Uyuşturucu Ticareti Savunma Dilekçesi

Uyuşturucu Ticareti Savunma Dilekçesi

Uyuşturucu Ticareti Savunma Dilekçesi -1-

ADANA 7. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA

 

DOSYO NO               :

SANIK                       :

MÜDAFİ                    :

KONU                        : Uyuşturucu ticareti kapsamında sanık olarak üzerimize atılı suçun gerçeğe aykırılığı konulu beyanlarımız.

AÇIKLAMALAR      :

                       

Mamak İlçe Emniyet Müdürlüğü Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği’ne, Dutluk Mahallesi, Şehit Onbaşı Ali Kandemir ve Şehit Er Mustafa Akpolatlı parkı çevresinde uyuşturucu madde satışı yapıldığı bilgisi gelmesi üzerine kolluk görevlileri söz konusu mahalleye intikal etmiştir. S’in kullandığı A. ve müvekkil M’nın da içinde olduğu … plakalı araç durur vaziyette beklerken kolluk görevlilerini fark edince kaçmaya başlamıştır. Bu araç yıkık bir gecekonduya çarparak kaza yapmıştır. Bu esnada S. ve A. sokak üzerinde bulunan yıkık gecekondulara doğru kaçmışlardır. M. da farklı bir yöne doğru kaçmıştır. S. ve A.’in dirençlerini kıracak ölçüde artan oranda kademeli olarak zor kullanılmış ve kelepçe takmak suretiyle yakalanmışlardır. Müvekkilim yaşadığı şok ve heyecanla kaçmaya başlamış ve yakalanamamıştır. Sonra da masum olduğunu kanıtlayamama ve tutuklanma korkusuyla geri dönememiştir.

Tanık D. ve E. müvekkilimi uyuşturucu satışı yaparken görmediklerini beyan etmişlerdir. Keza sanık S. ve A. de beyanlarında M.’yu uyuşturucu satışı yaparken görmediklerini ifade etmiştir. Bu nedenle TCK madde 188 ‘in koşulları oluşmamıştır.

S.’in kiraladığı … plakalı araçta arka koltuk üzerinde gözle görülür şekilde 5 adet şeffaf poşet içersine sarılmış eroin maddesi görülmüştür. … tarihinde Ankara Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü Kimlik Tespiti Büro Amirliği’nin …. numaralı raporunda  vücut izi tanımlaması sonucunda olay yeri parmak izinin AFİS veri tabanında karşılığı bulunmadığı belirtilmiştir. Uyuşturucu maddeler üzerinde M’nun parmak izi bulunamamıştır.

M’nun sevk ve idaresini yaptığı, … plaka sayılı otomobil de … günü saat 22:00 de başlayıp 22:40 sıralarında son verilen aramada herhangi bir suç unsuruna rastlanmamıştır. Uyuşturucu madde S.’in aracında bulunmuştur. S. ve A.’in iddiaları dışında müvekkilimin uyuşturucu madde ticareti yaptığına dair bir delil yoktur. İsnat edilen suçun ağırlığı ve tutuklanma korkusundan dolayı müvekkilim korkmuş ve teslim olamamıştır. Şayet diğer şahıslar da kaçabilselerdi, kuvvetle muhtemel bu şahıslar da teslim olmayacaklardı.

Tüm bunlar kümülatif olarak değerlendirildiğinde, suç şüpheye yer verilmeyen bir kesinlikle ispat edilememektedir. Anayasanın 38/4. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/2 maddelerinde düzenlenmiş bulunan masumiyet karinesi, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kişinin suçsuz sayılması gerektiğini ifade etmektedir. Bu karine uyarınca, suçsuz olduğunu varsayılan kişinin suçlu kabul edilmesi için kesin hükümle mahkum olması, mahkumiyet için de fiilin ispatlanması gerekir. TCK 188 oluştuğuna dair kesin deliller yoktur. Bu nedenle müvekkilimin beraat etmesini talep etme zaruriyeti hasıl olmuştur.

