Yargıtay Kararı: 1. HD. 17.10.1983 T. 1983/10691 E. 1983/10530 K.

Oca 3, 2021 | Karışık Yargıtay Kararları

Özet: Hiçbir vekâletname vekil eden tarafından hakkının yok edilmesi için verilemez. Vekil vekâletnamenin amacı dışına çıkıp müvekkili aleyhine tasarrufta bulunamaz.

Taraflar üvey kardeştir. Davacı M., dava konusu taşınmazlardaki paylarını dilediği bedelle dilediği kimselere satmak ve satış vaadinde bulunmak üzere davalı M.A.’nın eniştesi olan dava dışı R.A.’yı 20.10.1973 ve 23.10.1973 günlerinde noterlikte resen düzenlenen vekâletnamelerle umumi vekil tayin etmiştir. Dosyada mevcut tapu kaydı, akit tablosu ve satış ve satış vaadi sözleşmesinden açıkça anlaşıldığına göre, vekil R. dava konusu 13 parça taşınmazdan onun da mevcut ve davacıya ait olan payların tümünü 24.10.1973 günü noterlikte resen düzenlenen senette yazılı olduğu üzere 10.000 lira bedelle davalı M.A’yi satış vaadinde bulunmuş, 44 parsel sayılı, 770 m yüzölçümündeki sebze bahçesinde davacıya ait 1/2 payı da 5000 lira bedelle yine davalı M.A.’yı 23.6.1981 günü tapu dairesinde temlik etmiştir.

Davacı, tayin ettiği ve R.’nin vekâlet görevini kötüye kullandığını, tüm malvarlığının bu suretle ve yok pahasına elinden alındığını, İzmir’de ikamet ettiği için bu işlemleri geç öğrendiğini ileri sürerek 444 sayılı parselde davalı adına oluşturulan 1/2 pay kaydının iptali ile adına tescilini ve ayrıca satış vaadi sözleşmesinin de keza iptalini istemiştir.

Davalı M.A.’da savunmasında, davacı olan üvey kardeşinin dava konusu taşınmazlardaki payını daha önce haricen satın aldığını, İzmir’i iyi bilen vekil ve kayınbiraderi R.’yle birlikte İzmir’e gidip davacıya 16.000 lira ödediğini, ilk sözleşmede parsel numaraları yazılı olmadığı için tapu memurunun engel çıkardığını, bu nedenle ikinci vekâletnamenin yapıldığını, cahil olduğu için kayınbiraderi vekil R.’nin beraberinde götürdüğünü, delil göstermeyeceğini bildirmiş, 19.4.1982 günlü oturuma ait tutanağa geçen ve kendisine okunan bu sözlerini imzalamıştır.

Mahkemece, noterlikte düzenlenen resmi senetlerin sahteliğinin ispat edilmediğinden, vekil ile davacı arasındaki ilişkilerin davalıyı ilgilendirmeyeceğinden, yapılan işlemlerde bir usulsüzlük bulunmadığından söz edilerek davanın reddine karar verilmiştir.

Öncelikle belirtmek gerekir ki; mahkemenin davayı reddederken dayandığı gerekçeler arasında (Noterlikte düzenlenen resmi senetlerin sahteliği ispat edilmemiştir.) görüşü yer almışsa da davacı böyle bir sahtecilik iddiasında bulunmamıştır. Aksine resmi senetlerin sağlığı konusuna karşı çıkmamış, iddiasını vekilin vekâlet görevini kötüye kullandığı ve tüm malvarlığının çok cüzi bir bedelle elinden alındığı hususunda odaklaştırmıştır.

Mahkeme bir de (vekil ile davacı arasındaki ilişkilerin davalıyı ilgilendirmeyeceğinden) söz etmiştir. Oysa kayın birader-enişte olan davalı ile vekil iş ve el birliği içerisinde hareket ederek davacının mallarını kaçırmak amacını gütmüşler ise; nasıl olur da her ikisi arasında davacının gerçek iradesine karşı muvazaalı bir sonuca ulaşılmaya çalışılmadığı, vekil ile vekil eden arasındaki hukuki ilişkinin davalıyı ilgilendirmeyeceği, yapılan işlemlerde bir usulsüzlük bulunmadığı kabul edilebilir? Bu yön nasıl gözden uzak tutulabilir?

Mahkemece, maddi olguların altında gizlenen gerçek iradelerin neler olduğunun saptanıp değerlendirilmesi yoluna gidileceği yerde, biçimsel, yüzeysel bir görüş ve yaklaşımla uyuşmazlık ortada bırakılmış, vekilin gerçekten vekâlet görevini kötüye kullanıp kullanmadığı konusunda neden bir araştırma yapılmadığı, açıklığa kavuşturulmamıştır.

Şöyle ki;

“Dilediği bedelle dilediği kişilere satış yetkisi” sınırsız bir yetki değildir. Böyle bir yetkiye sahip vekilin taşınmazları yok pahasına satabileceği, vekil edenini zarara soka bilme hakkında sahip bulunacağın düşünülemez. Hiçbir vekâletname, vekil eden tarafından hakkının yok edilmesi için verilemez. Vekâletnamenin vekil edene sağlayacağı belirli bir yarar vardır. Vekil vekâletnamenin amacı dışına çıkıp, müvekkili aleyhinde tasarruflarda bulunamaz. BK’nın 390/2’nci maddesinde açıkça vurgulandığı gibi “vekil, müvekkile karşı vekâleti iyi bir suretle ifa ile mükelleftir.”

Eğer vekil, müvekkilinin varsayılan milyon değerindeki malını yukarda yazılı nitelikte bir yetkiye dayanarak 15.000. liraya, hem de bir akrabasına satmış ise, “vekâlet görevini iyi bir suretle ifa ettiği” söz konusu olamaz.

Vekâlete dayalı böyle bir tasarruf MK’nın 2’nci maddesinde yazılı objektif iyi niyet kuralı ile asla bağdaşamaz. Böyle bir olgu hayatın olağan akışına, ülkemizin ekonomik gerçeklerine de ters düşer. “Al da milyonluk malını onbeşbin liraya dilediğine sat” yetkisini vermek insan doğasına da aykırıdır.

Bundan başka, çok değerli olduğu iddia edilen taşınmazların vekil tarafından akrabasına on beş bin liraya satılması günün ekonomik koşulları karşısında bir bağış niteliğindedir. Oysa dayanak vekâletnamelerde vekile verilmiş bağışlama yetkisi yoktur. BK’nın 388/3 maddesine göre “vekil özel bir yetkiyi haiz olmadıkça bağışlamada bulunamaz”.

O halde, davacının gayet açık ve seçik olan iddiasının yukarda belirlenen yasal ilkeler doğrultusunda incelenmesi, satış tarihlerinde davacıya ait payların gerçek değerlerinin bilirkişi, ya da bilirkişiler aracılığıyla saptanması, hak çatışmasının varlığı göz önünde tutularak, bu davanın aynı zamanda vekile de yöneltilmesi, savunmasının alınmasına gerek olup olmadığı hususları üzerinde durulup tartışması, vekil ile davalı arasında iş ve elbirliği bulunup bulunmadığının dahi özenle soruşturmaya tâbi tutulması ve hasıl olacak sonuca göre, bir karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirmelere ve noksan soruşturmaya dayanılarak davanın reddedilmesinde isabet yoktur.

Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA oybirliğiyle karar verildi (Y. I. HD. 17.10.1983 T. 1983/10691 E. 1983/10530 K.)

Avukat Saim İncekaş, kurucu sıfatıyla Adana İncekaş Hukuk ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. 

Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000’den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır.

Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9
E-posta: av.saimincekas@gmail.com
Telefon: 0534 910 97 43 
WhatsApp üzerinden iletişim için tıklayınız.
Telegram üzerinden iletişim için tıklayınız.

Avukat Saim İNCEKAŞ

Kurucu & Yönetici Avukat, Adana Avukat ve Hukuki Danışmanlık Bürosu

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Haftanın Özlü Sözü

“Bir saat adaletle hükmetmek, bir sene ibadet etmekten daha hayırlıdır.”  Hz. Muhammed(Hadis-i Şerif)

Hukuki uyuşmazlıklarınız için avukata danışın!

Kategoriler

error: Uyarı: Sadece üyeler bu işlemi gerçekleştirebilir.