Yargıtay HGK Kararı: 22.12.1965 T. 1983/D-4 E. 468 K

Ara 28, 2020 | Karışık Yargıtay Kararları

Özet: Vekilin aldığı belgeyi geri vermesi olayının tanıkla ispatı mümkündür.

Davacının İddiası

“Davacı vekili 4/3/1961 gününde kaydedilen dilekçe ile, müvekkilinin Ş.K. adındaki kimsede günü gelmiş 10230 liralık senetli alacağını kovuşturmak maksadıyla davalı avukat S.’nin vekil tayin ettiğini, davalının aldığı ihtiyati haciz kararını icraya koyduğunu, davalının taşınmaz malına haciz konulduğunu, süresinde ihtiyati haciz, icrai hacze çevrilmediğinden borçlunun başvurması üzerine kaldırıldığını 100 lira vekâlet parasının da müvekkilinden alındığını, bu kararları iki ay kadar sonra davalı avukatın senedin aslını ne müvekkiline ne de icraya vermediği için itirazın kaldırılması isteğinde bulunmak imkanını da ortadan kalktığını davalının müvekkiline karşı senedin aslını arayıp bulacağını söylediğini sonradan bulamadığını iade etmiş olacağını söylediğini, böylece alacağın ilerde alınması ihtimalinin de ortadan kalktığını ileri sürerek 10230 lira ile 50 lira vekil parası, 80 lira icra gideri, ihtiyati haczin de hükümsüzlüğü sebebiyle 110 lira olmak üzere toplam olarak 10470 liranın faiziyle birlikte davalıdan alınmasını istemiştir.

Davalının Savunması

Davalı 24/4/1961 günlü karşılık dilekçesinde, davacının icradaki iş için kendisine gider parası vermediğini, davacıya haber yolladığı halde davacının kendi ihmaliyle parayı yatırmadığını, davacının hakkının kaybolmadığını, adî takip yoluyla icraya devam olunduğunu, ancak, borçlunun borcu inkar ettiğini, davacıdan önce diğer alacaklıların sıraya girdiklerini, sonradan taşınmaz malın 27500 liraya satıldığını, alacaklılara olan borcun 42739 lira olduğunu bu durumda davacının mağduriyetinin söz konusu olamayacağını, davacının söz konusu ettiği senedin tanıklar yanında davacıya geri verildiğini, bunu ispata muktedir olduğunu, bu senedin on bin küsür liralık değil ancak, bin küsür liralık bir senet olduğunu, tahrif edildikten sonra kendisine verildiğini öğrendiğini, davanın kötü niyetle açıldığını savunmuştur.

Yargılama Neticesi

Mahkeme, davanın reddine karar vermiş, davacı vekilinin temyizi üzerine Dördüncü Hukuk Dairesi 4/7/1964 gün ve 1928/3862 sayılı ilâmiyle.

a. “Uyuşmazlık avukatın müvekkilinden aldığı 10200 lira değerli borç senedini kovuşturmaları sonuçsuz kalınca geri verip vermediğindedir. Aradaki ilişki vekâlet ilişkisidir. Bu sözleşme uyarınca belli işi üzerine alıp yapabilmesi için müvekkilinden değerli senet alan vekilin bunu geriye verme borcu önceki sözleşmeye dayanan borç olup yine önceki tasarrufun sonucu olan ikinci bir tasarruftur. Bu tasarrufun Usulün 288. maddesi hükmiyle 18/3/1959 günlü İçtihadı Birleştirme Kararı hükmünce tanıkla ispatı mümkün değildir.

Gerçekten daha özel nitelikteki Avukatlık Kanunu bu tasarrufun geri vermenin ancak yazılı belge ile ispatını açıkça emrettiği söz konusu edilemez. Ancak, Avukatlık Kanunu 40. maddesi, avukatın üzerine aldığı her işi için ayrı ayrı dosya tutmakla yükümlü olduğunu belirtmiştir. Kanun koyucunun amacı, bu emrinin niteliğinden açıkça anlaşılmaktadır. Esasen avukatlık (amme) kamu hizmeti niteliğinde bir görevidir. Aldığı işi ihtimamla yapması aynı Kanunun 30. maddesi gereğindedir.

