Vekalet ücreti alacağı davasına cevap

Oca 16, 2021 | Vekalet Sözleşmesi

ADANA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NE

Gönderilmek Üzere

ADANA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NE

DOSYA NO:

CEVAP VEREN DAVALI:

DAVACI:

VEKİLİ:

KONU: Aleyhimde açılan davaya karşı ilk itirazlarım ile cevaplarım ve delillerimin sunulmasından ibarettir.

AÇIKLAMALAR

1- YETKİİTİRAZIM:

İş bu dava davacı tarafından Adana İş Mahkemesi XX Esas numaralı dosyasındaki vekalet ücretine ilişkin başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. HMK madde 6/1’e göre Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Davalı şahsımın yukarıda belirtmiş olduğum … ikamet etmemden ötürü Kocaeli Mahkemeleri yetkisizdir, yetkili mahkeme … Mahkemeleridir. Bu sebeple yetkiye itiraz ediyorum.

Davacı vekil tarafımla akdetmiş olduğu vekâlet sözleşmesinde üstlendiği işgörme edimini … İş Mahkemesi XX esas numaralı davayı takip etmek için üstlendiğinden, vekalet sözleşmesinin ifa edileceği yer mahkemesi yetkili … İş Mahkemeleri olduğundan, iş bu davada HMK 10’daki özel yetki kuralına göre … Mahkemeleri yetkilidir, Kocaeli Mahkemeleri yine yetkisizdir.

Yetki İtirazının İleri Sürülmesi başlıklıHMK Madde 19’da:

”(1) Yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir.

(2) Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz.

(3) Mahkeme, yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi de gösterir. ” denilerek maddenin ikinci fıkrasında yetki itirazında birden fazla mahkemenin yetkili olması durumunda davalının seçtiği mahkemeyi bildireceği aksi halde yetki itirazının dikkate alınmayacağı belirtilmiş olup, yukarıda izah ettiğim üzere gerek HMK m.6 gerekse de HMK m.10 uyarınca Kocaeli Mahkemeleri yetkisizdir, HMK m.6 uyarınca yetkili mahkeme Sapanca Mahkemeleri, HMK m.10 uyarınca yetkili mahkeme Sakarya Mahkemeleridir. Davalı şahsımın ikamet yeri Sapanca- Sakarya olup, ikamet ettiğim yerde davayı daha kolay takip edebileceğimden 19/2 uyarınca yetkili mahkeme olarak Sapanca Mahkemesi’ni seçtiğimi mahkemenize bildiriyorum. Bu sebeple Kocaeli Asliye Hukuk Mahkemesi’nce yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili Sapanca Asliye Hukuk (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) Mahkemesi’negönderilmesini talep ederim.

2– GÖREV İTİRAZIM:

Güncel Yargıtay kararlarının ekseriyeti vekalet verenin ticari veya mesleki faaliyeti kapsamındaki hukuki uyuşmazlıklar sebebiyle takip edilen işleri söz konusu olunca azil halinde görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi, diger uyuşmazlıklar sebebiyle takip edilen işlerde vekaletten azil halinde görevli mahkeme tüketici mahkemesi olacağı yönündedir.Vekalet ticari işleme ilişkin verilmiş ise asliye hukuk, diğer hallerde ise Tüketici Mahkemesi’nin görevli olduğu genel olarakkabul edilmiştir.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2016/25143 E.,2019/11670 K. 28/11/2019 tarihli kararında:

”…6502 sayılı Yasanın 73. maddesi, bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa Tüketici Mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür.

Somut olayda davacı avukat, davalı müvekkili site yönetimi tarafından ödenmeyen avukatlık ücretinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemiyle eldeki davayı açmıştır. Vekalet akdi 28.5.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Yasa kapsamına alınmış olup, 28/5/2014 tarihinden sonra açılan davalarda, Tüketici Mahkemesi görevlidir. Nitekim bu husus 6502 sayılı Yasanın geçici 1. maddesiyle çözüme bağlanmış durumdadır. Mahkemece, davanın 6502 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra 13.05.2015 tarihinde açıldığı ve bu bağlamda davaya bakmanın tüketici mahkemesinin görev alanına girdiği anlaşılmaktadır. Görev kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Mahkemece, Tüketici Mahkemesi sıfatıyla davaya bakılması gerekirken, aksi düşüncelerle genel mahkeme sıfatıyla davaya bakılması ve hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir…”denmiştir.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E. 2016/13604 K. 2016/1757029.9.2016 tarihli kararında:

”…Eldeki davada, davacı davayı açarken, vekalet görevini özenle yürütmesine rağmen haksız azil edildiğini iddia ederek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 250 TL’nin tahsilini istemiştir. Mahkemece; 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 68/1. maddesinde öngörülen;“ Değeri ikibin ikiyüz Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda ilçe tüketici hakem heyetlerine, üç bin üçyüz Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine, büyükşehir statüsünde bulunan illerde ise iki bin iki yüz Türk Lirası ile üç bin üç yüz Türk Lirası arasındaki uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine başvuru zorunludur. Bu uyuşmazlıklarda heyetin vereceği kararlar tarafları bağlar. Taraflar bu kararlara karşı 15 gün içinde Tüketici Mahkemesine itiraz edebilirler.Hakem Heyeti kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine Tüketici Mahkemesi’nin vereceği karar kesindir” hükmü uyarınca 6502 Sayılı Kanun’un uygulanmasından kaynaklanan ve dava tarihi itibariyle 2.200,00 TL’nin altında bulunan uyuşmazlıklarda ilçe tüketici hakem heyetine başvurulmadan tüketici mahkemesinde dava açılamayacağı gerekçesi ile davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir. Hemen belirtilmelidir ki taraflar arasında muarazadan dolayı alacağın varlığı bellidir ve eldeki dava kısmi dava niteliğindedir.Davacı davayı açarken fazlaya dair haklarını saklı tutmuş olduğuna göre mahkemece, işin esasına girilmesi, vekalet ücretine yönelik olarak mahkemece, taraf ve Yargıtay denetimine uygun rapor alınması, belirlenecek miktara göre dava şartlarının oluşup oluşmadığı hususunda bir karar vermesi gerekirken bu husus gözetilmeksizin hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir…” denmiştir.

Eldeki davaya konuSakarya 2. İş Mahkemesi XX Esas numaralı dosyasındaki dava, şahsımın eski işverenime karşı işçilik alacaklarına ilişkin bir dava olup davacıya adi bir iş için verilen vekalet söz konusudur. Ticari bir işe ilişkin verilen vekalet söz konusu olmadığından davaya bakmakla görevli mahkeme Tüketici Mahkemesi’dir. Ayrıca 2020 yılı itibariyle 6.920 TL’nin altında bulunan uyuşmazlıklarda ilçe tüketici hakem heyetlerine başvuru dava şartı olduğundan iş bu davada davacı tarafından hakem heyetine de başvurulmadığından, iş bu davada dava şartı da sağlanmamıştır. Bu belirtmiş olduğum sebeplerle öncelikle tüketici hakem heyetine başvurulmadan dava açıldığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddini, bunun kabul görmemesi durumunda görevsizlik kararı verilerek davanın usulden reddini talep ederim.

3– ESASA İLİŞKİN CEVAPLARIM:

Davacı iş bu dava ile takip ettiğini iddia ettiği … İş Mahkemesi XX Esas nolu dosyasındaki üzerine düşen vekillik görevini ifa ettiğini, şahsımla arasında avukatlık ücret sözleşmesi bulunduğunu, davacının yaptığı işin karşılığında bedelinin ödenmediğini, bu sebeple icra takibi başlattığını, itirazım üzerine iş bu itirazın iptali davasını açtığını belirtmiştir. Dava dilekçesinde belirtilen hususların tarafımca kabulü kesinlikle mümkün değildir. Davacıya eski işverenim … Şirketi aleyhine işçilik alacaklarımın ödenmesi için vekalet vermiştim, davacı bu vekalet ile … İş Mahkemesi XX Esas nolu dosyası ile dava açmış fakat iş bu dava derdest konumda iken kendisi hakkında yürütülen yargısal ve barodaki soruşturmaları dolayısıyla zikredilen dosyamı takip etmemiştir. Ekte sunduğum XX tarihli … Noterliği’nin XXX yevmiye numaralı vekalette de yazdığı üzere ”.. Sizi vekil tayin etmiştik. Şimdi ise meslekten uzaklaştırılmış olmanız sebebiyle, size ulaşamadığımızdan sizi bu günden itibaren vekaletnamedeki bütün yetkilerden azlettik…” davacı meslekten uzaklaştırılması sebebiyle dosyamı takip edememiş olup, şahsımın mağduriyetine sebep olmuştur. Bu sebeple ilgili azilname ile davacı avukatı haklı nedenle azlettim.

Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere haklı azil durumunda ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp, kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edilebilir. Davacının iddialarının hiçbir şekilde kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, davacının şahsımdan herhangi bir avukatlık ücret alacağı yoktur. Ayrıca kendisi meslekten uzaklaştırılmış olduğundan dosyamı takip edememiş, tüm aramalarıma rağmen davacıya ulaşamadığımdan kendisini azletmek durumunda kaldım. Azil tarihi olan 02.05.2018 tarihinde kesinleşen herhangi bir mahkeme kararı yoktur, dosyamız arasına celp olunacak … İş Mahkemesi XXX Esas nolu dosyası incelendiğinde XX esas numaralı dosyasında karar verildikten sonra davalı tarafça temyiz kanun yoluna başvurulmuş Yargıtay xx Hukuk Dairesi’nce karar bozulmuş, Yargıtay bozması üzerine … İş Mahkemesi XXX Esas nolu dosyası ile yeniden yargılama yapılarak karar verilmiş, davalının temyiz başvurusu üzerine Yargıtay xx Hukuk Daire’sinceSakarya 2. İş Mahkemesi XX esas nolu dosyası onanmış, XX tarihinde de karara kesinleşme şerhi yapılmıştır. Bu sebeple davacının şahsımdan herhangi bir alacağı bulunmamaktadır.

Ayrıca davacının delil olarak dayandığı avukatlık ücret sözleşmesinin MADDE 2- ÜCRET VE AVANS başlıklı maddesinde ” İş bu sözleşmenin kapsam bölümünde açık tanımı yapılmış işlerin ücretsel karşılığı olarak; bu uğurda yapılacak her türlü yargılama ve icrai işlem masrafları AVUKATA ait olmak üzere kazanılmış brüt değerin % 15′ u MÜVEKKİL tarafından ödenecektir. …” şeklinde ibare bulunsa da davacı tarafından somut olayda kazanılan bir değer yoktur. Azil tarihi itibariyle kesinleşmiş bir mahkeme kararı yoktur, bahsi geçen tarihte yargılama derdest durumdadır, bu sebeple davacının herhangi bir alacak hakkı doğmamıştır.

Yargıtay HGK E:2014/16879, K.2015/15258 T: 13.05.2015 tarihli kararında:

”Gerçekten de avukat, görevini yerine getirirken gerekli özen ve dikkati göstermemiş, sadakatle vekaleti ifa etmemiş ise, müvekkilinin vekilini azli haklıdır. Avukatlık Kanunu’nu, 174. maddesinde, “Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez.” hükmü mevcut olup, bu hükme göre azil işleminin haklı nedene dayandığının kanıtlanması halinde müvekkil avukata vekalet ücreti ödemekle yükümlü değildir. Avukat bu durumda ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp, kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edebilri. Buna karşılık haksız azil halinde ise avukat, hangi aşamada olursa olsun, üstlendiği işin tüm vekalet ücretini talep etme hakkına sahiptir.

Az yukarıda da değinildiği gibi, Avukatlık Kanunu’nun, 174. maddesinde, “Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez.” hükmü mevcut olduğundan bu hükme göre azil işleminin haklı nedene dayandığının kanıtlanması halinde müvekkil, avukata vekalet ücreti ödemekle yükümlü değildir.

Dairemizin kökleşmiş içtihatlarına göre haklı azil halinde ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp, kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edilebilir. Bu itibarla somut olayda, 10.05.2011 tarihli azlin davacıya ulaştığı 01.06.2011 tarihi itibariyle sonuçlanıp kesinleşen dava ve icra dosyası bulunmadığından, vekalet görevi tamanlandığından davacının sözleşme, mahkeme ve icra karşı yan vekalet ücreti yani tüm vekalet ücreti taleplerinin mahkemece reddine karar verilmesi gerekirken az yukarıda yazılı şekilde bu talebin kısmen kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.” denmiştir.

Yargıtay13. Hukuk Dairesi2019/262 E.,2020/2856 K. Nolu kararında da benzer şekilde : ”…Dairemizin kökleşmiş içtihatlarına göre de haklı azil halinde ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp, kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edilebilir. Somut olayda azil haklı olduğundan davacı azil tarihi itibariyle sonuçlanıp kesinleşmeyen dava ve takiplerden dolayı vekalet ücreti talep edemez. …” denmiştir. Yargıtay içtihatları doğrultusunda da;davacının şahsımdan herhangi bir alacağı bulunmamaktadır.

4- ZAMANAŞIMI DEFİ

Yukarıda da belirttiğim üzere davacının şahsımdan herhangi bir alacağı bulunmamaktadır Mahkemede aksi kanaatin hasıl olması durumunda; davaya konu talep, zamanaşımına uğradığından, zamanaşımı nedeniyle davanın reddini talep ediyorum.

HUKUKİ NEDENLER  : 6100 sayılı HMK, MK. ve sair yasal mevzuat.

DELİLLER: Karşı tarafın sunacağı delillere mukabil delil sunma hakkım saklı kalmak kaydıyla; … İş Mahkemesi XX Esas nolu dosyası, Azilname, davacı hakkındaki baro ve mahkemelerdeki soruşturmalar (XX Barosu’ndan ve ilgili Ağır Ceza Mahkemesi’nden istenilmesini talep ederim), bilirkişi incelemesi, tanık, yemin ve tüm yasal deliller.

NETİCE ve TALEP :Yukarıdaizah edilen ve Mahkemenizce re’sen gözetilecek nedenlerle;

•Yetki ve Görev itirazımın KABULÜ ile yetkisizlik ve görevsizlik kararı verilerek dosyanın yetkili ve görevli mahkeme olan Adana Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)’ ne GÖNDERİLMESİNE,

•Aleyhimde açılan davanın usule ve esasa ilişkin nedenlerle REDDİNE,

•Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesiniarz ve talep ederim. (buraya dilekçe tarihini giriniz)                        

DAVALI

Avukat Saim İncekaş, kurucu sıfatıyla Adana İncekaş Hukuk ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. 

Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000’den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır.

Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9
E-posta: av.saimincekas@gmail.com
Telefon: 0534 910 97 43 
WhatsApp üzerinden iletişim için tıklayınız.
Telegram üzerinden iletişim için tıklayınız.

Avukat Saim İNCEKAŞ

Kurucu & Yönetici Avukat, Adana Avukat ve Hukuki Danışmanlık Bürosu

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

error: