Aklınıza takılan başka detaylar mı var?

Günlük 10.000'i aşkın ziyaretçisi olan hukuk forumunda sorularınızı gündeme getirebilirsiniz.

HUKUK FORUMU

Yorum yaparak bilgiyi çoğaltın!

Yazıyı okumanızın ardından konuyla alakalı fikir, düşünce, gelişme veya düzeltmelerinizi yorum kısmında belirtebilirsiniz. Bu sayede konuyla ilgili gelişmelerden e-posta yoluyla haberdar olur ve yenilikleri takip etme şansı yakalarsınız.

Yargıtay C.Başsavcılığı Tebliğnamesine Karşı Savunma Dilekçesi

Yargıtay C.Başsavcılığı Tebliğnamesine Karşı Savunma Dilekçesi

YARGITAY X CEZA DAİRESİ YÜKSEK BAŞKANLIĞINA

Gönderilmek Üzere

X AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA

Dosya No:

SANIK:

MÜDAFİİ:

KONU: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından dosyaya gönderilen tebliğnameye karşı savunmamızdan ibarettir.

AÇIKLAMALAR:

1-) Müvekkilimiz hakkında X Ağır Ceza Mahkemesi’nin X tarihli kararı ile mahkumiyet hükmü kurulmuş olup tarafımızca usule ve yasaya aykırı olarak verilen işbu mahkumiyet hükmü temyiz edilmiştir.

2-) Katılan vekilleri tarafından da gerekçeli karar temyiz edilmiş ve bu doğrultuda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tarafımıza bir tebliğname tebliğ edilmiştir. İşbu tebliğnamede katılan vekilinin aksi talebine rağmen gerekçeli karar ve temyiz dilekçemizle paralel olarak müvekkilimizin X’ya yönelik cinsel istismar suçundan kurulan beraat hükmünün onanması yönünde görüş bildirilmiştir.

3-) Yine tebliğnamede müvekkilimiz hakkında verilen “Evi terk eden çocuğu ailesine veya etkili makamları haberdar etmeksizin yanında tutmak” suçu kapsamında tarafımızca yapılan temyiz itirazlarının reddi yönünde görüş bildirilmiştir.

4-) 5237 sayılı TCK’nın 234/3 maddesinde düzenlenen “Evi terk eden çocuğu ailesine veya etkili makamları haberdar etmeksizin yanında tutmak” suçu ile korunan hukuki yarar velayet ve vesayet hakkı olup yasal temsilcisinin bilgisi veya rızası dışında evi terk eden çocuk hakkında ailesinin endişelenmesinin önlenmesi amaçlanmaktadır. Yine müvekkilimize atılı suç açısından suçun manevi unsuru failin çocuğun evi terk etmiş olduğunu ve yanında kalma konusunda kanuni temsilcisinin haberi olmadığını bilmesi ve çocuğu ailesi veya yetkili makamlara başvurmadan yanında tutmayı istemesi olup bu kıstaslar gerçekleşmediği takdirde atılı suçun da oluşmayacağı kabul edilmektedir.

Yine bu suç açısından genel kast, failin çocuğun evi terk etmiş olduğunu ve yanında kalma konusunda kanuni temsilcisinin haberi olmadığını bilmesi ve çocuğu ailesi veya yetkili makamlara başvurmadan yanında tutmayı istemesi olduğundan eğer fail, çocuğun evi terk ettiğini bilmiyorsa veya kanuni temsilcisinin rızası olmadığını bilmiyorsa veya yanında tutmayı istemiyorsa bu takdirde de bu suç gerçekleşmez. (Yaşar/Gökcan/Artuç, V, s.6578.)

