Yargıtay Kararı: 13. HD. 30.11.1992 T. 7971 E. 9294 K.

Ara 31, 2020 | Karışık Yargıtay Kararları

Davacının İddiası ve Talebi

Davacı; davalılardan torunu İ.A.’nın kendisinden aldığı vekâletnameye dayanarak ve kendisinin bilgisi dışında beş parça taşınmazını 15.10.1985 tarihinde noterde düzenleme şeklinde satış vaadi senediyle kayınpederi olan davalılardan A.R.D.’ye sattığını, Davalı İ.’nin kocasından boşanması üzerine davalı A.R.D.’nin dört parça taşınmazı 5.8.1988 gününde noterde düzenlenen satış vaadi sözleşmesi ile davalı İ.A.’ya bir parça taşınmazın satış vaadini ve davalılardan olan davacının oğlu H.A.’ya devir ettiğini, bütün bu işlemlerin muvazaa ile yapıldığını, amaç kendisinden mal kaçırmak olduğunu ileri sürerek, davalılar arasında yapılan 15.10.1988 ve 5.8.1988 tarihli satış vaadi sözleşmelerinin iptallerine karar verilmesini istemiştir.

Davalıların Savunması

Davalı İ.A.; iddianın doğru olduğunu, satış vaadi sözleşmelerinin hiçbir bedel alınıp verilmeden muvazaalı yapıldığını, bu işlerin kayınbabası olan davalılardan A.R.D.’nin teşviki ile olduğunu, davayı kabul ettiğini bildirmiştir.

Davalılardan HA.; bir parça taşınmazı baba malı diye 15.000.000 TL bedel karşılığından davalı A.R.D.’nin satış vaadi suretiyle geri aldığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Davalılardan A.R.D.’nin duruşma gününden önce vefatı üzerine davaya çağrılan mirasçılar duruşmalara katılmamış ve davaya cevap dilekçesi de göndermemişlerdir.

Mahkemece; muvazaa iddiasının yazılı delil ile ispat edilmediğinden söz edilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Her ne kadar davacı ile davalılardan İ.A. arasında vekâlet ilişkisi var ise de, davacı torunu ve vekili olan İ.’nin vekâlet görevini kötüye kullanarak ve muvazaalı olarak taşınmazlarından beş adedini I.’nin, kayınpederi olan davalı A.R.D.’ye satış vaadinde bulunduğu ve böylece kendisinden mal kaçırdıkları, sonra A.R.’nin de tekrar dört parça taşınmazı gelini I.’ye ve bir parça taşınmazı da kendisinin oğlu olan H.A.’ya satış vaadinde bulunduğunu iddia ederek bu yönü tanıkla ispat edeceğini bildirmiştir.

Davacı, iptalini istediği sözleşmelerde taraf değildir. Davalı I.’nin vekâlet görevini kötüye kullandığı ve diğer davalılarla el ve sözbirliği yaptığı iddia edildiğine göre, davacı bu hususu tanık vesair delillerle ispat edebilir. Buna rağmen mahkemenin, davada tanık dinlenemeyeceğinden bahisle davayı reddetmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

Davalılardan İ.A., davacının iddiasını kabul ettiğini ve yapılan satışların muvazaalı olduğunu, para alınmadığını, kayınpederi olan davalılardan A.R.D.’nin teşvikiyle yaptığını kabul ve ikrar etmiştir. Taşınmazlardan dört adedinin A.R.D. tarafından davalı İ.A.’ya satış vaadinde bulunulduğuna göre, davalı İ. hakkında davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, onun hakkındaki davanın da reddi usul ve yasaya aykırı olduğundan hükmün BOZULMASINA karar verildi (Y. 13. HD. 30.11.1992 T. 7971 E. 9294 K.).

Avukat Saim İncekaş, kurucu sıfatıyla Adana İncekaş Hukuk ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. 

Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000’den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır.

Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9
E-posta: av.saimincekas@gmail.com
Telefon: 0534 910 97 43 
WhatsApp üzerinden iletişim için tıklayınız.
Telegram üzerinden iletişim için tıklayınız.

Avukat Saim İNCEKAŞ

Kurucu & Yönetici Avukat, Adana Avukat ve Hukuki Danışmanlık Bürosu

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Haftanın Özlü Sözü

“Bir saat adaletle hükmetmek, bir sene ibadet etmekten daha hayırlıdır.”  Hz. Muhammed(Hadis-i Şerif)

Kategoriler

Hukuki uyuşmazlıklarınız için avukata danışın!

blank

error: Uyarı: Uyarı: Bu işlem için giriş yapmanız gerekmektedir. Üst menüde yer alan üye giriş sayfasından ücretsiz giriş yapabilirsiniz.