdiğini, eşyaları aldığını, vekil edenine ait paralarla ziynet eşyalarının karşılığı elde edilen paralarla bu işlerin yapıldığını, dava tarihi itibariyle iş yerinin mülkiyetinin 3.000.000.000 olduğunu, içindeki mallar ve alacaklarla birlikte aktif 5.000.000.000 mal varlığı söz konusu olup davalının Deryalar Kooperatifinde aldığı daire ile eşyalarının değeri ise 3.000.000.000 TL değerinde bulunduğunu açıklayarak fazlaya ilişkin haklan saklı kalmak koşuluyla şimdilik 1.000.000.000 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini” istemiştir.

Davalının Savunması

Davalı Süleyman Algün vekili, cevap dilekçesinde; davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu, vekil edeni adına kooperatif üyeliğinin bulunmadığını, herhangi bir daire de satın alınadığını açıklayarak haksız ve yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Yargılama Neticesi

Mahkemece, “davacı taraf, davalı kocanın evlilik birliği süresi içinde ziynet eşyalarını zorla alıp dava dışı Deryalar Kooperatifinden daire alındığından bahisle söz konusu taşınmaz nedeniyle yapılan katkı karşılığında tazminat talebinde bulunmuş ise de, celp edilen tapu kaydından davacının iddia ettiği taşınmazın davalı adına kayıtlı olmadığı, yine dava dışı kooperatifin mahkememize hitaben verdiği 19.1.2007 tarih 24.10.2007 tarihli karşılık yazılarında davalının söz konusu kooperatife üye olmadığı ve kooperatiften daire almadığı şeklindeki beyanı göz önünde tutulduğunda, davalının söz konusu kooperatiften evlilik süresi içerisinde taşınmaz almadığı gerekçesiyle davacının davalı aleyhine açmış olduğu davanın reddine” karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı Emine Algün vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, 743 sayılı TMK.nun 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen mallara yapılan katkı payı alacağı isteğine ilişkindir.

Taraflar 1991 yılında evlenmişler, 16.2.2006 tarihinde eldeki davada davalı bulunan Süleyman Algül tarafından açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 5.6.2008 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Taraflar arasında 743 sayılı TKM.nin 170. maddesi uyarınca evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK.nun yürürlüğe girdiği 1.1.2002 tarihine kadar mal ayrılığı, eşlerin başka bir mal rejimi seçtiklerini ileri sürmediklerinden 1.1.2002 tarihinden, boşanma davasının açıldığı 16.2.2006 tarihine kadar yasal mal rejimi olarak kabul edilen edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TMK.m.202,4722 sayılı K.nun m. 10).

Eşler arasındaki mal rejimi TMK.nun 225/2. maddesi uyarınca boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir. Davacı vekili, her ne kadar Deryalar Yapı Kooperatifinde bulunan ev bakımından hükmü temyiz etmiş ise de, anılan kooperatiften gelen karşılık yazılarda yer alan bilgiler ile dosya içerisinde bulunan tüm bilgi ve belgeler, dinlenen tanık beyanlarıyla davalı Süleyman’ın söz konusu kooperatifte üyeliğinin bulunmadığı, aksinin de davacı tarafından kanıtlanmadığı dosya kapsamıyla sabit bulunduğundan kooperatiften edinildiği iddia edilen eve yönelik davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle yerel mahkemenin buna ilişkin hükmünün onanmasına, Mahkemece, dava konusu yapılan ve evlilik birliği sırasında birlikte çalıştıran Butik Vedi isimli işyeri (dükkan) için herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin sadece Deryalar Konut Yapı Kooperatifindeki ev için gerekçe gösterilmek suretiyle kapalı bir biçimde, “davacının, davalı aleyhine açmış bulunduğu davanın reddine” karar verilmiştir.

Davacı boşanma davasıyla birlikte 8.5.1998 tarihli karşı dava dilekçesinde; Butik Vedi isimli bir işyeri açtıklarını, mülkiyetinin eşi Süleyman’a ait olduğunu bildirmiş, bundan ayrı Deryalar Yapı Kooperatifinde alınan evin de Süleyman üzerinde bulunduğunu bildirmiştir. Bu mallara kendi birikimi olan para ve ziynet eşyalarının satılmasından elde edilen paralarla katkıda bulunduğunu
ileri sürmüştür. Yerel mahkemenin 27.12.2007 gün ve 2005/173 Esas, 2007/816 Karar sayılı kararı üzerinde yapılan incelemede; istek kısmında “Butik Vedi işyerinden” (dükkandan) söz edilmediği gibi bunun için gerekçe kısmında da herhangi bir açıklama yer almamıştır.

Sadece “davacının iddia ettiği taşınmazın davalı adına kayıtlı olmadığı” yine “dava dışı kooperatifin mahkememize hitaben yazdığı karşılık yazıda da davalının söz konusu kooperatife hiçbir zaman üye olmadığı…” açıklamasına yer verilmiştir. Davalı adına kayıtlı olmayan taşınmaz, ifadesiyle hangi taşınmazı, neyi kastettiği açıklanmamıştır, duraksama söz konusudur.

Anayasanın 141/3. fıkrasında; “Bütün mahkemelerin her türlü kararlan gerekçeli yazılır, hükmüne yer verilmiş aynı
maddenin 4. fıkrasında ise, davalann en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir” denilmektedir. HUMK.nun 77. (HMK. m.30) maddesinde de, hakim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür, açıklamasına yer verilmiştir. HUMK.nun 388. (HMK. m.297) maddesinde de; bir kararda bulunması gereken hususların bentler halinde sıralandığı, anılan maddenin son fıkrasında ise; hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi öngörülmüştür.

HUMK.nun 389. maddesinde ise; verilen karar ile iki tarafa tahmil ve bahşedilen vazife ve haklar şüphe ve tereddüdü mucip olmayacak surette gayet sarih ve açık yazılmalıdır, denilmiştir. Yapılan değerlendirmede; yerel mahkeme hükmünün Butik Vedi işyeri (dükkan) bakımından herhangi bir gerekçe içermediği bir gerçektir. Davacı Emine Algün vekili, 24.6.1998 havale tarihli dilekçesinde; 707 ada 12 parsel sayılı taşınmazın Butik Vedi işyeriyle ilgili olduğunu, vekil edeninin birikimleriyle bu işyerinin satın alındığını, tapusunun davalı Süleyman adına olduğunu, delil dilekçesinin 2 nolu bendinde açıklamıştır.

Dosya arasında bulunan 707 ada 12 sayılı parselde yer alan taşınmaz da zemin katta 5 nolu dükkanın 2/50 arsa
paylı olarak Süleyman Algün adına tapuda kayıtlı olduğu ve 8.4.1996 tarihinde edinildiği anlaşılmış olup itiraza uğramayan tapu kaydıyla sabittir. 12.11.1998 tarihli yargılama oturumunda dinlenen tanık Osman Varlıklı beyanında; evlenmeden önce davacı Emine’nin davalı Süleyman Algün’ün yanında sekreter olarak çalıştığını, evlendikten sonra dükkanda davalı Emine’nin ara sıra oturduğunu, tarafların bu dükkana yerleştiklerini, bu dükkanı davalı Süleyman’ın kardeşleri Halim ve Sait’in yardımlarıyla aldıklarını, dükkanın alımına davacının katkısının olup olmadığının bilmediğini açıklamış, tanık Beşir Alparslan’da ifadesinde; Emine’nin Süleyman’ın yanında tezgahtar olarak çalıştığını, evlendikten sonra da Süleyman’ın açmış olduğu dükkanda birlikte çalışmaya başladıklarını, Süleyman’ın kullanmış olduğu dükkanı kendisinin satın aldığını ve davacı Süleyman’a kiraladığını beyan etmiştir.

Dinlenen diğer bazı tanıklar da benzer açıklamalarda bulunmuşlardır. Dosya arasında bulunan Süleyman Algün vekili Av. Murat Alan tarafından dosyaya sunulan 10.5.2002 tarih ve 13.5.2002 havale tarihli dilekçesinin (bilirkişi raporuna karşı beyanlarımızla ilgili dilekçe) 2 nolu bendinde aynen; “…707 ada 12 sayılı parselde kayıtlı taşınmazın zemin kat 5 nolu
dükkanın kat irtifakına ayrılan 2/50 arsa paylı dükkanı 200.000.000 TL’ye 16.1.1997 tarihinde Beşir Alparslan’a vekil edeni Süleyman tarafından satıldığını” açıkça kabul etmektedir. Tanık Beşir Alparslan’da dükkanı aldığını ve davalı Süleyman’a kiraladığını kabul etmektedir. Yapılan bu tür satış ve kiralama açıkça danışıklığı (muvazaayı) çağrıştırmaktadır.

Dosyadaki bilgi ve belgelere göre tarafların zaten 1997 yılından itibaren ayrı yaşadıkları görülmektedir. Şu halde; ortada işyeri niteliğinde bir dükkanın olduğu konusunda duraksamamak gerekir. Tarafların iddia ve savunmalarında da 707 ada 12 parselde bulunan dükkandan söz edilmektedir. Dükkanın 8.4.1996 tarihinde Süleyman adına tapuda kayıtlı bulunduğu ve 16.1.1997 tarihinde de üçüncü kişiye satıldığı ve bu kişinin de 12.11.1998 tarihli yargılama oturumunda dinlenen davacı
tanığı Beşir Alparslan olduğu, satın aldığı bu dükkanı tekrar davalı Süleyman’a kiraladığı konusunda bir kuşku bulunmamaktadır.

O halde iddia ve savunma doğrultusunda yukarıda yapılan açıklamalar da gözetilerek dükkan ile ilgili olarak ve gerekçe
gösterilmek suretiyle olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulması gerekirken, hiçbir gerekçe gösterilmeden sadece davalı Süleyman adına tapu kaydının bulunmadığı gerekçesiyle yukarıda açıklanan Anayasa maddesiyle HUMK.nun maddelerine aykırı bir biçimde hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırıdır.

Dükkanın tapu kaydının davacı adına bulunmaması yönündeki tek kelimelik gerekçenin az önce açıklanan Anayasa ve Kanun maddelerine uygun bir gerekçe olduğunu söylemek oldukça güçtür. Hatta olanaklı değildir. Adil yargılama hakkı ilkesine de aykırı düştüğü bir gerçektir. Saptanan somut olgular karşısında ve tarafların 1997 yılından beri ayrı yaşadıkları gözetilerek, davacı Emine’nin evlendikleri 1991 yılından 707 ada 12 parseldeki dükkanın davalı Süleyman tarafından alındığı ve üçüncü kişiye devrettiği tarihlere kadar, dükkanın alımına ve iyileştirilmesine yaptığı katkıyı TMK.nun 6. maddesi gereğince kanıtlanması halinde katkı payı alacağına hak kazanabilir. Bu gerçeğin gözardı edilmesi doğru değildir. Öte yandan davacı dava dilekçesinde “…her türlü …” kanıt demekle yemin deliline de dayandığının kabulü gerektiğine nazaran son çare olarak yemin teklif ve kabul etme konusu üzerinde de durulması gerekmektedir.

Davacı Emine Algün vekilinin temyiz itirazlan bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulüyle yerel mahkeme hükmünün sadece 707 ada 12 parselde bulunan ve daha sonra üçüncü şahsa satılan işyeri (dükkan) açısından 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK.nun 428. maddesi uyarınca oyçokluğuyla bozulmasına

Karşı oy: Davalı – karşı davacı Emine Algün aleyhine açılan boşanma davasına karşı 8.5.1998 tarihli karşı dava dilekçesiyle davalı kocaya ait iş yerinin ve yine davalıya ait Deryalar Yapı Kooperatifindeki evin alımında kendisinin de para ve ziynet
eşyası vererek katkısı bulunduğunu açıklayarak fazlaya dair haklarını saklı tutup 1.000.000.000 TL’nin (1000 TL) davalıdan tahsili ile kendisine verilmesini istemiştir. Karşı davacı Emine ile davalı Süleyman 31.05.1991 tarihinde evlenmişler, Mersin 2.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/146 Esas, 2007/442 Karar sayılı ilamıyla boşanmışlar, boşanma kararı kesinleşerek 05.06.2008 tarihinde nüfus kütüğüne işlenmiştir.

Davacının dava dilekçesinde, davalı adına tapulu olduğunu söylediği işyeri 08.04.1996 tarihinde davalı Süleyman tarafından satın alınmıştır. Dosyadaki tapu kaydına göre, bu taşınmaz 16.01.1998 tarihinde davalı Süleyman tarafından Beşir Alparslan isimli kişiye satılmıştır. Davalı Süleyman’ın kooperatif üyesi olduğu ileri sürülen Deryalar Konut Yapı Kooperatifinin hiçbir zaman üyesi olmadığı, bu kooperatif Başkanlığından alınan 19.01.2007 ve 24.10.2007 tarihli yazılardan anlaşılmaktadır.

Dava, tapulu işyeri ile tapusuz olup kooperatif üyeliğinden kaynaklanan taşınmaza ilişkin olarak para ve ziynet eşyası ödenmek suretiyle yapılan katkıya istinaden katkı payı alacağına ilişkindir. Böyle bir davada davacının her iki taşınmazın alımında katkısı olup olmadığının ispatlaması gerekir. Davacının taşınmazların ediniminde katkısı bulunmadığı anlaşılmış ve dava reddedilmiştir. Davanın reddi talebe uygundur. Zira davalı Süleyman’ın hiçbir zaman Deryalar Konut Yapı Kooperatifinin üyesi olmadığı ve bu kooperatiften taşınmaz edinmediği anlaşılmıştır. Keza, tapulu taşınmazın edinilmesinde de, katkı ispatlanamamıştır. Mahkemece, katkı alacağı ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiştir. Davalının taşınmazların her iki bakımından katkısı bulunmadığı açıktır. Kaldı ki, Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/173 Esas, 2007/816 Karar sayılı ilamında tapulu olan işyeriyle ilgili de gerekçe yazıldığı anlaşılmaktadır. Mahkeme gerekçesinde açıkça, “.. .celp edilen tapu kaydından davacının iddia ettiği taşınmazın davalı adına kayıtlı olmadığı, yine dava dışı kooperatifin mahkememize hitaben verdiği 19.01.2007 ve 24.10.2007 tarihli cevabı yazılarında, davalının söz konusu kooperatife hiçbir zaman üye olmadığı ve daire almadığı…” şeklindeki gerekçeden de, yerel mahkemenin dava konusu taşınmazların her ikisi bakımından da irdeleme yaptığı ve tapulu taşınmaz olan işyeri yönünden de gerekçe yazdığı anlaşılmaktadır.

Mahkemece, her iki taşınmaz yönünden katkı alacağı bulunmadığı düşüncesiyle davanın reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Sayın çoğunluğun da davacının kooperatif yönünden katkısı bulunmadığı yönündeki görüşü genel anlamda davacının katkısı bulunmadığı düşüncesinden hareketle kaleme alınmıştır. Eldeki bu dava 16.01.1998 tarihinde açılmış olup, ancak 27.12.2007 tarihinde sonuçlandırılabilmiştir. On yıla yakın bir süre devam eden bu dava şuasında davacı tapulu taşınmaz bakımından katkısı olduğunu ispatlayamamıştır. Davacıya bu yönde yeni bir imkan tanınması mümkün değildir. HMK. nun 30. maddesi, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesi gerektiğine amirdir. Bu nedenle sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşlerine katılmıyoruz. (Y8HD, 01.03.2012, E. 2012/175, K. 2012/1382)

Avukat Saim İncekaş, kurucu sıfatıyla Adana İncekaş Hukuk ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. 

Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000’den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır.

Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9
E-posta: av.saimincekas@gmail.com
Telefon: 0534 910 97 43 
WhatsApp üzerinden iletişim için tıklayınız.
Telegram üzerinden iletişim için tıklayınız.

Avukat Saim İNCEKAŞ

Kurucu & Yönetici Avukat, Adana Avukat ve Hukuki Danışmanlık Bürosu

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Haftanın Özlü Sözü

“Bir saat adaletle hükmetmek, bir sene ibadet etmekten daha hayırlıdır.”  Hz. Muhammed(Hadis-i Şerif)

Kategoriler

Hukuki uyuşmazlıklarınız için avukata danışın!

blank

error: Uyarı: Uyarı: Bu işlem için giriş yapmanız gerekmektedir. Üst menüde yer alan üye giriş sayfasından ücretsiz giriş yapabilirsiniz.