Yargıtay Kararı: 8. Hukuk Dairesi 2016/21531 E. , 2019/3301 K.

Ara 15, 2020 | Boşanma Yargıtay ve Mahkeme Kararları

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : Katkı Payı Alacağı Ve Katılma Alacağı

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı … vekili, dava dilekçesinde belirtilen malvarlıkları nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi ile fazlaya ilişkin haklar saklı olmak üzere şimdilik 10.000 TL katkı payı alacağı ve katılma alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, talebini 144.792,32 TL katkı payı alacağı ve 437.594,41 TL katılma alacağı olmak üzere toplam 583.386,73 TL olarak ıslah etmiştir.

Davalı …, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, hakkaniyet indirimi yapılmak suretiyle davanın ıslah edilmiş haliyle kabulüne; toplam 144.792,32 TL katkı payı alacağından 6098 sayılı TBK’nun 50 ve 51.maddeleri uyarınca takdiren %20 oranında indirim yapılmak suretiyle bulunan 115.833,86 TL katkı payı alacağının 10.000 TL kısmının 26/09/2007 dava tarihinden, 105.833,86 TL kısmının ise 22/04/2016 ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, katılma alacağı talebinin de ıslah edilmiş haliyle kabulüne 34 VJ 6310 plaka sayılı otomobil yönünden 10.000 TL, Kadıköy 265 ada 20 parseldeki taşınmaz yönünden 270.244.00 TL, banka hesapları yönünden 77.484,64 TL ve şirket yönünden 79.865,77 TL olmak üzere toplam 437.594,41 TL katılma alacağının 28/06/2016 karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine hüküm, davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Davalı vekilinin … plakalı araca yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece somut uyuşmazlığa uygun olduğu kanaatine varılan uzman bilirkişilerin rapor ve ek raporlarındaki hesaplamalar dikkate alınarak davacının 144.792,32 TL katkı payı alacağının olduğu kabul edilmişse de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki;… plakalı araç davacı tarafça dava konusu edilmediği, üstelik 06.06.2014 tarihli beyan dilekçesinde davacı adına kayıtlı olduğu bildirildiği halde mahkemece hükme esas alınan yukarıda belirtilen raporlarda anılan aracın dava konusu yapılmış gibi hesaplamaya dahil edildiği ve dava tarihi itibariyle belirlenen değeri üzerinden davalı aleyhine katkı payı alacağı hesaplandığı anlaşılmaktadır. Mahkemece bu husus göz ardı edilerek araçla ilgili olarak da karar verilmiş olması doğru değildir.

Davalı vekilinin dava konusu … 280 ada 75 parseldeki 64 nolu bağımsız bölüme yönelik temyiz itirazlarına gelince;

Tasfiyeye konu taşınmazın kooperatif üyeliği yoluyla edinilmesi halinde, kooperatife yapılan ödemelerden ve bu ödemelerin isabet ettiği dönemlerden hareketle, mal rejiminin tasfiyesi ile eşlerin alacak miktarları belirlenir. Kooperatif ödemelerinin 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 170. maddesi gereğince mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 01.01.2002 tarihinden önceki dönemde tamamlanması durumunda, eşler lehine katkı payı alacağı, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 202/1. maddesi gereğince edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 01.01.2002 tarihinden sonraki dönemde tamamlanması halinde ise değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hakkı doğabilecektir.

Kooperatif ödemelerinin bir kısmının mal ayrılığı, bir kısmının da edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemlerde yapılmasında; mal ayrılığı dönemindeki ödemelere her bir eşin yaptığı katkı oranı, daha sonra geçerli olacak edinilmiş mallara katılma rejimine kişisel mal olarak geçeceği kabul edilmektedir.

Buna göre; mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde (01.01.2002 tarihine kadar) eşlerin kooperatif ödemelerine yaptıkları katkı oranı, 743 Sayılı TKM, Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri ile Yargıtay ve Dairemizce kabul edilen “katkı payı alacağı” hesaplama yöntemi göz önünde bulundurularak belirlenmelidir. Kişisel mal olarak kabul edilen bu katkı oranı, 01.01.2002 tarihinden sonra geçerli olacak edinilmiş mallara katılma rejimi kurallarına göre, hesap edilecek “değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı” miktarlarının tespitinde gözetilecektir.

Bunun için, öncelikle iddia ve savunmalar doğrultusunda kooperatif üyeliğine ve ödemelere ilişkin belgeler, eşlerin katkıda kullandıklarını ileri sürdükleri malvarlıkları (miras, ziynet, bağış vb.) ile mal ayrılığı dönemine ilişkin düzenli ve sürekli gelirlerine (maaş, gündelik, kar payı vb.) ilişkin belgeler bulundukları yerlerden eksiksiz olarak getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önünde bulundurulmalıdır. İhtiyaç duyulması halinde, değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.

Mahkemece, … Konut Yapı Kooperatifinin cevabi yazısı ve ekleri ile davalının kooperatife 30.06.1997 tarihinde ortaklığının kabul edildiği, ödemelere ilişkin dökümün gönderildiği, evlilik tarihinden önce başlayan ödemelerin evlilik tarihinden sonra da devam ettiği, bu durumda dava konusu taşınmazın davalının kişisel malı niteliğinde olduğundan talebin katkı payı alacağı talebi olduğu, davacının katkı payı alacağı bakımından mahkeme tarafından davacının elde ettiği kira gelirinin de hesaplamada kullanılması gerektiğine kanaat getirilmekle davacının 144.792,32 TL katkı payı alacağının olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmişse de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır.

Şöyle ki; davacı taraf, anılan taşınmazın taraflar nişanlı iken evlenmeden 2 ay önce kaba inşaat halinde kooperatif hissesi olarak alındığını, davacıya ait dairelerin kira gelirleri ile Eylül 1997’den itibaren peyderpey yapılarak oturulacak hale getirildiğini iddia etmiş, davalı taraf taşınmazın 25.06.1997’de 3.kişiden peşin parayla alınmış olup, 27.01.1998’de tapuların teslim edilerek ferdileştirildiğini, bu tarihten çok önce sitede yaşam başladığını ve kooperatifin aidat ödemelerinin son bulduğunu, davacı tarafça sunulan makbuzların mal alımı için ödenen taksitler olmayıp site temizlik ve bakım aidatları olduğunu savunmuştur.

İlgili kooperatiften celp edilen yazı ve ekindeki belgelere göre, davalının evlenme tarihi olan 04.08.1997 tarihinden önce 25.06.1997 tarihli üyelik hisse devir sözleşmesi ile dava dışı 3.kişiden üyelik hissesini devraldığı ve kooperatif yönetim kurulunun 30.06.1997 tarihli kararı ile ortaklığa kabul edildiği, kuranın ise daha önceki bir tarihte 29.08.1992 tarihinde çekildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar yazı cevabı ekinde davalı tarafça yapılan ödemeler liste halinde gönderilmişse de ödemelerin niteliği belirtilmemiştir. Mahkemece 27.01.1998 tarihinde yönetim planının oluştuğu ve ferdileşme işleminin yapıldığı da gözetilerek söz konusu ödemelerin taşınmazın edinilmesine yönelik kooperatif aidat ödemeleri mi yoksa günlük kullanıma yönelik site aidat ödemeleri mi olduğu, ayrıca taşınmazın ne durumda teslim edildiği hususları üzerinde durulması gerekmektedir. Bu durumda mahkemece anılan taşınmazın edinilmesine ve iyileştirilmesine yönelik olarak evlilik birliği içinde yapılan ödeme olup olmadığı hususu netleştirildikten sonra Daire’nin yukarıda belirtilen ilke ve esasları da dikkate alınarak katkı payı alacağı ve katılma alacağı yönünden konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişiler kurulundan rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.Davalı vekilinin %89 katkı oranına yönelik temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporundan hareketle davacının elde ettiği kira gelirlerinin de hesaplamada kullanılması gerektiğine kanaat getirilerek, davacının katkı oranının %89 olduğu kabul edilmişse de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, söz konusu rapor incelendiğinde davalının gelirleri yönünden dosyada mevcut belgeler uyarınca … hizmet cetvelindeki gelirlerinin esas alındığının, davalının 15.07.1999 tarihinde emekli olduğu ancak 1999, 2000 ve 2001 yıllarına ait emeklilik gelirlerinin tespitinin yapılamadığının, yine davalının bu tarihlerde şirketten elde ettiği kazancın da tespit edilemediğinin, raporun ikinci ek rapor olduğu da gözetilerek dosya kapsamındaki mevcut belgelere göre hesaplama yapıldığının belirtildiği görülmektedir. Ancak Daire’nin yerleşmiş uygulamalarına göre, öncelikle evlenme tarihinden, malın edinildiği tarihe kadar, eşlerin çalışma sürelerine ve gelirlerine ilişkin belgeler bulundukları yerlerden eksiksiz olarak getirtilmelidir. Çalışmanın sabit olmasına rağmen, bir kısım döneme ilişkin belgelere ulaşılamaması durumunda, ilgili meslek kuruluşlarından ve/veya bilirkişilerden o döneme ilişkin yaklaşık gelir durumu sorulup öğrenilerek, malın edinildiği tarihe kadar ki eşlerin tüm gelirleri ayrı ayrı belirlenmelidir. Sonra, her bir eşin alışkanlıkları, ekonomik ve sosyal statüleri gözetilerek, kişisel harcamaları ile ayrıca kocanın 743 Sayılı TKM’nin 152. maddesi gereğince evi geçindirme yükümlülüğü nedeniyle yapabileceği harcama, eşlerin kendi gelirlerinden düşülerek, gerçekleştirebilecekleri tasarruf miktarları ayrı ayrı tespit edilmeli, daha sonra her eşin tasarruf miktarının, birlikte yaptıkları toplam tasarruf miktarı içindeki oranı belirlenmelidir. Her bir eşin bulunan bu tasarruf oranı, çalışmaları karşılığı elde ettikleri gelirleriyle malın alımına yaptıkları katkı oranı olarak kabul edilmelidir. Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek, davalının emeklilik maaş gelirleri ile şirketten elde ettiği kazanç gelirlerinin dosya kapsamında mevcut olmadığı gerekçesiyle katkı oranı hesabında dikkate alınmamış olması doğru değildir.

Davacı vekilinin katkı payı alacağından %20 oranında indirim yapılmasına yönelik temyiz itirazlarına gelince; Dosya arasında bulunan 01.06.2015 tarihli ikinci ek rapor ile 25.02.2016 tarihli üçüncü ek raporda, davacının katkı payı alacağı bakımından, mahkeme tarafından davacının elde ettiği kira gelirlerinin de hesaplamada kullanılması gerektiğine kanaat getirilmesi halinde davacının 144.792,32 TL katkı payı alacağı olduğu, dava konusu Bodrumdaki taşınmaza yönelik kooperatife evlilik tarihinden önce davalı tarafından yapılan ödemeler tespit edilemediğinden katkı payı alacağı miktarının mahkeme tarafından hakkaniyete göre indirilebileceğinin belirtildiği, mahkemece de davacının 144.792,32 TL katkı payı alacağının olduğu, bu meblağdan 6098 sayılı TBK’nin 50 ve 51. maddeleri uyarınca taktiren %20 oranında indirim yapılmasının hakkaniyete uygun olacağı belirtilerek toplam 144.792,32 TL katkı payı alacağından 6098 sayılı TBK’nin 50 ve 51. maddeleri uyarınca taktiren %20 oranında indirim yapılmak suretiyle bulunan 115.833,86 TL ye hükmedildiği anlaşılmaktadır.

Ne var ki, bu karara katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, yukarıdaki bentlerde belirtilen bozma nedenleri dikkate alınarak 01.01.2002 tarihinden önce edilen malvarlıkları yönünden tarafların gelir durumlarına göre katkı oranları ve davacının dava konusu her bir malvarlığı yönünden katkı payı alacağının usulüne uygun olarak belirlenip, ancak gelirlerin ret olarak tespit edilmemesi halinde TMK’nin 4 ve TBK’nin 50 ve 51. maddesinin gözetilebileceği dikkate alınıp, gelirler ile TKM’nin 152. maddesi karşısında bulunacak katkı oranından harekatle hesaplanacak miktara hükmedilmesi gerekmekte olup, yasal olmayan gerekçeyle hakkaniyet indirimi adı altında indirim yapılmış olması doğru olmamıştır.

Davacı vekilinin harca yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanacak harçtan davacı tarafça yatırılan harcın mahsubu ile bakiye harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına karar verilmesi ve davacı tarafça yatırılan harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesi şeklinde hüküm kurulması gerekirken, davacı tarafça yatırılan 10.100,98 TL harcın talebi halinde karar kesinleştiğinde davacıya iadesi için harç tahsil müzekkeresi yazılmasına karar verilmesi de doğru değildir.

SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (5) ve (6) nolu bentlerde, davalı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2), (3) ve (4) nolu bentlerde yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 27.03.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (8. Hukuk Dairesi 2016/21531 E. , 2019/3301 K.)

Avukat Saim İncekaş, kurucu sıfatıyla Adana İncekaş Hukuk ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. 

Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000’den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır.

Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9
E-posta: av.saimincekas@gmail.com
Telefon: 0534 910 97 43 
WhatsApp üzerinden iletişim için tıklayınız.
Telegram üzerinden iletişim için tıklayınız.

Avukat Saim İNCEKAŞ

Kurucu & Yönetici Avukat, Adana Avukat ve Hukuki Danışmanlık Bürosu

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Haftanın Özlü Sözü

“Bir saat adaletle hükmetmek, bir sene ibadet etmekten daha hayırlıdır.”  Hz. Muhammed(Hadis-i Şerif)

Kategoriler

Hukuki uyuşmazlıklarınız için avukata danışın!

blank

error: Uyarı: Uyarı: Bu işlem için giriş yapmanız gerekmektedir. Üst menüde yer alan üye giriş sayfasından ücretsiz giriş yapabilirsiniz.