Yargıtay Kararı: 8. HUKUK DAİRESİ E. 2015/14671 K. 2015/18370 T. 15.10.2015

Ara 15, 2020 | Boşanma Yargıtay ve Mahkeme Kararları

DAVA : H.. K.. ile M.. A.. aralarındaki katılma alacağı davasının reddine dair Isparta 1. Aile Mahkemesi’nden verilen 13.12.2012 gün ve 962/1150 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili tarafların evlilik birliği içerisinde S.S. .. Arsa ve Konut Yapı Kooperatifi üyeliğiyle edindikleri 39 numaralı konut ile .. plakalı aracın tasfiye edilerek 1/2 payı oranındaki değerinden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 50.000TL’nin dava tarihinden itibaren faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı, dava konusu aracı evlenmeden evvel 1997 tarihinde edindiğini kişisel malı olduğunu, kooperatif yoluyla edindiği konutun da yine evlilik öncesi 1993 yılında üye olup aidatlarını kendisinin ödediğini davacı eşin katkısının bulunmadığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, uzman bilirkişiden alınan 14.07.2012 tarihli bilirkişi raporu dikkate alınarak edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi hükümleri uyarınca davacının herhangi bir alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm; davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Tasfiyeye konu taşınmazın kooperatif üyeliği yoluyla edinilmesi halinde, kooperatife yapılan ödemelerden ve bu ödemelerin isabet ettiği dönemlerden hareketle, mal rejiminin tasfiyesi ile eşlerin alacak miktarları belirlenir. Kooperatif ödemelerinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 202/1. maddesi gereğince edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 01.01.2002 tarihinden sonraki dönemde yapılmasında iddia ve talep durumuna göre değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacak hakkı doğabilecektir.

Somut olaya gelince; eşler, 23.03.2004 tarihinde evlenmiş, 05.09.2008 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 31.03.2011 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı Yasanın 10, TMK 202/1. m).

Henüz evlilik birliği kurulmadan davalı eş, tasfiyeye konu kooperatife 08.12.1993 tarihinde 100 nolu üye olarak girmiş, ödemeler 20.01.1994 ile 2007 (sona erdiği tarihin ayrıca belirlenmesi bakımından kooperatiften sorulması gerekmektedir) tarihleri arasında yapılmıştır. Davalı eş Mehmet evlilik kurulmadan evvel bu kooperatif üyeliğini 26.11.2002 tarihinde davacı eşi adına devretmiş, daha sonra taraflar evlenmişler ve evlilik birliği devam ederken davacı Hacer 10.07.2008 tarihinde Kooperatif Başkanlığına hitaben yazdığı ve kooperatif tarafından da kabul edilen dilekçe ile anılan Kooperatifteki tüm hak ve yetkilerinin eşi M.. A..’e kendi rızası ile devir etmek istediğini bildirmiş bu tarihten itibaren kooperatif üyeliği davalı eş adına geçirilmiştir. Dava konusu taşınmazın tapu kaydı dosyada bulunmadığından ferdileşme suretiyle tapu kaydının oluşup oluşmadığı belirlenmemiş ise de kooperatif üyeliği halen davalı eş adına bulunmaktadır.

Dava konusu araç ise evlilik birliği kurulmadan 1997 yılında davalı eş tarafından edinilmiş olup halen davalı adınadır. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK 179.m).

1-Dava konusu araç evlilik birliğinin kurulmasından önce edinildiğinden davalının kişisel malı olup davacı yararına herhangi bir alacak hakkı doğurmaz. Mahkemece araç yönünden davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

2-Mahkemece, dayanak alınan bilirkişi raporuna göre tasfiye edilecek malvarlığı bulunmadığından, davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç kooperatif üyeliği yönünden dosya kapsamına uygun düşmemektedir. 14.07.2012 tarihli bilirkişi raporunda davacının üyeliği ile hak ve yetkilerinin 10.07.2008 tarihinde davalıya karşılıksız devredilmiş olduğunu bunun bağış niteliğinde bir işlem olarak değerlendirilmesi gerektiğini bu nedenle davacı lehine alacak hakkı doğmayacağı bildirilmiş ise de, toplanan deliller, dinlenen tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde davacının bağışlama iradesi ile hareket etmediği, evlilik birliğini devam ettirmek ve mevcut sorunları çözme saiki ile böyle bir işlem yapmış olduğu anlaşılmaktadır.

Kaldı ki davalı Mehmet’in Burdur 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde eşini de davalı göstererek açtığı davada kooperatif üyeliğinin eşi adından terkini ile kendi adına kayıt ve tescil istemli davanın devamı sırasında, yukarıda sözü edilen devir işleminin yapılmış olması da, bağışlama iradesi ile hareket etmediğini göstermektedir. Bir hukuki işlemin bağışlama olarak kabul edilebilmesi için tereddütsüz bağış iradesinin bulunması gerekir.

Şu halde, davalının evlenmeden önce kooperatife ödemelerinin bulunduğu, tarafların evlendiği 23.03.2004 tarihinden sonrasına da sarkan evlilik dönemi içinde de ödemelerin devam ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda; kişisel mal niteliğinde olan evlilik öncesindeki toplam ödemeler ile evlilik dönemi içerisindeki tasfiye tarihine kadar olan toplam ödemelerin ayrı ayrı belirlenerek, birbirine oranının saptanması, evlilik dönemine ilişkin (mal rejimi sona erene kadar ki) ödemeler yönünden bulunan bu oran ile kooperatif hissesinin (hisseye tekabül eden konut mevcut ise onun değerinin) karar tarihine en yakın (karar tarihindeki) tarihteki tespit edilecek değerinin çarpımı sonucu belirlenen değer üzerinde davacının yarı oranında katılma alacağının bulunduğunun gözetilmesi, bu konuda gerektiğinde keşif yapılarak kooperatif hissesinin ya da mevcut ise hisseye tekabül eden bağımsız bölüm yönünden değer tespitinin yapılması, yapılacak hesaplamalarda gerekirse konusunda uzman inşaat mühendisi (veya gayrimenkul değerleme uzmanı) ve hukukçu bilirkişilerden birlikte veya ayrı ayrı gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli rapor alınması ve sonucuna göre katılma alacağı ile ilgili bir hüküm kurulması gerekir.

SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın yukarıda (2) numaralı bentde açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 15.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (T.C. YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ E. 2015/14671 K. 2015/18370 T. 15.10.2015)

Avukat Saim İncekaş, kurucu sıfatıyla Adana İncekaş Hukuk ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. 

Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000’den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır.

Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9
E-posta: av.saimincekas@gmail.com
Telefon: 0534 910 97 43 
WhatsApp üzerinden iletişim için tıklayınız.
Telegram üzerinden iletişim için tıklayınız.

Avukat Saim İNCEKAŞ

Kurucu & Yönetici Avukat, Adana Avukat ve Hukuki Danışmanlık Bürosu

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Haftanın Özlü Sözü

“Bir saat adaletle hükmetmek, bir sene ibadet etmekten daha hayırlıdır.”  Hz. Muhammed(Hadis-i Şerif)

Hukuki uyuşmazlıklarınız için avukata danışın!

Kategoriler

error: Uyarı: Sadece üyeler bu işlemi gerçekleştirebilir.