Velayetin Kaldırılması(Nez’i) Davası

Velayetin Kaldırılması

Velayetin Kaldırılması

Velayet hakkının kaldırılması ancak hakim kararı ile olur. Velayetin kaldırılmasını sadece ana baba değil aynı zamanda diğer kimseler de dava açarak isteyebilirler, hakimde kendiliğinden veya ihbar üzerine olaya el koyup gerekli düzenlemeleri yapabilir. Velayet ile ilgili davalarda herkes ihbarda bulunabilir.

Velayetin Kaldırılması Davası Hangi Mahkemede Açılır?

Velayetin kaldırılması koşulları TMK md 348’de tek tek sayılmıştır. Bu nedenle hakimin takdir hakkı sınırlanmıştır. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev Ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4. maddesine göre, velayetin kaldırılmasına karar verecek olan görevli mahkeme aile mahkemesidir. Davacı oturduğu yer mahkemesinde dava açabilir.

Hangi Hallerde Velayet Kaldırılır?

Hakim öncelikle velayetin değiştirilmesi için araştırma yapmalı yani velayeti velayet hakkını kullanan taraftan alarak diğer tarafa vermeli, başka çözüm bulunmadığı takdirde velayetin kaldırılmasına karar vermelidir.

Ana ve babanın deneyimsizliği, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri sebeplerden biriyle velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi halinde velayet kaldırılır (TMK md. 348/bent l). Ana ve babanın çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması halinde velayet kaldırılır (TMK md. 348/bent 2). Bu durumda çocuğa vasi atanması sulh hukuk mahkemesine ihbarda bulunulması gerekir.

Velayet kamu düzeni ile ilgili olduğu için velayetin kaldırılmasını ilgili olan herkes isteyebilir. Kısaca davacı velayetin kaldırılmasını isteyen ilgili kimsedir. Davalı, velayet hakkına sahip olan ana veya babadır. Velayetin kaldırılması davasında çıkar çatışması söz konusu ise çocuğa bir temsil kayyımı atanmalıdır.

Velayetin kaldırılması koşullarını başlıklar halinde incelersek;

1) Velayet Görevinin Gereği Gibi Yerine Getirilememesi

Ana ve baba tarafından velayet görevini gereği gibi yerine getiremiyorsa velayetin kaldırılması gerekmektedir (TMK md. 348, 1. bent). Buna göre, ana ve babanın görevini gereği gibi yerine getirmesini engelleyen sebepler olarak ana ve babanın deneyimsizliği, hastalığı, özürlü olması, başka bir yerde bulunması ve benzeri sebepler sayılmıştır. Bu nedenler sınırlayıcı değildir.

Velayet görevinin yerine getirilmesini engelleyen ve süreklilik arz eden benzer sebepler de velayetin kaldırılmasına neden olabilir. Ana ve babanın velayeti kullanmada yetersiz kalmaları, velayetin kaldırılmasını gerektiren hallerdendir.

Yetersizlik hali için velayetin kullanımında özellikle çocuğun bakımı, eğitimi, yetiştirilmesi ile ilgili hususlarda ana ve babının yetersiz olmaları gerekmektedir. Ayrıca, ana ve babanın velayeti kullanmada yetersizlikleri devamlı olmalıdır.

Velayet hakkına sahip ana ve babanın şerefsiz ve onursuz bir uğraşı, meslek içinde bulunmaları, içki ve uyuşturucu madde bağımlısı, kumarbaz olmaları, randevu evi işletmeleri gibi haller haysiyetsiz hayat sürme olarak değerlendirilmektedir.

Ahlaka aykırı ya da haysiyetsiz hayat sürme çocuğun çıkarını ihlal ettiği halde, velayetin kaldırılması için yeterli kabul edilmektedir. Yani ana ve babanın davranışlarının çocuk üzerindeki etkisi ölçü alınmaktadır.

Genel ahlaka aykırı ya da haysiyetsiz hayat sürme nedeni ile velayetin kaldırılması için; ana babanın bu şekilde ahlaka aykırı ya da haysiyetsiz hayat sürmeyi meslek haline getirmeleri ve bu şekilde davranışların çocuğun çıkarını ihlal etmesi gereklidir.

Mahkemece velayetin kaldırılmasına karar verilebilmesi için, çocuğun çıkarının etkilenip etkilenmediğinin ya da böyle bir tehlikenin olup olmadığının bu konuda atanacak bilirkişi aracılığı ile belirlenmesi gerekmektedir.

Hakimin de çocuğun çıkarının etkilenip etkilenmediği hususunda geniş takdir yetkisi vardır.

Ana ve babanın mali yönden yetersiz olmaları, yardıma muhtaç olmaları velayetin kaldırılması için yetersizlik olarak düşünülemez. Örneğin; ana ve babanın çocuklarını besleyemedikleri nedeni ile kurumlardan yardım talep etmeleri, çocuğun giyimi ve bakımının yoksulluktan dolayı zarar görmesi velayetin kaldırılması için yetersizlik olarak görülemez.

Bir yıl veya daha uzun süreli hapis cezasına mahkumiyet halinde her erginin kısıtlanacağı hükme bağlanmıştır (TMK md. 407). Kısıtlılık halinde de ana ve babanın velayet hakları kaldırılmalıdır. Bu durumda hakimin takdir yetkisi yoktur.  Ana ve baba velayet hakkını kaybederler.

Ana veya baba kasıtlı olarak bir suçtan hapis cezası ile mahkum olmuş ve hapis cezası ertelenmişse, hükümlü ana veya baba koşullu salıverilinceye kadar yani hapis hali sona erinceye kadar altsoyu üzerindeki velayet hakkını kullanamamaktadır (5247 sayılı TCK. md. 53). Bu durumda velayetin kaldırılması kararını ceza mahkemesi verdiği için, ayrıca hukuk mahkemesinin velayetin kaldırılması kararı vermesi gerekmemektedir. Bu husus infaz aşamasında dikkate alınacaktır.

TMK md 348; çocuğun hem şahsına hem de mallarına ilişkin yetersizlik ve sorumlulukların ağır ihmali durumunda uygulanmaktadır. Ancak, bunun için öncelikle Türk Medeni Kanunu’nun çocuk mallarının korunması başlığı altında TMK md 360 ve TMK md 361’de düzenlenen önlemlerin alınması ya da bu önlemlerin faydasız kalacağının anlaşılması halinde ve çocuğun malvarlığının korunması ancak ana babanın çocuğun malları üzerindeki haklarından mahrum edilmeleri sureti ile gerçekleşecekse velayetin kaldırılmasına karar verilmelidir. Yani çocuğun malvarlığının yönetimindeki yeteneksizlik hali çok ağır olmalıdır.

2) Ana ve Babanın İlgisizliği ve İhmalkarlığı

Ana ve babanın çocuğa karşı gerekli ilgiyi göstermemeleri, yükümlülüklerini aşırı derecede savsaklamaları velayetin kaldırılmasını gerektiren sebeplerdendir (TMK md. 348/2).

Örneğin, ana ve babanın düzenli eğitime devam eden çocuğu okuldan alarak bir ustanın yanında çırak olarak vermeleri, ananın çocuğunu zorunlu olan ilkokula göndermemesi, sokaklarda kaçak mal sattırmaları, kötü bir hastalığa yakalanmış olan çocuğu tedavi ettirmeyerek ölüme terk etmeleri, aşırı derecede dövmeleri halleri, ilgisizlik ve ihmalkarlık nedeni ile velayetin kaldırılmasına örnek gösterilebilir.

3) Kısıtlılık

Kısıtlı kişi ayırt etme gücüne sahip olsa dahi, kendisi sınırlı ehliyetsiz bir kişi olduğundan kısıtlılık halinin velayet görevinin gereği gibi yerine getirilmesini engelleyen sebepler arasında değerlendirilmesi gerekmektedir. Eğer kısıtlı kişi ayırt etme gücüne sahip değil ise; tam ehliyetsiz olduğundan bu neden öncelikle velayetin kaldırılması nedenleri arasında yer alacaktır.

Ana babanın kısıtlanması, kendi işlerini görmekte yetersiz veya aciz olan kişinin, kendi işlerini bile bir başkasının yerine getirdiği halde, çocuğun temsili ve işlerinin görülmesi açısından çocuğu temsil edemeyeceği ve çocuğun menfaatine yönelik tehlike bulunduğunda ana ve babanın kısıtlılık hali velayetin kaldırılması nedeni olarak gösterilmiştir.

Kısıtlanarak vesayet altına alınan ana ve babanın başkalarının bakım ve yardımıyla yaşamını sürdürebildiği, medeni hakları kullanmaktan kısmen veya tamamen yoksun olacaklarından velayet hakkı kendilerine verilemez.

4) Ana ve Babanın Yeniden Evlenmesi

Evlenmenin ölüm, boşanma, evliliğin feshi, butlan nedeni ile sona erdiği hallerde çocuğun velayeti sağ kalan eşe veya boşanan eşlerden birine verilmektedir. Ana ve baba tek başına çocuğun velayetini kullanırken yeniden evlenmesi halinde bu durum çocuk bakımından bazı tehlikeler yaratabilir.

Bazen bu durum çocuk ile üvey ana baba arasındaki ilişki açısından tehlike yaratabilir. Bu nedenle Türk Medeni Kanunu’nun 349. maddesinin birinci cümlesine göre velayete sahip ana ve babanın yeniden evlenmesi halinin velayetin kaldırılmasını gerektirmeyeceği belirtilmişse de aynı maddenin ikinci cümlesi ile çocuğun menfaati gerektirdiği takdirde velayet sahibinin değiştirilebileceği ya da durum ve koşullara göre velayetin kaldırılarak çocuğa vasi atanabileceği hükme bağlanmıştır.

Sadece ana ve babasının yeniden evlenmesi veya evlendiği eşin sabıkasının bulunması velayetin ondan alınması için mutlak bir neden değildir.

Velayet hakkına sahip ana veya babanın yeniden evlenmesi, çocuğun menfaati yönünden ciddi tehlike arz ettiği takdirde velayet sahibi değiştirilebileceği gibi, velayet hakkı da kaldırılabilir. Bu konuda hakime geniş bir takdir hakkı verilmiştir.

Örneğin, ana ikinci evliliğini yaptığı şahsın sabıkalı olması, üvey babanın üvey çocuğun malvarlığını kendi çıkarı için kullanması ve ananın bu duruma ses çıkartması, üvey ananın kendi çocuklarını eşinin ilk evliliğinden olan çocuğunu etkileyecek derecede üstün tutması hallerinde çocuğun menfaati için tehlike gerçekleşmiş sayılmaktadır.

Velayetin Kaldırılmasını Gerektiren Sebeplerin Meydana Gelmesi

Velayetin kaldırılması, TMK-m.348 ve 349’da düzenlenmiş olup, esasen çocuğun korunması için alınabilecek tedbirlerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. 

TMK-m.348/f.1’de belirtildiği üzere, velayetin kaldırılması yoluna başvurulabilmesi için öncelikle diğer koruma tedbirlerine başvurulmuş ancak sonuç alınamamış olması yahut bu tedbirlere başvurulsa dahi sonuç alınamayacağının önceden belli olması şartı aranmıştır. Çocuğun korunması için alınabilecek tedbirler ise sınırlı sayıda değildir; zira TMK- m.346’da uygun tedbirin alınmasından söz edilmiş olduğundan hakime, somut duruma uygun düşen tedbiri alabilme konusunda takdir yetkisi verildiği görülmektedir.

TMK-m.348 çerçevesinde velayetin kaldırılması sebepleri ise iki eksen etrafında toplanır. İlk sebep olarak TMK-m.348/f.l/b.rde “Ana ve babanın deneyimsizliği , hastalığı , başka bir yerde bulunması veya benzeri sebeplerden biriyle velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi” gösterilmiştir. Velayetin gereği gibi yerine getirilememesine sebep olan durumlar sınırlayıcı değildir.

Bu sebepler, objektif veya sübjektif olabilir yahut fili veya hukuki bir durumdan ileri geliyor olabilir. Ayrıca, velayet görevinin gereği gibi yerine getirilememesi durumu geçici olmamalı, süreklilik arz etmelidir. Örnek olarak anne veya babanın yeterli idrak yeteneği olmadığı için çocukla ilgili gerekli kararları alıp uygulayamamaları verilebilir. Yine velayete sahip olan ebeveynin kısıtlanması da bu kapsamda değerlendirilmektedir.

Diğer sebep TMK-m.348/f.l/b.2’de belirtildiği üzere “Ana ve babanın çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması”dır. Ancak bu sebeplerin velayetin kaldırılmasına yol açabilmesi için süreklilik göstermesi gerekir. Örnek olarak çocuğun temel ihtiyaçlarının dahi karşılanmaması verilebilir. Yine çocukla ilgilenilmemesi sonucu çocuğun kötü alışkanlıklar edinmesi, çocuğun hasta olması ve buna rağmen tedavi ettirilmemesi, çocuğun başıboş şekilde sokaklarda gezmesi ve çocuğun nerede, ne yaptığından bihaber olunması da doktrinde verilen diğer örneklerdendir.

Fakirlik ise tek başına velayetin kaldırılması sebebi olarak kabul edilmemektedir.

TMK-m.349 ise anne veya babanın yeniden evlenmesini tek başına velayetin kaldırılma nedenlerinden biri olarak kabul etmemekle beraber, durum ve koşullara göre çocuğun yararı için gerekli ise bunun mümkün olabileceğini belirtmiştir. Yeniden evlenme halinin velayetin kaldırılma sebebi olabilmesi için çocuk bakımından ortada ciddi bir sorun olmalı ve bu sebeple çocuğun yararı tehlikeye girmelidir; örneğin üvey anne veya babanın çocuğa şiddet uygulaması ve öz ebeveynin buna ses çıkarmaması durumunda velayetin kaldırılmasına başvurulabilir.

Boşanma davası sonucunda velayetin kendisine bırakıldığı ebeveyn bakımından velayetin kaldırılması için gerekli şartlar oluşmuşsa hakim, ilgililerin talebi üzerine veya re sen velayetin kaldırılmasına karar verebilir.

Boşanma davası sonucunda velayetin bırakıldığı ebeveynden velayetin kaldırılması durumunda velayet, velayete sahip olmayan diğer ebeveyne kendiliğinden geçemez. Velayetin diğer ebeveyne geçmesinin söz konusu olabilmesi için hakimin, çocuğun, bu ebeveynin velayeti altına alınmasına karar vermesi gerekir. Zira hakim, çocuğun yararı gerekli kılıyorsa çocuğa vasi de atayabilir. Bu husus TMK-m.349’da yeniden evlenme bakımından açıkça ifade edilmiştir. Ancak çocuğa vasi tayin edilmesi, velayetin kaldırıldığı tüm durumlarda söz konusu olabilir; zira kanaatimizce önemli olan çocuğun yararının neyi gerektirdiğidir. Boşanma kararıyla velayetin bırakıldığı ebeveynden velayetin kaldırılması durumunda, velayetin diğer ebeveyne bırakılması çocuğun yararını zedeleyecekse ve bu sebeple hakim, bu ebeveyne velayeti bırakmaktan kaçınırsa çocuk üzerinde velayet söz konusu olmayacaktır.

Bu durumda TMK-m.404/f.1 hükmü uyarınca da velayet altında olmayan çocukların vesayet altına alınmaları gerektiğinden, yeniden evlenme dışındaki diğer sebepler söz konusu olduğunda da çocuğa vasi tayin edilmesinin önünde bir engel olmadığı ortadadır. Velayetin her iki ebeveynden de kaldırılması durumunda ise TMK-m.348/f.2 hükmü uyarınca çocuğa vasi tayin edilecektir.

Velayetin kaldırılmasına dair davalarda davacı, velayetin bırakılmadığı ebeveyn; davalı ise velayetin bırakıldığı ebeveyndir. Çocuğun da velayetin kaldırılmasını talep edebileceği doktrinde ifade edilmektedir. Görevli mahkeme aile mahkemesi olarak kabul edilir; ancak önemle belirtilmelidir ki çocuk üzerindeki velayetin kaldırılması üzerine çocuğa vasi tayin edilmesi işlemini, aile mahkemesinin bildirimi üzerine sulh hukuk mahkemesi yapacaktır. Yetkili mahkemenin neresi olduğu ise tartışmalıdır . HMK-m.382/f.2/b-13 uyarınca velayetin kaldırılması, çekişmesiz yargı işidir. Bu sebeple, HMK-m.384 uyarınca yetkili mahkeme, “talepte bulunan kişinin veya ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesi‘ olmalıdır. Yargıtay da bu görüştedir.

Velayetin kaldırılması davasında da yeni meydana gelen olgulara bağlı olarak açılan velayetin yeniden düzenlenmesi davalarında olduğu gibi basit yargılama usulü uygulanır ve hakim re sen delil toplayabilir. Ayrıca bu dava da süreye tabi değildir; zamanaşımı veya hak düşürücü süre öngörülmemiştir.

Velayetin kaldırılması davasında çocukla velisinin yararlarının çatışması durumunda çocuğa kayyım atanması yerinde olur. Bu arada belirtilmelidir ki, TMK-m.348/f.3 uyarınca velayetin kaldırılması kararı, kararda aksine bir ifade olmadıkça, doğmuş ve doğacak tüm çocukları kapsar. Bu sebeple velayeti kaldırma kararının verildiği sırasında henüz ana rahminde bulunan çocuk bakımından da bu karar etkili olacaktır.

Son olarak belirtilmelidir ki velayetin kaldırılmasına ilişkin sebebin ortadan kalkması halinde TMK-m.351/f.2 uyarınca hakim, anne ya da babanın talebi üzerine veya resen, velayeti geri verecektir.

Velayetin Kaldırılması Davasında Usul

Velayetin kaldırılması davası harca tabidir. Bu dava basit yargılama usulüne göre incelenir ve karara bağlanır. Adli tatilde de görülür. Bu dava da her tür delil toplanır. Uzman görüşü alınır. Tarafların yaşam alanları incelenir. İdrak çağındaki çocuk dinlenir. Hakim sunulan delillerle yetinmeyip kendisi de delil toplayabilir. Verilen karara karşı kanun yoluna müracaat edilebilir. Velayetin kaldırılması kararı kesinleşmedikçe infaz edilemez. Velayetin kaldırılması velayet hakkına sahip ana ve baba için ağır sonuçlar doğuran bir karardır.

Velayetin Kaldırılması Sonrasında Kişisel İlişki

Velayetin kaldırılması çocuk ile kişisel ilişki tesisine engel değildir. Velayet hakkı kaldırılan ana ve baba ile çocuk arasında makul süre ile kişisel ilişki tesis edilmelidir. Ana ve babanın çocukla kişisel ilişki kurma hakkını amacına aykırı kullanacağına veya kişisel ilişkinin çocuğun yüksek yararlarına aykırı düşeceğine ilişkin bir delil bulunmadığı sürece çocuk ile ana ve baba arasında kişisel ilişki tesis edilmelidir.

Velayetin Kaldırılmasının Sonuçları

Velayet hakkı ana ve babadan kaldırıldığı takdirde ana ve babanın tüm yetkileri sona ermekte olup, bu durumda çocuğa vasi atanır. Ana babadan velayet hakkı kaldırılmış olsa bile ana ve baba ile çocuk aralarındaki hısımlık devam etmektedir.

Ana ve babanın velayet hakları kaldırılmış olsa da; çocuğun bakım ve eğitim giderlerini karşılama yükümlülükleri, ana ve babanın çocuğa nafaka verme yükümlülükleri devam etmektedir (TMK md. 350/1). Ana ve babanın çocuk için yapılacak bu masrafları karşılama gücü yoksa masraflar devlet tarafından karşılanır (TMK md 350/2).

Ana ve babanın da haberleşme ve bilgi alma hakları devam etmektedir. Velayet hakkı ana ve babadan birlikte kaldırılabileceği gibi; sadece ana veya sadece babadan da kaldırılabilir.

Velayet hakkının sadece ana veya babadan kaldırılması özel durumlarda söz konusu olmaktadır. Örneğin, eşlerden birisinin cezaevinde olması, ağır hasta olması, eşlerin fiilen ayrı yaşıyor olmaları vb. gibi sebeplerdir.

Velayet kaldırılmış olsa da ana ve baba ile çocuk arasındaki şahsi ilişkiler kural olarak devam etmektedir. Velayeti kaldırılan ana babanın çocuğu görme hakları devam etmektedir. Ancak, çocuğun esenliği aksini gerektiriyorsa, ana ve babanın çocuğu görme hakları sınırlanabilir hatta kaldırılabilir.

Velayetin kaldırılması sadece çocuğun şahsı ile ilgili değil aynı zamanda çocuğun malları ile de sonuçlar doğurmaktadır. Ana ve baba velayetin kaldırılması ile çocuğun malları üzerindeki kullanma ve yönetim haklarını da kaybetmektedirler.

Velayetin kaldırılması, kararda aksi belirtilmedikçe mevcut bütün çocuklar hatta ileride doğacak tüm çocuklar için etkili olmaktadır (TMK md 348/3). Velayetin kaldırılmasının tüm çocukları etkileyip etkilemeyeceğine hakim karar vermektedir.

Şayet hakim tarafından velayetin kaldırılmasına tüm çocuklar için karar verilmişse ileride doğacak çocuklar üzerinde de bu karar etkili olmaktadır.

Hakim sadece bir çocuk yönünden velayeti kaldırmış olabilir. Örneğin, sadece eğitimi çok zor olan ve özel bir eğitim gerektiren çocuk üzerindeki velayet hakkının kaldırılmasına karar verebilir. Bu durumda verilen karar diğer çocukları etkilemez.

Bu makaleyi sosyal medyada paylaşarak sitemize katkıda bulunabilirsiniz.
    Generic placeholder image
    Avukat Saim İncekaş
    Avukat Saim İncekaş Avukatlık Ofisi'nde kurucu avukat.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 oy, puan: 5,00 üzerinden 5)
Loading...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

tr Türkçe
X
error: Uyarı: Sağ tıklamak için üye olabilirsiniz !! Üye olabilmek için tarafımızdan referans kodu almanız gerekmektedir.