Anasayfa » DİLEKÇELER » Yağma Suçu Savunma Dilekçesi Örneği

Yağma Suçu Savunma Dilekçesi Örneği

 Yağma suçlaması ile karşı karşıya kalan sanığın kendisini etkili bir şekilde savunabilmesi için hazırlanmış “yağma suçu savunma dilekçesi” aşağıda yer almaktadır.


() AĞIR CEZA MAHKEMESİ’NE

 

DOSYA NO          : …..

SANIK                 : ……

MÜDAFİİ             : Av. …..(Adres Antettedir.)

DAVACI               : K.H.

MÜŞTEKİLER     : ……

D.KONUSU          : Davaya yazılı savunmalarımızın ve tutukluluğa itirazlarımızın sunulması hk.

AÇIKLAMALAR  :

Müvekkil Sanık hakkında “birden fazla kişi tarafından gece vakti silahla yağma,yaralama, birden fazla kişi tarafından birlikte silahla tehdit, cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, hakaret” suçlamasından soruşturma başlatılarak müvekkilin bu suçları işlediği konusunda somut delillerin olduğu iddia edilmiş ve hakkında ….. . Ağır Ceza Mahkemesi tarafından hukuki mesnetten yoksun ve kanuna aykırı bir TUTUKLAMA kararı verilmiştir.

Müvekkil hakkında atılı suçlamanın somut herhangi bir dayanağı bulunmamaktadır. Zira, iddia makamı müvekkilimi yağma suçunda müşterek fail olarak suçlamaktadır. İştirak konusunu işleyen kanun maddeleriyle aynı yönde olan öğretide müşterek fail olmak için iki şartın birlikte varlığı gerekmektedir. Bunlardan birincisi failler arasında birlikte suç işleme kararının bulunması, ikincisi ise suçun işlenişi üzerinde birlikte hakimiyet kurmalarıdır. Ancak bunların oluştuğuna dair dosyada hiç bir somut delil bulunmamaktadır.

Müvekkilimin suçun işlenişi üzerinde bir hakimiyeti bulunmamaktadır, vuku bulan olayda suça hiçbir katkısı olmamış hatta zararın büyümesini önleyerek meydana gelen kavgayı ayırmaya çalışmıştır. Zaten müştekinin vermiş olduğu ilk ifade ile duruşma esnasında vermiş olduğu beyan birbiriyle çelişmiştir.

Müvekkilim diğer sanıkların da ifadelerinde yer aldığı üzere yalnızca kavgayı ayırmaya yönelik fiillerde bulunmuştur. Bundan dolayı müvekkilimin yağma suçuna iştirak ettiği iddiası hukuki dayanaktan yoksun ve gerçek dışıdır.

Dava dosyasında müşteki beyanları dışında hiç bir delil bulunmaması hukukumuzda geniş bir uygulama alanına sahip olan “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereğince müvekkilimin beraatine karar verilmesi gerekir. Zira soruşturma evresinde müvekkilimin suçu işlediğine dair kesin, şüpheden arındırılmış ve mahkumiyetine yeterli bir kanıt elde edilememiştir. Bununla beraber müştekinin duruşma esnasında alınan beyanlarında ve ilk ifadesinde gözle görülür derecede önemli bir fark bulunmakla beraber çelişkili ifadeler mevcuttur.

Müşteki olayın gerçekleştiği tarihin ertesi günü alınan ifadesinde,olay henüz yaşanmışken ve hafızası daha tazeyken ” Aracı park edince sağ tarafımda oturan ….. elinde bulunan sarı renkli beyzbol sopası sağ elinde,diğer elinde de gümüş gri muşta takılı idi” demiştir. Ancak duruşma esnasında alınan beyanında müvekkilimin tutuklanmasına da sebebiyet veren bununla birlikte çelişki içeren ifadelerde bulunmuş müvekkilime iftira atmıştır. Muştanın müvekkilimin elinde olduğunu aylar sonra nasıl düşünmüş ve belirtmiştir bu konu hiç bir mantık sınırlarına uymamaktadır.

Müvekkilim tutuklu yargılanmaktadır. Tutuklu yargılanma bir ceza değil tedbirdir. Ancak müvekkilim için uygulanan bu tedbir kararı hukuki dayanaktan yoksun olup Yargılamanın hukuk zemininde yürütülmesine de aykırıdır. Yargılama sürecinde müvekkilin müştekiler üzerinde baskı kurma olasılığı olmayıp hiç bir husumeti yoktur. Ayrıca tutuklama kararı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. Maddesindeki koşullar dikkate alınarak verilmelidir. Bu koşulların müvekkil açısından oluşmadığı kanaatindeyiz.

CMK 100. maddeye göre tutuklama kararı verilebilmesi için sanığın kaçma ihtimalinin bulunması gerekir. Oysa müvekkilim zaten halihazırda başkaca dosyalarda adli kontrol hükümleri gereği yaklaşık üç senedir imza atmak suretiyle tedbirlerine uymuş hiçbir kaçma şüphesi barındırmamıştır. Müvekkil bununla beraber delil karartma kastı barındırmamakta olup, olaydaki tanıklar üzerinde baskı kurma ihtimaline sebep olacak bir tanık da mevcut değildir. Müvekkilim ifade vermeye kendisi gelmiştir, yani kaçma şüphesi de bulunmamaktadır. Müvekkilimin tutuklu bulunması telafisi mümkün olmayan zararlar meydana getirmektedir. Kendisi özel sektörde işçi olarak çalıştığı için maddi anlamda da zarara uğramaktadır. Tüm bu sebeplerden dolayı müvekkilimin tutuksuz yargılanması gerekmektedir.

Tutukluluk durumuna ilişkin kanunda düzenlendiği kadarıyla da  yine müvekkile ilişkin verilen işbu karar hakkaniyete, adil yargılanma hakkına ve hukuk sistemimizin öngördüğü uygulamaya ilişkin kurallara uygun düşmeyecektir. Müvekkil sabit ikamet sahibidir, kaçma şüphesi yoktur, dosyadaki mevcut delillerin de zaten bir çoğunu kendisi beyan etmiş olup delil karartma şüphesi barındırmamaktadır.

Esasen de müvekkilin kast ve davranışları bu suç tipiyle uymamaktadır. Müvekkilin fiillerinde yağma suçunun unsurlarının gerçekleşmediği görülmektedir. Bununla birlikte eylemin manevi unsurlarının da oluşmadığı aşikardır. Müvekkilin eylemindeki manevi unsur, kendisine maddi yarar sağlamak değildir. Yağma suçunun oluşması için kişinin cebir veya tehdit kullanarak failin kendisine veya başkasına maddi bir yarar sağlama amacı olması gerekmektedir.

Yağma suçunun manevi unsuru olayda gerçekleşmemiştir. Gerçekleşmeyen yağma suçundan ötürü de tutuklama kararının verilmesi kanunilik ilkesine aykırılık oluşturmuştur. Tutuklama kararına gerekçe olarak belirtilen yağma fiili suçlaması ile müvekkilim kendisinin hiçbir şekilde dahil olmadığı bir durum neticesi ile tutuklanmış ve kanuna aykırı bir şekilde özgürlüğünden mahrum tutulmuştur.

Müvekkilimin tutuklanması sonrasında ….. Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna sevki sağlanmıştır. Ancak haftalardır rahatsız olan ve revire gitmeyi talep eden müvekkilimin henüz bu talebi bile gerçekleştirilmemiş, cezaevi idaresi sorumsuz davranmıştır. İşlemediği bir suçtan yargılanan üzerine bir de İNSAN HAKLARINA AYKIRI koşullarda hayatta kalma mücadelesi veren müvekkilimin bu hak gaspının derhal sonlandırılması gerekmektedir.

Ceza İnfaz Kurumunun koşulları elverişsiz olup 10 kişilik koğuşta 37 kişi kalmak mecburiyetine mahkum edilmiştir. Ranzalar birleştirilmek suretiyle bir yastığa üç tutuklunun düştüğü bu sağlıksız ortamda müvekkilimin geçmişte geçirdiği omurilik ameliyatı sebebiyle yaşadığı rahatsızlık günbegün artmaktadır. ….Açık Cezaevindeyken de müvekkilimin kullanmış olduğu işbu rahatsızlığı sebebiyle kendisine reçeteyle verilen ilacı(…. isimli bir ilaç) şimdi tutuklu bulunduğu infaz kurumunda yasak kabul edilip verilmemektedir. Müvekkilimde kaza sebebiyle platin takılı olup omuriliği zedelenmiştir. Cezaevi koşullarında kalmaya devam ederse felç dahi geçirebilir. Bu riskli süreçte tedbir olarak kendisine öngörülen tutukluluk ne hukuka ne de insan onuruna uymamaktadır.

Müvekkilim nişanlıdır. Kendisi evlilik hazırlığı yaptığı bir dönemde tutuklanmış olup müstakbel eşi endişe içindedir. Kurmak istediği yuva için eli kolu bağlı oturmak onun maneviyatını da zedelemektedir. Bu sebeple tutuksuz yargılanması gerekmektedir.

Esasen de; bir mürekkep suç türü olan, hırsızlık ile cebir veya tehdidin birleşmesinden oluşan, Türk Ceza Kanunu’nun 148 ila 150. maddelerinde düzenlenen yağma suçunda korunan hukuki yarar, mağdurun malvarlığı, yani mülkiyet ve zilyetlik haklarıdır.

Tck M. 148/1’e göre; yağma suçunun oluşabilmesi için, bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceğinden veya malvarlığı itibariyle büyük bir zarara uğratılacağından bahisle tehdit ederek veya cebir ve şiddet kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılma, yani zorunda bırakma şartı gerçekleşmelidir. Ancak dosya incelendiğinde tüm bu sayılanlar gerçekleşmemiştir.

SONUÇ                : Yukarıda Arz ve izah ettiğimiz nedenlerle ve Sayın Mahkemenizce re’sen nazara alınacak nedenlerle, müvekkilimiz aleyhinde SOMUT BİR DELİL bulunmadığından öncelikle Tutuklama kararının kaldırılması ile tutuksuz yargılanarak serbest bırakılmasına aksi kanaat mevcutsa suçtan beraatine karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim. 10.11.2018

 

                                                                                     Sanık Müdafii

                                                                            Av.

                                                

Bu makaleyi sosyal medyada paylaşarak sitemize katkıda bulunabilirsiniz.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 oy, puan: 5,00 üzerinden 5)
Loading...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İLETİŞİM
Soru Sor
Danışma Formu
WhatsApp
Telefon Görüşmesi