Velayet Talebi ve Velayetin Değiştirilmesi

Velayetin Değiştirilmesi Davası

Velayet sahibi olmayan eşin, velayet sahibi olan eşe karşı açtığı davaya “velayetin değiştirilmesi davası” denilmektedir. Aile Mahkeme’sine verilecek bir dava dilekçesi ile dava açılır.

Velayetin değiştirilmesi davası, TMK md 349’da düzenlenmiş olup, bu madde hakime geniş takdir hakkı tanımaktadır.

Velayetin değiştirilmesi davasında önemli olan ana ve babanın isteği değil,  çocuğun üstün yararının göz önünde bulundurulmasıdır. Çocuğun yararı ise; çocuğun bedensel, fikri ve ahlaki bakımdan en iyi şekilde gelişebilmesi ve böyle bir gelişmenin gerçekleştirilmesi için, çocuğa sosyal, ekonomik ve kültürel koşulların sağlanmış olması anlamına gelmektedir.

Çocuğun üstün yararını belirlerken; onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir.(Yargıtay 2. HD., 30.03.2017, E. 2015/24866, K. 2017/3581)

velayetin değiştirilmesi davasının şartlarıvelayetin değiştirilmesi davasının şartları

Boşanma davası sonucunda ortak çocuğun velayetinin bırakıldığı ebeveyn, velayeti nihai ve mutlak şekilde kazanmış olmaz; velayete ilişkin karar kesin değildir. Boşanma kararının verildiği safhadaki durum ve koşullar sonradan değişebilir ve buna bağlı olarak da velayete ilişkin kararın yeniden düzenlenmesi söz konusu olabilir.

Velayetin değiştirilmesinin çeşitli sebepleri olabilir;

Velayetin Değiştirilmesi Nedenleri

Velayet Sahibi Eşin Diğer Eşe Çocuğu Göstermemesi

Hakim tarafından çocuğun velayetinin verilmediği eş ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmuş fakat velayet hakkını kullanan eş, velayet hakkını kötüye kullanarak kişisel ilişki kurulmasına engel oluyorsa bu velayetin değiştirilmesine neden olabilir.(1)

İcra müdürlüğüne yapılan kişisel ilişki tesisi sağlamaya yönelik çocuk teslimi müracaatı çerçevesinde adrese gidildiğinde kişisel ilişki tesisine yardımcı olmayan çocuğu gizleyen veya adreste bulundurmayarak kişisel ilişki testisine engel olan taraf velayet hakkını kötüye kullanmış sayılır.(2)

Ana ve babasından veya bunlardan birinden ayrılmasına karar verilen çocuğun, kendi yüksek yararına aykırı düşmedikçe ana ve babanın ikisiyle de düzenli biçimde kişisel ilişki kurma ve doğrudan görüşme hakkı, çocuğun temel haklarındandır.(8)

Çocuk Fiili Olarak Velayet Sahibi Olmayan Eş ile Yaşıyorsa

Çocuğun velayeti kendisine verilen eş, çocuğu velayet kendisine verilmeyen diğer eşe bırakmış çocuk uzun süreden beri fiili olarak velayet hakkına sahip olmayan eşte kalıyorsa bu husus velayetin değiştirilmesine neden olabilir.(10)

Çocuk 3. Bir Kişinin Yanında Yaşıyorsa

Çocuğun velayeti kendisine verilen eş, çocuğu üçüncü bir kişiye bırakmış ve çocuk uzun süreden beri fiili olarak bu kişilerde kalıyorsa bu husus velayetin değiştirilmesine neden olabilir.

Velayet hakkına sahip olan eşin başka bir yere taşınması sadece bu sebeple velayetin değiştirilmesini gerektirmez. Fakat velayet hakkına sahip olan eş yerleşim yerini değiştirir fakat çocuğunu birlikte götürmez bir yakınına bırakması halinde velayet değiştirilebilir.

Sağlık, Eğitim, Ahlak ve Güvenlik Sebepleriyle

Çocuğun menfaati gerektiğinde çocuk açısından sağlık nedeni ile, eğitim nedeni ile, ahlaki sebeplerle, güvenlik sebebiyle çocuğun velayeti değiştirilebilir.

Müşterek çocuğun anne yanında kalmaya devam etmesinin ve velayetin annede bırakılmasının çocuğun gelişimini olumsuz etkileyeceği, bedeni, fikri, ahlaki gelişmesine engel olacağı yönünde ciddi ve inandırıcı deliller bulunmalıdır.(7)

Velayet sahibi eşin düzenli ve güven verici yaşam tarzının bulunmaması velayetin değiştirilmesi için sağlam bir gerekçedir.

Velayet Sahibi Eşin Yeni Bir Evlilik Yapması

Velayet hakkına sahip olan eşin yeniden evlenmesi sadece bu sebeple velayetin değiştirilmesini gerektirmez. Fakat yeni bir evlilik yapmış olan eşin çocuğu ile ilgilenmemesi halinde velayet değiştirilebilir.

Yeni Olguların Meydana Gelmesi

Boşanma kararının verilmesinden sonraki süreçte meydana gelen bazı olgular, velayete ilişkin kararın gözden geçirilmesini gerektirebilir. Burada önemle vurgulamak gerekir ki yeni olguların meydana gelmesine bağlı olarak durum ve koşulların değişmesi sebebiyle velayete ilişkin kararın yeniden düzenlenmesi talebi ile açılan davalarda hakim, velayete sahip olan ebeveyni değiştirebileceği gibi çocuğun yararının gerektirmesi halinde, çocuğa vasi tayin etme yoluna da gidebilecektir.

TMK-m. 183 de yeni olguların meydana gelmesi sonucunda durum ve koşulların değişmesi halinde hakimin gerekli tedbirleri alabileceğinden bahsetmiştir. Bu kapsamda çocuğun yararı gerektiriyorsa çocuğa vasi tayin edilmesi TMK-m. 183 uyarınca da mümkündür.

Boşanmadan önceki olgular, velayete ilişkin kararın yeniden düzenlenmesi sebebi olarak kabul edilmemektedir. Buna karşın yeni olgu, boşanma kararının kesinleşmesinden hemen sonra dahi gerçekleşmiş olabilir, bunun için bir süre sınırı yoktur; önemli olan bu olgunun, velayete ilişkin kararın yeniden düzenlenmesini gerektirmesidir.

Yeni olgulara örnek olarak TMK md 183’te anne veya babanın başka biri ile evlenmesi, başka bir yere gitmesi ve ölmesi gösterilmiştir. TMK md 183, sınırlayıcı bir sayım yapmış değildir; zira bu sebepler sayıldıktan sonra “gibi” ifadesini kullanarak bu konuda örnekleme yapıldığı gösterilmiştir. Burada sayılanların dışında başkaca haklı sebeplerin olması halinde de velayetin yeniden düzenlenmesi mümkündür.

Doktrinde örnek olarak, velayetin bırakıldığı ebeveynin bitkisel hayata girmesi, hapishaneye girmesi, rehabilitasyon merkezine yatması durumları gösterilmektedir. Velayetin bırakıldığı ebeveynin başka biri ile nikahsız yaşamasının da velayetin yeniden düzenlenmesi sebebi olması gerektiği doktrinde ifade edilmiştir. Ancak Yargıtay bu durumu tek başına yeterli bir sebep olarak saymamış, çocukların bu durumdan olumsuz etkilenmeleri gerektiğini belirtmiştir.

Velayetin bırakıldığı ebeveynin, çocuğun diğer ebeveyni ile kişisel ilişki kurmasını haksız yere engellemesi de velayetin yeniden düzenlenmesini gerektirebilecek bir sebep olabilir. Yargıtay da bu durumu velayet hakkının kötüye kullanılması olarak görmekte ve bunu bir yeniden düzenleme sebebi olarak kabul etmektedir. Çocuğun, velayete sahip ebeveyni tarafından, velayete sahip olmayan tarafa veya üçüncü kişiye bırakılmış olması da yeniden düzenleme sebebi olabilir.

Mali durumun iyi olmaması ise tek başına yeniden düzenlenme sebebi kabul edilmemektedir. Belirtilmelidir ki yeni olguların meydana gelmiş olması velayet üzerinde kendiliğinden bir değişiklik  yaratmaz, hakimin velayet hususunda yeniden bir karar vermesi gerekir. TMK md 183’te de bu hususa işaret edilerek hakimin re sen veya tarafların talebi üzerine karar vereceğinden bahsedilmiştir. Ancak uygulamada hakimlerin re sen karar vermelerine pek rastlanmamakta, genellikle velayetin yeniden düzenlenmesi için dava açılmaktadır.

Sırf yeni olguların meydana gelmiş olması da velayetin yeniden düzenlenmesi için tek başına yeterli değildir; zira TMK-m. 183 te bu sebeplerin, yeniden düzenlemeyi zorunlu kılması gerektiğinden bahsedilmiştir. Yani yeni meydana gelen olgunun çocuğun yararını zedelediğini gösteren ciddi emareler olmalı ve bu yeni meydana gelen olgu, yeniden düzenlemeyi haklı kılmalıdır. Yargıtay ise kararlarında, bu hususu anlatmak için “esaslı” sebeplerinin olması gerektiğini belirtmektedir.

Önemli olan, meydana gelen yeni olgunun, çocuğun yararına aykırı ve süreklilik arz eden birtakım sonuçlara yol açması ve bu sebeple velayete ilişkin kararın yeniden düzenlenmesini somut durum ve koşullara göre gerekli kılmasıdır. TMK-m. 183’te örnek olarak belirtilen yeni olgulardan olan velayetin bırakıldığı ebeveynin yeniden evlenmesinin, velayetin yeniden düzenlenmesi bakımından bir sebep olarak kabul edilebilmesi için çocuğun yararını zedeliyor olması gerekir. Yargıtay da kararlarında bu hususa işaret etmektedir. Örneğin üvey anne veya baba, çocuğu sürekli azarlar, kötü davranır yahut döverse, çocuğun böyle bir ortamda yaşamaya terk edilmesi çocuğun yararına açıkça aykırı olur. Velayetin bırakıldığı anne veya babanın yeniden evlenmesi durumunda bu evlilikten olan çocuğu daha çok sevip onunla daha çok ilgilenmesi ve diğer çocukla hiç ya da yeterli derecede ilgilenmemesi yahut üvey anne veya babanın, çocuğun ahlaki gelişimine aykırı bir hayat tarzına sahip olması durumlarında da çocuğun yararının zedelendiğini söylemek zor değildir.

Başka yere gitme hali ise süreklilik arz etmeli ve anne veya baba bu sebeple velayet görevini yerine getiremiyor olmalıdır. Örneğin anne veya babanın iş seyahatine gitmesi yeniden düzenleme sebebi olamaz. Başka yere gitme durumunun haklı sebebe dayanması durumunda ise velayete ilişkin kararın yeniden düzenlenmemesi gerektiği doktrinde belirtilmektedir. Örneğin anne veya babanın tutuklanması durumu, yasal bir nedenden ileri gelen başka yerde bulunma halidir ve haklı sebebe dayanır. Burada çocuğun yararı ilkesine göre hareket edilmeli, başka bir yere gitme hali haklı sebebe dayanıyor olsa bile eğer çocuğun yararı bundan zedeleniyorsa velayete ilişkin karar yeniden düzenlenebilmelidir.

Son olarak, velayetin bırakıldığı ebeveynin ölümünün, velayeti kendiliğinden diğer tarafa geçirmediğine de değinilmelidir. Velayete sahip olan ebeveyn öldüğünde, artık velayete sahip olabilecek tek bir kişi kaldığı için velayetin yeniden düzenlenmesine ihtiyaç olmadan, sağ kalan ebeveynin velayete kendiliğinden sahip olacağı yönündeki düşünce doğru değildir. Burada hakim, durum ve koşulları değerlendirerek velayetin sağ kalan ebeveyne bırakılmasının mı yoksa çocuğa vasi tayin edilmesinin mi çocuğun daha yararına olduğunu belirleyecek ve ona göre karar verecektir.

velayetin değiştirilmesi

Yeni meydana gelen olgulara bağlı olarak velayete ilişkin kararın yeniden düzenlenmesine usul hukuku açısından bakıldığında ise ilk olarak, HMK md 382’de; “velayetin eşlerden birinden alınarak diğerine verilmesinin çekişmesiz yargı işi olarak belirtilmiş olduğu görülmektedir. Yargıtay da burada teknik anlamda bir dava değil, çekişmesiz bir yargı işi olduğunu belirtmektedir.

Bu davalarda davacı, velayetin bırakılmadığı ebeveyn; davalı ise velayetin bırakıldığı ebeveyndir. Ancak velayetin bırakıldığı ebeveynin de velayetin yeniden düzenlenmesini isteyebileceği doktrinde belirtilmektedir. Bunun yanında, çocuğun da velayetin yeniden düzenlenmesini isteyebileceği doktrinde ifade edilmektedir. Görevli mahkeme aile mahkemesi olarak kabul edilirken; yetkili mahkemenin neresi olduğu tartışmalıdır. Çekişmesiz yargı işlerinde yetkiyi düzenleyen HMK-m.384 uyarınca yetkili mahkeme, “talepte bulunan kişinin veya ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesi” olmalıdır. Yargıtay da bu görüştedir.

Bu davada basit yargılama usulü uygulanır ve hakimin resen delil toplayabileceği kabul edilmektedir. Son olarak belirtilmelidir ki bu dava süreye tabi değildir; zamanaşımı veya hak düşürücü süre öngörülmemiştir.

Velayetin Değiştirilmesi Davasında Çocuğun Dinlenmesi

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 12. ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 3 ve 6. maddeleri gereğince velayet konusunda küçüğün görüş ve düşüncelerinin alınması gerekli olup, mahkemece bu çocuk bizzat dinlenerek görüşü alınmalıdır.

Velayetin değiştirilmesi davasında müşterek çocuk idrak yeteneğine sahip ise mahkeme kesinlikle bu konuda bir uzman tarafından çocuğu dinletmeli ve kararını verirken bu unsuru da göz önünde bulundurmalıdır.(4)

Çocuğun yeterli idrak gücüne sahip olduğunun kabul edildiği durumlarda yüksek çıkarına açıkça ters düşmediği taktirde, ifade ettiği görüşe önem verilmelidir.(9)

Çocuğun Alıştığı Ortamın Değiştirilmemesi

Çoğu zaman çocuğun alıştığı ortamın değiştirilmemesi çocuğun menfaatine olacaktır. Ancak çocuğun ortamının değiştirilmesi ona daha güzel bir gelecek ve sağlıklı gelişme ortamı hazırlayacak ise bu çocuk için daha üstün bir menfaat olacaktır.

Çocuğun alıştığı ortamın ne anlama geldiğini Yüksek Mahkeme şu şekilde belirtmiştir: “Davalı annenin evlendiği kişinin geçmişte işlediği bir suç nedeni ile hakkında mahkumiyet kararı verilmiş ise de davalının eşinin, çocuğun fiziksel ve psikolojik gelişimine olumsuz bir etki yaptığı ispatlanmamıştır. Ayrıca sosyal inceleme raporunda da çocuğun özel olarak yaşam alanının değiştirilmesine yönelik bir isteğinin olmadığı, velayet değişikliğinin hali hazırda sosyal çevreye, okula ve aile içi ilişkilerine başarılı bir şekilde uyum geliştirmiş olan küçüğün, yeni bir uyum sürecine girmesini zorunlu kılacağı ve çocuğun yüksek yararı göz önüne alındığında yeni bir uyum sürecini başlatacak koşulların yaratılmasının gereksiz olduğu ve velayet değişikliğinin çocuk için yararlı olmayacağı belirtildiğine göre; velayet düzenlemesinde çocuğun üstün yararı, annesinin velayeti altında kalmaya devam etmesidir.”(14)

Velayetin Değiştirilmesi Davasında Geçici Velayet

Davacı taraf, dava süresince velayetin tedbiren kendisine verilmesini talep edebilir. Bu talep şu şekilde ifade edilir: “Dava süresince velayetin tedbiren, dava sonunda ise kalıcı olarak tarafımıza verilmesini talep ederiz”

Velayetin Değiştirilmesi Davasında Yetkili ve Görevli Mahkeme

Velayetin değiştirilmesi davasında görevli mahkeme aile mahkemesi, aile mahkemesi bulunmayan yerlerde, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenen asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Velayetin değiştirilmesi davasında kural olarak dava tarihinde davalının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.

Müşterek çocuğun ana veya babadan alınarak ana veya babaya verilmesi çekişmesiz yargı işi olup, çekişmesi yargı işlerinde kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça talepte bulunan kişinin veya ilgililerden birisinin oturduğu yer mahkemesi de yetkilidir (HMK md. 384) . Bu nedenle davacı kendi oturduğu yer mahkemesinde de dava açabilir.

Velayetin değiştirilmesi davasında davacı, velayet hakkına sahip olmayan eştir. Davalı ise, hali hazırda velayet hakkına sahip olan eştir. Velayetin değiştirilmesi için harcı yatırılmak sureti ile usulüne uygun bir dava olmalıdır. Dava basit yargılama usulüne tabidir. Evrak üzerinden inceleme yapılmaksızın karar verilemez.

Velayetin Değiştirilmesi Davası Nasıl Kazanılır ve Ne Kadar Sürer?

Velayetin değiştirilmesi konusunda karar verilmeden önce;

  1. Ana ve baba dinlenir,
  2. Çocuk idrak gücüne sahip ise çocuk dinlenir,
  3. Aile mahkemesi tarafından görevlendirilen uzman görüşüne başvurulur,
  4. Tarafların yaşam koşulları ve çocuklara bakım olanakları incelenmelidir,
  5. Deliller toplanır.

Hakim tarafların sunduğu deliller ile yetinmeyip kendisi de delil toplayabilir. Nihayetinde çocuğun yararı dikkate alınarak ortalama olarak 8-10 ay içerisinde karar verilmiş olur.  Velayetin değiştirilmesi davası adli tatilde de görülebilir.

Tarafların yaşam alanları ve ev koşullarının uzman vasıtasıyla incelenmesi elzem bir gerekliliktir.(6)

Velayetin değiştirilmesi davasında mahkemece idrak çağında olan çocuğun görüşünün aksine bir durum söz konusu değil ise, yani velayetin davacı eşe verilmesi durumunda çocuğun fikri, ahlaki ve bedeni gelişmesi zarara uğramayacaksa bu yönde karar verilmelidir.

Velayetin değiştirilmesi davasında verilen karar kesinleşmedikçe infaz edilemez. Velayetin değiştirilmesi davası devam ederken çocuğun ergin olması halinde dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilir.

Velayetin değiştirilmesine karar verilir ise, bu durumda velayet kendisinden alınan eş ile çocuk arasında kişisel ilişki tesis edilir. Kişisel ilişkinin ne şekilde kurulacağı infaz safhasında çelişkiye neden olmamak için kararda açık ve net bir şekilde belirtilir.

Velayet ve kişisel ilişki düzenlemesi kamu düzeni ile ilgili olup, aslolan çocuğun yüksek yararına bedensel ve zihinsel gelişimini sağlamaya en uygun çözüme ulaşmaktır.(İstanbul BAM 10. Hukuk Dairesi, 05.04.2017, E. 2017/471, K. 2017/299)

Velayet hakkının kendisinden alınan eş, velayet hakkı kendisine verilen eş çocuk için verilen kararın kesinleşmesinden itibaren iştirak nafakası ödemesine karar verilir. İştirak nafakasının miktarı tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak kararda açıkça belirtilmelidir.

Velayetin Değiştirilmesi Çekişmesiz Yargı İşidir

Velayetin değiştirilmesi davası bir çekişmesiz yargı işidir. Çekişmesiz yargı olmasının önemi yetkili mahkemenin belirlenmesinde ortaya çıkar.

Velayetin Değiştirilmesi Davasında Tanıklar

Tanıklar velayetin değiştirilmesi davasında önemli bir yere sahiptir. Öyle ki bölge mahkemesi tarafından tanık dinlenmeden verilen yerel mahkeme kararları bozulmaktadır.(5)

Dava Sürecinde Meydana Gelen Olaylar

Velayet kamu düzenine ilişkin olup, re’sen araştırma ilkesi geçerlidir. Bu nedenle yargılama sırasında meydana gelen gelişmelerin bile göz önünde tutulması gerekir.(3)

Velayetin Değiştirilmesi Davasını Kabul

Davalı tarafın velayetin değiştirilmesini davasını kabul etmesi hakimi bağlamaz, hakim çocuğun üstün yararını ayrıca ele almak zorundadır.

Velayetin Değiştirilmesi Kararı Kesinleşene Kadar Çocuk Yararına Nafaka Takdir Edilir

Velayetin babaya verilmesine ilişkin kararın kesinleşmesine kadar velayet annededir. Dava tarihi ile velayetin babaya verilmesine ilişkin kararın kesinleşeceği tarih arasında geçen süre için çocuk yararına nafaka taktir edilmesi gerekir.(11)

Velayetin Değiştirilmesi Davasında Terditli Talep Mümkündür

Velayetin değiştirilmesi yanında terditli olarak kişisel ilişkinin kurulması veya yeniden düzenlenmesi talebinde de bulunulabilir.(12)

Yargıtay bu konuda bir kararında; “davacı, kademeli (terditli) olarak dava açmış, öncelikle müşterek çocuğun velayetinin davalı anneden alınarak kendisine verilmesini, bu talebi kabul edilmediği takdirde ise müşterek çocuk ile kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesini istemiştir. Davacının velayetin değiştirilmesi talebi reddedildiğine göre terditli talebi olan kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi doğru görülmemiştir ve bozmayı gerektirir.” demiştir. Dolayısı ile terditli talebin geçerliliği tartışılmaz bir husustur.

Tekrar Evlenmek Tek Başına Velayetin Değiştirilmesi İçin  Yeterli Olmaz

Boşanma kararı ile birlikte ortak çocuğun velayeti davalı anneye verilip kesinleşmiştir. Mahkemece bu kez velayetin değiştirilerek, anneden alınıp babaya verilmesine karar verilmiş ise de; toplanan delillerle annenin velayet görevini kötüye kullandığına veya ihmal ettiğine ilişkin bir delil elde edilememiştir. Velayeti üstlenen anne veya babanın tekrar evlenmiş olması; tek başına velayetin değiştirilmesi için yeterli değildir. Çocuğun menfaati (üstün yararı) gerektirdiği takdirde, velayet değiştirilebilir.(13)

Velayetin Değiştirilmesi Kararı Sonrasında Kişisel İlişki Düzenlenmelidir

Yerel mahkemece müşterek çocukların velayeti davalı babadan alınıp davacı anneye verildiği halde, velayet kendisine bırakılmayan davalı baba ile müşterek çocuklar 13.08.1996 doğumlu Dilara ile 30.09.2005 doğumlu Tuna arasında kişisel ilişkinin düzenlenmemiş olması bozmayı gerektirmiştir.(15)

Velayet Kararı Kesinleşmiş İse Velayetin Değiştirilmesi Davası Açılabilir

Yargıtay; velayet yönünden temyiz edilmeyen bir boşanma davasında velayet kararının kesinleşmiş olacağını ve dolayısı ile velayetin değiştirilmesi davası açılabileceğine karar vermiştir.(16)

Çocuğun Üstün Yararı Gerektirirse, Çocuğun Görüşü Aksinde Karar Verilebilir

Çocukların üstün yararı gerektirdiği takdirde, görüşlerinin aksine karar verilmesi mümkündür (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 23/11/2016 tarih 2015/21543 esas 2016/15155 karar sayılı kararı).

Velayetin Değiştirilmesi Davası Harçsız Açılamaz

Velayetin değiştirilmesi davası maktu harca tabi olup, eksik harç tamamlanmadan müteakip işler yapılamaz. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 120/1 ve Harçlar Kanununu 30. ve 32. maddeleri gereğince velayetin değiştirilmesine ilişkin harcın tamamlattırılması, tamamlandığı takdirde işin esasının incelenmesi, aksi halde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekir. ( Ankara BAM 1. Hukuk Dairesi, 03.04.2017, E. 2017/534, K. 2017/404)

Velayet Belirlenirken İdrak Çağındaki Çocuğun Görüşü ve Sosyal İnceleme Raporu Alınmalıdır

Mahkemece idrak çağındaki 2008 doğumlu Muhammed Efe’nin velayeti konusunda dinlenilerek görüşü alınıp ve uzman bilirkişiden ortak çocukların velayetlerine ilişkin sosyal inceleme raporu alınarak deliller hep birlikte değerlendirilmek suretiyle velayet hakkında düzenleme yapılması gerekir.(Yargıtay 2, HD., 01.06.2017, E. 2016/14306, K. 2017/6651)(17)

Ana ve Babanın Boşanmadaki Kusuru ve Kişiliğinin Dikkate Alınması

Ana ve babanın yararları; boşanmadaki kusurları, ahlaki değer yargıları, sosyal konumları gibi durumları, çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde gözönünde tutulur. Mahkemece, velayet konusunda uzman bilirkişiden sosyal inceleme raporu alınarak sonucu uyarınca düzenleme yapılması gerekir.(Yargıtay 2. HD., 31.05.2017, E. 2016/857, K. 2017/6570)

Sosyal İnceleme Bilirkişisi Her İki Ebeveyn ile de Görüşmelidir

4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 5. maddesi gereğince Aile Mahkemesi bünyesinde bulunan psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzmanlardan, her iki ebeveyn ve çocuklarla görüşmek suretiyle inceleme ve rapor istenip, tarafların barınma, gelir, sosyal ve psikolojik durumlarına göre çocukların sağlıklı gelişimi için velayeti üstlenmeye engel bir durumun bulunup bulunmadığı araştırıldıktan sonra, velayet hakkında bir karar verilmesi gerekir.(Yargıtay 2. HD., 29.05.2017, E. 2016/1489, K. 2017/6329)

Baba yönünden inceleme yapılmadan sadece anne ile görüşülerek velayet düzenlenmesine esas olmak üzere alınan uzman raporu hüküm kurulması için de elverişli değildir.(Yargıtay 2. HD., 25.05.2017, E. 2017/1240, K. 2017/6234)

4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 5. maddesi uyarınca, psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan heyete inceleme yaptırılarak uzman raporu alınması gerekir.(Yargıtay 2. HD., 04.04.2017, E. 2015/25560, K. 2017/3831)

İdrak Yaşındaki Çocuk Adli Makam Huzurunda Görüşünü İfade Etmelidir

Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12. ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 3. ve 6. maddeleri, iç hukuk tarafından çocuğun idrak gücüne sahip olduğunun kabul edildiği durumlarda, çocuğa adli merci önündeki kendilerini ilgilendiren davalarda kendi görüşünü ifade etmesine müsaade edilmesini ve yüksek çıkarına açıkça ters düşmediği takdirde ifade ettiği görüşe gereken önemin verilmesi gerekliğini öngörmektedir. (Yargıtay 2. HD., 29.05.2017, E. 2016/1489, K. 2017/6329)

Velayete ilişkin kararların kesin hüküm teşkil etmeyeceği de gözetilerek, dava konusu çocuğun bizzat hakim tarafından veya istinabe suretiyle; eğitim, kültür, yaşam olanakları bakımından nerede yaşamak istediği konusunda bilgilendirilerek, görüşlerinin kendisinden sorulması ve gerektiğinde uzman veya uzmanlardan rapor alınması ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. (Yargıtay 2. HD., 23.05.2017, E. 2016/11636, K. 2017/6091)

Ortak çocuğun yeniden bizzat ya da istinabe yoluyla eğitim, kültür, yaşam olanakları bakımından nerede yaşamak istediği konusunda bilgilendirilerek, velayet hakkındaki tercihinin hakim tarafından kendisinden sorulması (Yargıtay HGK 16.03.2012 tarih E.2011/2-884-K. 2012/197 ile 22.01.2014 tarih E. 20I3/2-2085-K. 2014/30 sayılı kararları) ve gerektiğinde psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı niteliğindeki uzman veya uzmanlardan (4787 sayılı Kanun m.5) ortak çocuğun anne ve baba yanındaki barınma ve yaşama koşullarını da değerlendirir içerikte sosyal inceleme raporu alınması ve tüm deliller birlikte değerlendirilip, ebeveynlerinden hangisi yanında kalmasının çocuğun menfaatine olacağı tespit edilip sonucuna göre bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.(Yargıtay 2. HD., 09.05.2017, E. 2016/607, K. 2017/5682).

Müşterek çocuğun bizzat hâkim tarafından veya istinabe suretiyle eğitim, kültür, yaşam olanakları bakımından nerede yaşamak istediği konusunda bilgilendirilerek, velayet hakkındaki tercihinin kendisinden sorulması ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.(Yargıtay 2. HD., 28.03.2017, E. 2015/24158, K. 2017/3448)

Velayet konusunda idrak çağında bulunan 2002 doğumlu ortak çocuğu dinlenip, eğitim, kültür, yaşam olanakları bakımından nerede yaşamak istediği konusunda bilgilendirilerek, velayet hakkındaki tercihinin hâkim tarafından kendisinden sorulması, ebeveynlerden hangisi yanında kalmasının çocuğun menfaatine olacağı tespit edilip sonucuna göre karar verilmesi gerekir.(Yargıtay 2. HD., 01.03.2017, E. 2015/23134, K. 2017/2134).

Velayet Hususunda Dava Sürecindeki Gelişmeler de Göz Önüne Alınır

Velayet kamu düzenine ilişkin olup, re’sen araştırma ilkesi geçerlidir. Bu nedenle yargılama sırasında meydana gelen gelişmelerin bile göz önünde tutulması gerekir.(Yargıtay 2. HD., 25.05.2017, E. 2017/1240, K. 2017/6234).

Çocuğun Üstün Yararı Gerektirdiği Taktirde Görüşünün Aksine Karar Verilebilir

Çocukların üstün yaran gerektirdiği takdirde görüşlerinin aksine karar verilmesi mümkündür.(Yargıtay 2. HD., 23.05.2017, E. 2016/11636, K. 2017/6091)

Çocuk Yetişkin Bir Birey Olsaydı Ne Yönde Karar Verecek İdiyse Bu Yönde Karar Verilmelidir

Velayet düzenlemesinde; çocukla ana ve baba yararının çatışması halinde, çocuğun yararına üstünlük tanınması gereklidir. Çocuğun yararı ise; çocuğun bedensel, fikri ve ahlaki bakımdan en iyi şekilde gelişebilmesi ve böyle bir gelişmenin gerçekleştirilmesi için, çocuğa sosyal, ekonomik ve kültürel koşulların sağlanmış olmasıdır. Çocuğun bu konulardaki üstün yararını belirlerken; çocuk yetişkin biri olmuş olsaydı, kendisini ilgilendiren bir olayda, kendi yararı için ne gibi bir karar verebilecekti ise, çocuk için karar verine makamındaki kişinin de aynı yönde vermesi gereken karar; yani çocuğun farazi düşüncesi esas alınacaktır.(Yargıtay 2. HD., 09.05.2017, E. 2016/607, K. 2017/5682)

Çocuğun İfade Ettiği Görüşüne Önem Verilmesi Gerekir

Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12. ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına ilişkin Avrupa Sözleşmesinin 3. ve 6. maddeleri, iç hukuk tarafından çocuğun idrak gücüne sahip olduğunun kabul edildiği durumlarda, çocukların adli merci önündeki kendilerini ilgilendiren davalarda kendi görüşlerini ifade etmesine müsaade edilmesini ve yüksek çıkarlarına açıkça ters düşmediği takdirde ifade ettikleri görüşlerine gereken önemin verilmesi gerektiğini öngörmektedir.(Yargıtay 2. HD., 08.05.2017, E. 2016/964, K. 2017/5578)

Çocukla Ebeveyn Arasında Çıkar Çatışması Varsa Çocuğa Kayyım Atanmalıdır

Çocuklar ile velayet sorumluluğuna sahip olan anne arasında çıkar çatışmasının bulunduğu nazara alınarak çocukları davada temsil etmek üzere kayyım atanması için (TMK m. 426/2) yetkili vesayet makamına ihbarda bulunulması, atanacak kayyımın duruşmaya çağrılması, göstermeleri halinde tarafların ve kayyımın delillerinin toplanması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonucuna göre karar verilmesi gerekir. (Yargıtay 2. HD., 03.05.2017, E. 2017/1280, K. 2017/5315)(18)

Çocukların Yaşadığı Ortamdaki Barınma Koşulları Değerlendirilmelidir

Gerektiğinde yeniden psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı niteliğindeki uzman veya uzmanlardan (4787 sayılı Kanun m. 5) ortak çocukların anne ile halen yaşadığı kişilerin yanındaki barınma ve yaşama koşullarını da değerlendirir içerikte sosyal inceleme raporu alınması gerekir. (Yargıtay 2. HD., 17.04.2017, E. 2015/25793, K. 2017/4300).

Sosyal İnceleme Raporunun Hüküm İçin Yeterli Olmaması

Somut olayda, mahkemece ayrı şehirler de yaşamaları gözönüne alınarak her iki ebeveyn ve ortak çocuklar yönünden ayrı ayrı rapor tanzim ettirilmiştir. Ne var ki alınan sosyal inceleme raporları hüküm tesisi için yeterli değildir. O halde yukarıda belirtilen kıstaslar dikkate alınarak psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan bir heyetten rapor alınıp, temyiz tarihi itibariyle idrak çağında olan çocuklarda bizzat ya da istinabe yoluyla dinlenerek, diğer delillerle birlikte değerlendirildikten sonra, gerçekleşecek sonucu uyarınca karar verilmesi gerekir.

Velayetin Değiştirilmesi ile Birlikte Çocuk İçin Tazminatı Talep Edilemez

Davacı baba velayetin değiştirilmesi yanında, velayeti annede olan çocuğun yaşadığı olumsuz durumlar nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Davacının bu talebi Borçlar Hukukundan kaynaklanmaktadır. Genel mahkemeler görevlidir. Görev, kamu düzenine İlişkin olup, hakim tarafından yargılamanın her aşamasında res’en gözetilir. Bu bakımdan görevsizlik kararı verilmesi gerekir.

Annenin Ölümü ile Velayetin Babaya Verilmesi Gerekir

Davacı babanın velayet görevini üstlenmesine engel bir durumu ispatlanama mıştır. Baba ile çocuk arasındaki tanımanın iptali ya da soybağının reddi konusunda verilmiş bir karar da bulunmamaktadır. Bu durumda, davanın kabulü ile annenin ölümü ile velayeti askıda olan dava konusu çocuğun velayetinin davacı babaya verilmesi gerekir.(Yargıtay 2. HD., 28.02.2017, E. 2016/24197, K. 2017/2117).

Annenin Çalışıyor Olması Velayetin Değiştirilmesi Sebebi Değildir

Annenin çalışıyor olması sebebiyle, özel okulda eğitim gören çocukların okul servisinden anne tarafından bizzat alınmaması ya da annenin başka bir erkekle yeniden evlenmesi tek başına velayetin değiştirilmesini gerektirmez.(Yargıtay 2. HD., 21.02.2017, E. 2016/16629, K. 2017/1767).

Boşanma ile İle Düzenlenen Velayetin Değiştirilmesi İçin Esaslı Değişiklikler Gerekir

Boşanma ile düzenlenen velayetin değiştirilebilmesi için velayet kendisine verilen tarafın ya da velayete konu çocuğun durumunda boşanma hükmünden sonra esaslı değişikliklerin olması şart olup, ayrıca esaslı değişikliğin önemli ve sürekli olması da gerekmektedir.

Kişisel İlişkinin Engellenmesi Velayetin Değiştirilmesi Sebebidir

  • Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; ortak çocuk davalı anne ile birlikte yaşayan, davalı annenin davanın açılmasından sonra 24/05/2014 tarihinde evlendiği eşinin bir sosyal paylaşım sitesinde birden çok kez küfür ve cinsellik içeren paylaşımları yanında, davaya konu ortak çocuğun makyajlı ve bikinili fotoğraflarını paylaştığı, altlarında da özensiz veya olumsuz çağrışım oluşturabilecek yorumlarda bulunduğu, annenin de dava sürecinde babayı icra takibi yapmaya zorlayarak çocuk ile babanın kişisel ilişki kurma hakkını engellediği; anne ve çocuğun evde bulunmaması ya da anne tarafından yönlendirilen çocuğun istememesi sebepleriyle 24/01/2016, 30/01/2016 ve 23/01/2017 tarihlerinde icra yoluyla dahi kişisel ilişkinin kurulamadığı anlaşılmaktadır. Öncelikle; davalı annenin eşinin, herkese açık internet platformundaki görsel ve yazılı paylaşımlar ve çocuk ile ilgili yaptığı paylaşımlar dikkate alındığında, çocuğun bulunduğu mevcut ortam, fiziksel ve psikolojik yöndeki gelişimini olumsuz etkileyecek niteliktedir. Ayrıca davalı annenin de babalık duygularının tatmini ve çocuğun sağlıklı gelişimi bakımından gerekli olan, baba ve çocuk arasında kişisel ilişki kurma hakkını engellemeye yönelik davranışlarda bulunarak velayet hakkını kötüye kullandığı anlaşılmakla; yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde davanın kabulü ile dava konusu ortak çocuğun velayetinin değiştirilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.(Yargıtay 2. HD., 14.02.2017, E. 2016/11109, K. 2017/1492).

  • Tarafların ortak çocuğu Kerem, 13.09.2007 doğumlu olup, altı yaşındadır. Yargılama sırasında velayeti dava süresince anneye bırakıldığı ve baba ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulduğu halde, annenin kişisel ilişkiyi sürekli olarak engellediği, bu yönde yapılan icra takibine karşın, babanın çocuğunu göremediği dosya kapsamından ve icra takibine ilişkin evraktan anlaşılmaktadır. Baba yanında kalmasının çocuğun bedeni, fikri ve ahlaki gelişimine engel olacağı yönünde ciddi ve inandırıcı deliller de bulunmamaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında velayetin davacı-davalı (baba)’ya bırakılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır. (Esas : 2014/845, Karar : 2015/1741, Tarih : 24.06.2015)

Hakim Verdiği Hükümden Sonra Geçici Velayet Kararını Değiştiremez

Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası ile ilgili nihai kararın verilmesinden, hâkimin bu şekilde dosyadan el çekmesinden sonra, resen ya da tarafların talebi ile dosyanın tekrar ele alınması ve yeniden bir hüküm kurulması mümkün değildir. Hakim, verdiği (tefhim ettiği) hüküm ile bağlıdır, sonradan hükmün yanlış olduğu kanısına varsa bile, artık hükmü değiştiremez. Başka bir ifade ile mahkeme davayı tekrar ele alıp, yeni ve başka bir hüküm veremez. Mahkemenin nihai kararla el çekmiş olduğu dosyanın, ancak kanuni yollardan geçmek suretiyle hakimin önüne yeniden gelmesi halinde tekrar ele alınabilmesi mümkün olabilir. Kaldı ki, velayetin değiştirilmesinde istek dava yolu ile gerçekleştirilebilir.(Yargıtay 2. HD., 07.02.2017, E. 2015/22046, K. 2017/1168).

Baba ile Görüşülmeksizin Tanzim Edilen Sosyal İnceleme Raporu Kabul Edilemez

Somut olayda, mahkemece, davalı baba ile görüşülmeksizin, sadece davacı anne ve ortak çocuk ile görüşülmek suretiyle rapor tanzim ettirilmiştir. Pedagog bilirkişi tarafından velayete ilişkin düzenlenen sosyal inceleme raporu bu haliyle hüküm tesisi için yeterli değildir.

Çocuğun Kendisini Ait ve Güvende Hissettiği Ortamda Kalması Gerekir

Ortak çocuk mahkemede bizzat alman ifadesinde babasının yanında kalmayı tercih ettiğini belirtmiş, uzman raporunda ise çocuğun alışmış olduğu, kendisini ait ve güvende hissettiği yaşam alanına devam etmesinin yüksek yararına olduğu belirtilmiştir. Gerçekleşen bu durum karşısında davacının velayetin değiştirilmesine yönelik davasının reddi gerekir.(Yargıtay 2. HD., 07.12.2016, E. 2016/16806, K. 2016/15676).


Velayetin Değiştirilmesi Kaynak Yargıtay Kararları:

  1. “… Dosya kapsamındaki delillerden ve tanık beyanlarından davacı babanın boşanmadan sonraki dava tarihine kadar olan yaklaşık beş yıllık süreçte müşterek çocuğu 25 defa icra kanalıyla şahsi ilişkiyi sağlayabildiği, bu suretle annenin baba ve çocuk arasındaki kişisel ilişkiyi engelleyerek velayet görevini kötüye kullandığı anlaşılmaktadır. Bu suretle çocuğun tercihi üstün yararına uygun olmadığı gibi baba yanında kalmasının çocuğun bedeni, fikri ve ahlaki gelişmesine engel olacağı yönünde ciddi sebep ve deliller de bulunmamaktadır. O halde davanın kabulü gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.Yargıtay 2. HD 16.06.2016, E. 2016/12054, K. 2016/11763.”
  2. “… Dosya kapsamındaki delillerden ve tanık beyanlarından davacı kadının 01.01.2012, 15.01.2012, 01.08.2012 ve 07.08.2012 tarihlerinde müşterek çocuk ile şahsi ilişki tesisi için icra kanalıyla geldiğinde davalı babanın çocukla başka illerde bulunduğu gerekçesiyle şahsi ilişki tesis edilemediği ve davalı babanın bu nedenle tazyik hapis cezası ile cezalandırılmasından sonra şahsi ilişkinin sağlanabildiği; ayrıca icra dosyalarında kendisinin “mernis adresi İstanbul olduğu için çocuğu teslim edemediği” şeklinde savunmasına karşın 02.04.2012 tarihli sosyal inceleme raporunda Edremit’te bulunan anne-babasıyla ikamet ettiğini belirtip bu suretle anne ve çocuk arasındaki kişisel ilişkiyi engelleyerek velayet görevini kötüye kullandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle davanın kabulü yerine reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.”. Yargıtay 2. HD 13.01.2014, E. 2013/13646, K. 2014/157.”
  3. Ankara BAM 2. Hukuk Dairesi, 07.06.2017, D. 2017/540, K. 2017/663
  4. O halde karardan sonra gerçekleşen bu durum karşısında davalı annenin iddiasına ilişkin soruşturma dosyası, dava açılmış ise yargılama dosyası getirtilerek bu konuda araştırma yapılması ve karar tarihi ile temyiz tarihi arasında uzun bir süre geçtiğinden ve bu süre içerisinde idrak çağına gelen ortak çocuklar 2008 doğumlu … ile 2010 doğumlu … bizzat dinlenip, eğitim, kültür, yaşam olanakları bakımından nerede yaşamak istediği konusunda bilgilendirilerek, velayet hakkındaki tercihlerinin hakim tarafından kendilerinden sorulması, psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan heyete inceleme de yaptırılarak (4787 sayılı Kanun m.5), tarafların fiilen bulundukları yerin barınma ve yaşama koşullarını da değerlendirir içerikte sosyal inceleme raporu alınması, toplanılan tüm deliller birlikte değerlendirilerek ebeveynlerinden hangisi yanında kalmasının çocukların menfaatlerine olacağı tespit edilip, sonucuna göre karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
  5. Uyuşmazlık; velayetin değiştirilmesi istemli davada, dava dilekçesinde tanık deliline dayanılmasına rağmen mahkemece hangi vakıaların ispat edileceği hususunda somutlaştırma yükünün yerine getirilmediğinden bahisle taraf tanıkları dinlenmeden, müşterek çocuğun beyanı ve uzman raporuna göre davanın kanıtlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş olmasının hukuki dinlenilme hakkının ihlaline yol açıp açmayacağı, burada varılacak sonuca göre HMK’nın 240 ve devamı maddeleri gereğince tanık dinlenmesine gerek olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davacı baba dava dilekçesinde tanık deliline dayanmasına karşın mahkemece davacı tarafa tanıklarını bildirmesi için gerekli imkân tanınmadan, hukuki dinlenilme hakkına aykırı olacak şekilde karar verilmesi hatalı olduğu gibi, sadece pedagog tarafından düzenlenen uzman raporu dikkate alınarak bir değerlendirilme yapılması da doğru görülmemiştir. Mahkemece yapılacak iş, davacı tanıkları dinlendikten ve 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 5. maddesi gereğince aile mahkemesi bünyesinde bulunan “psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan” oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor alındıktan sonra diğer tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle velayet hususunda bir karar vermekten ibarettir.
  6. Davacı baba, davalı kadının başka bir erkekle birlikte yaşadığını ve anne ile birlikte yaşayan ortak çocuk Eylül’ün bu durumdan olumsuz etkileneceğini iddia etmiş, mahkemece; velayetlerin değiştirilmesi istenen ortak çocukların üstün yararlarının belirlenmesi bakımından, anne ve babanın yaşam koşulları ve çocuklara bakım olanakları konusunda bir araştırma yapılmamıştır. Bu amaçla, mahkemece 4787 sayılı kanunun 5. maddesi uyarınca görevlendirilecek uzman veya uzmanlar vasıtasıyla inceleme yapılması; anne ve babanın gerektiğinde mahkemece bizzat dinlenerek ekonomik ve sosyal durumları ile çocuklara bakım olanakları konusunda kendilerinden bilgi alınması ve tüm deliller birlikte değerlendirilip, gerçekleşecek sonucuna göre çocukların velayetinin düzenlenmesi gerekir. Açıklanan yönler gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.(Esas : 2016/12768, Karar : 2016/12024, Tarih : 21.06.2016)
  7. Esas : 2016/6383 Karar : 2016/6646 Tarih : 04.04.2016
  8. Esas : 2014/26404, Karar : 2015/9455, Tarih : 05.05.2015
  9. Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi m.6/c
  10. Velayeti kendisine bırakılan davalının, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra yanına almadığı, çocuğun fiilen sürekli baba yanında kaldığı, kreşe gittiği, bakım ve gözetiminin baba ve babaanne tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır.Esas : 2013/20574, Karar : 2014/14315, Tarih : 24.06.2014
  11. Esas : 2013/2-2085, Karar : 2014/30, Tarih : 22.01.2014
  12. Esas : 2013/13402, Karar : 2014/1, Tarih : 13.01.2014
  13. Esas : 2013/4764, Karar : 2013/25031, Tarih : 04.11.2013
  14. Esas : 2012/17660, Karar : 2013/8346, Tarih : 27.03.2013
  15. Esas : 2012/14781, Karar : 2013/7322, Tarih : 18.03.2013
  16. Esas : 2012/10345, Karar : 2012/16372, Tarih : 14.06.2012
  17. Velayet düzenlemesi yapılırken göz önünde tutulması gereken temel ilke, çocuğun “üstün yararı” (Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m. 3: Çocuk Haklarının Kullanılmasına ilişkin Avrupa Sözleşmesi m. 1; TMK m. 339/1. 343/1. 346/1: Çocuk Koruma Kanunu m. 4/b)’dır. Çocuğun üstün yararını belirlerken; onun bedensel, zihinsel, ruhsal ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir. Ana ve babanın yararları; boşanmadaki kusurları, ahlaki değer yargıları, sosyal konumlan gibi durumları, çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde göz önünde tutulur. Davacı anne, ortak çocukların tedbiren velayetlerini talep etmiş, mahkemece herhangi bir araştırma yapılmaksızın ortak çocukların tedbiren velayetleri davacı anneye bırakılmıştır. Mahkemece idrak çağındaki 2008 doğumlu Muhammed Efe’nin velayeti konusunda dinlenilerek görüşü alınıp ve uzman bilirkişiden ortak çocukların velayetlerine ilişkin sosyal inceleme raporu alınarak deliller hep birlikte değerlendirilmek suretiyle velayet hakkında düzenleme yapılması gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.
  18. Davacı büyükbaba; velayet sahibi annenin eşinin ölümüne sebep olduğunu çocuğa sert tavırlarının olduğunu iddia ederek, “dava konusu küçük Pınar Irmak’ın velayetinin kaldırılması, vasi olarak kendisinin atanmasına kabul edilmezse çocukla aralarında kişisel ilişki tesisini” talep etmiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Velayet kamu düzenine ilişkin olup, re’sen araştırma ilkesi geçerlidir. “Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesine” göre, çocukları ilgilendiren davalarda, iç hukuk gereğince, çocuklarla velayet sorumluluğuna sahip kişiler arasında çıkar çatışması söz konusu olması halinde çocukların, adli merci önündeki kendisini ilgilendiren davalarda bir temsilci atanmasını ön sorun görmektedir (Söz m. 4). Çocuklar ile velayet sorumluluğuna sahip olan anne arasında çıkar çatışmasının bulunduğu nazara alınarak çocukları davada temsil etmek üzere kayyım atanması için (TMK m. 426/2) yetkili vesayet makamına ihbarda bulunulması, atanacak kayyımın duruşmaya çağrılması, göstermeleri halinde tarafların ve kayyımın delillerinin toplanması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik hasım ve eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.

bir yorum bırakın

tr Türkçe
X
error: Sağ tıklama özelliği kapalıdır.