Yargıtay Kararı: 8. HUKUK DAİRESİ E. 2015/21752 K. 2016/3258 T. 25.2.2016

Ara 21, 2020 | Boşanma Yargıtay ve Mahkeme Kararları

… ile … aralarındaki katılma alacağı davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine dair 9. Aile Mahkemesi’nden verilen 27.11.2013 gün ve 51/787 Sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Davacının İddiası ve Talebi

KARAR : Davacı … vekili, tarafların evlilik birliği içerisinde edindikleri, 37902 ada 14 parselde kayıtlı 13 numaralı bağımsız bölümün tasfiye edilerek yarı oranındaki değerinin karşılık olarak şimdilik 50.000 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı … vekili, taşınmazın vekil edeninin babası tarafından kızına alındığını davacının katkısının bulunmadığını, davalının kişisel malı olup tasfiyeye tabi tutulamayacağını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.

Yargılama Neticesi

Mahkemece, davanın kısmen kabulüyle 27.323,98 TL alacağın davalıdan tahsiline, fazla isteğin reddine karar verilmesi üzerine, hüküm; davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir(6100 Sayılı HMK 33. m). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı istemine ilişkindir.

Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacak hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK 229.m) ve denkleştirmeden (TMK 230.m) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK 219.m) toplam değerinden, bu mallara dair borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK 231.m) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK 236/1.m). Katılma alacağı Yasa’dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.

Artık değere katılma alacak miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınır (TMK 227/1, 228/1, 232 ve 235/1. m). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.

Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK 222. m).

Eşler, 5.9.2003 tarihinde evlenmiş, 4.12.2009 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne dair hükmün kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 Sayılı Kanun’un 10, TMK 202/1.m). Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime dair hükümler uygulanır (TMK 179.m).

Tasfiyeye konu 37902 ada 14 parselde kayıtlı 13 numaralı bağımsız bölüm, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 20.3.2008 tarihinde satın alınarak davalı eş adına tescil edilmiştir. Dosya arasında yer alan bilgi ve belgelere, tarafların ve tanıkların beyanlarına göre; taşınmazın 130.000 TL’ya satın alındığı, 30.000 TL’sının davalının babası tarafından sahibi olduğu şirket hesabından satıcıya gönderildiği, kalan miktarın davalı tarafından … Şubesinden 8.500.000.. Yeni çekilerek (100.000.TL karşılığı) karşılandığı, kredinin 120 ay geri ödemeli olup her ay Yen karşılığı kur üzerinden ödendiği, kredinin ilk taksit ödemesinin 21.4.2008 tarihinde yapıldığı, boşanma davasının açıldığı tarihe dek 20 adet taksitin ödendiği, ödeme belgelerine göre bu taksitlerin 7 adedinin davalının babası tarafından ödenmiş olduğu, diğer 13 adet taksitin taraflarca edinilmiş mallardan karşılandığı boşanma dava tarihinden sonrasına kalan 100 adet taksit bulunduğu anlaşılmaktadır.

Şu halde alım tarihine göre edinilmiş mal niteliğindeki taşınmazın bedelinin bir bölümünün davalının babası tarafından davalı kızına hibe olarak verildiği diğer deyişle davalının kişisel mallarından (TMK.220 mad.) karşılandığı, bir bölümünün ise edinilmiş mallardan karşılandığı ayrıca boşanma dava tarihinden sonrasında da ödemeleri devam eden kredi borcunun bulunduğu anlaşılmaktadır.

Mahkemece, 27.5.2013 tarihli hesap bilirkişisi tarafından düzenlenen rapor esas alınarak yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; dayanak alınan rapordaki hesaplama yöntemi Daire uygulamaları ile yasaya uygun değildir.

Toplanan delillere göre davaya konu taşınmaz 20.3.2008 tarihinde 130.000 TL’ya alınmış olmasına rağmen, karara esas alınan raporda, alım tarihinde taşınmaz değerinin 144.486,18 TL olduğunun kabul edilmesi ve bu değer üzerinden hesaplama yapılmış olması doğru olmamıştır. Yine alım tarihinde 120 ay vadeli kredinin mal rejiminin devamı içerisinde (boşanma dava tarihine kadar) ödenen taksit sayısının, toplam taksit sayısına oranı ve bu orana göre taşınmazın tasfiye tarihine en yakın değeri esas alınarak hesap yapılması gerekirken mal rejiminin sona erdiği tarihte ödenmeyen banka kredi borcunun … Yeni cinsinden döviz üzerinden o günkü kura göre belirlenen toplam miktarı esas alınarak, bu miktarın taşınmazın değerinden düşürülmesi suretiyle neticeye varılması da hesaplama yöntemine aykırı olmuştur.

