Velayet Davasında Bilirkişi Raporuna İtiraz Dilekçesi

Velayet Davasında Bilirkişi Raporuna İtiraz -1-

ADANA ( ) AİLE MAHKEMESİ’NE

Esas No:

 

DAVACI                         :

VEKİLİ                          : Avukat Saim İNCEKAŞ -Adana/Seyhan

 

DAVALI                         : 

 

KONU                            : Mahkemenizin … esas sayılı dosyasına ilişkin beyanlarımızın sunulması ve dosyanın bilirkişiye tevdi ile yeni bilirkişi raporu alınması talebinden ibarettir.

 

AÇIKLAMALAR              :

Müvekkil ve davalının müşterek çocuklarının velayeti annede olup, dosyaya sunduğumuz delillerden de anlaşılacağı üzere davalı velayet hakkını çocuğun gelişimine olumsuz etki edecek şekilde kullanmakta olduğundan velayetin değiştirilmesi için işbu dava açılmıştır. Dosya kapsamında sunulan deliller, tanık beyanları ve ifadeler açıkça çocuğun gelişiminin tehlikede olduğunu gösterir niteliktedir. Şöyle ki;

Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda ve davalının kardeşi ……..  beyanlarında müşterek çocuğun kız çocuğu gibi süslenmesinin çocuk tarafından oyun olarak nitelendirildiği ifade edilmiştir. Devamla çocukla yapılan görüşmede kız ve erkek kimliğine ilişkin sorularda çocuğun kendisinin erkek olduğunu belirttiğini, kızlara zaman zaman şiddet uyguladığını ifade ettiği belirtilmiştir. Bilirkişi raporunda çocuğun kız kimliğine yönelik olarak zaman zaman kızlara şiddet uyguladıklarını belirtmesi de normal bir algı durumu değildir. Çocuğun kız kimliğine karşı şiddet hissetmesi dahi çocuğun cinsel kimliklere yönelik algılamasının bozulduğunun kanıtıdır.

Dava dilekçesi ekinde yer alan müşterek çocuğa ait görüntülerden de anlaşılacağı üzere çocuk sürekli olarak kız kıyafetleri giydirilerek, makyaj yapılarak, saçları yapılarak süslenmektedir. Mahkemenizin 2. Celsesinde tanıklık yapan davalının kız kardeşi ……….  ifadesinde bu hususu tekrarladığını ve çocuğa toka takarak, kadın kıyafetleri giydirerek fotoğraflarını çektiğini açıkça beyan etmiştir. Yine ifadesinde dikkat çekecek diğer bir husus ise Müşterek çocuğun kendisine toka takılmasını, teyzesi …….. dan istediğini ve bunun üzerine toka takıp, kadın kıyafetleri giydirdiğini dile getirmiştir.

Söz konusu tanık ifadelerden de anlaşılacağı üzere çocuğun erkek kimliğinin farkında olmadığı isteklerinden bellidir. Davacı ve ailesi çocuğa gerekli eğitimi verememekte ve çocuğun kimlik problemi yaşamasına sebebiyet vermektedirler. Bu durum bilirkişi raporunda oyun olarak algılanmış ve açıklanmıştır. Belirtmek gerekir bu yaştaki bir erkek çocuğunun her türlü durumu oyun olarak nitelendirmesi mümkündür, çocuklarda 3-5 yaşına kadar cinsel kimlik algılaması aile yardımı ile olur. Aile bireyleri arasındaki farklılık çocuk için belirleyicidir. 3 ve 5 yaş arasında cinsel kimlik ayrımı tanınmaya başlanır. 7 yaşına gelindiğinde çocuk hangi cinsten olduğunu anlar ve ona göre kimlik kazanmaya başlar. Ancak çocuğun 7 yaşına kadar erkek çocuk olmasına rağmen kız çocuğu kimliğine de sokulması ve bunun defalarca tekrarlanması cinsel kimlikler arasında çocuk açısından çatışmaya neden olabilir. Nitekim 7 yaş öncesi sadece bilinç değil, bilinçaltına da her şey işlenmekte ve çocuğun ileri yetişkin hayatında bu yaşta yaşadıklarının etkisi ortaya çıkmaktadır. Ailenin bu kimliğin algılanmasındaki rolü oldukça fazladır. Çocuğun, teyzesinin kıyafetlerini, annesinin makyaj malzemelerini ve tokalarının, kendisi içinde kullanılabilir eşyalar olarak algılaması (!) davalı yanca çocuğa uygulanan davranışlar nedeniyle muhtemeldir.

Erkek çocuğu erkek kimliğini kazanmasına rağmen kız çocuğu gibi de hissettirildiği için erkek kimliğini sevmeyebilir. Bu da ileri ki dönemlerde transeksüel bir birey olmaya kadar gidebilir. Nitekim fotoğraflara bakıldığından çocuğun kız çocuğu gibi giydirildiği hallerde çocuk oldukça mutlu görünmektedir. Ayrıca çocuğun sadece makyajlanması ve giydirilmesi değil, elini beline koyması açıkça kız gibi poz vermesi de çocuğun hareket olarak da kız çocuğu gibi yönlendirildiğini göstermektedir. Bu durum erkek çocuğunun yetiştirilmesinde kabul edilebilir bir husus olmayıp, çocuğun cinsel kimliğine yönelik bir saldırı niteliğindedir.

Bilirkişi raporunda davalının geçen süreç içerisinde çocuğun makyajlanması ve kız çocuğu gibi giydirilmesinin eğlence olmasına rağmen çocuğu olumsuz etkileyebileceğinin anlaşıldığı ve farkındalığın oluştuğu ifade edilmiştir. İşbu davaya konu olay müşterek çocuğun bir kere makyaj yapılarak fotoğraflanması değildir. Çocuk davalının da ifade ettiği üzere belli bir süreç içerisinde sürekli olarak kız çocuğu gibi giydirilmiştir. Velayet hakkına haiz annenin bu durumun çocuğu olumsuz etkileyebileceğini belli bir süre geçtikten sonra anlayabilmesi ise düşündürücüdür. Kaldı ki çocuğun eğitim ve gelişiminde yaşanan bu olumsuzluk fotoğraflandığı için açığa çıkmıştır.

Davalı açıkça velayet hakkını kötüye kullanmaktadır. Söz konusu müşterek çocuk davalının annenin betimlemesiyle eğlence malzemesi olmayıp, bir bireydir. Davalı çocuğu gözetmek yerine çocuğun sürekli olarak kız çocuğu gibi giydirilmesini ve davranmasını eğlence olarak yorumlamakta ancak nedense belli bir süre geçtikten sonra bu durumun çocuğu olumsuz etkileyebileceğini düşündüğünü ifade etmektedir. Davalı açıkça velayet hakkına uygun ve çocuğun yararına olacak şekilde kullanmamaktadır. Velayetin değiştirilerek müvekkile verilmesi çocuğun yararına ve menfaatine olacaktır.

Müvekkilin ve eşinin maddi durumu oldukça iyi olup, müşterek çocuk müvekkilin eşine anne diye hitap etmektedir. Müvekkilin eşi de müşterek çocuğu istemekte, bakımını sağlayabilecek durumda olduğunu belirtmektedir. Müvekkil müşterek çocuğun eğitimi için maddi ve manevi her türlü ortamı sağlayabilecek çocuğu kendine ait bir odası, çalışma alanı olabilecek şekilde büyütebilecek bir durumdadır. Nitekim müşterek çocuğun kalabalık bir aile ortamında yetiştirilmesindense çekirdek bir aile için daha iyi koşullarla büyütülmesi çocuğun menfaatine olacaktır.

Müvekkil davalının ifade ettiği gibi çocuğu ile ilgilenmese ya da onu düşünmese işbu dava açılmazdı. Boşanma sonrası ilk zamanlar çocuk çok küçük ve anne bakımına muhtaç olduğundan çocuk annede kalmıştır Müvekkil çocuğu ile iletim kurmak için elinden geleni yapmasına rağmen davalı müvekkille arasındaki hususlarda çocuğu da karıştırarak; davalı, müvekkilin 2,5 yıl boyunca çocuğu görmesini de engellemiştir. Bu hususu davalının kardeşi ………… da …/…/… tarihli duruşmadaki tanık beyanında şu ifadelerle doğrulamıştır. “Ablam boşanmalarından hemen sonrasında müşterek çocuğun babaanne ile de görüştürülebileceği kaygısıyla görüştürmedi.”  Söz konusu ifadeden de anlaşılacağı üzere davalı müşterek çocuğu velayet hakkını kötü kullanarak davacıya ve davacının yan ailesine göstermemektedir. Davalı müvekkilin boşandıktan sonra eşi ile evlenmesini hazmedememiş ve sürekli olarak bu durumu dile getirmiş, çocuğu göstermemekle tehdit etmiş ve gerçekten de göstermemiştir. Müvekkil çocuğunun hasreti ile yaşamaktadır.

Müvekkil çocuğu ile görüşmek istemesine rağmen davalı müşterek çocuğu müvekkilime göstermemekte ve dosyaya sunduğumuz konuşma dökümlerinden de anlaşılacağı üzere davalı sürekli olarak müvekkilimden çocuğu gösterme karşılığı olarak, para istemekte ve eğer para verirse çocuk ile görüşebileceğini dile getirmektedir. Müvekkil zaten aylık 200 TL çocuk için, 400 TL davacı için düzenli olarak aylık 600 TL nafaka göndermektedir. Ancak buna rağmen davacının daha çok ihtiyaç ve masraf çıkarır konuşmaları, istekleri ve talepleri devam etmekte ve bunun karşılığı olarak çocuğu görebileceği dile getirilmektedir.

 

Müvekkil aylardır çocuğunu görememektedir. Çocuk hasreti yaşayan müvekkilim müşterek çocuğunun davacı yanında kötü davranış bozukluklarına mağruz kalmasından ve çocuğun gelişim sürecinde ileriki hayatı için, kalıcı zararlar göreceğinden dolayı tedirginlik yaşamaktadır.  Kendisinin ve eşinin çocuğa daha iyi koşullarda bakıp, büyütüp, yetiştirebileceğine inancı tamdır.

Tüm bu nedenlerle itirazlarımızı karşılar mahiyette, dosya içeriklerinin detaylı şekilde araştırıldığı ve çocuğun gelişimi için yeni bir bilirkişiden rapor alınmasını talep etmek gerekmiştir.

SONUÇ                 : Yukarıda açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, yeni bir bilirkişi raporu alınmasına karar verilmesini, talebimizin reddi halinde yukarıda açıklanan nedenlerle, beyanlarımız dikkate alınarak davamızın kabulüne karar verilmesini vekil olarak talep ederim.   

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                         Av.

bir yorum bırakın

tr Türkçe
X
error: Sağ tıklama özelliği kapalıdır.