Yargıtay Kararı: 13. HD. 25.6.1992 T. 4372 E. 5728 K.

Oca 2, 2021 | Karışık Yargıtay Kararları

Özet: Vekilin iç ilişkide salahiyeti kısıtlandığı halde, bu sınırlama ve amaca aykırı olarak vekil aleyhine bir işlem yapması, vekâlet görevinin kötüye kullanılmasını teşkil eder. Üçüncü şahıs, temsil yetkisindeki sınırlamayı ve veriliş amacını biliyor veya halin icabına göre bilmesi gerekiyor, buna rağmen vekâlet görevini kötüye kullanan vekil ile el ve işbirliği içinde veya hile kendi çıkarına, vekil eden zararına sözleşme yapıyorsa, iyi niyetinden söz edilemez. Kötü niyet konusunda davacı tanık dinletebilir. İddianın sübutu halinde, temlik tarihindeki değere hükmedilmelidir.

Davacının İddiası ve Talebi

Davacı, davalının noterlikçe resen düzenlenen 9.3.1987 tarihli senetli satımını vaat ettiği taşınmazı başkasına temlik ettiğini beyanla, bedel olarak ödediği 5.000.000 TL’nin ödeme gününden itibaren %65 faizi ile ve ayrıca taşınmazın temlik tarihindeki değeri 50.000.000 TL tazminatın ödettirilmesine karar verilmesini istemiştir.

Davalının Savunması

Davalı, 2.3.1987 tarihli protokol ile taşınmazın S.S. Kartallar Konut Yapı Kooperatifince inşaat yapılması, arsaya karşılık kendisine yapılacak inşaattan daireler verilmesi, bakiye dairelerinde Kooperatif üyelerine dağıtılması, bunlara ait arsa paylarının Kooperatife intikalinin sağlanması ve bu amacın gerçekleşmesi için anılan Kooperatif Başkanı dava dışı M.T.’ye vekâletname verilmesi amacıyla M.T. ile anlaştıklarını, bu amaçla da adı geçene geniş kapsamlı vekâletname verdiğini davaya konu satış vaadi senedinin vekâlet görevini kötüye kullanan vekili M.T. ile aynı Kooperatif Yönetim Kurulu Üyesi bulunan davacının el ve işbirliği içinde hile ve kötü niyetle haksız çıkar sağlamak için yapıldığını, geçersiz olup kendisini bağlayamayacağını beyanla davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Yargılama Neticesi

Mahkemece, bilirkişi raporu esas alınarak taşınmazın Şahinler Kooperatifine temlik tarihindeki değeri 36.800.000 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiş hüküm davalı tarafça temyiz edilmiştir.

Vekilin, salahiyeti dahilinde vekil eden adına yaptığı sözleşmenin hak ve borçları vekil edene ait olup, bu sözleşme kendisini bağlar. Dış ilişkide vekilin salahiyeti vekâletname içeriğine göre tam olmakla beraber, iç ilişkide vekilin bu salahiyeti vekil eden tarafından sınırlandırılabilir. Salahiyetin veriliş amacına göre kullanılması istenebilir. Vekilin bu sınırlama ve amaca aykırı olarak vekil eden aleyhine bir işlem yapmasında da vekâlet görevinin kötüye kullanılmasından söz edilir. Vekil, vekâlet görevinin kötüye kullanılmasından dolayı vekil edene karşı sorumludur. Ancak bu sorumluluk kural olarak vekil ile sözleşme yapan iyiniyetli 3. şahsa teşmil edilemez. 3. şahıs hukuk, himaye altındadır. Ne var ki 3. şahıs; teşmil yetki sindeki sınırlamayı ve veriliş amacını biliyor veya halin icabına göre bilmesi gerekiyor, buna rağmen vekâlet görevini kötüye kullanan vekil ile el ve işbirliği içinde veya hile ile kendi çıkarına vekil eden zararına sözleşme yapıyorsa iyi niyetinden söz edilemez.

MK’nın 2. maddesinde ifadesini bulan dürüstlük ve ahlâk kurallarına uygun davrandığı kabul edilemez. Hukuk himayesinden mahrum kalır. Yapılan sözleşmede vekil edeni bağlamaz ve geçersiz olur. Bu kural; Yargıtay HGK’nın 13.2.1974 gün 524 Esas, 103 Karar sayılı ilâmında benzer bir olay nedeniyle tüm yönleriyle açıklandığı gibi öğreti ve uygulamada da duraksamadan benimsenmektedir. Diğer taraftan vekil eden; kendisine karşı haksız fiil, bazen de suç teşkil eden bu eylemi ve hileyle kötü niyeti, vekilinin davada taraf olup olmamasına bakılmaksızın her türlü delille ispat etmek hakkına sahiptir.