Konuya emsal teşkil edecek bazı Yargıtay kararları vardır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2011/10-387 esas numaralı başka bir kararında evinde yapılan arama sonucunda ele geçen uyuşturucu madde dışında, sanığın uyuşturucu maddeyi sattığı yolunda başka bir kanıtın elde edilememesi, sanığın tüm aşamalarda evinde bulunan uyuşturucu maddeyi satmak için değil, kullanmak için bulundurduğu yönündeki aksi kanıtlanamayan savunmaları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediği kuşku boyutunda kalmaktadır. Şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca, yerel mahkemece, sübuta eren eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, kesin bir kanaat vermekten uzak kanıtlara dayanılarak, sanığın uyuşturucu madde ticareti suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.(EK-1)

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2013/10-382 esas numaralı kararında uyuşturucu alışveriş anının kamera görüntülerinde görülmediği, sanığın evinde yapılan aramada uyuşturucu madde bulunmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde; Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Olayda sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraatine karar verilmiştir.(EK-2)

SONUÇ VE İSTEM      :    Masumiyet karinesini ortadan kaldıracak güçte delil bulunamadığı ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği sanığın suçluluğuna dair yeterli, kesin, somut delil elde edilemediğinden beraatını talep ederiz.

EK (1)      : Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı 2011/10-387 T.  6/03/2012

EK (2)      : Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı 2013/10-382 T. 1/11/2016

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                      Müdafii Av.

     

Dilekçenin Temelini Aldığı Yargıtay Kararı :  Yargıtay Ceza Genel Kurulu; 2011/10-387, 2012/75 ,6.3.2012, Bir diğer Yargıtay Kararı: 2013/10-382, 2016/400

Uyuşturucu Ticareti Savunma Dilekçesi -2-

ADANA 3.AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

 

DOSYA NO                : 2017/E.

SANIK                         : 

VEKİLİ                        : Av.

TALEP KONUSU    : Davaya karşı esasa ilişkin yazılı savunmalarımızın sunulması  ile isnat edilen suçtan müvekkilin  beraat ine karar verilerek tahliye edilmesi ve diğer taleplerimizden ibarettir.

AÇIKLAMALAR : 

1.Müvekkilin kısıtlı olması sebebiyle kendisine vasi atanmasına ilişkin Samsun 2.Sulh Hukuk Mahkemesi 2017/24 Esas sayılı dosyanın,14.02.2017 tarihli 2017/176 Karar numaralı kararı ile vasiliği Hakan BAHAR ’a verilmiştir. Ancak kararın kesinleşmemiş olması nedeniyle kendisi sanık müvekkil vasisi olarak vekâlet verememiştir. Kararın kesinleşme şerhi ile birlikte önceki tarihli celsede belirttiğimiz üzere vekâleti sunacağız.(Samsun ….Sulh Hukuk Mahkemesi 2017/24 Esas , 14.02.2017 tarihli 2017/176 Kararı iş bu dilekçeye ek olarak verilecektir.)

İddia makamının esas hakkındaki mütalaasına katılmıyoruz. Müvekkilim hakkında yapılan yakalama hukuka aykırıdır. Herhangi bir yakalama emri ve makul şüphe olmamasına rağmen müvekkilim ile tanıklar yakalanmıştır. Bu durum açıkça kolluğun herhangi bir yakalama ve arama izni olmaksızın insanları izlediği hususunu göstermektedir. Tüm bu sebeplerden dolayı makul bir suç şüphesi olmadan kolluk tarafından yapılan yakalama hukuka aykırıdır.Yakalamadan sonra yapılan üst araması da hukuka aykırıdır. Nitekim müvekkilimin de üzerinden çıkan herhangi bir para çıkmamıştır. Ayrıca belirtmek gerekir ki müvekkilimin, tanık tanık ’e 20 TL karşılığında uyuşturucu madde sattığı iddiası tutanaklarda belirtilmiştir ancak müvekkilin üzerinde bulunamayan ve bahsi geçen uyuşturucu ve uyarıcı madde satışı iddiasında önemli olan “para” hususunun somut olarak bulunmadığı yakalama ve üst arama tutanaklarından açıkça anlaşılmaktadır. Müvekkilime ait düzenlenen yakalama ve üst arama tutanağında üzerinden veya o anda bulunduğu tanık Yavuz’un evinden herhangi bir para çıkmadığına ilişkin doğrudan bir ifade kullanılmamakla berber atılı suç olan, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçunun unsurları bakımından değerlendirildiğinde suçun oluşmadığı yönünde kanaatin oluşmaması için herhangi bir neden yoktur. Tüm bu sebeplerden dolayı yapılan üst araması ve kollukça düzenlenen yakalama ve üst arama tutanağı hukuka aykırıdır.4. Zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir. Müvekkilim hakkında davaya dayanak olarak gösterilen deliller hukuka aykırı bir şekilde toplanmıştır. Hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller hükme esas teşkil edemez.

2.Müvekkil bu aşamaya kadar olan evrelerden emniyet ve ilgili Cumhuriyet savcısı karşısındaki ifadelerinde haklarını tam anlayamadığından ve o anki endişe ile farklı ifade vermişse de tutuklanma kararını veren mahkeme olan …Sulh Ceza Hakimliğin’ de samimi bir şekilde beyanda bulunmuştur.

3. Müvekkilim aleyhine dosyada mevcut olan isnat edilen suça ilişkin delillerden biri olan tanık ………….. polisteki ifadesi olup, söz konusu ifadenin de gerçeklerle bir ilgisi yoktur. Zira huzurunuzda yeminli beyanı alınan tanık ………… ifadesinde belirttiği üzere ele geçirilen uyuşturucu maddeyi herhangi bir para karşılığında almadığını açık ve samimi bir şekilde belirtmektedir. Müvekkilimin üzerine atılı suçu işlediğine dair yeterli suç şüphesi ve deliller bulunmadığından ötürü de “Şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereğince takdir sayın mahkemenizde olmak üzere müvekkilimin beraatine karar verilmesi gerekmektedir.

4.Dosyada bahsi geçen uyuşturucu maddenin müvekkilin beyanlarında da belirttiği üzere içerisinde bir takım bitkilerden oluşan bitki çayı karıştırıldığından aynı sınıftaki uyuşturucu ve uyarıcı maddelere göre etkisinin ne derece değiştiğinin belirlenmesi ve içeriğinin nelerden oluştuğunun tespiti bakımından önem arz etmesi sebebiyle criminal olarak incelenmesi ve ayrıntılı ilgili raporun dikkate alınmasını talep ediyoruz.

5.Sanığın üzerinde ele geçirilen ve sattığı iddia olunan uyuşturucu miktarının, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapmak amacıyla yeterli miktarda olmadığı kullanıcı olan sanığın samimi beyanlarından da anlaşılacağı üzere kullanma amacına yönelik olduğu, bu bağlamda isnat edilen suç uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçunu oluşturmayacağı, uyuşturucu madde kullanma suçu ise CMK 100/3’te sayılan mutlak tutuklama gerektiren suçlar arasında olmayıp sanığın üzerine atılan suç gerçekleşmemiştir. 

CMK 100’deki koşullar oluşmamıştır: Delillerin birçoğu toplanmıştır. 

Şüphelinin herhangi bir kaçma şüphesi yoktur. Sabit ikametgâh sahibidir. Şüphelinin delilleri karartması şüphesi yoktur. Şüphelinin serbest kalması halinde kendisi yapılacak inceleme ve araştırmalara herhangi bir şekilde müdahalesi mümkün değildir.

DELİLLER                        : TCK,CMK,HMK, bu aşamaya kadar dinlenen tanık beyanları ,her türlü yasal delil vs.

HUKUKİ SEBEPLER      : CMK 101/5 ve 267,268 vd maddeleri, İlgili yasal mevzuat.

 

SONUÇ ve İSTEM           : Yukarıda belirttiğimiz arz ve izah edilen ve sayın mahkemenin re’sen takdir edeceği nedenlerle;

Müvekkil sanık tutuklu olduğundan öncelikle; TAHLİYESİNE karar verilerek yargılama süresince tutuksuz yargılanmasına, yargılama sonunda ise BERAATİNE karar verilmesini mahkeme tecziye görüşünde ise müvekkil sanık lehine lehe mevzuatın uygulanmasına karar verilmesini saygılarımla bilvekale arz ve talep ederiz. ../../…..

 

                                                                                                                                             Sanık Vekili

                                                                                                                                         Av. 

Uyuşturucu Ticareti Savunma Dilekçesi -3-

ADANA ( ) AĞIR CEZA MAHKEMESİ’ NE

Dosya No       : ESAS

 

SANIK                       :

VEKİLİ                     :

KONU                       : Esas Hakkındaki Mütalaaya Karşı Beyanlarımızın Sunulması ve Tahliye Talebimizden İbarettir.

 

İTİRAZLARIMIZ

 

İddia makamının esas hakkındaki mütalaasını kabul etmiyoruz, şöyle ki:

Müvekkilimiz sanık hakkında iddianamede isnat edilen ve daha sonrasında etkili bir kovuşturma evresi geçirilmeden hazırlanan savcılık mütalaasında üzerine isnat edilen suçlar bakımından masumdur. Müvekkilimiz sanık hakkında 07.05.2019 tarihinde verilen savcılık mütalaasında müvekkilimiz 3 farklı olaydan cezalandırılması talep olunmuştur. Savcılığın müvekkilimiz sanık hakkında 3 farklı olay bakımından ceza verilmesine ilişkin görüşüne katılmıyoruz. Bu sebeplerle, savcılığın esas hakkındaki mütalaasına yukarıda saydığımız ceza istemleri kapsamında itiraz ediyoruz. Şöyle ki:

Öncelikle müvekkilimiz sanık e “dosya kapsamı uyarınca” denmek suretiyle gerekçesiz bir şekilde uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan cezalandırılması istenmiştir. Dosya kapsamında müvekkilimiz sanık herhangi bir şekilde uyuşturucu madde satmak veya temin etmek suçunu işlememiştir. İddianamede sayılan, farklı zamanlarda farklı kişilerce farklı yerlerde gerçekleşen 3 farklı olayın bir birine bağlanması ve aylarca süren mesnetsiz ve hukuk dışı dinlemeler sonucu elde edilen ve hiçbir suç unsuru taşımayan tapeler ile ortaya düzensiz bir iddianame çıkarılmış, kovuşturma ise bu yetersiz iddianamenin gölgesinde cereyan etmiştir. Görüleceği üzere savcılık mütalaası da soruşturma aşaması gibi eksik ve ceza yargılaması açısından hatalıdır. Dosya kapsamında oldukça açık olduğu üzere müvekkilimiz sanık herhangi bir şekilde uyuşturucu madde satmamış veya temin etmemiştir.

Müvekkilimiz ile hiçbir alakası olmayan 3 farklı müstakil olayı bir araya getirerek ve aylarca an ve an kişilerin özel hayatlarını ilgilendiren konuşmalar dinlenerek oluşturulan bu dosyanın bu hali ile düzenlenen mütalaasını kabul etmek mümkün değildir. Yargılaması süren dosyaya baktığımızda 10 larca klasörden oluşan bir dosyanın olduğu aşikardır. Müvekkilimiz sanığın süresiz bir biçimde tüm telefon konuşmaları dinlenmiş, TCK, CMK ve özellikle de Anayasa ile AİHS uyarınca korunan tüm hakları ihlal edilmiş ve niyet okumalar, sübjektif yorumlar ve olası varsayımlar üzerine bir dosya tesis edilmiştir.

Dosya kapsamında baktığımızda usulsüz yapılmış dinlemeler ve hiçbir gerekçelendirmesi olmayan bireysel seçme usulü kırpılmış tape kayıtları dışında uyuşturucu ticareti yapmak veya temin etmek suçlarının müvekkilimiz tarafından işlendiğinin kabul edilmesi mümkün değildir. Bu sebeplerle müvekkilimiz ün hangi gerekçeye dayandığı dahi belli olmayan uyuşturucu madde temin etmek veya satmak suçlarından suçlu olduğuna ilişkin savcılık mütalaasına katılmamız mümkün değildir.

 Bir ceza yargılamasının şüphesiz en önemli ve öncelikli ilkesi “şüpheden sanık yararlanır ilkesidir.” Usul anlamında da müvekkilimiz sanık e ceza verilmesi mümkün değildir çünkü isnat edilen suçlar bakımından tüm şüphelerden uzak bir kanaat oluşmamıştır. Hukuki olarak hiçbir geçerliliği olmayan tape kayıtları çıktığında görüleceği üzere müvekkilimiz sanık üzerine isnat edilen hiçbir suçun tüm şüphelerden arınmış kuşkuya yer bırakmayacak derecede kuvvetli delilleri olmadığı aşikardır. Ayrıca dosya kapsamında dinlenen tüm sanıklar ve tanık anlatımları da müvekkilimiz sanık ün üzerine isnat edilen suçları işlemediği aşikardır.

Özellikle üzerinde ele geçen uyuşturucu maddelerin kendisine ait olduğunu, ile hiçbir alakası olmadığını soruşturma aşamasından bu yana sürekli olarak söylemiştir.

Diğer yandan müvekkilimiz ün ne üzerinde ne de ikametgahında yapılan aramalarda hiçbir suç unsuruna rastlanılmamıştır. Dosya incelendiğinden müvekkilimiz hakkında hiçbir delil olmadığı, dosyada sadece tapelerin olduğu, tapelerde ise suç unsuruna rastlanılmadığı açıktır.

Özetlemek gerekirse, yukarıda ayrıntıları ile arz ve izah ettiğimiz üzere savcılık mütalaasına itiraz ediyoruz ve müvekkilimiz sanık ün beraatına karar verilmesini talep ediyoruz.

Ayrıca Müvekkilimiz 05.02.2019 tarihinde tutuklanmış ve cezaevine alınmıştır.

Müvekkilimiz sanık bakımından CMK 100. Maddesinde yazılı tutuklama nedenleri bulunmamaktadır. Zira müvekkilimiz yönünden kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olgular söz konusu değildir. Diğer yönden CMK 100/2 maddesi gereğince tutuklama nedeni olarak sayılan haller olayımızda mevcut değildir. Müvekkilimizin sabit ikametgahı mevcuttur ve çevresi tarafından tanınan bir kimsedir. Bu nedenle kaçması veya saklanması ihtimali söz konusu değildir. Ayrıca deliller toplanmış olup, yok edilmesi, gizlenmesi veya değiştirilmesi ihtimali mevcut değildir, kaldı ki kovuşturma evresi dahi sona gelinmiş, savcılık mütalaasını dahi oluşturmuştur. Suçun vasıf ve mahiyetinin değişme ihtimali vardır. Müvekkilimizin uyuşturucu temin ettiğine ilişkin tüm şüphelerden arınmış, somut herhangi bir delil yoktur.  Ayrıca dosya kapsamında 3 farklı sanık da aynı suçlar bakımından yargılanmakta ve hatta mütalaada da tüm sanıklar hakkında aynı ceza istenmesine rağmen sadece müvekkilimiz tutuklu bulunmaktadır ki bu da hukukun ve ceza yargılamasının en temel ilkelerine aykırıdır. Bu sebeplerle müvekkilimiz ün tahliyesine karar verilmelidir.

NETİCEİ TALEP        : Yukarıda ayrıntılarıyla arz ve izah ettiğimiz nedenler ve sayın heyetinizin resen dikkate alacağı unsurlar ışığında savcılığın esasa ilişkin mütalaasına katılmıyoruz. Bu sebeple sayın heyetinizden taleplerimiz sırasıyla şu şekildedir:

Müvekkilimiz sanık’ ün masum olması ve hukuk dışı elde edilen deliller dışında dosyada mahkumiyete yeter hiçbir delil olmaması, dosya kapsamında dinlenen sanık ve tanıkların beyanları, müvekkilimiz sanık ün suçlu olduğuna ilişkin tüm şüpheleri ortadan kaldıracak nitelikte bir kanat oluşmadığı gerekçesi ile ayrı ayrı beraatına karar verilmesini,

Eğer sayın heyetiniz aksi kanaatte müvekkilimiz sanık lehine olan tüm TCK, CMK ve diğer mevzuat hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz. (13.05.2019)

 

                                                                                               Sanık

                                                                                               Vekili

Uyuşturucu Davası Savunma Dilekçesi-

Bu makaleyi sosyal medyada paylaşarak sitemize katkıda bulunabilirsiniz.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (4 oy, puan: 3,00 üzerinden 5)
Loading...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

tr Türkçe
X
error: Kopya İçerik Yasaklanmıştır.