Tutulacak iş dosyalarında dahi Adalet Bakanlığının ve baroların (nezaretinde) gözetimine imkan sağlayacak nitelikte düzenlenmesi gerekir. Bütün bu gereklerin birlikte incelenmesinden çıkan anlam 40. maddenin benzeri alıp vermelerde makbuz düzenlemesi sorumluluğunu avukata yüklemektedir. Özel mesleki kanunun amacı ile usul hükmünün birlikte incelenmesi, avukata yazılı belge düzenlenmesi zorunluluğunu yüklemesi karşısında, avukat değerli evrakı veya belgeleri müvekkiline verdiğini, ancak, yazılı belge ile ispatlayabilir. O halde tanık sözleri dinlenerek geri vermenin sabit kabulü usul ve kanuna aykırıdır.

b. Geri verme halinde esasen zarar doğmayacağı yolundaki kabul kesin bir delile dayanmamaktadır.

Mahkemenin bu konuyu ayrıca incelememiş olması kanuna aykırıdır” gerekçesiyle hükmü bozmuş mahkeme eski hükmünde direnmiştir.

Burada çözümlenmesi gereken yön, avukatın müvekkilinden aldığı bir belgeyi alırken ve geri verirken imzalı bir teslim kâğıdı ile müvekkiline teslimi zorunluluğu bulunup bulunmadığı, geri vermenin tanık sözleriyle ispat edilip edilemeyeceğidir.

Bu davada söz konusu edilen 3499 sayılı Avukatlık Kanununun 23’üncü maddesinin birinci fıkrası “avukat, kendisine tevdi olunan evrakı vekâletin hitabından itibaren üç sene müddetle muhafazaya mecburdur. Şu kadar ki evrakın geri alınması müvekkile yazı ile bildirmiş olduğu hallerde muhafaza mecburiyeti tebliğ tarihinden üç ay içinde nihayet son bulur”. İkinci Fıkrası, avukat ücreti ödenmedikçe, evrakı iadeye mecbur değildir hükmünü kapsamaktadır. 30’uncu maddesinin birinci fıkrası gereğince avukat deruhte ettiği işi ihtimam doğruluk ve sadakatle ifa ve intaca mecburdur. X maddesinin birinci fıkrası hükmünce de, avukat deruhte eylediği her iş veya dava yahut yazılı mütalâsına müracaat olunan her husus hakkında ayrı ayrı muntazam dosya tutmakla mükelleftir. Anılan maddenin 2. fıkrası uyarınca da, kendi tarafından kaleme alınan veya müsveddesi yapılan her evrakı bizzat veya müvekkileye birlikte imzaya mecburdur.

Görülüyor ki, sözü edilen Avukatlık Kanunu hükümlerinin özünden ve sözünden avukatın, müvekkilinden aldığı herhangi bir belgeyi geri verirken geri vermeyi imzalı bir kâğıtla yerine getireceği yolunda bir zorunluluk bulunmaktadır. Özel daire de özel nitelikte olan Avukatlık Kanununun geri vermeyi yazılı belge ile ispatını açıkça emrettiğini bozma ilâmında açıklamıştır.

Vekâlet akdini “vekâlet, bir akittir ki onunla vekil mukavele dairesinde kendisine tahmil olunan işin idaresini veya tekabül eylediği hizmetin ifasını iltizam eyler” yolunda tanımlayan Borçlar Kanununun 386. ve sonraki maddeleriyle temsil edilen ile temsil eden ilişkilerini düzenleyen 32 ve sonraki maddelerin de de Usul Kanununun da yer alan ispat şeklinden ayrı bir ispat şekli yer almıştır.

Özel kanunda bir olayın veya bir hukuki işlemin ne suretle ispat edileceğini emreden açık bir hüküm olmadıkça genel kanunda yer alan hükümlerin göz önünde tutulacağı hukukun umumi kurallarındandır.

Hukuk Yargılamaları Usulü Kanununun “kanun muayyen bir delil ile ispatını emreylediği hususlar başka suretle ispat olunamaz. İki tarafça muayyen deliller ile ispatı tahriren kabul edilmiş olan veya mahkeme esnasında olveçhile beyinlerinde karar verildiği ikrar olunan maddeler hakkında başka delil kabul olunamaz” hükmünü kapsayan 287. maddesi, davalı avukatın icra kovuşturmasında bulunmak üzere müvekkili davacıdan icra dosyasında örneği bulunan belgeyi alırken imzalı bir alındı kağıdı vermemiş olması sebebiyle geri vermenin dahi ispatında söz konusu olamaz. Zira, 18/3/1959 gün ve 18/21 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde açıklandığı üzere, az önce anılan 287. maddede, delil konusunda tarafların anlaşmalarının geçerli bulunduğu esası benimsenmiş, 293. maddenin 4. bendinde, halin icabına ve iki tarafın vaziyetlerine göre senede bağlanması müteammil olmayan işlemlerde, tanıkla ispat yasağının bulunmadığı yer almış, 292. madde uyarınca da yazılı delil başlangıcı bulunması halinde tanık dinlenmesinin kabul edilmiş olması, bu konuda kamu düzeni düşüncesine yer verilmediğini göstermektedir.