Somut olaya gelince; 2.3.1987 tarihli harici protokol, davalı arsa sahibi ile aynı zamanda S.S. Kartallar Konut Yapı Kooperatif Başkanı olan M.T. arasında bu Kooperatif lehine düzenlenmiş, protokolde öngörülen vekâletname de davalı tarafından M.T.’ye 3.3.1987 tarihinde verilmiş, 9.3.1987 tarihinde de M.T, bu vekâletle protokolde öngörülen taşınmazı S.S. Kartallar Konut Yapı Kooperatifinin o tarihte yönetim kurulu üyesi bulunan davacıya satışını vaat etmiştir.

Davalı vekil eden, bu satış vaadi sözleşmesinin vekâlet görevini kötüye kullanan vekil ile bu durumu ve protokol hükümlerini bilen davacı arasında el ve işbirliği içinde hile ile çıkar sağlamak ve kendisini zararlandırmak amacıyla yapıldığını, gerçek bir satış vaadi sözleşmesi olmadığını, kendisini bağlamayacağını savunmuş, savunmasının ispatı içinde dosya içinde mevcut 7.4.1989 tarihli delil listesini vermiştir.

Mahkemece bir kısım davalı delilleri toplanmış ise de HUMK’un 288. maddesi gereğince davalının tanık dinletme istemi reddedilmiştir. Olay da az yukarıda açıklanan savunma biçimine göre tanık dinlenilmesi mümkündür. Bu durumda mahkemece yapılacak iş; davalının listesinde bildirilen tanıkları ve varsa davacının karşı tanıkları savunma doğrultusunda etraflıca dinlenmek, davalının sonradan Şahinler Kooperatifi ile bizzat kendisinin yaptığını bildirdiği inşaat sözleşmesi aslı dosyaya ibraz ettirilmek, taşınmaz başında ve Kartallar ile Sakinler Kooperatiflerinin karar defter ve evrakları üzerinde Uzman Bilirkişi Kurulu marifetiyle inceleme yaptırılmak, böylece toplanacak tüm deliller birlikte bir bütün olarak iddia ve savunma doğrultusunda değerlendirilmek, davalının savunmasının sübutu halinde davayı reddetmek, aksi halde satış vaadine, konu taşınmazın Şahinler Konut Yapı Kooperatifine temlik tarihi olan 17.2.1988 tarihindeki tespit edilecek değerine hükmetmektir.

Mahkemece az yukarıda açıklanan ilkeler ışığında yeterli inceleme ve araştırılma yapılmadan eksik soruşturmayla yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.

Davacının talep ettiği 50.000.000 TL tazminat için dava dilekçesinde faiz talebi olmadığı halde, hükmedilen tazminata yasal faiz yürütülmesi, diğer taraftan 3. kişilik bilirkişi huzuru ile keşif yapılmasına, bunlardan 2’sinin sonradan değiştirilip yerlerine yenilerinin seçilmesine rağmen, sadece yeni seçilen 2 bilirkişi dosya üzerinden 1989 fiyatlarına göre değerlendirme yaptıkları rapora dayanılarak ve bu değerin 17.2.1988 tarihindeki taşınmazın değeri olduğu gerekçede açıklanarak hüküm verilmesi de kabul şekli bakımından usul ve kanun aykırı olduğundan hükmün BOZULMASINA karar verildi (Y. 13. HD. 25.6.1992 T. 4372 E. 5728 K.)

Avukat Saim İncekaş, kurucu sıfatıyla Adana İncekaş Hukuk ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. 

Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000’den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır.

Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9
E-posta: av.saimincekas@gmail.com
Telefon: 0534 910 97 43 
WhatsApp üzerinden iletişim için tıklayınız.
Telegram üzerinden iletişim için tıklayınız.

Avukat Saim İNCEKAŞ

Kurucu & Yönetici Avukat, Adana Avukat ve Hukuki Danışmanlık Bürosu

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Haftanın Özlü Sözü

“Bir saat adaletle hükmetmek, bir sene ibadet etmekten daha hayırlıdır.”  Hz. Muhammed(Hadis-i Şerif)

Kategoriler

Hukuki uyuşmazlıklarınız için avukata danışın!

blank

error: Uyarı: Uyarı: Bu işlem için giriş yapmanız gerekmektedir. Üst menüde yer alan üye giriş sayfasından ücretsiz giriş yapabilirsiniz.