Yargıtay Kararı: Y8HD, 01.03.2012, E. 2011/4278, K. 2012/1393

Ara 14, 2020 | Boşanma Yargıtay ve Mahkeme Kararları

ÖZET: Katkı payı alacakları, terekenin borcu niteliğinde olduğundan öncelikle terekeden karşılanması gerekir.

Davacının İddiası ve Talebi

Davacı vekili, dava dilekçesinde; vekil edeninin eşi Mehmet Anlı’nın 10.08.1999 tarihinde öldüğünü, geriye mirasçı olarak davacı vekil edeni ile davalı gerçek kişileri mirasçı olarak bıraktığını, evlilik birliği sırasında 300 ada 9 parsel sayılı tarla niteliğindeki taşınmazı edindiklerini, vekil edeninin 1986 yılında ölen babasından gelen miras payını, kardeşi Mustafa Ak’a sattığını, 15 dal bileziklerini bu parayla birlikte taşınmazın edinilmesi için ölen eşine verdiğini, ayrıca fındık zamanı gündelikçi olarak çalıştığını, el işi dantel yaptığını, bu şekilde edindiği paraları da söz konusu taşınmaza harcadığını açıklayarak 300 ada 9 sayılı parselin tapu kaydının iptaliyle %50’sinin (fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL) vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalının Savunması

Davalılar vekilleri, cevap dilekçelerinde; taşınmaz üzerinde bulunan binanın ikinci katının davalı Nurten tarafından yapıldığını, 300 ada 9 sayılı parselin miras bırakan Mehmet Anlı tarafından sağlığında alındığını, davacının bir katkısının bulunmadığını açıklamışlar ve davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.

Davalılardan Cemil Anlı 06.09.2010 tarihli yargılama oturumunda; davayı kabul ettiğini açıklamış, beyanı okunup imzası alınmıştır.

Mahkemece; “davalı” Cemil Anlı davayı kabul ettiğinden 300 ada 9 sayılı parsel 40 pay kabul edilerek davalı Cemil Anlı’ya düşen 3/40 payın tapu kaydının iptaliyle bu payın davacı Mehmet kızı Safiye Anlı adına tapuya kayıt ve tesciline, kalan hissenin
miras bırakan tapu maliki Adem oğlu Mehmet Anlı üzerinde bırakılmasına, davalılardan Muammer Anlı, Nurten Anlı (Koç), Adem Anlı ve Sevim Güleryüz’e (Anlı) karşı açılan davanın ayni (mülkiyet) hakkı istenemeyeceği gerekçesiyle reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından hem tapu iptali ve tescil, hem de tazminat yönünden temyiz edilmiştir.

Yargılama Neticesi

Dava, 743 sayılı TKM.nin 170. maddesi uyarınca eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde 08.06.1992 tarihinde edinilen taşınmaza yapılan katkı payı alacağı isteğine ilişkindir.

Mahkemece, yazılı gerekçeyle sadece tapu iptali ve tescil isteği yönünden davalılardan birinin kabulü nedeniyle bunun açısından tapunun kısmen iptaline, diğer davalılar yönünden ayin istenemeyeceği gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.

Davacı tarafın dava dilekçesinde açıkladığı fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL ile ilgili istek bakımından olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmamıştır. Dava dilekçesinin çok iyi bir şekilde kaleme alındığı söylenemez. İstekte; 300 ada 9 nolu tarla niteliğindeki parselin tapu kaydının ‘A’sinin (fazlaya dair haklarımız saklı kalmak koşuluyla 10.000 TL) davacı Safiye Anlı adına tesciline, denilmiştir. Görüldüğü gibi gerçekten dava dilekçesinde istek çok açık olarak belirtilmemiştir. Ancak, dava dilekçesinin kapsamı ile temyiz dilekçesi birlikte değerlendirildiğinde; isteğin tapu iptali tescil ve olmadığı taktirde katkı payı alacağına ilişkin olduğunun kabulü gerekir.

Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak ise, mahkemeye (hakime) aittir.(HUMK. m.74, 75 ve 76) Davanın başka türlü nitelendirme olanağı bulunmamaktadır.

Kural olarak, mal rejiminden kaynaklanan davalarda aym istenemez. Mahkemenin bu yöndeki görüşü doğrudur. Ancak, aym kabul edilmediği taktirde şahsi hak olarak kabul edilen ve alacak niteliğinde bulunan katkı payı alacağı konusunda olumlu
veya olumsuz bir kararın verilmesi gerekmektedir. Katkı payı alacakları, terekenin borcu niteliğindedir. Öncelikle terekeden karşılanması gerekir. Hiç şüphesiz bir eşin diğer eşin malına yaptığı katkının para veya parayla ölçülebilen maddi bir katkısının
olduğunun kanıtlanması halinde şahsi hak niteliğinde bulunan alacak hakkını edinebilir. Muris 10.08.1980 tarihinde ölmüş olup, dosya arasında bulunan 300 ada 9 sayılı parselin tapu kaydına göre imar yoluyla 08.06.1992 tarihinde muris tarafından edinildiği ve davanın 01.01.2002 tarihinden sonra 10.06.2010 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.

Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile yukarıda yapılan açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, öncelikle mahkemenin görevi tartışma konusu olmaktadır. Görev kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında kendiliğinden göz önünde tutulur. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4. maddesinde; 4721 sayılı TMK.nun İkinci Kitabında Üçüncü Kısım hariç olmak üzere TMK. m. 118-395. maddelerinden kaynaklanan bütün davaların Aile Mahkemesinde bakılacağını hükme bağlamıştır. Aile Mahkemesinin kurulmadığı yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu karan uyarınca Asliye Hukuk Mahkemeleri, Aile Mahkemesi sıfatıyla bu tür davalara bakabilmektedir. Muris; taraflar arasında mal aynlığı rejiminin geçerli olduğu dönemde öldüğüne ve taşınmaz bu süre içinde alındığına, davada 01.01.2002 tarihinden sonra açıldığına göre uyuşmazlığın BK.nun genel hükümlerine göre çözüme kavuşturulması gerekmektedir.

Dava konusu 300 ada 9 sayılı parselin tapu kaydının ilk oluşturulduğu günden itibaren tüm intikalleri, kayıt maliklerini ve edinme sebeplerini gösterir biçimde getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önünde tutulması, iddia ve savunma çerçevesinde tüm deliller toplanarak sonucuna göre bir karar verilmelidir. Açıklanan nedenlerle dava dilekçesinin görev yönünden reddine, dosyanın görevli ve yetkili Aile Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek hüküm kurulmuş bulunması doğru değildir. Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün görev yönünden bozulmasına, bozma nedenine göre şimdilik diğer hususların incelenmesine yer olmadığına (Y8HD, 01.03.2012, E. 2011/4278, K. 2012/1393)

Avukat Saim İncekaş, kurucu sıfatıyla Adana İncekaş Hukuk ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. 

Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000’den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır.

Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9
E-posta: av.saimincekas@gmail.com
Telefon: 0534 910 97 43 
WhatsApp üzerinden iletişim için tıklayınız.
Telegram üzerinden iletişim için tıklayınız.

Avukat Saim İNCEKAŞ

Kurucu & Yönetici Avukat, Adana Avukat ve Hukuki Danışmanlık Bürosu

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Haftanın Özlü Sözü

“Bir saat adaletle hükmetmek, bir sene ibadet etmekten daha hayırlıdır.”  Hz. Muhammed(Hadis-i Şerif)

Hukuki uyuşmazlıklarınız için avukata danışın!

Kategoriler

error: Uyarı: Sadece üyeler bu işlemi gerçekleştirebilir.