Yargıtay Kararı: 1. HD. 18.4.1989 T. 1989/1086 E. 1989/4828 K.

Oca 3, 2021 | Karışık Yargıtay Kararları

Özet: Temsil yetkisinin vekâlet verenin yararına kullanılması asıldır. Vekil vekâlet yetkisini kasten vekâlet verenin zararına, kendisi veya iş ve düşünce birliği yaptığı kişi yararına kullandığı taktirde yapılan işlem temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekâlet vereni bağlamaz.

Davacı, vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.

Davalı, temliki işlemin hukuka uygun ve sağlıklı bulunduğundan bahisle davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür. Yerel mahkemece, tapu sicilinin aleniyetli ilkesi, azil keyfiyeti kendisine ulaşmayan vekil tarafından satış yapılması ve esasen davalının daha evvel davacıya yaptığı temlikin danışıklı olduğu savunmasının doğru bulunması olgularının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Ne var ki, mahkemenin bu nitelendirme ve kabulü dosya içeriği ve toplanan kanıtlarla uyumlu değildir. Şöyle ki:

Davalı F. 933 ada 1 parsel sayılı taşınmadan 640/11668 payı 26.8.1975. 3880/11668 payı ise 15.10.1975 tarihlerinde kayden edinmiş, bu payları 24.1.1977 günü 4520/11668 pay olarak birleştirilmiş ve hükmen taksim (ifraz) yoluyla çekişmeli taşınmaz 933 ada 12 parsel sayısı ve bahçeli ev niteliği ile 3.9.1985 tarihinde bağımsız olarak adına tapuya tescil edilmiştir. Bundan sonra 23.7.1986 günü 933 ada 12 parsel davalı tarafından 5.300.000 lira bedelle davacıya satış suretiyle temlik edilmiştir.

Davalı F., düzenleme tarihinden yoksun temlikten bir yıl sonraki 23.7.1987 vade tarihini taşıyan 50 milyon liralık senede dayanarak 10.9.1987 günü davacı hakkında ihtiyati haciz kararı istemiş, aynı gün karar verilmiş, aynı tarihte icra takibi başlatılmış ve aynı gün dava konusu taşınmaz tapu kaydı üzerine haciz şerhi konulmuştur.

Davacının ihtiyati hacze ve icra takibine karşı itirazda bulunması üzerine 19.10.1987 tarihinde takip durdurulmuş ve bu davada davalı vekili davacının yetki itirazını 9.2.1988 günlü oturumda kabul etmiştir.

Bu arada davacı temliki gerçekleştiren vekilini noterlik aracılığı ile 2.11.1987 günü azletmiş azle ilişkin belge vekilin adresindeki posta idaresine 4.11.1987 tarihinde ulaşmış ve gösterilen adreste vekilin bulunmadığından bahisle azil belgesi tebliğ edilmeden, 19.11.1987 günü geri çevrilmiştir. Davalı da takibinin durdurulması üzerine davacıya 23.7.1986 günü yapılan temlikin çekişmeli taşınmazdaki kiracının çıkartılmasını sağlamak amacıyla danışıklı olarak yapıldığını ileri sürerek davacı hakkında 4.11.1987 günlü tapu iptal ve tescil davası açmıştır.

Yanlar arasındaki uyuşmazlık bu boyuta ulaşmış iken, davalı vekili 17.11.1987 tarihinde tapu iptal ve tescil davasından vazgeçerek aynı gün dava ve takip sebebiyle kayıt üzerine konan ihtiyati tedbir ve haciz şerhlerini kaldırtmıştır. Bu kez davacının azledilen vekili dava konusu taşınmazı 5.500.000 lira bedelle aynı gün 17.11.1987 tarihinde satış suretiyle kayden davalıya devretmiştir. Gerçek değerin tapuda gösterilen satış bedelinin on katı olduğu davalı tarafından kabulündedir.

Davalı taraf, danışıklık hukuksal nedeniyle illetli olduğundan bahisle açtığı tapu iptal ve tescil davasından temlikten önce vazgeçmiş bulunmasına göre, davalının bundan sonra davacıya 23.7.1986 tarihinde yapılan temlikin danışıklı olduğunu ileri sürmesine bu hususta yanlar arasında oluşan kesin hüküm engeldir. Davalı yan yemin kanıtına dayanmaktan vazgeçtiğini de açıkça ve yazılı olarak bildirmiştir.

Öte yandan bilindiği ve Borçlar Yasasının temsil ve vekâlet bağıtını düzenleyen hükümlerin açıkça vurgulandığı üzere vekâletnameye dayalı temsil yetkisinin kural olarak vekâlet verenin yararına kullanılması asıldır. Eğer vekil temsil yetkisini kasten vekâlet verenin zararına kendisini ya da iş ve düşünce birliği yaptığı başka birinin yararına kullandığı takdirde yapılan işlem temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa bile bu işlemin vekâlet vereni bağlayıcı olduğundan söz edilemez.

Hal böyle olunca saptanan bu hukuki ve maddi olgular karşısında davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken kanıtların değerlendirilmesinde ve uyuşmazlığın nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı biçimde tapu iptal ve tescil isteğinin reddedilmesi isabetsizdir. Davacı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. (Y. 1. HD. 18.4.1989 T. 1989/1086 E. 1989/4828 K.).

Avukat Saim İncekaş, kurucu sıfatıyla Adana İncekaş Hukuk ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. 

Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000’den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır.

Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9
E-posta: av.saimincekas@gmail.com
Telefon: 0534 910 97 43 
WhatsApp üzerinden iletişim için tıklayınız.
Telegram üzerinden iletişim için tıklayınız.

Avukat Saim İNCEKAŞ

Kurucu & Yönetici Avukat, Adana Avukat ve Hukuki Danışmanlık Bürosu

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Haftanın Özlü Sözü

“Bir saat adaletle hükmetmek, bir sene ibadet etmekten daha hayırlıdır.”  Hz. Muhammed(Hadis-i Şerif)

Kategoriler

Hukuki uyuşmazlıklarınız için avukata danışın!

blank

error: Uyarı: Uyarı: Bu işlem için giriş yapmanız gerekmektedir. Üst menüde yer alan üye giriş sayfasından ücretsiz giriş yapabilirsiniz.