Yargıtay Kararı: 13. Hukuk Dairesi 2016/18191 E. , 2019/9279 K.

Oca 11, 2021 | Karışık Yargıtay Kararları

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR

Davacı, davalı ile 2009 yılında nikah akdi yaptığını, satılık ev ararken davalının da kendi evini satmak için müşteri aradığını, ev alma diyaloğu içerisinde tanıştıklarını ve davalının evini satın aldığını, evlilik birliği içerisinde davalının müşterek haneyi 140.000,00 TL bedelle sattığını, bu paranın 25.000,00TL’si ile davalının kredi kartı vs. gibi bir kısım borçlarını ödediğini, kalan parayı davalının kendi adına olan hesabına yatırdığını, tüm bu nedenlerle 140.000,00 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile evin 140.000,00 TL bedelle satıldığı, 115.000,00 TL’nin sonrasında davacıya teslim edildiği dikkate alınarak, bakiye 25.000,00 TL’nin davalı uhdesinde kalıp kullanması ve borçların bu bedelden karşılanmasına davacının rızasının olduğu ispatlanamadığından 25.000,00 TL’nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı, evlilik öncesi davalıdan tapuda satın aldığı taşınmazın, evlilik birliği içinde satılması ve bedelinin davalı uhdesinde kalması sonrasında, taşınmazın satış bedeli tutarı olan 140.000,00 TL’nin tahsilini istemiş, davalı, gayrimenkulün tapusunu bedelsiz olarak davacının üzerine devrettiğini, evlilik birliği içinde taşınmazı 140.000,00 TL bedelle davacının sattığını, taşınmaz bedelinin kendi banka hesabına yatırıldığını, bu bedelden 25.000,00TL’si ile kredi kartları borçlarını ödediğini ve kalan 115.000,00 TL’yi davacıya elden teslim ettiğini savunmuştur. Mahkemece, tapudaki işlemin satış olarak gösterilmesinde davalının hileye düşürülmediğini, temlik işleminde asıl amaçlananın bağış olmasına karşın taraflarca satış olarak yapıldığının kayden sabit olduğunu, davalının evin satışından sonra kendisinde kalan paranın iade edildiği iddiasında olduğuna göre bağışa yönelik iradesini devam ettirdiğini, mevcut ihtilafta, davalı yan cevaplarında taşınmazın satış bedeli tutarı olan 140.000,00 TL’den 25.000,00 TL’sinin davacının rızası ve bilgisi ile kredi kartlarına ödendiğini belirtmekle esasen satış bedeli tutarının davacıya ait olduğunu, bu paranın sarfında davacının rızasını aradığını kabul ettiğini, davacının kendi adına banka hesabı bulunmadığından bahisle paraların kendi hesabına yatırıldığını beyan etmesi karşısında taraflar arasında TBK’nın 561. maddesi uyarınca saklama sözleşmesinin oluştuğunu, davalının 115.000,00 TL’yi davacıya elden ödediği yolundaki savunmasının tarafların karı-koca olduğundan tanık ile ispatının mümkün olduğu bizzat … beyanı ile davacıya verildiğinin ispatlanmış olduğunu, davacı tanıklarının bu hususta görgüye dayalı bilgilerinin olmadığı, aksi kanıtlanmadıkça asıl olanın tanıkların doğruyu söylediklerinin kabulü olduğunu, davacının alacağı olan 25.000,00 TL’nin davacının rızası ile harcandığı iddia edilmiş ise de bunun ispatlanmamış olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Somut olayda, evlilik birliği içinde satılan taşınmazın, bedelinin davalının hesabına yatırıldıktan sonra davalı 115.000,00 TL’yi davacıya elden verdiğini iddia ettiğine göre ispat yükü davalı taraftadır. Davalı bu iddiayı ispatlayabilmek için tanık deliline dayanmış, mahkeme dinlenen tanık beyanına göre karar vermiştir.

Ancak, dinlenen tanık davalının önceki eşinden olan oğlu olması nedeniyle, davalı bu iddiayı yansız tanık beyanı ile ispatlayamamıştır. Bu durumda davalı tanığının tarafsız sıfatının bulunmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece, sadece bu tanık beyanına dayanarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02/10/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi. (13. Hukuk Dairesi 2016/18191 E. , 2019/9279 K.)

Avukat Saim İncekaş, kurucu sıfatıyla Adana İncekaş Hukuk ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. 

Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000’den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır.

Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9
E-posta: av.saimincekas@gmail.com
Telefon: 0534 910 97 43 
WhatsApp üzerinden iletişim için tıklayınız.
Telegram üzerinden iletişim için tıklayınız.

Avukat Saim İNCEKAŞ

Kurucu & Yönetici Avukat, Adana Avukat ve Hukuki Danışmanlık Bürosu

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Haftanın Özlü Sözü

“Bir saat adaletle hükmetmek, bir sene ibadet etmekten daha hayırlıdır.”  Hz. Muhammed(Hadis-i Şerif)

Kategoriler

Hukuki uyuşmazlıklarınız için avukata danışın!

blank

error: Uyarı: Sadece üyeler bu işlemi gerçekleştirebilir.