Yabancı Unsurlu Davada Tedbir Nafakası Türk Hukuku’na Göre Belirlenir

  • YABANCI UNSURLU BOŞANMA DAVALARINDA TEDBİR NAFAKASI TALEPLERİ HAKKINDA TÜRK ULUSAL HUKUKUNUN UYGULANMASI GEREKTİĞİ
  • NAFAKANIN TÜRK PARASI ÜZERİNDEN BAĞLANMASI GEREKTİĞİ

İki tarafta ABD Tebasıdır. Böyle olunca 2675 sayılı kanunun 13/1. maddesi uyarınca “boşanma ve ayrılık sebepleri ve hükümleri eşlerin müşterek milli hukukuna tabidir. Aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca “Geçici tedbir niteliğinde olmayan boşanma ve ayrılıkla ilgili nafaka talepleri, boşanma ve ayrılık hakkında yetkili olan hukuka tabidir”

‘Tardım nafakası dışında boşanma veya ayrılık davası açılınca davanın devamı süresince … Medeni Kanunun 137. maddesinde düzenlenen tedbir nafakası… Milletlerarası özel Hukuk ve Usul Hukuku hakkmdaki Kanunun 21. maddesinde düzenlenen nafakaya ait değildir. Yukarda açıkladığımız nafaka türleri doğdukları hukuki ilişkinin tabi olduğu hukuka tabidirler. Bu nedenle Milletlerarası Hukuk Usulu Kanununun bunlar için özel madde getirmeyi gerekli görmemiştir.” (Aysel Çelikel sf. 232)

Ancak 1973 tarihli olup Türkiye’nin onaylayarak 6.2.1993 tarihinde yürürlüğe koyduğu nafaka yükümlülüğüne uygulanacak kanuna dair milletler arası sözleşmenin 1. maddesi uyarınca sözleşme hükümleri Aile hukukundan doğan nafaka yükümlülüklerinde de uygulanacaktır. Sözleşmenin kabul ettiği ana kurala göre uygulanacak Hukuk “nafaka alacaklısının mutad meskene” hukukudur (md. 4) sözleşmede yer alan genel kurala ek olarak iki ayrı hukukun yetkisi kabul edilmiştir. Bunlar tarafların müşterek milli hukuku ve Ley Foridi Hakimin Hukukudur) Mutat mesken kanuna göre borçludan nafaka alınmaması halinde tarafların alınamaması halinde tarafların müşterek milli hukuku uygulanacak (md. 5) Bu hukuka göre de nafaka alınamaması halinde başvurulan merci hukuku yani Ley Fori uygulanacaktır, (md. 6)

Öte yandan 2675 sayılı Kanunun 5. maddesi uyarınca “yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk Kamu düzenine açıkça aykırı olmaması halinde bu hüküm uygulanmaz, gerekli görülen hallerde Türk Hukuku Uygulanır” Medeni Kanunda 3444 sayılı kanunla yapılan değişiklik sonunda Hakim 137. madde uyarınca resen gerekli tedbirleri almak, bu arada resen nafakaya hükmetmek zorundadır. Hüküm eşleri ve çocukları özellikle aile düzenini koruma amacına yönelik olup kamu düzeni ile yakın ilişkilidir.

Şu halde Türkiye’de bulunan yabancı karı kocanın açtıkları davaya bakan Hakim davanın devamı süresince geçerli olmak üzere Medeni Kanun’un 137. maddesi uyarınca nafaka tayini ile mükellef olup bu yönde işlem yapılmasında bir yanlışlık yoktur.

Yerel mahkemede yargılama sırasında iddia ve isbat edilmeyen konular Temyiz incelemesi sonunda bozma sebebi sayılmayacağı gibi temyiz dilekçesine ekli 25.6.1993 tarihli sözleşme Medeni Kanunda yer alan usul hükümlerinden olan 150/5. madde çerçevesinde geçerlilik kazanmadığından dikkate alınması da mümkün değildir.

Ancak: Borçlar Kanunun 83/1. maddesi uyarınca hakimin memleket parası üzerinden hüküm tesisi gerekirken ABD Doları ile nafaka ödenmesine karar vermesi doğru değildir. (Y. 2. HD’nin 02.02.1994 gün 11964-1059 s. kararı)

  • TÜRKİYEDE BULUNAN YABANCI KARI KOCANIN AÇTIKLARI DAVAYA BAKAN HAKİM DAVANIN DEVAMI SÜRESİNCE GEÇERLİ OLMAK ÜZERE TEDBİR NAFAKASI TAYİNİ İLE MÜKELLEF OLMASI
  • UYGULANACAK HUKUKUN SAPTANMASI

DAVA: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahlli mahkemece verilen hüküm (Davacı tarafından) temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

KARAR: Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku hakkında kanun 27. maddesi uyarınca ‘Türk Mahkemelerinin Milletler arası yetkisini iç hukukun yer itibariyle yetki kuralları tayin eder”

Bu sebeple 28.5.1993 tarihli yetki itirazımn reddi doğrudur.

İki tarafta ABD Tebasıdır. Böyle olunca 2675 sayılı kanunun 13/1. maddesi uyarınca “boşanma ve ayrılık sebepleri ve hükümleri eşlerin müşterek milli hukukuna tabidir. Aym maddenin 3. fıkrası uyarmca “Geçici tedbir niteliğinde olmayan boşanma ve ayrılıkla ilgili nafaka talepleri, boşanma ve ayrılık hakkında yetkili olan hukuka tabidir”

Yardım nafakası dışında boşanma veya aynlık davası açılınca davanın devamı süresince … Medeni Kanunun 137. maddesinde düzenlenen tedbir nafakası… Milletlerarası özel Hukuk ve Usul Hukuku hakkmdaki Kanunun 21. maddesinde düzenlenen nafakaya ait değildir. Yukarda açıkladığımız nafaka türleri doğdukları hukuki ilişkinin tabi olduğu hukuka tabidirler. Bu nedenle Milletlerarası Hukuk Usulu Kanununun bunlar için özel madde getirmeyi gerekli görmemiştir.” (Aysel Çelikel sf. 232)

Ancak 1973 tarihli olup Türkiye’nin onaylayarak 6.2.1993 tarihinde yürürlüğe koyduğu nafaka yükümlülüğüne uygulanacak kanuna dair milletler arası sözleşmenin 1. maddesi uyarmca sözleşme hükümleri Aile hukukundan doğan nafaka yükümlülüklerinde de uygulanacaktır. Sözleşmenin kabul ettiği ana kurala göre uygulanacak Hukuk “nafaka alacaklısının mutad meskene” hukukudur (md. 4) sözleşmede yer alan genel kurala ek olarak iki ayrı hukukun yetkisi kabul edilmiştir. Bunlar tarafların müşterek milli hukuku ve Ley Foridi Hakimin Hukukudur) Mutat mesken kanuna göre borçludan nafaka alınmaması halinde tarafların alınamaması halinde tarafların müşterek milli hukuku uygulanacak (md. 5) Bu hukuka göre de nafaka alınamaması halinde başvurulan merci hukuku yani Ley Fori uygulanacaktır, (md. 6)

Öte yandan 2675 sayılı Kanunun 5. maddesi uyarmca “yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk Kamu düzenine açıkça aykırı olmaması halinde bu hüküm uygulanmaz, gerekli görülen hallerde Türk Hukuku Uygulanır” Medeni Kanunda 3444 sayılı kanunla yapılan değişiklik sonunda Hakim 137. madde uyarınca resen gerekli tedbirleri almak, bu arada resen nafakaya hükmetmek zorundadır. Hüküm eşleri ve çocukları özellikle aile düzenini koruma amacına yönelik olup kamu düzeni ile yakın ilişkilidir.

Şu halde Türkiyede bulunan yabancı kan kocanın açtıkları davaya bakan Hakim davanın devamı süresince geçerli olmak üzere Medeni Kanuncun 137. maddesi uyarınca nafaka tayini ile mükellef olup bu yönde işlem yapılmasında bir yanlışlık yoktur.

Yerel mahkemede yargılama sırasında iddia ve ispat edilmeyen konular Temyiz incelemesi sonunda bozma sebebi sayılmayacağı gibi temyiz dilekçesine ekli 25.6.1993 tarihli sözleşme Medeni Kanunda yer alan usul hükümlerinden olan 150/5. madde çerçevesinde geçerlilik kazanmadığından dikkate alınması da mümkün değildir.

Ancak: Borçlar Kanunun 83/1. maddesi uyarınca hakimin memleket parası üzerinden hüküm tesisi gerekirken ABD Doları ile nafaka ödenmesine karar vermesi doğru değildir. (Y. 2. HD’nin 02.02.1994 gün 11964-1059 s. karan)

Bu makaleyi sosyal medyada paylaşarak sitemize katkıda bulunabilirsiniz.
    Generic placeholder image
    Avukat Saim İncekaş
    Avukat Saim İncekaş Avukatlık Ofisi'nde kurucu avukat.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 oy, puan: 5,00 üzerinden 5)
Loading...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

tr Türkçe
X
error: Uyarı: Sağ tıklamak için üye olabilirsiniz !! Üye olabilmek için tarafımızdan referans kodu almanız gerekmektedir.