Demek oluyor ki yazılı şekle tabi olmayan vekâlet akdinin yazılı olası vekilin sıfat ve yetkisi derecesini belli etme maksadına matuftur. Avukat müvekkilinden bir imza karşılığı olmayarak aldığı bir belgeyi geri verirken mutlaka yazılı ve imzalı bir kağıda dayanması özel bir kanun olan Avukatlık Kanunun ile Usul Kanununda ve yukarıda açıklanan İçtihadı Birleştirme Kararında öngörülmemiştir. Davacının, davalı avukata belgeyi bir alındı kâğıdı karşılığında vermediği de tarafların iddia ve savunmalarıyla yargılama safhalarından anlaşılmaktadır.

“…. Konuşmalar esnasında avukat müvekkilinden davanın sübut kâğıtlarını alıp fakat karşılığında imza vermez eğer makbuz verir ve iddiasını yazı ile taahhüt ederse müvekkili kendi aleyhinde bu yüzden dava açabilmek vaziyetine sokmuş olur. Haysiyetini ve istikbalini bu suretle lekeleyen avukat, inzibat cezasına çarptırılır. İmzasız aldığı kâğıtları avukat müvekkiline imzasız geri verir. Bu kâğıtların alınıp verildiğinde avukatla müvekkil arasında ihtilaf çıkarsa yemine lüzum görülmeksizin, avukatın sözüne inanmak lâzımdır”

O halde müvekkilinden bir belgeyi imzalı bir alındı kâğıdıyla almamış olan avukat, bu belgeyi müvekkiline geri verirken imzalı bir alındı kağıdıyla geri vermek aralarında uyuşmazlık çıktığı takdirde, bu maddi olayı yazılı delille ispat etmek zorunda olmadığından geri vermeyi tanıkla ispat etmek yoluna gidebilir.

Dava dosyasına ekli Konya icra memurluğunun 1959/385 sayılı dosyasında bulunan ve 400 lirası ödenmiş, vadesi 7 eylül 1959 olan 750 liralık, vadesi 7/10/1959 tarihini taşıyan 9880 liralık iki belge örneğinin Türk Ticaret Kanununun 736. maddesinde tanımlanan emre yazılı senet veya 688. maddesinde belirtilen bono veya emre muharrer senet niteliğinde olmadığı için inceleme dışı bırakılmıştır.

c. Özel Dairenin bozma ilâmındaki birinci bozma sebebi karşısında ikinci bozma sebebiyle buna karşı olan direnme kararı incelenmiştir. Birinci bentteki açıklamayı mahkemenin dayandığı gerekçelere göre olayda tanık dinlenebileceğine ilişkin direnme kararı doğru olduğundan diğer yönler incelenmek üzere dosya özel DAİREYE VERİLMELİDİR (Y. HGK. 22.12.1965 T. 1983/D-4 E. 468 K.)

Avukat Saim İncekaş, kurucu sıfatıyla Adana İncekaş Hukuk ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. 

Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000’den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır.

Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9
E-posta: av.saimincekas@gmail.com
Telefon: 0534 910 97 43 
WhatsApp üzerinden iletişim için tıklayınız.
Telegram üzerinden iletişim için tıklayınız.

Avukat Saim İNCEKAŞ

Kurucu & Yönetici Avukat, Adana Avukat ve Hukuki Danışmanlık Bürosu

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Haftanın Özlü Sözü

“Bir saat adaletle hükmetmek, bir sene ibadet etmekten daha hayırlıdır.”  Hz. Muhammed(Hadis-i Şerif)

Kategoriler

Hukuki uyuşmazlıklarınız için avukata danışın!

blank

error: Uyarı: Sadece üyeler bu işlemi gerçekleştirebilir.