Vekalet İlişkisinin İspatında Kardeş Taraflar Arasında Tanık Dinlenebilir

Ara 23, 2020 | Vekalet Sözleşmesi

Kardeşler arasında sözlü olarak kurulan vekalet ilişkisinin ispatlanması için tanık dinletilebilir mi? Bu yazımızda sizler için sorunun cevabını açıkladık.

Yargıtay bu durumu aşağıdaki gibi açıklamış ve kardeşler arasındaki vekalet ilişkisinde tanıkla ispat yapılabileceğini kabul etmiştir:

Özet: Davacı ile davalı arasındaki iç ilişki, ikisinin anlaşmasına dayalı dolaylı temsil içeren bir inançlı vekillik sözleşmesidir.

Taraflar kardeş olup, iç ilişkisinin varlığını ve niteliğini, HUMK. Md. 293/1 hükmünce tanıkla ispat edilebilir.

Davacı kendisine ait üzerinde dokuz katlı betonarme bina bulunan taşınmazı Orman Genel Müdürlüğü Ortaköy Başmüdürlüğüne 30.000.000 liraya sattığını, satış bedelinin 3.000.000 liralık kısmını tahsil ettiğini, bakiye 27.000.000 lira satış bedelinin tahsili için davalı kardeşine özel vekâletname verdiğini, kesintiler yapıldıktan sonra bu paranın 26.722.950 lira olarak davalı tarafından 29.9.1983 günü bankadan alındığı halde kendisine ödenmediğini ileri sürerek 26.722.950 liranın davalıdan alınmasını istemiştir.

Mahkemece, davalının savunmasını olayların olağan akışına aykırı olduğu, davalının bu işlemleri yaparken kardeşi davacıdan hiç olmazsa adi yazılı bir belge almış olması gerektiği, davacının tapuda satış bedelini tamamen aldığını söylemesi davalı için ibra sayılamayacağı, BK’nın 18. maddesinin son fıkrası gereğince davalının muvazaa iddiasında bulunamayacağını ve tanık dinletmeyeceği nedenleri ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, kayden maliki olduğu ve tapuda 3. kişiye sattığı taşınmazın satış bedelinden 26.722.950 lirayı kendisine vekâleten alıcıdan almış olan davalıdan bu tutarın alınmasını istemiş, buna karşı davalı, sözü edilen meblağı vekâleten alıcıdan tahsil ettiğini, ancak bu taşınmazı gerçekte kendisinin satın aldığını, mesleğinin müteahhitlik olduğunu, taşınmaz üzerine inşaat yapmak istediğinden mevcut kiracıdan tahliye edilebilmesi amacıyla mülkiyetin tapuda davacı üzerine yapıldığını, satış bedelinin bu nedenlerle kendisinde kalması gerektiğini ileri sürmüştür.

Dosya içeriğinden, davalının önceki malik satıcılardan satış yetkisini de kapsayan bir vekâletname aldığı ve taşınmazın tapuda bu vekâletnameye dayanarak davalının vekil olarak hareket ettiği ve işlemle davacıya satıldığı ve mülkiyetin davacı üzerine geçirildiği anlaşılmaktadır. Davada uyuşmazlığın çözülmesi, davalının savunmasının hukukî niteliğinin belirlenmesine ve ispatına bağlıdır. Davalının savunmasına göre, davalı ile davacı arasında yapılan bir anlaşma ile 3. kişiye ait taşınmaz mülkiyeti, dolaylı temsille davacıya duyulan güven sonucu, belirli bir amaç ve sonradan davalıya devir edilmek kaydıyla davacıya geçirilmiştir. O halde davacı ile davalı arasındaki iç ilişki, ikisinin anlaşmasına dayalı dolaylı temsili içeren bir inançlı vekâlet sözleşmesidir. Taraflar kardeştir. Uyuşmazlık taşınmazın bedeline ilişkindir. Burada davalının iç ilişkiden doğan istemi tapu iptali ve tescile değil, aradaki inançlı vekâlet sözleşmesine aykırı davranıldığından taşınmazın bedelini tazminine yöneliktir. Bu nedenlerle dava konusu uyuşmazlığın, 7.10.1953 tarih ve 53-87 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde çözülmesi gerekir.

O halde tazminata ilişkin bu uyuşmazlıkla davalı, anılan İçtihadı Birleştirme kararında açıklandığı üzere, davacı ile arasındaki iş ilişkinin varlığını ve niteliğini, başka söyleyişle taşınmazı kendisi satın aldığı halde, bildirdiği amaçla mülkiyetin tapuda davacı üzerine yapıldığını HUMK’un 293/1. maddesine dayanarak tanıkla ispat edilebilir.

Davalı savunması konusunda tanık dinletmek istemiştir. Mahkemece davacının göstereceği tanıkların dinlenmesi, davacının bu konudaki mukabil delillerin toplanması ve delillerle birlikte değerlendirilmesi suretiyle sonuca varılması gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulü yasaya uygun görülmüştür. Kararın bu nedenle bozulması gerekir. Davalı savunmasında, taşınmazın 3. kişiye satıldığı tarihte taşınmazda bulunan binayı bütün masraflarını karşılamak suretiyle kendisinin yaptırdığını da ileri sürmüştür. Taraflar kardeş olduğundan davalı binanın kendisi tarafından yapıldığını HUMK, 293/1 gereğince tanıkla ispat edilebilir. Davalı bu hususta da tanık dinletmek istemiştir. Mahkemece bu konuda tarafların gösterecekleri tanıklar dinlenmek, gerekli inceleme ve soruşturma yapılmak ve davalının bina için gider yaptığı sabit görülürse, tespit edilecek bu miktar davalının vekâleten aldığı meblağdan düşülmek ve böylece hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmek gerekirken bu yönün gözetilmemesi kabul şekli itibariyle yasaya aykırıdır. Hükmün BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi (13. HD. 2.3.1988 T. 6756 E. 1207 K.).

Avukat Saim İncekaş, kurucu sıfatıyla Adana İncekaş Hukuk ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. 

Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000’den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır.

Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9
E-posta: av.saimincekas@gmail.com
Telefon: 0534 910 97 43 
WhatsApp üzerinden iletişim için tıklayınız.
Telegram üzerinden iletişim için tıklayınız.

Avukat Saim İNCEKAŞ

Kurucu & Yönetici Avukat, Adana Avukat ve Hukuki Danışmanlık Bürosu

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Haftanın Özlü Sözü

“Bir saat adaletle hükmetmek, bir sene ibadet etmekten daha hayırlıdır.”  Hz. Muhammed(Hadis-i Şerif)

Kategoriler

Hukuki uyuşmazlıklarınız için avukata danışın!

blank

error: Uyarı: Sadece üyeler bu işlemi gerçekleştirebilir.