Adana Avukat Saim İncekaş Hukuk Bürosu

Yargıtay Kararı: 13. HD E. 2015/19231 K. 2017/6255

Karışık Yargıtay Kararları

13. HD HUKUK DAİRESİ E. 2015/19231 K. 2017/6255 T. 24.5.2017 sayılı Yargıtay Kararı yazımızın devamında yer almaktadır.


Yargıtay Kararı

DAVA : Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

Bu yazımızda yer alan konu başlıkları şu şekildedir:

Davacının Talebi

Davacı, üçüncü şahıstan temlik aldığı alacağının tahsili için davalı avukata vekalet verdiğini, temlik sözleşmesinde davalı avukatın görevlendirileceğinin ve verilecek ücretin düzenlendiğini fakat davalının gerekli özen yükümlülüğüne uymadığını bu sebeple azlettiğini, tahsil ettiği 10696,95 TL yi uhdesinde tuttuğunu ve hesap vermediğini, takip ettiği dosyalar için fazladan 2500 TL masraf aldığını, sözleşme gereği iade etmesi gereken 10.000 TL teminat miktarını iade etmediğini, icra dosyalarında sıra cetveline itiraz etmediğini, borçlunun bir kısım taşınmazlarında haciz istemediğini, kıymet takdir raporuna itiraz etmediğini bu şekilde alacağını tahsil etmesini engellediğini ve kendisini 30.000 TL zarara uğrattığını ileri sürerek, bu alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiş fazlaya dair haklarını saklı tutarak dava değerini 53196,95 TL olarak göstermiştir.

Davalı, davacıya birden fazla hukuki yardımda bulunduğunu, işini özenle yerine getirdiğini, davacının herhangi bir zarara uğramadığını ve usulüne uygun hapis hakkını kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkeme Kararı

Mahkemece, davalının azlinin haksız olduğu, davalı avukatın özen yükümlülüğüne aykırı bir işleminin olmadığı, davacının herhangi bir zararının olmadığı kanaati ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

1-)Dava, vekili tarafından adına icra dosyasında tahsil edilen paranın taraflarına ödenmemesi ve fazla masraf tahsilatı nedeni ile alacak ve vekilin işini özenle yerine getirmemesi nedeni ile alacağın tazmin edilmemesi kapsamında tazminat istemine ilişkindir. Davalı, davacıya birden fazla hukuki yardımda bulunduğunu, işini özenle yerine getirdiğini, hapis hakkını kullandığını savunmuştur. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.

Davalı, 10696,95 TL icra dosyasından vekil olarak tahsil ettiği meblağları ücret alacaklarına mahsuben yedinde tuttuğunu, hukuki tanımıyla Avukatlık Kanunu’nun 166. maddesi gereğince “hapis hakkı”nı kullandığını ileri sürdüğüne göre, davada öncelikle hapis hakkının, nasıl ve hangi şartlarda kullanılması gerektiği üzerinde durulmalıdır.

Hemen belirtmek gerekir ki, Avukatlık Kanunu’nun 166. maddesinde tanımlanan hapis hakkı, sadece vekalet ücreti alacakları ve yapılan giderler oranında kullanılabilir. Avukatın, müvekkili nam ve hesabına tahsil etmiş olduğu alacak ve değerlerden, ücret ve masraf alacağından fazla bir miktarını “hapis hakkı” adı altında elinde tutması, bu hakkın yasaya konuluş amacına aykırı olduğu gibi, avukatlık meslek kurallarına da aykırıdır.

Aynı şekilde hapis hakkını kullanan avukatın, müvekkilin nam ve hesabına tahsil ettiği alacakları geciktirmeksizin iş sahibine bildirmesi, hangi işten dolayı ve ne miktarda ücret ve masraf alacağı olduğunu açıklaması ve konu ile ilgili karşı tarafı bilgilendirdikten ve gerektiği durumlarda yapılacak hesaplaşmadan sonra, alacağı oranında hapis hakkını kullanması gereklidir. Esasen bu durum, avukatın müvekkiline hesap verme yükümlülüğünün de tabii bir sonucudur. Nitekim, Avukatlık Kanununun 34. maddesinde, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık ünvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.” hükmü, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 43. maddesinde de, “Müvekkil adına alınan paralar ve başkaca değerler geciktirilmeksizin müvekkile duyurulur ve verilir.” hükmü bulunmaktadır.

Öte yandan avukat, ancak muaccel olan vekalet ücreti alacakları yönünden hapis hakkını kullanabilir. Yasada avukatlık ücretinin ne zaman muaccel olacağı konusunda açık bir hüküm bulunmamakla beraber, Avukatlık Kanunu’nun 171/1 maddesinde düzenlenen “Avukat üzerine aldığı işi kanun hükümlerine göre ve yazılı sözleşme olmasa bile sonuna kadar takip eder” ve “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi”nin 2. maddesinde düzenlenen “ ücreti, kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemler ücreti karşılığıdır” hükümleri gereğince vekalet ücreti alacağının, üstlenilen işin bitmesi ile muaccel hale geldiğinin kabulü gerekir. Bu kabule göre avukat, aksine sözleşme yoksa, işi sonuna kadar takip edip sonuçlandırmadan ücretini isteyemeyeceği gibi bu noktada hapis hakkını da kullanamaz.

Hapis hakkı ile ilgili bu açıklamalardan sonra davaya konu olaya bakılacak olursa; davalı tarafından vekalet ile davacının icra dosyalarında temsil edildiği, davalının bir kısım icra dosyalarında davacı adına 10696,95-TL tahsilat yaptığı daha sonra 05/9/2008 tarihli azilname ile azledildiği hususlarında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı avukatın hapis hakkını Avukatlık Kanunu ve meslek kuralları hükümlerine uygun olarak kullanıp kullanmadığının denetlenmesi için, tahsilat sırasında avukatın muaccel olan vekalet ücreti ve masraf alacağının bulunup bulunmadığının tespiti yanında avukatın hangi işten dolayı ve ne miktarda ücret ve masraf alacağı olduğu konusunda karşı tarafı bilgilendirip bilgilendirmediğinin, davalı nam ve hesabına tahsil ettiği alacakları geciktirmeksizin iş sahibine bildirip bildirmediğinin ve taraflar arasında bir hesaplaşmanın yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi gerekir.

Dosya kapsamında davalı tarafından düzenlenerek davacıya gönderilen 30/7/2008 tarihli cevabi ihtarla her ne kadar tahsil edilen miktarın vekalet ücretine mahsuben alındığı bildirilmiş ise de davalı avukat tarafından yapılan bu ihtarın yukarıdaki ilkeler ışığında değerlendirildiğinde hapis hakkının usulüne uygun kullanılmadığı sonucunu doğurduğu ve azlin haklı olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca azlin bu yönden haklılığı dikkate alınmak suretiyle dosya değerlendirilerek gerektiğinde yeniden rapor veya ek rapor tesisi ile hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz edilen hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 24/05/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Bu yazımızda tam metnini paylaştığımız karar Yargıtay’ın resmi web sitesinden temin edilmiştir. Yargıtay Kararları halka açık şekilde paylaşılmaktadır. Bunun amacı hukuki uyuşmazlıklara bulunan nihai çözümlerin herkes tarafından ulaşılabilir olmasıdır. Yargıtay, Türk Hukukunda yüksek dereceli bir mahkemedir. Yerel mahkemelerin verdiği karara karşı yapılan itirazları denetler ve son kararı verir. Verilen bu kararlar uygulamaya geçirilir.

Avukat Saim İncekaş, kurucu sıfatıyla Adana İncekaş Hukuk ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. 

Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000’den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır.

Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9
E-posta: av.saimincekas@gmail.com
Telefon: 0534 910 97 43 
WhatsApp üzerinden iletişim için tıklayınız.
Telegram üzerinden iletişim için tıklayınız.

Avukat Saim İNCEKAŞ

Kurucu & Yönetici Avukat, Adana Avukat ve Hukuki Danışmanlık Bürosu

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

error: