Velayetin Belirlenmesinde İdrak Yaşındaki Çocuğun Görüşü Alınmalıdır

Velayetin Belirlenmesinde İdrak Yaşındaki Çocuğun Görüşü Alınmalıdır

  • Açılan bir velayet davasında çocuğun görüşü kritik derecede önem arz eder. Öyle ki çocuğun görüşünün alınmadığı bir velayet davası hukuk aykırıdır. Uluslararası sözleşmeler çerçevesinde de çocuğun arzusuna ziyadesiyle önem verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu çerçevede aşağıda yer alan yargıtay kararı idrak çağındaki çocuğun görüşünün alınmasının zaruri olduğunu açıklamaktadır.
  • Velayete konu çocuğun mahkemede dinlenmesi ardından sosyal inceleme raporu ve tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde çocuğun üstün yararı (maddi/manevi) neyi gerektiriyorsa ona göre velayetin tevdii gerçekleşir. Velayeti kendisine verilemeyen tarafla SiR raporuna göre kişisel ilişki tesis edilir. Ayrıca tabii ki velayeti kendine verilmeyen taraf müşterek çocuğun giderlerine katlanmak la yükümlü olduğundan iştirak nafakası da gündeme gelir.
  • Çocuğun yaşam şartlarını yerinde incelemek için evine uzman gelecek ve onunla konuşup rapor hazırlayacak. Ama kilit nokta çocuğun dinlenmesi. Çocuğun dinlenmesi aşamasında salonun boşaltılmasını isteyin mutlaka. İyi niyetle dahi olsa çocuğun mahkemede ne konuşacağı hakkında prova yaptırmayın. Uzman görüşünün aksine çocuğun istek ve iradesi yönünde karar tesis edildiği oldu dosyalarımda. Yani genel kanaatin aksine bunun çocuğun cinsiyetine, yaşına vs bağlı bir matematiği yok. Somut vakıaya göre her şey olabiliyor.

İlgili yargıtay kararı şu şekildedir:

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı koca tarafından özel sebebe bağlı boşanma ve maddi tazminat taleplerinin reddi, manevi tazminatın miktarı yönünden; davalı tarafından ise tamamına yönelik olarak temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 10.12.2013 günü duruşmalı temyiz eden davacı M. D. vekili geldi.
Karşı taraf temyiz eden davalı N. D. ile vekili gelmediler. Gelmeyen davalı vekilinin yokluğunda karar verilmesi talebini de içerir dava ile ilgili diyeceklerini ve mazeretini bildirir dilekçe gönderdiği anlaşıldı. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR : 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesi mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini, 186. maddesi, eşlerin evi birlikte seçeceklerini, birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıkları ile katılacaklarını öngörmüştür. Toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda maddi tazminat isteyen eşin diğerinden daha ziyade ve eşit kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi ( TMK.md,4 TBK.md.50 ve 52 ) dikkate alınarak davacı koca yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.
3-Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına ( TMK. md.186/1 ), geçimine ( TMK md.185/3 ), malların yönetimine ( TMK.m. 223, 242, 244, 262, 263, 264, 267, 215 ) ve çocukların bakım ve korunmasına ( TMK.m.185/2 ) ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden ( resen ) almak zorundadır ( TMK.m.169 ). O halde; Türk Medeni Kanununun 185/3. ve 186/3. maddeleri uyarınca, tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere davalı kadın ve müşterek çocuk yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
4-Velayet düzenlemesinde asıl olan çocuğun menfaatidir. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12, Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 3. ve 6. maddesi gereğince çocuğun kendisiyle ilgili kararlarda çocuğun beyanı dikkate alınmalıdır. O halde mahkemece idrak çağında olan müşterek çocuk Selin’in velayet hususundaki beyanına başvurulup uzman incelemesi de yaptırılarak deliller hep birlikte değerlendirilmek suretiyle velayet hakkında düzenleme yapılması gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda 2., 3. ve 4. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, hükmün bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda l. bentte göserilen sebeple ONANMASINA, davacı vekili duruşmaya geldiğinden yararına takdir edilen 990.00 TL. vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10.03.2014 günü oybirliğiyle karar verildi.( T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2014/2973 K. 2014/5025 T. 10.3.2014)

Kaynak: https://www.yargitay.gov.tr/

Son düzenleme tarihi 7 Haziran 2020 12:19

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Turhan Cemal Beriker Blv. No:7, Ziya Algan İş Merkezi Kat:5 Daire:41 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.