Yargıtay Kararı: 4 HD. 9.10.1973 T. 1972/9028 E. 8680 K

Ara 27, 2020 | Karışık Yargıtay Kararları

Özet: Süre aşımı nedeniyle temyiz dilekçesinin reddi, avukatı bu yüzden doğacak müvekkil zararı sorumlu kılar. Temyiz dilekçesi süresinde düzenlenmiş olsa bile sonucun değişmeyeceği durumlarda tazminat yükümlülüğü düşünülemez avukat, aksine talimat olmadıkça müvekkil zararına verilen hükmü temyiz etmelidir.

Davacı (S.) başlangıçta (Ç.) ve arkadaşları aleyhine bir dava açarak kendi taşınmazı ile komşu taşınmazlar arasındaki sınırın kadastroca yanlış tespit edildiğini ileri sürmüş ve tespitin bu yönden düzeltilmesini istemiştir. Mahkemece, önce davanın reddine karar vermiş ve davacının temyizi üzerine karar Yargıtay 1. Hukuk Dairesince aynen (dava kadastro tespitinin yanlış yapıldığından düzeltilmesi talebinde ibaret olduğuna ve iki tarafın kadastro tespitinden evvelki tapuları ifraz haritalarına müstenit olduğu anlaşıldığına ve mahallini bilen ehlivukuf taraflar arasındaki müşterek sınırın nereden geçtiğini bilemediğini söylediğine göre bir karar verilmek gerekli iken yeterli olmayan tahkikata dayanılarak ve davalının parseli de ölçülüp nispet araştırılmadan yazılı şekilde karar verilmesi yolsuz ve temyiz itirazları bu itibarla yerinde olduğundan) bozulmuştur.

Bozmadan sonra davalı avukat U.Ö., davacının vekâletini almış ve mahkemenin bozmaya uymayarak direnmeye ilişkin kararını temyiz etmiştir. Ancak Yargıtay Genel Kurulu istek süresinde olmadığından temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.

İddia ve Talepler

Davacı, kadastro memurları ile avukat aleyhine açtığı bir tazminat davasında avukatın diğer tarafla anlaşarak temyiz süresini geçirmek ve diğerlerinin de yanlış ölçü yapmak suretiyle kendisini mağdur ettiklerini ileri sürüp zararının ödetilmesini istemektedir.

Yargılama Neticesi

Mahkeme kadastro memurlarının miktarı kasten eksik gösterdikleri ve avukatın ise diğer tarafla anlaştığı sübuta ermediğinden davanı reddine karar vermiştir.

Bir avukatın aksine talimatı olmadıkça müvekkil zararına verilen hükme karşı temyiz yoluna başvurması gerekir.

Davaya konu olan olayda davalı avukat mahkemenin direnme kararını temyiz etmiştir. Fakat bu konudaki dilekçenin 13.9.1963’te yazıldığı pul üzerine kendisinin el ile attığı tarihten anlaşılmaktadır. Oysa tebliğ günü 28.8.1963 olduğundan temyiz süresi 12.9.1963 Çarşamba günü iş saati sonunda bitmiştir. Nitekim Yargıtay Genel Kurulu da bu nedenle süresinde olmayan temyiz dilekçesinin reddine karar vermiştir.

Davalı avukat savunmasında temyiz dilekçesini yazdıktan sonra davacıya verdiğini ve onun mahkemeye geç götürdüğünü ileri sürmektedir. Az önce belirtildiği gibi bu savunma doğru olsa bile sonuç değişmez Çünkü vekil dilekçeyi süre aşımından sonra yazılmıştır.

Bu yön avukatın temyiz dilekçesindeki pul üzerinden imzası üstüne bizzat atığı 13.9.1963 tarihinden anlaşılmaktadır. Fakat davanın kabulü için avukatın müvekkili aleyhine verilen kararı gününde temyiz etmemiş olması yetmez. Ayrıca ortada bu savunmanın sebebiyet verdiği bir zarar olmalıdır.

Olayda direnme kararı süresinde temyiz edilseydi Yargıtay Genel Kurulunca bozulacağının kabulünde kuşku yoktur. Çünkü mahkeme yaptığı yetersiz soruşturmaya dayanarak davayı reddetmiş ve Yargıtay 1. Hukuk Dairesi yeniden yapılacak soruşturmanın sonucuna göre karar verilmesini istemiştir. (Nitekim davalı avukat da kararın bozulacağı kanısındadır ki geç de olsa direnme kararını temyiz etmiştir. Ancak bozma kararında belirtilen soruşturma henüz yapılmadığından nasıl bir sonuca varılacağı şimdiden belli değildir. O halde mahkemece o davada bozmaya uyulmuş gibi istenilen soruşturma yapılarak bu soruşturma sonucuna göre davacı yararına bir karar verilip verilemeyeceği araştırılmak ve tereddüt halinde bilirkişiye başvurulmak gerekir.

Sadece avukatın diğer tarafla anlaştığı sübuta ermediğinden davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan davalı avukat U. hakkındaki davaya yöneltilen temyiz itirazları bu nedenle yerindedir. Çünkü avukat yalnız müvekkilinin hasımı ile anlaşmak gibi doğruluğa aykırı davranışından değil üzerine aldığı hizmet borcunun yerine getirilmesi sırasındaki her türlü savsamasından doğan zarardan Borçlar Yasasını 321. maddesi hükmünce sorumludur. Hükmün BOZULMASINA karar verildi (Y. 4. HD. 9.10.1973 T. 1972/9028 E. 8680 K.)

Avukat Saim İncekaş, kurucu sıfatıyla Adana İncekaş Hukuk ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. 

Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000’den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır.

Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9
E-posta: av.saimincekas@gmail.com
Telefon: 0534 910 97 43 
WhatsApp üzerinden iletişim için tıklayınız.
Telegram üzerinden iletişim için tıklayınız.

Avukat Saim İNCEKAŞ

Kurucu & Yönetici Avukat, Adana Avukat ve Hukuki Danışmanlık Bürosu

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Haftanın Özlü Sözü

“Bir saat adaletle hükmetmek, bir sene ibadet etmekten daha hayırlıdır.”  Hz. Muhammed(Hadis-i Şerif)

Kategoriler

Hukuki uyuşmazlıklarınız için avukata danışın!

blank

error: Uyarı: Uyarı: Bu işlem için giriş yapmanız gerekmektedir. Üst menüde yer alan üye giriş sayfasından ücretsiz giriş yapabilirsiniz.