Tasfiyeye konu taşınmazın, bedelinin tamamının ya da bir kısmının kredi ile karşılanması durumunda, kredi veren kuruluşa yapılan geri ödemelerin isabet ettiği dönemden, miktarından ve taksit sayısından hareketle mal rejiminin tasfiyesi sonucunda eşlerin alacak miktarlarının belirlenmesi gerekir. sadece 4721 Sayılı TMK’nun 202/1.maddesi gereğince edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde yapılan ödemeler yönünden eşler lehine artık değere katılma alacağının oluşması mümkündür. Kredi borcu ödemelerinin bir kısmının mal rejiminin devamı süresince, bir kısmının da mal rejiminin sona ermesi sonrasına sarkması durumunda sarkan ödemeler, ait olduğu mal grubunun borcu kabul edilerek (TMK.m.230/2) tasfiye ve denkleştirme gerçekleştirilir. Yine mal rejiminin devamı süresinde edinilmiş mala kişisel mallardan yapılan ödemeler de tasfiye sırasında denkleştirme hesabında göz önünde bulundurulmalıdır. (TMK.m.230/1-3).

Somut olayda; alacak talebine konu taşınmaz davalının edinilmiş malı niteliğindedir. Yukarıda açıklandığı gibi, davalı eşin edinilmiş malına dair borcun bir kısmı bu eşin kişisel malından karşılanmıştır. Bu durumda, kişisel mallardan karşılanan miktarın (30.000TL) malın alım tarihindeki değeri içindeki oranı bulunarak, bu oranın malın tasfiye tarihindeki sürüm değeri ile çarpılması ve belirlenen miktarı TMK 230/1. maddesi uyarınca davalının denkleştirme alacağı (edinilmiş malın borcu) olarak malın tasfiye tarihindeki sürüm değerinden düşümü gerekir.

Ayrıca, malın kredi ile ödenen ve iki döneme yayılan kredi borcu ödeme tablosu dosya içinde mevcut olduğundan; öncelikle, mal rejiminin sona erdiği tarihte henüz vadesi gelmediği için ödenmemiş kredi borç miktarının (taksit sayısı-100 adet), toplam kredi borcuna (toplam taksit sayısı 120) oranının, taşınmazın tasfiye tarihindeki (karara en yakın) sürüm(rayiç) değeri ile çarpılmasıyla borç miktarı belirlenmesi, bu miktarın da davalı yararına denkleştirilmesi suretiyle düşümü yapılmalıdır. Diğer yandan, edinilmiş mallara katılma rejiminin devam ettiği dönemde ödenen 20 adet taksitten 7 adedinin davalının kisisel mal grubundan karşılanmış olduğu toplanan delillerle sabit olmakla, bu ödemeye isabet eden bölümü yönünden de denkleştirme hesabı yapılarak davalı lehine düşüm yapılmalıdır.

Bu şekilde hesaplanacak olan taşınmazın borç miktarı ile davalının belirtilen denkleştirme alacakları taşınmazına tasfiye tarihindeki sürüm değerinden düşüldükten sonra kalan miktar, davacının artık değere katılma alacağı hesabında göz önüne alınacak; eşler mal rejimi sözleşmesiyle farklı bir oran kararlaştırmadıklarından; TMK.236/1.maddesi gereğince bu miktar içinde davacı eşin yarı pay oranında artık değere katılma alacağı mevcut olacaktır. Mahkemece açıklanan şekilde hesaplama için gerekirse dosyanın konusunda uzman hukukçu bilirkişiye tevdi ile denetime elverişli rapor alınması, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken; eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı oluş; temyiz edilen hükmün bu sebeple bozalmıs gerekmiştir.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarda gösterilen sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün 6100 Sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 467,00 TL peşin harcın istenmesi halinde davalıya iadesine 25.2.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (8. HUKUK DAİRESİ E. 2015/21752 K. 2016/3258 T. 25.2.2016)

Avukat Saim İncekaş, kurucu sıfatıyla Adana İncekaş Hukuk ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. 

Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000’den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır.

Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9
E-posta: av.saimincekas@gmail.com
Telefon: 0534 910 97 43 
WhatsApp üzerinden iletişim için tıklayınız.
Telegram üzerinden iletişim için tıklayınız.

Avukat Saim İNCEKAŞ

Kurucu & Yönetici Avukat, Adana Avukat ve Hukuki Danışmanlık Bürosu

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Haftanın Özlü Sözü

“Bir saat adaletle hükmetmek, bir sene ibadet etmekten daha hayırlıdır.”  Hz. Muhammed(Hadis-i Şerif)

Kategoriler

Hukuki uyuşmazlıklarınız için avukata danışın!

blank

error: Uyarı: Uyarı: Bu işlem için giriş yapmanız gerekmektedir. Üst menüde yer alan üye giriş sayfasından ücretsiz giriş yapabilirsiniz.