Siteden ayrılmadan önce tarafımca yazılan site içi arama motorunu deneyin.

İkamet İzni İptaline İtiraz Dilekçesi

İkamet İzni İptaline İtiraz

ADANA İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

Yürütmenin Durdurulması Taleplidir.

DAVACI :

VEKİLİ :

DAVALI :

KONU : Kısa dönem ikamet izninin iptal edilmesine dair Adana Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğü’nün 24.05.2021 tarihli 52496 sayılı kararına karşı öncelikle 2577 sayılı İYUK’ün 27/2,4 ve 16. maddeleri uyarınca karşı tarafın savunması beklenmeksizin, aksi halde savunma sürelerinin kısaltılarak YÜRÜTMENİN DURDURULMASI’na karar verilmesi, akabinde kararın İPTALİNE karar verilmesi istemidir.

TEBLİĞ TARİHİ :

AÇIKLAMALAR :

Müvekkilim 6458 Sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun 31/e maddesi gereği turizm amaçlı olarak kısa dönem ikamet izni başvurusu yapmış ve kendisine ilk olarak 26.01.2015 tarihinde kısa dönem ikamet izni verilmiş ve ikamet izinlerinin bitişinde uzatma talebi üzerine izinleri uzatılmıştır.

Son olarak müvekkilimin ikamet izninin uzatılması için başvurusu sonucunda müvekkilime 10.05.2021-09.05.2023 tarihleri arasını kapsayacak şekilde ikamet izni verilmiş ve ikamet izin belgesi düzenlenmiştir.

Ancak Adana Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğü müvekkilimin ikamet iznini 24.05.2021 tarihinde “Türkiye’de kalacağı adres bilgisini verememek” ve “diğer nedenler” gerekçesi ile iptal etmiştir.

Tarafımıza tebliğ edilen kararda diğer nedenler seçeneği ile ilgili açıklama bulunmamakta olup; İl Göç İdaresi müdürlüğü ile yapmış olduğumuz görüşmede ikamet izninin “Türkiye’de kalacağı adres bilgisinin verilmemesi” olduğu tarafımıza bildirilmiştir.

İkamet izninin iptali için hiçbir sebep bulunmamasına ve yasada bulunan tüm şartları taşımasına rağmen hiçbir açıklamada bulunulmadan ikamet izninin iptal edilmesi hukuka aykırıdır.

6458 Sayılı Yasanın 32. maddesine göre ikamet izninin iptaline ilişkin kararın hangi gerekçeler ile verildiği bildirilse dahi bu konuda somut emareler belirtilmediği gibi idarenin işleminin dayandırıldığı gerekçeler de gerçeği yansıtmamaktadır.

Müvekkilim Türkiye’de “Adana” adresinde ikamet etmektedir.

İlgili adresteki elektrik-su-doğalgaz abonelikleri de müvekkilim adına kayıtlı olup, dilekçe ekinde ibraz ettiğimiz faturalardan da açıkça anlaşılacağından ilgili abonelikler aktif olarak kullanılmaktadır.

Müvekkilim belirtilen adreste 01.11.2017 tarihinden itibaren anne ve babasıyla ikamet etmektedir.

Müvekkilimin bu adreste yaşayıp yaşamadığına dair bir araştırma yapılıp yapılmadığı belli değildir. Müvekkilim gün içinde sürekli evde oturmasa dahi annesi sağlık sorunları nedeniyle hastanede kontrol ve tedavisinin olduğu günler dışında sürekli olarak evde olmasına rağmen, böyle bir araştırma yapılıp yapılmadığından onun da haberi bulunmamaktadır.

Ayrıca tarafımıza tebliğ edilen kararda da müvekkilimin yukarıda belirtilen adreste ikamet etmediği hususunun nasıl tespit edildiği de açıklanmamıştır.

Bununla birlikte idarenin “ikamet izninin iptaline” ilişkin kararında gösterilen “diğer nedenlerin” neler olduğu da somutlaştırılmamış ve buna ilişkin açıklamalar yapılmamıştır.

Bu nedenlerle dava konusu işlem sebep unsuru yönünden hukuka aykırıdır.