5-) Müvekkilimiz açısından atılı suç incelendiğinde suçun kanuni unsurlarının müvekkilimiz açısından oluşmadığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki; işbu kanun maddesinde suçun oluşabilmesi için failin çocuğun evi terk etmiş olduğunu ve yanında kalma konusunda kanuni temsilcisinin haberi olmadığını bilmesi ve yanında tutmayı istemesi gerekmekte olup yargılama aşamasındaki mağdur beyanlarına bakıldığında çocukların evi terk etmek gibi ve müvekkilimizin de kendilerini ailesine başvurmadan yanında tutma gibi iradelerinin olmadığı aşikardır. Nitekim salt mağdurların müvekkilimizin aracına binmeleri ve müvekkilimizin çoğunu uykuda geçirdiği bir gezi sebebiyle suçun maddi ve manevi unsurları oluşmadığı halde müvekkilimizi atılı suçtan cezalandırmak kanun maddesinin hizmet ettiği amaç ile örtüşmemektedir.

6-) Mağdurlar yargılamanın hiçbir aşamasında ‘evi terk etmek’ gibi bir iradelerinin olduğundan söz etmemiş ve böyle bir iradelerinin olmadığı da yargılamadaki beyanlarından anlaşılmaktadır. Şöyle ki; Mağdurlardan İ. B. X tarihli duruşmada ‘Olay tarihinde ben arkadaşım …. ile birlikte iken Hüseyin ….. telefon açtı. Hüseyin ile parkta buluşmaya karar verdik, Hüseyin yanında E…. ve S…… ile birlikte kullandığı araç ile yanımıza geldi. Hüseyin ve gezmeyi teklif edince araca bindiğimizde ben araçla S…..’i gördüm. S……’i önceden tanımıyordum biz yolda ……’ı Kor…..’ta bıraktıktan sonra önce ………’ye gittik. …….’de bir barda bira içtik lokantada yemek yedik oradan B……’ya gittik.’ İbarelerini kullanarak evden kaçmak gibi bir iradesi olmadığını yalnızca gezmek amacıyla Hüseyin’in kullanmış olduğu araca bindiklerini ifade etmiştir.

7-) Yüksek mahkemenin de TCK’nın 234/3 hükmünü baz alarak kurduğu birçok mahkumiyet kararının ortak noktası yine mağdurların evi terk etme iradesinin mevcut olması gerektiğidir.

Yargıtay 14. CD 27.10.2011 tarihli, 2011/17788 E.  ve 2011/1565 K. Sayılı ilamı

“… Çocuğun evi terk etmesinin ana ve babada büyük bir tedirginlik oluşturduğu herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Belirtilen gerekçelerle Türk Ceza Kanunun “Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması” başlıklı 234 maddesine kanuni temsilcisinin bilgisi veya rızası dışında evi terk eden çocuğu rızasıyla da olsa yanında tutan kişiye çocuğun ailesini veya yetkili makamları durumdan haberdar etmek yönünde bir yükümlülük yükleyen ve bu yükümlülüğe aykırı davranışı suç olarak tanımlayan bir fıkra eklenmiştir.”

Yargıtay 14. CD 09.07.2014 tarih ve 2012/10292 E. 2014/9345 K. sayılı ilamı

“… mağdurenin 03.09.2009 tarihinde Konya ilindeki annesi olan müşteki S.K. ile birlikte yaşadığı evi terk ederek sanıklar K. ve C.’un yaşadığı …… iline gittiği, burada mağdurenin sanıklar K. ve C. tarafından karşılanarak diğer sanıklar S. ve S.’in evine götürüldüğü ve mağdurenin bu evde misafir edildiği, 07.09.2009 tarihinde ise mağdurenin kolluğa teslim edildiği anlaşıldığından, mağdurenin cebir, tehdit veya hile kullanılmaksızın sanıkla gönüllü olarak birlikte kaçması, sanığın mağdureye yönelik hukuka aykırı herhangi bir eyleminin bulunmaması ve soruşturmanın mağdurenin annesi olan müşteki S.K.’un ihbarı üzerine başladığının anlaşılması karşısında, eylemin TCK’nın 234/3. maddesinde düzenlenen çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunu oluşturduğunun gözetilmeyerek…”

8- ) Tebliğnamede tüm bunların yanı sıra suç tarihinde 14 yaşında olan ……’i ….’ye ve B……’ya götürdüğü iddia edilen müvekkilimizin TCK 109 hükümleri uyarınca cezalandırılması gerektiği yer almıştır.

9-) Tebliğnamede müvekkilimizin cezalandırılması gerektiği yönünde talep edilen suç olan ‘Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılmak’ suçu 5237 sayılı kanunun 109.maddesinde düzenlenmiş olup işbu suçun maddi unsuru ‘bir kimseyi, hukuka aykırı olarak, bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden, yoksun bırakmaktır.’ Suç tipinde fiilin hukuka aykırılığı özel olarak ve ayrıca gösterildiği için “hukuka özel aykırılık” söz konusudur. Dolayısıyla faili TCK m.109 anlamında cezalandırabilmek için genel kast dışında ayrıca hukuka aykırılık bilinci ile hareket edip etmediğinin araştırılması gerekmektedir.

10-) Yine ‘Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılmak’ suçu kasten işlenebilen bir suç olup bu suç tipinde fail tarafından mağdurun bir yere gitme veya bir yerde kalma hürriyetini kullanamaz hale getirmelidir. Bu bağlamda somut olay değerlendirilerek mağdur çocukların mahkemedeki beyanlarına bakıldığında mağdur İ……. ‘Hüseyin yanında E….. ve S…… ile birlikte kullandığı araç ile yanımıza geldi. Hüseyin ve gezmeyi teklif edince araca bindiğimizde ben araçla S…K…..’i gördüm S.K.’i önceden tanımıyordum biz yolda …….’ı Kor…..’ta bıraktıktan sonra önce ……….’ye gittik. Biz …….’de iken …….,  ………’a dönmeyi teklif etti, fakat ısrar etmedi, ısrar etseydik dönebilirdik, bizi zorlayan olmadı.’ İfadelerini kullanmıştır.

11-) Bunun yanında tebliğnamede mağdure İ……’in suç tarihinde 18 yaşından küçük olması sebebiyle müvekkilimizin 109/3-f maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir. Fakat tebliğnamedeki bu görüş açıkça hukuka aykırılık teşkil etmektedir. Şöyle ki araçtaki diğer kişilerin çağırmış olduğu mağdurenin yaşını bilmesinin beklenmesi ve müvekkilimiz mağdurenin yaşını tahmin edemediği için cezasının arttırılması yoluna gidilmesi açıkça müvekkilimizin adil yargılanma hakkını ihlal etmektedir. Tüm bunların yanında müvekkilimiz bu gezinin çoğunu uykuda geçirmiştir. Mağdur anlatımlarında dahi bunun aksi yönde bir açıklama mevcut değildir.

12-) Mağdur İ……’in beyanları ve 5237 sayılı kanunun 109.maddesinde suçla korunan hukuksal değer olan bireylerin kendi istek ve iradeleri ile hareket edebilme özgürlüğü ve hakkı birlikte değerlendirildiğinde; mağdurun gerek müvekkilimiz gerek ise araçtaki diğer kişiler tarafından kendisine herhangi bir baskı olmadan ……. ve B……’ya kendi özgür iradesiyle gittiği, araçtan istediği an inmeye ve gitmiş olduğu yerlerde zorla alıkonulduğunu bildirme iradesine muktedir olduğu, bu sebeple katılan vekili ve Yargıtay cumhuriyet başsavcısının tebliğnamedeki talebi yasaya ve vicdana aykırılık oluşturduğu izahtan varestedir.

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda ayrıntılı olarak izah edilen ve sayın daire tarafından re’sen gözetilecek sebeplerle;

1-) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından TCK md 109 ve devamı hükümleri gereğince cezalandırılması talebinin reddine,

2-) Gerekçeli temyiz dilekçemizde ayrıntılı olarak izah ettiğimiz üzere usul ve yasaya aykırı olarak müvekkilimiz aleyhine hükmedilen kararın bozulmasına karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz. tarih

Sanık Müdafi

Av.

Son düzenleme tarihi 30 Mayıs 2020 16:03

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.