Yağma Suçu Savunma Dilekçesi Örneği

 Yağma suçlaması ile karşı karşıya kalan sanığın kendisini etkili bir şekilde savunabilmesi için hazırlanmış “yağma suçu savunma dilekçesi” aşağıda yer almaktadır.


Yağma Suçu Savunma -1-

() AĞIR CEZA MAHKEMESİ’NE

 

DOSYA NO          : …..

SANIK                 : ……

MÜDAFİİ             : Avukat Saim İNCEKAŞ- Turhan Cemal Beriker Bulvarı, Ziya Algan İş Merkezi No:9 K:5 D:41, 01010 Seyhan/ADANA

DAVACI               : K.H.

MÜŞTEKİLER     : ……

D.KONUSU          : Davaya yazılı savunmalarımızın ve tutukluluğa itirazlarımızın sunulması hk.

AÇIKLAMALAR  :

Müvekkil Sanık hakkında “birden fazla kişi tarafından gece vakti silahla yağma,yaralama, birden fazla kişi tarafından birlikte silahla tehdit, cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, hakaret” suçlamasından soruşturma başlatılarak müvekkilin bu suçları işlediği konusunda somut delillerin olduğu iddia edilmiş ve hakkında ….. . Ağır Ceza Mahkemesi tarafından hukuki mesnetten yoksun ve kanuna aykırı bir TUTUKLAMA kararı verilmiştir.

Müvekkil hakkında atılı suçlamanın somut herhangi bir dayanağı bulunmamaktadır. Zira, iddia makamı müvekkilimi yağma suçunda müşterek fail olarak suçlamaktadır. İştirak konusunu işleyen kanun maddeleriyle aynı yönde olan öğretide müşterek fail olmak için iki şartın birlikte varlığı gerekmektedir. Bunlardan birincisi failler arasında birlikte suç işleme kararının bulunması, ikincisi ise suçun işlenişi üzerinde birlikte hakimiyet kurmalarıdır. Ancak bunların oluştuğuna dair dosyada hiç bir somut delil bulunmamaktadır.

Müvekkilimin suçun işlenişi üzerinde bir hakimiyeti bulunmamaktadır, vuku bulan olayda suça hiçbir katkısı olmamış hatta zararın büyümesini önleyerek meydana gelen kavgayı ayırmaya çalışmıştır. Zaten müştekinin vermiş olduğu ilk ifade ile duruşma esnasında vermiş olduğu beyan birbiriyle çelişmiştir.

Müvekkilim diğer sanıkların da ifadelerinde yer aldığı üzere yalnızca kavgayı ayırmaya yönelik fiillerde bulunmuştur. Bundan dolayı müvekkilimin yağma suçuna iştirak ettiği iddiası hukuki dayanaktan yoksun ve gerçek dışıdır.

Dava dosyasında müşteki beyanları dışında hiç bir delil bulunmaması hukukumuzda geniş bir uygulama alanına sahip olan “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereğince müvekkilimin beraatine karar verilmesi gerekir. Zira soruşturma evresinde müvekkilimin suçu işlediğine dair kesin, şüpheden arındırılmış ve mahkumiyetine yeterli bir kanıt elde edilememiştir. Bununla beraber müştekinin duruşma esnasında alınan beyanlarında ve ilk ifadesinde gözle görülür derecede önemli bir fark bulunmakla beraber çelişkili ifadeler mevcuttur.

Müşteki olayın gerçekleştiği tarihin ertesi günü alınan ifadesinde,olay henüz yaşanmışken ve hafızası daha tazeyken ” Aracı park edince sağ tarafımda oturan ….. elinde bulunan sarı renkli beyzbol sopası sağ elinde,diğer elinde de gümüş gri muşta takılı idi” demiştir. Ancak duruşma esnasında alınan beyanında müvekkilimin tutuklanmasına da sebebiyet veren bununla birlikte çelişki içeren ifadelerde bulunmuş müvekkilime iftira atmıştır. Muştanın müvekkilimin elinde olduğunu aylar sonra nasıl düşünmüş ve belirtmiştir bu konu hiç bir mantık sınırlarına uymamaktadır.

Müvekkilim tutuklu yargılanmaktadır. Tutuklu yargılanma bir ceza değil tedbirdir. Ancak müvekkilim için uygulanan bu tedbir kararı hukuki dayanaktan yoksun olup Yargılamanın hukuk zemininde yürütülmesine de aykırıdır. Yargılama sürecinde müvekkilin müştekiler üzerinde baskı kurma olasılığı olmayıp hiç bir husumeti yoktur. Ayrıca tutuklama kararı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. Maddesindeki koşullar dikkate alınarak verilmelidir. Bu koşulların müvekkil açısından oluşmadığı kanaatindeyiz.

CMK 100. maddeye göre tutuklama kararı verilebilmesi için sanığın kaçma ihtimalinin bulunması gerekir. Oysa müvekkilim zaten halihazırda başkaca dosyalarda adli kontrol hükümleri gereği yaklaşık üç senedir imza atmak suretiyle tedbirlerine uymuş hiçbir kaçma şüphesi barındırmamıştır. Müvekkil bununla beraber delil karartma kastı barındırmamakta olup, olaydaki tanıklar üzerinde baskı kurma ihtimaline sebep olacak bir tanık da mevcut değildir. Müvekkilim ifade vermeye kendisi gelmiştir, yani kaçma şüphesi de bulunmamaktadır. Müvekkilimin tutuklu bulunması telafisi mümkün olmayan zararlar meydana getirmektedir. Kendisi özel sektörde işçi olarak çalıştığı için maddi anlamda da zarara uğramaktadır. Tüm bu sebeplerden dolayı müvekkilimin tutuksuz yargılanması gerekmektedir.

Tutukluluk durumuna ilişkin kanunda düzenlendiği kadarıyla da  yine müvekkile ilişkin verilen işbu karar hakkaniyete, adil yargılanma hakkına ve hukuk sistemimizin öngördüğü uygulamaya ilişkin kurallara uygun düşmeyecektir. Müvekkil sabit ikamet sahibidir, kaçma şüphesi yoktur, dosyadaki mevcut delillerin de zaten bir çoğunu kendisi beyan etmiş olup delil karartma şüphesi barındırmamaktadır.

Esasen de müvekkilin kast ve davranışları bu suç tipiyle uymamaktadır. Müvekkilin fiillerinde yağma suçunun unsurlarının gerçekleşmediği görülmektedir. Bununla birlikte eylemin manevi unsurlarının da oluşmadığı aşikardır. Müvekkilin eylemindeki manevi unsur, kendisine maddi yarar sağlamak değildir. Yağma suçunun oluşması için kişinin cebir veya tehdit kullanarak failin kendisine veya başkasına maddi bir yarar sağlama amacı olması gerekmektedir.

Yağma suçunun manevi unsuru olayda gerçekleşmemiştir. Gerçekleşmeyen yağma suçundan ötürü de tutuklama kararının verilmesi kanunilik ilkesine aykırılık oluşturmuştur. Tutuklama kararına gerekçe olarak belirtilen yağma fiili suçlaması ile müvekkilim kendisinin hiçbir şekilde dahil olmadığı bir durum neticesi ile tutuklanmış ve kanuna aykırı bir şekilde özgürlüğünden mahrum tutulmuştur.

Müvekkilimin tutuklanması sonrasında ….. Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna sevki sağlanmıştır. Ancak haftalardır rahatsız olan ve revire gitmeyi talep eden müvekkilimin henüz bu talebi bile gerçekleştirilmemiş, cezaevi idaresi sorumsuz davranmıştır. İşlemediği bir suçtan yargılanan üzerine bir de İNSAN HAKLARINA AYKIRI koşullarda hayatta kalma mücadelesi veren müvekkilimin bu hak gaspının derhal sonlandırılması gerekmektedir.

Ceza İnfaz Kurumunun koşulları elverişsiz olup 10 kişilik koğuşta 37 kişi kalmak mecburiyetine mahkum edilmiştir. Ranzalar birleştirilmek suretiyle bir yastığa üç tutuklunun düştüğü bu sağlıksız ortamda müvekkilimin geçmişte geçirdiği omurilik ameliyatı sebebiyle yaşadığı rahatsızlık günbegün artmaktadır. ….Açık Cezaevindeyken de müvekkilimin kullanmış olduğu işbu rahatsızlığı sebebiyle kendisine reçeteyle verilen ilacı(…. isimli bir ilaç) şimdi tutuklu bulunduğu infaz kurumunda yasak kabul edilip verilmemektedir. Müvekkilimde kaza sebebiyle platin takılı olup omuriliği zedelenmiştir. Cezaevi koşullarında kalmaya devam ederse felç dahi geçirebilir. Bu riskli süreçte tedbir olarak kendisine öngörülen tutukluluk ne hukuka ne de insan onuruna uymamaktadır.

Müvekkilim nişanlıdır. Kendisi evlilik hazırlığı yaptığı bir dönemde tutuklanmış olup müstakbel eşi endişe içindedir. Kurmak istediği yuva için eli kolu bağlı oturmak onun maneviyatını da zedelemektedir. Bu sebeple tutuksuz yargılanması gerekmektedir.

Esasen de; bir mürekkep suç türü olan, hırsızlık ile cebir veya tehdidin birleşmesinden oluşan, Türk Ceza Kanunu’nun 148 ila 150. maddelerinde düzenlenen yağma suçunda korunan hukuki yarar, mağdurun malvarlığı, yani mülkiyet ve zilyetlik haklarıdır.

Tck M. 148/1’e göre; yağma suçunun oluşabilmesi için, bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceğinden veya malvarlığı itibariyle büyük bir zarara uğratılacağından bahisle tehdit ederek veya cebir ve şiddet kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılma, yani zorunda bırakma şartı gerçekleşmelidir. Ancak dosya incelendiğinde tüm bu sayılanlar gerçekleşmemiştir.

SONUÇ                : Yukarıda Arz ve izah ettiğimiz nedenlerle ve Sayın Mahkemenizce re’sen nazara alınacak nedenlerle, müvekkilimiz aleyhinde SOMUT BİR DELİL bulunmadığından öncelikle Tutuklama kararının kaldırılması ile tutuksuz yargılanarak serbest bırakılmasına aksi kanaat mevcutsa suçtan beraatine karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim. 10.11.2018

 

                                                                                     Sanık Müdafii

                                                                            Av.

Yağma Suçu Savunma -2-

ADANA 1. AĞIR CEZA MAHKEMESİNE

DOSYA NO   :

SANIK           : 

MÜDAFİİ     :

KONU           :Savcılığın esas hakkındaki mütalaasına karşı ve esasa ilişkin savunmalarımız.

AÇIKLAMALAR

Yukarıda esas numarası yazılı bulunan dosyada tutuklu yargılanan sanık X müdafii olarak yer almaktayım. X tarihli X Celsede iddia makamı tarafından esas hakkındaki mütalaası sunulmuştur. İş bu mütalaa ile müvekkilin nitelikli yağma suçundan cezalandırılması ve hükümle birlikte tutukluluk halinin devam etmesi talep edilmiştir. Mütalaaya karşı savunmalarımız aşağıda sunulmuştur. Savcılığın ortada somut, kesin, her türlü şüpheden uzak delil olmadan müvekkilin cezalandırılmasını talep etmesi usul ve yasaya aykırı olup dosya kapsamına uymamaktadır. Şöyle ki;

Olayın Kısaca Sunumu: Olay tarihinden yaklaşık bir hafta öncesinde sanık X müvekkilin yanına gelerek bir süre önce çalıştığı iş yerinde hırsızlık yapacağını, bir kamyona ihtiyacı olduğunu, fabrika bekçisinin haberinin olduğunu, anahtarları ayarladığını ve hırsızlığı kolayca yapacağını söylemiştir. Müvekkil de sanık X bu durumu anlatmış o da kamyonla gitmeyi kabul etmiştir. Kararlaştırılan gün olan X günü saat X sıralarında müvekkil ve sanık X kamyonla X ilçesinden X’deki olay yerine doğru yola çıkmışlardır. Sanık X müvekkile “iş yerinin önüne gelip bekçi kulübesini geçip orada durun burada kayıt cihazı var, bu kayıt cihazının da görüntüsünü kamyonla kapatmış oluruz” şeklinde direktiflerde bulunmuştur. Müvekkil ve Sanık X kamyonu Sanık X’ın söylediği yere park etmişlerdir. Sanıkların kamyonu park etmesiyle birlikte sanık X yanlarına gelmiştir. Daha sonra bekçinin yanına gitmiş ve X dakika sonra elinde kayıt cihazıyla gelmiştir, kamyona bırakmıştır, müvekkil ve sanık X dış kapının anahtarlarını vermiştir. Müvekkil ve Sanık X dışarı kapısıyla uğraşırken anahtar kilit içerisinde kırılmıştır. Kapıyı açamadıkları ve korktukları için sanık X aramışlardır. Sanık X geldikten sonra hırsızlıktan vazgeçip olay yerinden aynı araçla ayrılmışlardır.

İsnat edilen suçun maddi ve manevi unsurları oluşmamıştır: Yağma suçu amaç ve araç hareketlerden oluşan bir suçtur. İlk önce almayı gerçekleştirmek için araç hareketler olan cebir veya tehdit kullanılır, sonrasında bu cebir ve tehdidin etkisiyle malın alınması veya tesliminin sağlanması ile suç tamamlanır. Somut olayımıza baktığımızda olay yerinden hiçbir şey çalınmamıştır. Olay yerinden alınan kayıt cihazı hırsızlık amacıyla değil ortada delil bırakmama amacıyla alınmıştır. İsnat edilen suçun maddi ve manevi unsurları oluşmamıştır. Bu nedenle suçu kabul etmemiz mümkün değildir.

Faydalanma kastının (mülk edinme kastı) olmaması: Olay yerinden sadece ve sadece kayıt cihazı alınmıştır. Bu cihazın faydalanma kastıyla alınmadığı sabittir. Kayıt cihazının alınması ortada delil bırakmama amacı taşımaktadır. Zaten kayıt cihazının da maddi bir değeri yoktur. Bu husus ile ilgili olan Yargıtay Genel Kurul kararını dosyanıza sunuyoruz:

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E. 2015/6-709 K. 2016/33 T. 26.1.2016 “Sanığın olay tarihinde, iki yıldır birlikte olduğu mağdurenin başka bir kişiyle ilişkisi olduğunu düşünerek evine gidip yanında bulunan silahı mağdureye doğrultarak tehdit ettiği, silahın kabzasıyla mağdureye vurduğu, mağdurenin elinde bulunan telefonu arama kayıtlarına bakmak amacıyla zorla aldıktan yaklaşık 20 gün sonra iade ettiği olayda, olay yerine gelen sanığın mağdureye “evde kim var orospu” demesi, telefonu arama kayıtlarına bakmak için alması, kullanmadan mağdureye iade etmesi gözetildiğinde, ekonomik durumu iyi olan ve yaklaşık bir yıldır mağdureyle birlikte olan sanığın, mağdurenin başka bir kişiyle ilişkisi olup olmadığını öğrenmek için telefonunu aldığı anlaşılmakta olup sanığın faydalanmak amacıyla telefonu aldığı sabit olmadığından, üzerine atılı yağma suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı, ancak sanığın mağdura karşı gerçekleştirdiği eylemlerin silahla tehdit ve kasten yaralama suçlarını oluşturabileceğinin kabulü gerekmektedir. “

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2016/3460 E., 2016/2561 K. 31.03.2016 tarihli kararında “Yağma suçu, kastla işlenebilen bir suçtur. Failin, yukarıda belirtilen suçun hareket unsurlarına bilerek ve isteyerek yönelip gerçekleştirmesinin yanısıra, yağma suçunda failin amacı, kural olarak mülk edinmeye yönelik olmalıdır. Başka amaçlara yönelinmiş ise, yağma suçunun unsurları oluşmaz.”

Yukarıda sunmuş olduğumuz Yargıtay kararları ışığında müvekkilime isnat edilen yağma suçunun unsurları oluşmadığından beraatına karar verilmesi gerekmektedir. Maddi değeri olmayan kayıt cihazının ortada delil bırakmamak amacıyla alındığı sabittir.

Müşteki X şikayetinin olmaması: Müştekilerden X dosyanızın X Celsesinde mahkemeniz huzurunda sanıklardan şikayetçi olmadığını beyan etmiştir. Müştekiye ait olan iş yerinde hiçbir şey çalınmamıştır ve kameraların da zararı soruşturma aşamasında müvekkilin ailesi tarafından giderilmiştir. Savcılık soruşturma dosyasına X tarihli dilekçemiz ekinde X TL banka dekontunu sunmuş idik. Yani müştekinin zararı soruşturma aşamasında zaten giderilmiştir. Mütalaada zararın kovuşturma aşamasında giderildiği hususu gerçeği yansıtmamaktadır.

Müşteki X şikâyetinde ve duruşmadaki beyanlarında çelişkili ifadeler kullanmıştır: Yine iddianamede katılan ifadeleri ile bir takım sanıkların ifadelerinin benzer olduğu iddia edilmiştir. İddia makamı deliller üzerine değil sadece varsayımlar ve X beyanları üzerine mütalaayı tanzim etmiştir. Hukuka aykırı olan teşhis işleminde sanıkları teşhis edip, duruşmada da “polisler söyledi” şeklinde önemli çelişkiler içeren ifadeleri olmuştur. Kolları ve ayaklarının bağlı olduğunu iddia edip doktor raporunda hiçbir izin çıkmaması ayrı bir çelişki konusudur. Ayrıca müvekkilin ailesine “bu işten X TL zararım var” diyerek fahiş fiyat teklifinde dahi bulunmuştur.

Müştekinin adli muayene raporunda herhangi bir cebir izine rastlanılmaması: Dosyada delil olarak sunulan ve savcının mütalaasında iddia edilen suça dayanak olarak gösterdiği mevcut doktor raporunda hiçbir cebir izine rastlanılmamıştır. Müşteki kendisine biber gazı sıkıldığını, kafasına vurulduğunu, elleri ve ayağının bağlandığını iddia etmiştir. Bütün bunlar gerçekten yapılsa idi doktor raporunda kesinlikle bir cebir izine rastlanırdı. En azından kendi imkanlarıyla bağlarından kurtulduğunu iddia eden müştekinin ellerinde ve ayaklarında kızarıklık olurdu. Fakat doktor raporuna baktığımızda ‘’Muayenede Bulgu Yok, Muayenede Patolojik Bulgu Yok’’ ibareleri mevcuttur.

Olay yerinde herhangi bir eşyanın çalınmamış olması: Müşteki X X tarihli ifade tutanağında yaptığı incelemede iş yerinde “hiçbir şeyin çalınmadığını” beyan etmiştir. Müştekinin bu ifadesi de bizim iddiamızı doğrulamaktadır.

Soruşturma aşamasında müştekilerin zararlarının giderilmiş olması: Savcılık soruşturma dosyasına X tarihli dilekçemiz ekinde banka dekontu, X belgesi ve telefon faturasını dosyaya sunmuş idik. Yani müştekilerin zararı soruşturma aşamasında müvekkilin ailesi tarafından zaten giderilmiştir. Mütalaada zararın kovuşturma aşamasında giderildiği hususu gerçeği yansıtmamaktadır. Dosya incelendiğinde bu durum zaten görülecektir.

Teşhis işlemi ve ön görüşme tutanağının kanuna ve yargıtay içtihatlarına aykırı olması:  İddia makamı tarafından mütalaaya konu delillerden bir tanesi de ön görüşme tutanaklarıdır. Polisler tarafından düzenlenen bu ön görüşme tutanaklarının yasada yeri yoktur. İlk baştan itibaren nitelendirilen suç nitelikli yağma olup burada zorunlu müdafilik durumu söz konusudur. Müdafiisiz hiçbir şekilde şüphelinin ifadesi alınamaz. Ancak kanuna aykırı davranılmış müdafiisiz bir şekilde ifadeler alınmış, mütalaada da bu ifadeler delil olarak kullanılmıştır. Bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Kanuna aykırı delille müvekkil aleyhine hüküm kurulamaz.

Ayrıca dosyada yazılı bir şekilde teşhis işleminin yaptırılması için bir savcı talimatı bulunmamaktadır. Bu durumda tartışmasız bir şekilde teşhis tutanağı kanuna aykırıdır. Bununla ilgili Yargıtay kararlarını duruşma esnasında mahkemenize sunmuş idik.

Olay yerinde müvekkilin parmak izine rastlanılmaması: Olay yerinde yapılan incelemede alınan parmak izlerinde müvekkilin parmak izine rastlanmamıştır. Dosyada delil olarak tutulan parmak izi raporları da müvekkilimin samimi ifadelerini doğrulamaktadır.

Müşteki İfadesinden Ve Sanıkların Atfı Cürum Niteliğindeki Beyanlarından Başka, Suçun İşlendiğine Dair Hiçbir Emare olmaması: Müvekkilin üzerine atılı suçun işlendiğine dair müştekinin soyut ve çelişkili beyanları haricinde hiçbir emare yoktur. Diğer sanıklar da suçtan kurtulmak için atfı cürum niteliğinde beyanlarda bulunmuşlardır. Müvekkil aynı zamanda evli olup X çocuk babasıdır. Bu şartlar altında müvekkilin, cezası bu denli ağır olan bir suçu işlemiş olabileceği bile düşünülememektedir. Bu sebeplerle şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince müvekkilin beraatına karar verilmesi gerekmektedir.

Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi Ve Hiçbir Delil Olmayışı: Şüpheli ve aydınlatılmamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemez. Ceza mahkumiyeti bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat teorikte olsa hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermemelidir. (YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ 2010/20342 E. 2011/938 K.) Sırf müşteki beyanına dayanarak şüphelinin tutuklanmasına ve cezalandırılmasına karar vermek hukuka ve kanuna aykırıdır. Müvekkilin tutuklanması ve cezalandırılması için hiçbir gerekçe yoktur. Ortada suçun işlendiğine dair hiçbir delil ve tanık yoktur.

Müvekkilin Tutukluluğuna İlişkin Beyanlarımız: Müvekkil çok uzun süredir tutukludur. Tutuklama bir koruma tedbiridir. Tüm deliller toplanmış, müvekkilin kaçma şüphesi bulunmamaktadır. Delilleri karartma ihtimali yoktur. Bakmakla yükümlü olduğu eşi ve X çocuğu bulunmaktadır. Bu nedenlerle müvekkilin hükümle birlikte tahliye edilmesini talep ediyoruz.

Dosyadaki deliller ile desteklenmeyen, tamamen delillere aykırı düzenlenen bu mütalaa tarafımızca ve yasalar tarafından kabul edilemezdir. Mevcut deliller ile mütalaa birbirinden tamamen farklıdır. Ayrıca yukarıda açıkladığımız nedenlerle kanuna aykırı delillerle müvekkil aleyhine hüküm kurulamaz. Ayrıca isnat edilen yağma suçun maddi ve manevi unsurları oluşmamıştır. Bu nedenle suçu kabul etmemiz mümkün değildir.

 Bu nedenlerle müvekkilin beraatine, aksi kanaat hasıl olursa teşebbüs, malın değerinin azlığı, etkin pişmanlık ve diğer lehe olan hükümlerin uygulanmasına; tutuklulukta geçirdiği süre nazara alınarak bihakkın tahliyesine, aksi kanaat hasıl olursa adli kontrol hükümleri uygulanarak tahliyesine karar verilmesini talep ediyoruz.

SONUÇ VE TALEP: Yukarıda arz ve izah olunan ve resen tespit edilecek nedenlerle; müvekkile isnat edilen yağma suçunun maddi ve manevi unsurları oluşmadığından

 beraatine, aksi kanaat hasıl olursa teşebbüs, malın değerinin azlığı, etkin pişmanlık ve diğer lehe olan hükümlerin uygulanmasına; tutuklulukta geçirdiği süre nazara alınarak bihakkın tahliyesine, aksi kanaat hasıl olursa adli kontrol hükümleri uygulanarak tahliyesine karar verilmesini saygılarımla bilvekale arz ve talep ederim. (tarih)

Sanık X

Müdafii 

                                                

bir yorum bırakın

tr Türkçe
X
error: Uyarı: Sağ tıklamak ve kopyalamak için üye olmanız gerekmektedir. Üye olmak için site menüsünde yer alan Soru-Cevap forumuna katılmanız ve 10 adet farklı başlık altında cevap yazmanız gerekmektedir. Giriş şifreniz 10 adet cevabınız sonrası tarafınıza iletilir.