İdarenin işlem ve kararlarında hukuka uygunluğun sağlanması hak ve menfaatlerin korunması esastır. Bu esasın korunabilmesi ve sağlanabilmesi ancak takdir yetkisinin hukuk sınırları içinde kullanılmasıyla mümkün olabilecektir. Çünkü her yetkide olduğu gibi takdir yetkisi de belli sınırlar içinde vardır ve bu yetki sınırsız değildir. Sınır olarak da amaç unsuru belirlenmiştir.

İdari işlemin amaç unsuru bakımından idarenin takdir yetkisi bulunmamaktadır. Çünkü idari işlemin amacı mutlaka kamu yararıdır. İdare, bu konuda bağlıdır.

Danıştay’ın istikrar bulmuş kararlarında da ifade edildiği üzere, “İdarelerin hukuk esasları içinde tanınan takdir yetkilerinin kullanılması keyfi ve mutlak olmayıp , kamu yararı ve kamu görevlerinin gerekleri ile sınırlıdır ve takdire taalluk eden işlemlerin maksat bakımından yargı denetimine tabi olacağı da idare hukukunun başta gelen ilkelerindendir.” şeklinde ifade etmiştir. Diğer bir ifadeyle idare işleminde ‘eşit’ ve ‘objektif’ ölçütleri esas alarak bu kurallar çerçevesinde hareket etmelidir.

Oysa ki müvekkilimin ikamet izninin iptaline ilişkin karar ‘eşit’ ve ‘objektif ’ bir neden gözetilmeden tesis edilmiştir. Mesnedi olmayan idari işleme dayanılarak ikamet izninin iptal edilmesi, keyfiliği doğuracağı gibi kötü niyetli uygulamalara da davetiye çıkaracak ileride uygulanmaya yönelik emsaller oluşturacaktır.

2577 sayılı Yasanın 27. maddesi gereğince “İlgili işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğacağı ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartları birlikte gerçekleştiği” taktirde ilgili işlemin yürütmesinin durdurulmasına karar verilir.

Müvekkilimin annesi meme kanseri tedavisi görmüş olup; müvekkilim, annesinin tedavi sonrası doktor kontrollerinin sağlanması ve gerekli halde tedavisinin uygulanması konularında ailesine destek olmaktadır.

Davalı idare tarafından verilen ikamet izninin iptali kararının uygulanması halinde müvekkilimin kararı tebliği tarihinden itibaren 10 gün içinde ülkeyi terk etmesi aksi halde sınırdışı edilmesi söz konusu olacaktır.

Davaya konu edilen ikamet izninin iptali işlemi açıkça hukuka aykırı olduğundan ve uygulanması halinde telafisi güç ve hatta imkansız zararların doğacağı aşikar olduğundan mezkur işlemin yürütmesinin durdurulması gerekmektedir.

İzah edilen nedenlerle davalı idarenin yasaya aykırı nitelikteki “ikamet izninin iptali” kararının iptaline karar verilmesi için iş bu talebi yapma zorunluluğumuz hasıl olmuştur.

HUKUKİ SEBEPLER : 2577 sayılı İYUK, 6458 sayılı yasa ve sair ilgili kanun hükümleri.

DELİLLER : Adana Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğü’nün 24.05.2021 tarihli 52496 sayılı kararı, Noter tasdikli kira sözleşmesi, elektrik-su-doğalgaz aboneliklerine ilişkin faturalar, ikamet izni belgesi, davacının annesinin sağlık durumunu gösteren belgelerve sair her türlü yasal delil.

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan ve yüksek Mahkemenizce resen gözetilecek nedenlerle “ikamet izninin iptaline” dair Adana Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğü’nün 24.05.2021 tarihli 52496 sayılı kararı ile ilgili olarak;

Öncelikle ve ivedilikle 2577 sayılı İYUK’nun 27/2,4 ve 16. maddeleri uyarınca karşı tarafın savunması beklenmeksizin, aksi halde savunma sürelerinin kısaltılarak YÜRÜTMENİN DURDURULMASI kararı verilmesini,

Akabinde kararın İPTALİNE karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim.

Davacı Vekili

EKLER : 1- Adana Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğü’nün 24.05.2021 tarihli 52496 sayılı kararı 2- Noter tasdikli 01.11.2017 tarihli kira sözleşmesi 3- Elektrik-su-doğalgaz aboneliklerine ilişkin faturalar 4. İkamet İzni Belgesi. 5- Davacının annesinin tedavi ve kontrolleri ile ilgili belgeler 6- Vekaletname.

Kısa Dönem İkamet İzni İptaline İtiraz

İDARE MAHKEMESİ SAYIN BAŞKANLIĞINA

Yürütmenin durdurulması taleplidir.

DOSYA NO:
DAVACI:
VEKİLİ:
DAVALI:
KONU:Kısa dönem ikamet izninin iptali işlemine itirazlarımızdan ibarettir.

AÇIKLAMALAR

1) Müvekkil 17/02/2019 tarihinde Türkiye’ye gelmiş ve 6458 Sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 31/e maddesi gereği turizm amaçlı olarak kısa dönem ikamet izni başvurusu yapmış ve kendisine 15/07/2021 tarihine kadar kısa dönem ikamet izni verilmiştir. Daha sonrasında 15/07/2021 tarihinde bitecek olan kısa dönem ikamet izni için 30/06/2021 tarihinde uzatma başvurusu yapmıştır. Müvekkil Türkiye’ye geldiği tarihten bu tarihe kadar yasal olarak ülkede kalmış ve hiçbir Şekilde kaçak işleme maruz kalmamıştır. Tüm süreçleri ve başvuruları hukuki olarak takip etmiş ve ülkemizde turist olarak yaşamına devam etmiştir.

2) Müvekkil tarafından 30/06/2021 tarihinde ikamet izninin uzatılması için yapılan başvuruya ………… Müdürlüğü müvekkilin ikamet iznini 03/08/2022 tarihinde “diğer nedenler: kişinin aktif V-71 ve V-69 tahdit kodları olup yasal giriş- çıkış yapılmadığı için” gerekçesiyle iptal edilmiştir. (V-71:Adreste bulunamayan, adres değişikliğini bildirmeyen, gerçeğe aykırı beyan eden yabancılar. V-69: İkamet izni iptal edilenler şeklindedir.) Bu karar hiçbir şekilde müvekkilime tebliğ edilmemiẟ olup; keza başvuru sonucunu öğrenmek için ……………………… İdaresine gittiğinde ise kendisine ret kararı verilmemiş ve şifahen ülkeyi terk etmesi gerektiği söylenmiştir. Müvekkil Türkmenistan vatandaşı olup; ülkemizde turizm amacıyla kalmaktadır. Keza pandemi sebebiyle Türkmenistan farklı ülkelere kapılarını kapamış olup, müvekkilin ülkeyi terk etmesi de mümkün değildir. Müvekkil tarafından birkaç kez …………….. İdaresine gidilmesi ile son olarak hukuki yollara başvuracağını memurlara iletmiş olması sebebiyle ancak 17/02/2022 tarihinde ret kararını elden tebliğ alabilmiştir. İstanbul İl Göç İdaresi ile görüştüğümüzde müvekkilin ikamet iznini 03/08/2021 tarihinde “Türkiye de kalacağı adres olarak belirtilen adreste olmadığını” ve “kendilerinin adrese gelip kontrol ettiklerini” gerekçe göstererek ikamet izni uzatılması başvurusunun iptal edildiği bilgisi tarafımıza bildirilmiştir.

3) Müvekkilin ikamet izninin iptali için hiçbir sebep bulunmamasına ve yasada bulunan tüm şartları taşımasına rağmen hiçbir açıklamada bulunulmadan ikamet izninin iptal edilmesi hukuka aykırıdır. 6458 Sayılı Yasanın 32. maddesine göre ikamet izninin iptaline ilişkin kararın hangi gerekçeler ile verildiği bildirilse dahi bu konuda somut emareler belirtilmediği gibi idarenin işleminin dayandırıldığı gerekçeler de gerçeği yansıtmamaktadır. Müvekkil Türkiye’de “………………….İSTANBUL” adresinde ikamet etmektedir. Müvekkilin ikamet ettiği evin maliki ……………………..’dir. İlgili adres için kiraya veren ile noter huzurunda yapılmış olan kira sözleşmesini dilekçemiz ekinde Sayın Başkanlığınıza sunuyoruz.

4) Müvekkilimin bu adreste yaşayıp yaşamadığına dair bir araştırma yapılıp yapılmadığı belli değildir. Müvekkilden gün içinde sürekli evde oturmasının beklenilmesi olağan hayat ẟartlarına aykırılık teşkil edecektir. Müvekkil turist olarak geldiği Türkiye’de İstanbul gibi güzel bir şehri gezmekte ve turisttik gezilere katılmaktadır. Müvekkilim bu günler dışında sürekli olarak evde olmasına rağmen, böyle bir araştırma yapılıp yapılmadığından onunda haberi bulunmamaktadır. Keza …………. İdaresi adrese geldiğini ifade edecek bir tebliğ evrakı müvekkilin kapısına bırakmamış, müvekkil apartman sakinlerinden sorulmamış gerekli araştırmalar yapılmamıştır. Ayrıca 17/02/2022 tarihinde elden tebliğ alınan kararda müvekkilimin yukarıda belirtilen adreste ikamet etmediği hususunun nasıl tespit edildiği de açıklanmamıştır. Müvekkile elden tebliğ edilen evrakta ret kararının gerekçesi yahut açıklaması yapılmamış olup; bu nedenle dava konusu işlem sebep unsuru yönünden hukuka aykırıdır.

5) DANIŞTAY SEKİZİNCİ DAİRESİ 2009/8191 ESAS NUMARALI KARARINDA;

“Anayasa’nın 2. Maddesinde Cumhuriyetin nitelikleri arasında hukuk devleti de sayılmış ve Anayasa Mahkemesi kararlarında ise hukuk devleti, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, kazanılmış haklara saygı duyarak bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, bütün eylem ve işlemleri Anayasa ve hukuk kurallarına uygun ve yargı denetimine açık bulunan, yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri ile Anayasa’nın bulunduğu bilincinde olan devlet olarak tanımlanmıştır. Bu bağlamda, hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak, idareler bireysel ya da düzenleyici işlemler tesis ederken sınırsız bir takdir yetkisine sahip olmayıp, bu takdir yetkisini hukuka, kamu yararına ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanmalıdır. Bu işlemlerin hukuka uygunluklarının yargı mercileri tarafından denetlenmesi sırasında ise, idareyi işlem yapmaya iten sebep de irdelenecek ve takdir yetkisinin belirtilen sınırlar içinde kullanılıp kullanılmadığı resen göz önünde bulundurulacaktır.

Bu itibarla, idare hukukunda işlemlerin objektif bir sebebe dayanacağı kuşkusuzdur. Sebep unsuru ise, karar alınmadan veya işlem tesis edilmeden önce var olan ve idareyi belli bir karar veya işlem tesis etmeye götüren hukuki veya fiili durum olarak tanımlanabilir. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere, sebep, işlemi yapanın kendi düşüncesinde yer alan ve bu nedenle tercih ettiği bir husus olmadığından, nesnel bir nitelik taşır. Bu durumun sonucu da, bireysel ya da düzenleyici işlem, hukukun öngördüğü nesnel bir neden veya maddi olguya dayanılarak yapılmamıẟ ise hukuka aykırı olacaktır. Ayrıca, işlemlerde gösterilen sebep ve gerekçe, işlemin hukuka uygunluğunu değerlendirme ve itiraz edip etmeme konusunda ilgililere yardımcı olmasının yanında, idarenin saydamlığı, savunma hakları ve idareye güven ilkeleri ve yukarıda belirtilen hukuk devleti anlayışının oluşumu bakımından da büyük öneme sahiptir.

Bununla birlikte, kamu hizmetine egemen olan ilkelerden biri olan uyarlama (değişkenlik) ilkesi uyarınca idarelerin, düzenleme yetkisine sahip olduğu alanlarda, uygulamaları çağın gereklerine ve toplumun ihtiyaçlarına uygun olarak değiştirip, yeniden düzenlemesi, hem bir görev hem de bir yetki ise de, bu yetkinin hukuka uygun olarak kullanılması gerekmekte olup, aynı zamanda bunun denetiminin yapılabilmesi için kamu yararını gerçekleştirmek amacıyla yapılan düzenlemelerin hukuki veya fiili gerekçelerinin somut olarak ortaya konulması gerekmektedir.” idari kararların neden gerekçeli olması gerektiği belirtilmiştir.

6) İdarenin işlem ve kararlarında hukuka uygunluğun sağlanması hak ve menfaatlerin korunması esastır. Bu esasın korunabilmesi ve sağlanabilmesi ancak takdir yetkisinin hukuk sınırları içinde kullanılmasıyla mümkün olabilecektir. Çünkü her yetkide olduğu gibi takdir yetkisi de belli sınırlar içinde vardır ve bu yetki sınırsız değildir. Sınır olarak da amaç unsuru belirlenmiştir. İdari işlemin amaç unsuru bakımından idarenin takdir yetkisi bulunmamaktadır. Çünkü idari işlemin amacı mutlaka kamu yararıdır. İdare, bu konuda bağlıdır. Danıştay’ın istikrar bulmuş kararlarında da ifade edildiği üzere, “İdarelerin hukuk esasları içinde tanınan takdir yetkilerinin kullanılması keyfi ve mutlak olmayıp, kamu yararı ve kamu görevlerinin gerekleri ile sınırlıdır ve takdire taalluk eden işlemlerin maksat bakımından yargı denetimine tabi olacağı da idare hukukunun başta gelen ilkelerindendir.” ẟeklinde ifade etmiştir. Diğer bir ifadeyle idare işleminde ‘eşit’ ve ‘objektif ‘ ölçütleri esas alarak bu kurallar çerçevesinde hareket etmelidir.

7) Oysaki müvekkilimin ikamet izninin iptaline ilişkin karar ‘eşit’ ve ‘objektif’ bir neden gözetilmeden tesis edilmiştir. Mesnedi olmayan idari işleme dayanılarak ikamet izninin iptal edilmesi, keyfiliği doğuracağı gibi kötü niyetli uygulamalara da davetiye çıkaracak ileride uygulanmaya yönelik emsaller oluşturacaktır. 2577 sayılı Yasanın 27. maddesi gereğince “İlgili işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğacağı ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması ẟartları birlikte gerçekleştiği” taktirde ilgili işlemin yürütmesinin durdurulmasına karar verilir. Müvekkilimin Türkiye’de turist olarak yaşamakta ve Türkmenistan vatandaşı olduğundan sınır kapılarının kapalı olması sebebiyle de kendi ülkesine dönememektedir. Müvekkilim turist olarak Türkiye’de yaşamayı sevmekte ve Türkiye’yi kendisine ikinci ev olarak kabul etmektedir. Bu minvalde idarenin kararına karşı yürütmenin durdurulmasını talep ediyoruz.

8) Davalı kurumun vermiş olduğu iptal kararı hukuka aykırıdır. ẞöyle ki: YUKK madde 25/1 göre kanun koyucu Türkiye içinden yapılacak ikamet izni taleplerinde, yabancının Türkiye’de kalmak istemesinde ileri sürdüğü gerekçelerin dikkatlice araştırılmasını, yabancının mağduriyetine yol açabilecek işlemlerden uzak durulmasını öngörmüştür. Yabancının aile bağları, varsa daha önce olduğu ikamet izni süresi, ikamet izni verilmediğinde döneceği menşe ülkesindeki durumu gibi hususların göz önünde bulundurulması, kısacası işlem sonunda yabancının nasıl bir durumla karşılaşılabileceğinin hesaba katılması gerektiğini belirtmiştir. Bununla birlikte Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 16. maddesi ile kabul edilmiş Birleşmiş Milletler temel metinlerden olan 10.12.1948 tarihli İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 13(1) maddesine göre devletler yabancıları ülkelerine kabul etmek zorunda değildir ancak ülkelerine kabul ettikleri yabancıların ülkede ikametine ve seyahatine müsaade etmeleri gerekmektedir. Ancak davalı kurum takdir yetkisini kanun koyucunun belirtmiş olduğu hususların önüne koymuştur. Müvekkil davalı kurum tarafından mağdur edilmiştir. Müvekkilin pandemi nedeniyle ülkesine olan uçuşları halen ertelenmekte olup yolların ne zaman açılacağı da belli değildir. Müvekkil tarafından bu husus defalarca kez davalı kuruma bildirilse de müvekkilin başvurusu olumsuz değerlendirilmiştir. Verilen bu iptal yukarıda göstermiş olduğumuz kanun maddesi ile tamamen çelişmektedir. Genel olarak müvekkilin durumuna bakıldığında hem ülkesine gidememekte hem de ülkemizde kendi kusuru olmadan tamamen davalı kurumun keyfi kararı nedeniyle kaçak kalmaktadır.

9) Davalı idare tarafından verilen ikamet izninin iptali kararının uygulanması halinde müvekkilimin kararı tebliği tarihinden itibaren 10 gün içinde ülkeyi terk etmesi aksi halde sınırdışı edilmesi söz konusu olacaktır. Davaya konu edilen ikamet izninin iptali işlemi açıkça hukuka aykırı olduğundan ve uygulanması halinde telafisi güç ve hatta imkansız zararların doğacağı aşikar olduğundan mezkur işlemin yürütmesinin durdurulması gerekmekte ve talep olunmaktadır.

YUKARIDA ARZ VE İZAH EDİLEN NEDENLERLE VE MAHKEMENİZCE RESEN GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURULACAK NEDENLERLE; DAVACI MÜVEKKİL HAKKINDA DAVALI İDARECE HAKSIZ VE HUKUKA AYKIRI OLARAK KISA İKAMET İZİN BAẞVURUSUNUN REDDİNE İLİẞKİN KARARIN İPTALİNİ, DAVACI MÜVEKKİLİN KISA İKAMET İZİN BAẞVURUSUNUN KABULÜNÜ SAYIN BAẞKANLIĞINIZDAN ARZ VE TALEP EDERİZ.

HUKUKİ DELİLLER:Dilekçede ifade edilen ve yine ek olarak gösterilen belgeler, her türlü hukuki sair delil.
HUKUKİ NEDENLER:6458 Sayılı Kanun, 5683 Sayılı Kanun, 4718 Sayılı Kanun, 4360 Sayılı Kanun, 6735 Sayılı Kanun, Geçici Koruma Sağlayan Yabancıların Çalışma İzinlerine Dair Yönetmelik, İYUK, Anayasa, Uluslararası Sözleşmeler ile sair mevzuat.
SONUÇ VE İSTEM:Yukarıda açıklanan ve re’ sen göz önüne alınacak nedenlerle;

1) Davacı müvekkil hakkında “YÜRÜTMENİN DURDURULMASI VE TEDBİR KARARI” verilmesini,
2) Davacı müvekkil hakkında davalı idarece haksız ve hukuka aykırı olarak KISA İKAMET İZİN BAŞVURUSUNUN REDDİNE İLİŞKİN KARARIN İPTALİNİ,
3) Davacı müvekkilin KISA İKAMET İZİN BAŞVURUSUNUN KABULÜNE,
4) Dava harç ve giderleri ile avukatlık vekalet ücretinin davalı idareye tahmiline karar verilmesini Sayın Başkanlığınızdan vekaleten arz ve talep ederiz.

DAVACI VEKİLİ

Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. 2016 yılından bu yana Merkezi Adana'da bulunan ve kurucusu olduğu İncekaş Hukuk Bürosu'nda çalışmaktadır. Yüksek lisans derecesi ile hukuk eğitimini tamamladıktan sonra bu alanda birçok farklı çalışma yürütmüştür. Özellikle aile hukuku, boşanma, velayet davaları, çocuk hakları, ceza davaları, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul, miras ve iş hukuku gibi alanlarda uzmandır. Saim İncekaş, sadece Adana Barosu'nda değil, aynı zamanda Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi dernek ve kuruluşlarda da aktif olarak görev almaktadır. Bu sayede, hukukun evrenselliği konusundaki farkındalık ve hukuk sistemine olan güveni arttırmaya yönelik birçok çalışmada yer almaktadır. Randevu ve Ön Görüşme İçin WhatsApp Üzerinden Hemen İletişime Geçin

Yorum var.

  1. Ainura Asanalieva

    Merhaba ben Kirgizistan vatandaşiyim Türk vatandaşiyle üç senedir resmiy evliyim..Oturma iznim red geldi adresten dolayi bençe neyapabilirim ?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir