Yabancı Unsurlu Boşanma Davasında Öncelikle Uygulanacak Hukuk Belirlenir

  • YABANCI UNSURLU DAVALARDA ÖNCELİKLE 2675 SAYILI KANUNUN 13. MADDESİ UYARINCA DAVADA UYGULANACAK ÜLKE HUKUKUNUN TESPİT EDİLMESİ GEREKTİĞİ

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

Davacı Yadin Topuz vekili tarafından davalı Marlen Topuz aleyhine açılan boşanma davasının mahkemece, taraf vekillerinin beyanı doğrultusunda kabul edildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Dosyada mevcut nüfus kaydının düşünceler bölümünde, davacı Yadin Topuz’un Alman uyruklu Marlen Buhh ile evli olduğunun açıklandığı görülmektedir.

1-Davalı yabancı uyruklu olup, yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde uygulanacak hukuk ile Türk Mahkemelerinin yetkisini, 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun düzenlenmektedir.

Anılan Kanunun 13. maddesinin 1. fıkrasında “Boşanma ve ayrılık sebepleri ve hükümleri eşlerin müşterek milli hukukuna tabidir.”

İkinci fıkrasında da “Eşler ayrı vatandaşlıkta iseler müşterek ikametgah hukuku, bulunmadığı takdirde müşterek mutad meskenleri hukuku, bunun da bulunmaması halinde Türk Hukuku uygulanır” hükmü mevcuttur.

Mahkemece, anılan hükümler gereğince hangi ülke hukukunun uygulanacağı araştırılmadan, tartışılmadan doğrudan doğruya Türk Hukukunun uygulanması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

2- Kaldı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi hükmüne göre en az bir yıl sürmüş evliliklerde, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılabileceği öngörülmüştür. Bu halde dahi boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin tarafları bizzat dinlemesi, iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması gerekmektedir.

Taraflar hazır bulunup, bizzat anlaştıklarını açıklamaz veya hakim, tarafların anlaşmalarını uygun bulmaz ise, taraflardan delilleri sorulup, toplanması sonucunda evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olup olmadığının, Medeni Kanunun 184. maddesi çerçevesinde takdiri gerekirken, taraf vekillerinin beyanı ile boşanma hükmü kurulmuş olması da doğru bulunmamıştır. (Y. 2. HD’nin 10.10.2002 gün ve 10808-11772 s. kararı)

bir yorum bırakın

tr Türkçe
X
error: Sağ tıklama özelliği kapalıdır.