Bir Sayfa Seçin

Uyuşturucu Ticareti İstinaf Dilekçesi

Uyuşturucu Ticareti İstinaf Dilekçesi -1-

 

ADANA ( ) AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA

DOSYA NO                          : 

SANIK                                   :

MÜDAFİİ                             : Avukat Saim İNCEKAŞ

D.KONUSU                         : Esasa ilişkin savunmalarımızı içerir dilekçemizdir.

AÇIKLAMALAR  :

Öncelikle iddia makamının esas hakkındaki mütalaasını kabul etmiyoruz. Şöyle ki;

Öncelikle iddia makamı tanık ………r’ ın kolluktaki ifadesi esasa ilişkin üstün tutarak, tanık ……..’dan ele geçen uyuşturucuyu sanığın verdiği iddiasıyla cezalandırılmasını talep etmiştir. Ancak bu olgu ispatlanamamıştır. Hem tanık ………..’ ın mahkeme huzurunda vermiş olduğu ifade hem de dosyadaki diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde sanığın bu uyuşturucu maddeyi tanığa verdiği hususu şüphede kalmaktadır. Nitekim olay fiziki takip tutanağına göre öncelikle sanık tarafından bu maddenin tanığa verildiğine ilişkin gözle görülür bir fiziki takip tutanağı yoktur. Fiziki takip tutanağı sadece tanığın, sanığın evine girdiği yönündedir. Başkaca bir durum fiziki takip tutanağında görülmemiştir. Bu haliyle Yargıtay içtihatları da fiziki takip tutanağının bu durumlarda kesin delil olmadığını göstermektedir. Ceza yargılamasında asıl olan sanığın şüpheden faydalanması gerektiğidir. Bu sebeple fiziki takip tutanağıyla sanığın, uyuşturucu madde verip vermediği ortaya çıkarılamamıştır.

Mahkemede dinlenen tutanak tanıkları da yine ifadelerinde sanığın, tanığa uyuşturucu madde verirken görmediklerini ifade etmişlerdir. Bu haliyle dosyada sanık aleyhine deliller, tanığın soruşturma aşamasındaki döndüğü ifadesi ve bir kaç tane olan istihbari bilgilerdir.  Bilindiği gibi ceza yargılamasında delillerinde doğrudanlığı ilkesi mevcuttur. Mahkeme toplanan delilleri doğrudan değerlendirmelidir. Mahkemenin, daha doğrusu, hâkimin kararını delillerle doğrudan doğruya, bizzat temasa geçerek vermesini ifade eden ilkeye vasıtasızlık ilkesi denmektedir. Yani, kararı verecek olan mahkeme veya hâkim, delil sözlü ise, dinleyecek, yazılı ise, okuyacak, eşya veya iz şeklinde ise, görecektir. CMK m. 217/1, m. 188/sonda bu ilke dile getirilmiştir. Öte yandan bu ilkenin sonucu olarak, tanıkların duruşmada doğrudan doğruya dinlenmeleri aranmıştır. Açıkça yer verilen bazı istisnalar dışında tanıkların önceki ifadelerinin duruşmada okunmasıyla yetinilemez (m. 210 vd. CMK). Yine sanık daha önce sorguya çekilmiş olsa bile duruşmada tekrar sorguya çekilmek zorundadır (m. 191/3c-d CMK). Vasıtasızlık ilkesi sözlülük ilkesini içinde barındırır. Duruşmada sözlü olarak ne söylenmişse, ancak onun karara temel kabul edilmesini ifade eden ilkeye de sözlülük ilke-si denmektedir (m. 201, 210, 215, 216, 217/1 CMK).Her şey, özel-likle sanığın sorgusu, delillerin dinlenmesi, son iddia ve savunmalar hep sözlü yapılacaktır. Duruşmada konuşulmamış hususların karar verme sırasında göz önünde tutulması mümkün değildir. Konuşulmamış olmak burada var olmamak, meydana gelmemekle eş anlamlıdır. Bu ilke ile vasıtasızlık ilkesi arasında sıkı bir ilişki vardır. Gerçekten, sözlü muhakeme aynı zamanda vasıtasızlık ilkesinin hakim olduğu bir muhakemedir. Tüm sebeplerle iddia makamının, tanık …………… in soruşturma aşamasındaki beyanını üstün tutarak, sanığın cezalandırılmasını talep etmesi hukuka aykırıdır.

Ceza muhakemesinde delil olarak istihbari bilgiler ise ancak ve ancak kesin deliller ile desteklenip, ispatlandığı takdirde esasa ilişkin olarak kabul edilebilir. Bu istihbari bilgiler, dosyada soyut delildir. Bu soyut delillere dayanarak da bir hüküm kurulamaz.

 

Son olarak tanığın soruşturma aşamasındaki beyanları da gerçeği açıkça yansıtmamaktadır. Nitekim tanık 50 TL para karşılığında uyuşturucu maddeyi aldığını beyan etmiştir. Ancak sanığın evinde yapılan aramada hiç para ele geçirilmemiştir. O halde tanığın verdiğini iddia ettiği para nereye gitmiştir. Burada anlaşılan tanığın aslında para karşılığı uyuşturucu almadığı, doğruyu söylemediğidir.

 

Son olarak da sanığın evinde yapılan aramada ele geçirilen uyuşturucu miktarı, sanığın içimlik uyuşturucusu olduğunu göstermektedir. Ayrıca yakılmış ve ucu söndürülmüş bir fişek uyuşturucu da bulunmuştur. Bu da sanığın yine içici olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca ele geçen uyuşturucu maddeler sanığın yatağının orda olup tamamen kullanmaya yönelik olduğunu göstermektedir. Sanık uyuşturucuyu evde zulalamamıştır. Yne sanık bu uyuşturucu maddeyi fişekler haline getirmemiş, satışa hazır bir şekilde muhafaza etmemiştir. Tüm bunlar sanığın içici olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

 

Tüm bu hususlar göz önüne alındığında sanığın eyleminin içmek amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçu olduğunu ortaya koymaktadır. Bu sebeple sanık hakkında TCK 188/3 kapsamında bir eyleminin olduğu ispat olunamadığından iddia makamının mütalaasını kabul etmiyoruz.

 

SONUÇ VE İSTEM             : Yukarıda izah etmeye çalıştığımız hususlar göz önüne alınarak, sanığın üstüne atılı suçtan beraatine karar verilmesi ve hükümle birlikte uzun tutukluluk süresi de gözetildiğinde tahliyesine karar verilmesini vekil eden sanık adına saygıyla arz ve talep ederiz. tarih

                                                                                                                                                                             Müdafii

 

Uyuşturucu Ticareti İstinaf Dilekçesi -2-

ADANA BÖLGE ADLİ MAHKEMESİ İLGİLİ CEZA DAİRESİ’NE

Gönderilmek Üzere

ADANA 1. AĞIR CEZA MAHKEMESİ’NE

 

 

DOSYA NO                       :

 

İSTİNAF BAŞVURU

YAPAN SANIK                  :

MÜDAFİİ                           : 

DAVACI                            : K.H.

SUÇ VE SUÇ TARİHİ        : Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Yapma Veya Sağlama

KARAR ÖZETİ                  : Müvekkil hakkında “Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Yapma veya Sağlama” suçunu işlediğinden bahisle  X Ağır Ceza Mahkemesi’nin …. tarih, …. esas ve ….. karar sayılı ilamı ile X yıl hapis cezasına ve X TL adli para cezasına hükmedilmiştir.

KARARIN TEBLİĞ

TARİHİ                              : 

KONU                               : İstinaf başvurumuzun kabulüne karar verilerek; hükmün bozulması, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesi; hükmün bozulması yerine davanın Bölge Adliye Mahkemesi’nde yeniden görülmesine karar verilirse, ilk derece mahkemesinin hükmünün KALDIRILMASI ve  yapılacak istinaf incelemesi neticesinde YENİDEN HÜKÜM KURULARAK müvekkil hakkında beraat kararı verilmesi talebidir.

 

AÇIKLAMALAR                 :

Müvekkil hakkında “Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Yapma veya Sağlama” suçunu işlediğinden . . bahisle  X Ağır Ceza Mahkemesi’nin ………. tarih, ……. esas ve …… karar sayılı ilamı ile X yıl hapis cezasına ve X TL adli para cezasına hükmedilmiştir. Yerel mahkemece verilen karar eksik inceleme sonucu verilmiş olup bozulması gerekmektedir. Şöyle ki;

Olay günü müvekkil uyuşturucu madde kullanmak için X isimli arkadaşı ile metruk binaya gitmiş, D den X karşılığında 2 gram eroin almış ve binanın dördüncü katına çıkarak orada uyuşturucu maddeyi içmişlerdir. Yine madde kullanmak için G.G. isimli şahıs da müvekkil ve E.Ç. yanına gelmişti. G.G. nin binaya giriş yapmasından hemen sonra polis memurları da binaya giriş yapmıştır.

Gelen polis memurlarınca hukuka uygun herhangi bir arama kararı veya suçüstü durumu olmamasına rağmen hukuka aykırı arama yapılmıştır. Yapılan aramada müvekkil üzerinde hiçbir madde bulunmamıştır. Ancak müvekkil kendi rızasıyla asıl satıcı olan T.D e ait olan ve T.D ce binanın zemin katına saklanmış uyuşturucu maddelerin yerini gösterilmiştir.  

Müvekkil uyuşturucu madde satma ticareti suçunu işlememiş ve müvekkil üzerinde uyuşturucu madde bulunmamıştır. Bu sebeplerle müvekkil olay yeri tutanağının gerçeği yansıtmadığı beyan ederek tutanağı imzalamamıştır.

Müvekkil, isnat edilen suçu işlememekle beraber etkin pişmanlıktan yararlanmak istemiş ve asıl satıcının adını-soyadını, kimlik numarasını ve ikamet adresinin yerel mahkemeye beyan etmiştir. Ancak yerel mahkemece asıl satıcı olan T.D. hakkında herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmadan, etkin pişmanlık şartlarının oluşup oluşmadığı değerlendirilmeden hüküm verilmiştir. Ayrıca müvekkil, asıl satıcı tarafından binanın zemin katına saklanan uyuşturucuların yerini polis memurlarına göstermiştir. Açıklanan sebeplerle müvekkil hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerekirdi. Aşağıda yer verilen Yargıtay kararlarında da görüleceği üzere mahkeme eksik inceleme ile hüküm kurmuştur.

“Sanık aşamalardaki beyanlarında suça konu uyuşturucu maddeyi satın aldığı kişinin Büyükçekmece’de bulunan “Tuncay Kaya” isimli şahıs olduğunu ifade etmesi üzerine, mahkemesince 03.12.2008 tarihinde Büyükçekmece İlçe Emniyet Müdürlüğüne yazılan yazıya verilen 12.01.2009 tarihli cevapta, Tuncay Kayanın 10.06.2008 ve 11.01.2009 tarihlerinde uyuşturucu madde satarken yakalandığının bildirilmiş olmasına göre; Tuncay Kaya’nın suça konu uyuşturucu maddeyi sanık Erhan’a satıp satmadığı hususu araştırılıp sonucuna göre sanık hakkında TCK’nın 192/3. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılması gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması” (Y. 10. C.D., 01.02,2010, 2009/18623, 2010/1864 )

Sanık Y.’in 11.03.2009 tarihinde kendisinde ele geçirilen eroin maddesini temin ettiği kişinin lakabını ve evini tarif etmesi üzerine yapılan araştırmalar sonucu Adana Emniyet Müdürlüğü’nün mahkemeye yazdığı 20.03.2009 ve 04.06.2009 tarihli cevabi yazılarda, sanığın beyanı üzerine yapılan araştırmada Aboş olaraktanınan şahsın A.D. olduğu ve gösterilen adreste ikamet ettiğinin belirlendiği, evine gidildiği ancak eşi tarafından A.D.’nin 2 gündür eve gelmediği beyanı üzerine evde arama yapılmaksızın geri dönüldüğü anlaşılmış olup, 19.03.2009 tarihinde yapılan ikinci ihbar üzerine ise A.’in evinde yapılan aramada uyuşturucu madde ele geçirilmiş olmasına göre; bu durumun etkin pişmanlık açısından sanığın aleyhinine yorumlanamayacağı gözetilmeden, sanığın çelişkili beyanları gerekçe yapılarak TCK.’nın 192/2. maddesi ile cezadan indirim yapılmaması” (Yarg. 10. CD., 27.10.2010, 2010/967, 2010/231119)

Ayrıca olay tanığı olan ve tarafımızca yerel mahkemeden sorgusunun yapılmasını istediğimiz ve bu bağlamda müvekkil tarafından açık adresi beyan edilen E.Ç nin yerel mahkemece sorgusu yapılmamış  ancak gerekçeli kararda şahsın kolluk ifadesine dayanılmıştır. CMK m. 217/1 “Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Görüldüğü üzere duruşmaya getirilmemiş, beyanları alınmamış ve tartılmamış olan E.Ç nin müdafii olmaksızın kollukta alınan ifadesine gerekçeli kararda yer verilmesi ve hükme dayanak yapılması hukuksuz olup olay tanığı E.Ç nin dinlenilmesi gereklidir.

Yine müvekkil ele geçirilen maddeler üzerinde kendi parmak izi olmadığını, maddeler üzerinde asıl satıcı olan T.D. ve onun eşine ait parmak izlerinin bulunduğu beyan ederek, bulunan uyuşturucu maddeler üzerinde parmak izi incelemesi yaptırılmasını talep edilmiş ancak gerekli araştırma yerel mahkemece yaptırılmamıştır.

Sanık “Suç konusu uyuşturucu maddenin konulduğu poşetler üzerinde sanığa ait olmayan 11 adet mukayeseye elverişli parmak izi tespit edildiği anlaşıldığından; sanığın mahkemeye verdiği yazılı savunmasında bahsettiği Sami Fidan ve Abdulselam isimli şahıslar belirlenerek, parmak izlerinin alınması, uyuşturucu maddelerin ele geçtiği poşetler üzerinde tespit edilen parmak izleri ile karşılaştırması yapılarak rapor aldırılması ve sanığın kullanmış olduğu telefon numarasının görüşme kayıtları getirtilerek, savunmasında bahsettiği kişiler ile olay tarihi ve öncesinde görüşme yapıp yapmadığı, yapmış ise hangi baz istasyonu üzerinden görüştüğü, tarihi ve bu baz istasyonlarına göre sanığın ve savunmasında bahsettiği kişilerin bulundukları yerlerin gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle araştırılması, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hakkında TCK.’nın 192/3. Maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması” (Yarg. 10. CD., 05.06.2012, 1956/10582).

 “Sanığın X tarihli savunmasında “otobüste X’le yan yana koltukta oturduklarını ve birlikte Diyarbakır’a gittiklerini, suça konu uyuşturucu maddenin bulunduğu çantanın Keşan’lı Mücahit Erdem’e ait olduğunu” bildirmesi, muavin Ahmet Yıldız’ın da “27-28 numaralı koltukta eşofmanlı bir şahısta oturuyordu” şeklinde beyanda bulunması, uyuşturucu maddelerin bulunduğu poşetler ve valiz üzerinde mukayeseye elverişli parmak izlerinin olması, mahkemece de Mücahit Erdem hakkında suç duyurusunda bulunmasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında, Mücahit Erdem hakkında ne gibi bir işlem yapıldığı ve parmak izlerinin Mücahit Erdem’e ait olup olmadığı araştırılıp, sonucuna göre TCK.nun 192/3. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması” (Yarg. 10. CD., 7.5.2007, 2007/4884, 2007/5300)

İsnad edilen suçun maddi unsurlarının oluş oluşmadığı tartışılmamıştır. Tanık G:G: yerel mahkemedeki beyanında binaya girdikten sonra arkasından polislerin geldiğini, müvekkilden bir şey almadığını ve maddelerin müvekkil üzerinde olmadığını, maddelerin binanın zemin katında olduğunu beyan etmiştir. Tanığın beyanlarına göre suçun unsurları oluşmamıştır. Ancak tutanak düzenleyicisi polisler madde alışverişinin yapıldığını ve maddelerin müvekkil üzerinde olduğunu beyan etmişlerdir. Tanık polislerin ve tanık G.G.nin beyanları arasındaki çelişki giderilmemiştir. Gerekçeli kararda da tanık polis ifadelerinin hangi nedenlerle üstün tutulduğu belirtilmemiştir. Yine özellikle tanık  G:nin kolluktaki ve yerel mahkemece alınan beyanları arasındaki çelişkiler de giderilmemiştir.

“Tanık anlatımlarındaki çelişkiler öncelikle yüzleştirerek giderilmelidir. Çelişkiler giderilemezse hangi tanığın anlatımının hangi nedenle üstün tutulduğu açıklanıp karar verilmelidir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2004/4-98E., 2004/112K., 11.05.2004 Tarihli Kararı.)

Tanık beyanları arasındaki çelişki giderilmediği için suçun maddi unsurlarının oluşup oluşmadığı ve maddi unsurların oluşup oluşmadığına göre hukuka uygun bir arama yapılıp yapılmadığı açıkça ortaya konulmamıştır.

Müvekkil, olay tanıklarına madde satmamıştır. Olay tanığı G.G: de bina girdikten sonra polislerin geldiği belirterek, herhangi bir alışveriş olmadığını belirtmiştir. İlgili olay tutanağı da gerçeği yansıtmadığı için müvekkil tarafından imzalanmamıştır. Kabul anlamına gelmemekle beraber, maddelerin müvekkil üzerinde bulunduğu kabul edilmiş dahi olsa, bu durumda herhangi bir suçüstü durum olmadığı gibi yapılan aramada suçüstü araması değildir ve hukuka uygun herhangi bir arama emri de yoktur; bu bağlamda ele geçirilen maddeler hukuka aykırıdır.

Suçun işlendiğinin sabit olduğu, yapılan aramanın hukuka uygun olduğu, ele geçirilen maddelerin yasal olduğu kanısı varılabilmesi için yerel mahkemece tüm tanıkların dinlenilmesi, çelişkilerin giderilmesi, gerekli kriminal incelemenin yapılması gerekirdi. Yerel mahkemece eksik inceleme neticesinde haksız ve hukuka aykırı bir karar verilmiştir.

 

Yukarıda açıklanan nedenlerle, verilen karar itiraz etmek hasıl olmuştur.

 

SONUÇ VE İSTEM            :  Yukarıda açıklandığı üzere istinaf incelemesi neticesinde;

İstinaf başvurumuzun kabulüne,

Hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine;

Hükmün bozulması yerine, davanın Bölge Adliye Mahkemesi’nde yeniden görülmesine karar verilirse; ilk derece mahkemesinin hükmünün KALDIRILMASINI ve yapılacak istinaf incelemesi neticesinde YENİDEN HÜKÜM KURULARAK müvekkilin beraatine karar verilmesini vekaleten talep ederiz. tarih

 

Sanık Müdafii

Avukat Saim İNCEKAŞ – Adana Barosu – Boşanma ve Ceza Avukatı

Tem 1, 2019 | DİLEKÇELER, Ceza Hukuku | 1 Yorum

Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş

Adana İncekaş Hukuk Bürosu

Avukat Saim İncekaş. Adana’da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla İncekaş Hukuk ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. 

Abone ol
Bildir
guest
1 Yorum
Eski
Yeni En çok oylanan
Yazı içi yorum
Tüm yorumları göster

Şanslı Söz

“İnsan; Avukatı, tutacağı herhangi bir işin istikbalini gösteren ışığı, düştüğü herhangi bir felaketin kurtarıcısı, bir hayatı karanlık görmekten doğan ümitsizlik buhranlarının gidericisi; yaralanan yüreğinin dermanı, kırılan izzeti nefsinin tamircisi, tehlikede gördüğü hayatının koruyucusu tanır”.
(Refik İnce, Avukat, İzmir Barosu Dergisi, Y. 1935, S. sh. 19)

Dünya Dilleri

Sitedeki Metinlerin Renk Kodlaması

İddia, davacı beyanı, öne sürülen argüman rengi = kırmızı

Savunma, itiraz, davalı beyanları = bordo

Yüksek mahkeme lafzı, içtihat niteliğindeki bilgi ve tanım içeren beyanlar = turuncu

Yüksek mahkeme tarafından bozulan yerel mahkemenin verdiği karar = kahverengi

Makale yazarının kişisel yorumu = zeytin rengi

Yüksek Mahkemenin somut vakıa tespiti = indigo

BİR YORUM-SORU-CEVAP BIRAKIN!

Sayfanın alt kısmından konu ile alakalı yorum-soru-cevap-düzeltmelerinizi iletiniz.

AvukatBirlik.Com’a katılın!

Kolektif bir mecra olan avukatbirlik.com yeni nesil sosyal medya, makale, forum ve hatta ticaret konularında avukatların kendisini ifade edebileceği ve bir parçası olabileceği dinamik bir alan.

avukatbirlik.com – Tıklayınız