Velayette Çocuğun Görüşünün Alınması(Çocuğun Dinlenmesi)

Velayette Çocuğun Görüşünün Alınması

Çocuğun Görüşlerinin Dikkate Alınması Ne Anlama Gelir?

Boşanmanın çocuklara ilişkin sonuçları düzenlenirken çocuğun görüşlerinin de dikkate alınması gerekmektedir. Böylece çocuğun, yaşamını temelden değiştirecek özelliklere sahip olan bu karara katılımı sağlanır.

Çocukların görüşlerinin dikkate alınması, çocuğun yaşamı boyunca en çok boşanma davasının kendisi ile ilgili sonuçları bakımından önem arz eder. Çocuğun görüşlerinin dikkate alınması aynı zamanda çocuğun yararı ilkesi ile de yakından ilgilidir; zira çocuğun yararı, açıkladığı görüşlerin dikkate alınmasını gerektirir.

Çocuğun Görüşleri(Beyanları) Dikkate Alınır Mı?

Çocuğun görüşlerinin dikkate alınabilmesi için öncelikle, çocuğun serbest bir şekilde düşüncelerini ve isteklerini açıklamasına imkan verilmesi ve bu açıklamaların hakim tarafından özenle dinlenmesi gerekmektedir.

Bu noktada, çocuğun görüşlerini sağlıklı bir şekilde oluşturabilmesi bakımından kendisini etkileyen konuları öğrenme hakkının da bulunduğu unutulmamalıdır. Zira konu ile ilgili bilgi sahibi olmadan görüş açıklamak da mümkün değildir. Çocuğun yararı ilkesi de çocuğun kendisiyle ilgili konularda bilgi sahibi olmasını gerektirmektedir. ÇHKİAS’de bu hususu vurgulamıştır ve bu doğrultuda 3. maddesinde, çocuğun, kendisini ilgilendiren davalarda, “ilgili tüm bilgileri alma” hakkı olduğunu belirtmiştir. Ayrıca 3.maddesinde adlî mercinin, çocukla ilgili karar verirken, çocuğun gerekli tüm bilgilere ulaşmış olduğundan emin olması gerektiğini düzenlemiştir.

Çocuğun görüşlerini açıklaması ve dinlenmesi bakımından Anayasamızın 25.maddesinde herkese düşünce ve kanaat hürriyeti tanımış olduğu; 26. maddesinde ise yine herkese düşüncesini açıklama ve yayma hürriyeti tanımış olduğu görülmektedir. Bu bakımdan çocuklar için de düşüncelerini, görüşlerini açıklamak anayasal bir haktır. Bunun yanı sıra Anayasamız, 36.maddesinin 1.fıkrasında herkese meşru vasıta ve yollardan yararlanarak yargı mercileri önünde iddia ve savunma hakkı tanımıştır ve bu da çocukların görüş açıklama ve dinlenme haklarını destekleyen bir hükümdür.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi de 10. maddesinde herkesin ifade özgürlüğü olduğunu vurgulamıştır. Belirtilmelidir ki ÇHS de 14.maddesinin 1. fıkrasında çocuğa düşünce özgürlüğü tanımış ve 13.maddesinde ise çocuğun düşüncelerini açıklama özgürlüğü olduğunun altını çizmiştir. Bununla beraber ÇHS, 12.maddesinde çocuklara hem görüşlerini serbestçe açıklama hakkı tanımış, hem de kendisini ilgilendiren adlî ve idari işlemlerde doğrudan veya temsilcisi yahut uygun bir makam aracılığıyla dinlenme hakkı vermiştir.

Kaç Yaşındaki Çocuk Mahkemede Dinlenir?

ÇHKİAS de 3. ve 6. maddelerinde, çocuğa kendisini ilgilendiren bir davada, kendisine danışılması ve görüşlerini açıklama hakkı vermiştir. Çocuğun görüşlerini açıklaması bakımından ÇHS ve ÇHKİAS’de herhangi bir yaş sınırı öngörülmüş olmamakla beraber ÇHS, 12.maddesinin 1.fıkrasında çocuğun “görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip olması” şartını aramış ve bu hakkın, çocuğun yaşı ve olgunluk derecesine uygun olarak tanınacağını belirtmiştir.

ÇHKİAS ise 3. ve 6.maddelerinde çocuğun, “yeterli idrake sahip olduğunun iç hukuk tarafından kabul edilmesi” şartını aramıştır. İç hukukumuza bakıldığında ise TMK-m.13’te de ayırt etme gücünün tespiti bakımından bir yaş kriteri getirilmiş olmadığı görülmektedir. Bu durumda çocuğun görüş açıklaması ve dinlenmesi bakımından hâkim, somut duruma göre değerlendirme yapacaktır ve bakacağı husus, çocuğun yaşına ve olgunluk derecesine göre olayları idrak edip edemediği, kendisini ilgilendiren bir konuda fikir sahibi olup olmadığıdır. Karine olarak, çocukta görüşlerini açıklama yeteneğinin bulunduğunun kabul edilmesi gerekir.

Hâkim, bu hususu ayrıca değerlendirmeli ve buna göre kanaat oluşturmalıdır; ancak çocuğa görüş açıklama yeteneği olduğunu kanıtlama zorunluluğu getirilmemelidir .

Yargıtay kararlarına bakıldığında da herhangi bir yaş sınırı getirilecek şekilde içtihat oluşturulmadığı görülmektedir . ÇHS ve ÇHKİAS’de çocuğun görüşlerini nasıl ifade edeceği yönünde herhangi bir sınırlama getirilmemiştir. ÇHS-m.12/f.fde çocuğun görüşlerini serbest bir şekilde açıklaması gerektiği vurgulanmaktadır. ÇHS-m 13/f.’de ise çocuğun düşüncesini özgürce açıklama hakkı olduğu belirtilmiştir. Bunun anlamı, çocuğun, görüşlerini açıklaması sırasında hiçbir engelleyici, baskıcı, sınırlayıcı etki ile karşılaştırılmaması; çocuğun, dilediği şekilde görüşlerini açıklayabilmesidir .

Çocuğun baskıdan ve korkudan kurtulabilmesi adına, görüşlerini açıklamaktan çekinmeden davranabileceği rahat bir ortam sağlanması uygun olacaktır. Doktrinde, çocukların mahkeme salonunda dinlenmemesi gerektiği, tarafların ve taraf vekillerinin de çocuğun dinlenmesi sırasında hazır bulunmamaları gerektiği belirtilmiştir. Çocuğun mahkeme salonunda dinlenip dinlenmemesi hâkimin, çocuğun yaşına, ürküp ürkmediğine dair gözlemine ilişkin olarak somut duruma göre belirlemesi gereken bir meseledir.  Bununla beraber, dinleme sırasında tarafların ve vekillerinin hazır bulunmamaları, çocuğun kendisini daha rahat hissedebilmesi ve görüşlerini olduğu gibi ifade edebilmesi adına yerinde olacaktır.

Çocukların görüşlerini açıklarken serbest olmalarının bir diğer anlamı da sınırlamaya tabi olmamaları olduğuna göre, çocukların kendilerini ifade etmeleri sözel olabileceği gibi resimle, şiirle, yazıyla, oyun veya şarkı yoluyla da olabilecektir. Hatta yerine göre bu hak bir işe veya işleme olur verme şeklinde de kullanılabilecektir. ÇHS-m.l3/f.l’de de bu hakkın “yazılı, sözlü, basılı, sanatsal biçimde veya çocuğun seçeceği başka bir araçla” kullanılabileceği belirtilmiştir.

Ayrıca, ÇHS-m. 12/f.2 ve ÇHKİAS-m.6/f.l/b’de belirtildiği üzere çocuk bizzat görüşlerini açıklayıp dinlenebileceği gibi bu hakkını temsilcisi yahut uygun bir makam yahut kurum aracılığıyla da kullanabilir. Ancak burada hâkimin gözden kaçırmaması gereken bir nokta vardır ki o da dolaylı olarak dinlenme halinin, çocuğun yararını zedelemeyecek olmasıdır. Nitekim bu husus ÇHKİAS-m.6/f.l/b’de açıkça dile getirilmiştir. Ancak bazı durumlarda çocuğun bizzat dinlenmesi de kendi yararını zedeleyebilir. Örneğin çocuğun bizzat dinlenmesi, çocuğun içinde bulunduğu psikolojik durum nedeniyle onun ruh sağlığını zedeleyebilir.

Bu gibi hallerde ise çocuğun, temsilcisi veya diğer şahıs veya kurumlar aracılığıyla dinlenmesi uygun olacaktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) da 27.maddesinde hukukî dinlenilme hakkından bahsederken tarafların, müdahillerin ve yargılamanın diğer ilgililerinin, kendi haklarıyla ilgili olarak açıklamalarda bulunma haklarının olduğunun altını çizmiştir ve 2.fikrasının c bendinde mahkemenin, bu açıklamaları dikkate almasını istemiştir. Bu hüküm de çocuğun boşanma davası sırasında düşüncelerini açıklaması ve bunların dikkate alınması bakımından önem taşır. Zira boşanma davasında taraf olmamasına rağmen, verilecek hükümden etkilenecek olması dolayısıyla çocuk da ilgili sıfatına sahip olup, düşüncelerini, isteklerini açıklama ve dinlenme hakkı sayesinde yargılamada etkin şekilde rol alabilecektir.

Çocuğun Dinlenilmesi Usulü

TMK’ya bakıldığında ise çocuğun görüşlerini açıklama hakkı bakımından genel bir hüküm olmadığı göze çarpmaktadır. Ancak TMK’da bazı maddelerde bu hakka temas edildiği de görülmektedir. Örneğin TMK-m.308/f.2’de ayırt etme gücü olan bir küçüğün, kendi rızası olmadan evlat edinilemeyeceği belirtilmiştir. TMK-m.339/f.3 de dikkat çeken bir hükümdür. Velayetin kapsamına ilişkin olan bu hükmün, anne ve babaya, önemli konularda çocuğun düşüncesini alma ödevi yüklemiş olduğu görülmektedir.

TMK-ml82/f.’de ise boşanmaya karar verilirken, imkan bulundukça anne ve babanın dinlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu maddede çocuğun da dinlenmesine, görüşlerinin alınmasına yönelik bir düzenleme olmayışı dikkati çekmektedir.

Çocuğun yararı ilkesini benimsemiş olan TMK’nın, çocuğun yararının bir gereği olan görüş açıklama ve dinlenme hakkını genel bir hükümle açık bir şekilde düzenlememiş olması ve bu ilkeye sadece velayetin kapsamıyla ilgili olarak yer vermiş olması doktrinde haklı olarak eleştirilmektedir.

Her ne kadar TMK’da genel bir hüküm olmasa da, çocuğun kendisini ilgilendiren tüm hususlarda hakim tarafından dinlenmesi, hem taraf olduğumuz uluslararası sözleşmeler hem de Anayasamız uyarınca gereklidir.

Anlaşmalı boşanmalara ilişkin TMK-m.l66/f.3 uyarınca eşler, “boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumunu’ aralarında kararlaştırabilirler; ancak hâkimin, bu düzenlemeyi uygun bulması gerekir.

TMK, 184. maddesinin 1.fıkrasının 5.bendinde de, “Boşanma ve ayrılığın fer’î sonuçlarına ilişkin anlaşmalar; hâkim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmaz” ifadesi yer almaktadır . Böylece TMK, eşlerin, boşanma ile ilgili sonuçlar bakımından son sözü söylemelerine adeta set çekmiştir. Hâkimin, eşlerin yapmış olduğu düzenlemelerin çocuğu ilgilendiren kısımlarıyla ilgili olarak çocuğun görüşlerini alması gerekir. Böylece hâkim, çocuğun yararının neyi gerektirip gerektirmediğini daha rahat şekilde belirleyebilecek ve çocuğun yararı uyarınca uygun görmediği hususları
re sen düzenleyebilecektir.

Belirtilmelidir ki ÇHS-m.l2/f.Tde çocuğun görüşlerini açıklaması sırasında hâkime, gereken özeni göstererek çocuğu dinleme ödevi getirilmiştir. ÇHKİAS-m.6/f.l/c’de de hâkimin, çocuğun açıkladığı görüşlere gereken önemi vermesi gerektiği belirtilmiştir. Bu nedenle hâkim, sırf usul yerine gelsin diye çocuğa söz hakkı tanımış olmamalı, çocuğu dikkatle dinlemeli, gerekli görürse sorular sorarak çocuğun görüşlerinin daha net şekilde ortaya konulmasını sağlamalıdır.

Ayrıca hâkimin, çocuğu dinlediği sırada uzman kişilerden (psikolog, pedagog gibi) yardım alması da uygun olacaktır.

Çocuğun Görüşlerinin Alınmasındaki Amaç

Burada amaç, çocuğun kişi olarak varlığına değer vererek iradesinin ortaya konulmasını sağlamak ve aynı zamanda olayın aydınlatılmasına yardımcı olmaktır. Hâkimin, çocuğun açıkladığı görüşlere göre karar verme zorunluluğu ise yoktur. Zira hâkim, TMK-m.l84/f.l/b.4 uyarınca boşanma davasındaki delilleri serbestçe değerlendirir. Çocuğun görüşlerini açıklama ve dinlenme hakkı da hâkime bu görüşlere mutlak şekilde uyma zorunluluğu yüklemiş değildir.

Bu ilke, kendisi ile ilgili karar verilirken çocuğa da söz hakkı verilmesi ile ilgilidir. Bu sebeple hakimin görevi, çocuğun açıkladığı görüşleri özenle dinlemek ve bunları değerlendirmeye almaktır. Çocuğun yararı bakımından görüşlerini açıklaması ve bu görüşlerin dikkate alınması ana kural olmakla beraber, çocuğun yararının onun görüşlerinin dikkate alınmamasını gerektirebileceği de gözden kaçırılmamalıdır. Zira çocuğa bu hakkın tanınmış olmasının temelinde çocuğun yararı ilkesi vardır ve hâkimin mutlak suretle uyması gereken ilke çocuğun yararı ilkesidir.

Hakim Çocuğun Görüşü Aksine Karar Verebilir Mi?

Hâkim, çocuğun yararının gerektirdiği durumlarda, çocuğun açıklamış olduğu görüşlerin aksine bir karar da verebilecektir. Şu hallerde hakim çocuğun görüşü aksine bir karar verebilir:

  1. Çocuğun konu ile ilgili olarak yeterli olgunluğa erişmemiş olması,
  2. Ayırt etme gücü bulunmadığının anlaşılması,
  3. Baskı veya etki altında kaldığının tespit edilmesi,
  4. Görüş ve isteklerinin somut şartlarla örtüşmesinin mümkün olmaması

Bunun yanı sıra, çocuğun yararı ilkesi gereği, çocuğun dinlenmesinden vazgeçilmesi de söz konusu olabilir. Özellikle, çocuğun dinlenmesi için çocuğa yüklenen külfet, çocuğun dinlenmesiyle elde edilecek yarardan çok daha fazla olacaksa çocuğun dinlenmesinden vazgeçilebilecektir. Özetle, boşanma davalarında hâkimin yapması gereken, somut durumu tahhi etmek ve çocukla ilgili olarak verilecek kararlar bakımından çocuğun görüşlerini açıklamak için yeterli olgunluğa erişmiş olduğuna kanaat getirmesi durumunda, çocuğun görüşlerini almak ve bu görüşleri kural olarak dikkate almak olmalıdır.

Çocuk Beyanda Bulunmaya Zorlanabilir Mi?

Ayrıca hakim, eğer çocuğun yararı yine somut durumun şartları uyarınca bu görüşlere göre karar vermeyi engelliyorsa, bu görüşleri dikkate almamalı veya sınırlı bir şekilde dikkate almalıdır. Son olarak, çocuğun görüşlerini açıklamasının çocuğa verilmiş bir hak olduğu, bunun çocuğa bir yükümlülük getirmediği, çocuğun görüşlerini açıklayıp açıklamamakta serbest olduğu ve bu nedenle görüşlerini açıklamaya zorlanamayacağı da belirtilmelidir. Çocuk dilerse görüşlerini açıklar, dilerse açıklamaktan kaçınır. Burada önemli olan, görüşlerini açıklamak isteyen ve yeterli idrak yeteneği olan çocuğa bu imkanın verilmesi, çocuğun özenle dinlenmesi ve açıkladığı görüşlerin, kendi yararına ters düşmedikçe, değerlendirmeye alınmasıdır.

Bu makaleyi sosyal medyada paylaşarak sitemize katkıda bulunabilirsiniz.
    Generic placeholder image
    Avukat Saim İncekaş
    Avukat Saim İncekaş Avukatlık Ofisi'nde kurucu avukat.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 oy, puan: 5,00 üzerinden 5)
Loading...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

tr Türkçe
X
error: Uyarı: Sağ tıklamak için üye olabilirsiniz !! Üye olabilmek için tarafımızdan referans kodu almanız gerekmektedir.