Uzlaştırma Yoluna Gidilmemesi Nedeniyle İstinaf Dilekçesi

Uzlaştırma Yoluna Gidilmemesi Nedeniyle İstinaf Dilekçesi

X BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ İLGİLİ CEZA DAİRESİ’NE

GÖNDERİLMEK ÜZERE

X ASLİYE CEZA MAHKEMESİ HÂKİMLİĞİ’NE

DOSYA NO                  :

İSTİNAF BAŞVURUSUNDA

BULUNAN SANIK       :

MÜDAFİİ                     :

KONU                         : İstinaf dilekçemizin sunulmasıdır.

BAŞVURU SEBEPLERİ

VE GEREKÇELERİ        : Usul yönünden ve esas yönünden alt başlıklarla açıklanmıştır.

AÇIKLAMALAR           :

X  Asliye Ceza Mahkemesinin X sayılı X tarihli mahkûmiyet kararı usul ve yasaya aykırı olduğundan istinaf başvurumuzun kabul edilerek Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını ve sanık müvekkilin beraatine karar verilmesini talep ediyoruz. Daha önce süre tutum dilekçesi vermiştik, gerekçeli kararı tebliğ almış olmakla gerekçeli istinaf dilekçemizi ibraz ediyoruz.

USUL YÖNÜNDEN

İSTİNAF NEDENLERİ   :

UZLAŞTIRMA YOLUNA GİDİLMEMİŞTİR;

Öncelikle Yerel Mahkemenin göz ardı ettiği UZLAŞTIRMA yoluna gidilmemiş olması, bozma nedenidir.

02.12.2016 tarihli resmi gazetede yayınlanmakla yürürlüğe giren 6763 sayılı kanunla birlikte,  5271 sayılı CMK’nın uzlaşmayla ilgili 253. Maddesinin 3. Fıkrasına uzlaşma kapsamında olan suçlara tehdit suçu eklenmiştir. 254. Maddesiyle de bunun kovuşturma sırasında ve her aşamada yapılabileceği yazılıdır.

Bu kanun çerçevesinde tehdit de uzlaşma kapsamında değerlendirilmeli ve dosya resen Cumhuriyet Başsavcılığı bünyesinde kurulmuş uzlaştırma bürosuna sevk edilmeli, bu komisyon tarafından bir uzlaşma görüşmelerine başlanmalı, sonuçla ilgili olarak mahkemeye rapor sunulması istenmelidir iken, tarafların uzlaştırılması davetinde bulunulmaması usul ve yasaya aykırıdır. Resen gözetilmesi gereken bu husus yargılama süresince göz ardı edilmiştir ancak taraflardan birinin yargılamanın herhangi bir aşamasında talep etmesi de mümkündür.

Bu nedenle hükmün kaldırılarak dosyanın uzlaşma komisyonuna sevkinin sağlanması, uzlaştırma komisyonu tarafından da tarafların uzlaşmaya davet edilmesi ve görüşmeler yaparak rapor hazırlaması gerekmektedir.

Bu gerekçeyle uyarlama talebimize yerel mahkeme red kararı vermiştir, bu anlamda da itirazlarımızı sunduk.

USULE VE YASAYA UYGUN EK SAVUNMA HAKKI TANINMAMIŞTIR;

Sanığın iddianamede yer almayan, iddianameye göre daha ağır sonuçlar doğurduğu yasa koyucu tarafından kabul edilen tekerrür halinin savunma ve ek savunma yönünden gözardı edildiği açıktır.

Yerleşik Yargıtay kararlarına göre her sanık yargılandığı sırada önceden suç işlediğini bilecek durumda olmakla birlikte, Adli sicil kaydındaki mahkumiyetin hukuki ve teknik sonuçlarını, tekerrüre esas teşkil edip etmeyeceğini bilmesi mümkün değildir. Uygulamada çoğu kez uygulayıcıların bile yanıldığı ve tereddüte düştükleri mükerrerlik konusunda sanığın uzman bir hukukçu gibi düşünmesini beklemek doğru bir yaklaşım tarzı değildir. 
Diğer taraftan, adli sicil kaydında yer alan mahkumiyetin tekerrüre esas teşkil edip etmeyeceğinin uygulayıcılar tarafından araştırılarak tespiti gereken durumlarda sanığa bu hususta hiç bir hakkın tanınmamış olması hakkaniyetle bağdaşmaz.

Her halükarda bahsi geçen dosyada yer alan suç, tekerrüre esas teşkil etmez. 5237 sayılı TCK’nin 58. maddesi gereğince, sanık hakkında mükerrerlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmesi bozmayı gerektirir.

LEHE OLAN 29. MADDE HÜKÜMLERİ UYGULANMAMIŞTIR;

Asla kabul anlamına gelmemekle birlikte, ceza yargılaması usulü gereği, sanığa ceza verilmesi halinde sanık lehine olan hükümlerden olan 29. Madde hükümleri uygulanmalıydı. Ancak bu hüküm uygulanmamış, uygulanmasına yer olup olmadığı da yerel mahkeme kararında belirtilmemiştir. Mahkeme bu kanun maddesini tıpkı uzlaştırma hükümleri ve değişiklikleri gibi yok saymıştır.

TEFHİM OLUNAN KARARDA, YANİ SON DURUŞMADA MÜVEKKİLE HAPİS PARA CEZASI VERİLMESİNE HÜKMEDİLMİŞ ANCAK GEREKÇELİ KARARDA SADECE HAPİS CEZASI VERİLEREK PARAYA ÇEVRİLMEDİĞİ BELİRTİLMİŞTİR.

Hapis cezası mı para cezası mı verildiği karar görüldükten sonra, son anda anlaşılmış, zira tefhim olunan kararda para cezası ibaresi geçtiği için müvekkilin aldığı cezanın ne olduğunu dahi çelişkili kararla öğrenmiş olduk.

Usulen bu kadar yanlışlarla ve eksiklerle dolu bir karar, müvekkilin esasen de yargılamasının evrensel hukuk normlarına uygun ve adil yargılanma kapsamında yargılanıp yargılanmadığı konusunda bizi tereddütte bırakmaktadır.

ESAS YÖNÜNDEN

İSTİNAF NEDENLERİ   :

SANIĞIN SUÇU İŞLEDİĞİNE DAİR HER TÜRLÜ ŞÜPHEDEN UZAK KESİN VE İNANDIRICI DELİL YOKTUR, LEHİMİZE BİLİRKİŞİ RAPORU OLMASINA KARŞIN SANIĞIN AVUKATININ TANIKLIĞINA İTİBAR EDİLMİŞTİR;

ŞÜPHEDEN SANIK YARARLANIR;

Müvekkilin suçu işlediğine dair somut delil olmamasına karşın, tanık beyanı, en kötü ihtimalle müvekkilin suçu işleyip işlemediğine yönelik şüphe oluşturacağı varsayılmalıdır, evrensel hukuk ilkeleri gereği kuşkudan sanık yararlanacağı için bu halde dahi müvekkilin cezalandırılması kabul edilemez.

DİĞER SANIĞIN BEYANLARI DIŞINDA BAŞKACA DELİL YOKTUR;

Dosyada iftira suçundan yargılanan ve sabit görülen suçu nedeniyle mahkumiyete karar verilen diğer iddialarının bir çoğunun iftira kapsamında kaldığı bellidir. Ancak bu duruma rağmen müvekkile isnat ettiği suç yönünden her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delili olmadan soyut beyanları ve iddiaları hukuka aykırı şekilde muteber görülmüş, müvekkilin cezalandırılmasına dayanak olarak dosyada sadece soyut deliller üzerine hüküm kurulmuştur.

YASAL DAYANAK       : TCK, CMK, ( özellikle 02.12.2016 tarihli değişiklik kapsamı yönünden) TC Anayasası, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Uluslararası Sözleşmeler ve sair mevzuat.

YASAL DELİLLER         : bilirkişi raporu ve bilirkişi incelemesi ve her türlü yasal delil.

TALEP SONUCU          : Yukarıda açıkladığımız nedenler, dosyaya sunulan deliler, örnek Yargıtay kararları ve sayın yüksek mahkemenin resen gözeteceği hususlar birlikte değerlendirildiğinde, istinaf başvurumuz kabul edilerek; öncelikle müdafisi olduğum şüpheli hakkında verilen mahkumiyet kararının kaldırılmasını, müvekkilimin beraatini, mahkeme aksi kanaatte ise öncelikle dosyanın talebimiz doğrultusunda uzlaştırma komisyonuna sevkinin sağlanmasını saygı ile arz ederiz. tarih

Sanık Müdafii

Ekler:

Yargıtay Kararları

Son düzenleme tarihi 20 Mayıs 2020 02:22

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Turhan Cemal Beriker Blv. No:7, Ziya Algan İş Merkezi Kat:5 Daire:41 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.