Uyuşturucu Madde Ticareti Savunma Dilekçesi

Oca 25, 2019 | Ceza Hukuku

Uyuşturucu Madde Ticareti Suçunda Savunma Nasıl Yapılır? Dilekçe Nasıl Hazırlanır?

Uyuşturucu madde ticareti ne yazık ki ülkemizde sıkça karşılaştığımız bir suç türüdür. Sanık yönünden bu suçu ele aldığımızda ne gibi savunmalar yapılabilir? Bu sorunun cevabını ve dilekçe örneğini Adana İncekaş Hukuk Bürosu ceza avukatları olarak ele aldık.

Uyuşturucu Ticareti Savunma Dilekçesi -1-

ADANA 7. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA

DOSYO NO               :

SANIK                       :

MÜDAFİ                    : Avukat Saim İNCEKAŞ-ADANA 

KONU                        : Uyuşturucu ticareti kapsamında sanık olarak üzerimize atılı suçun gerçeğe aykırılığı konulu beyanlarımız.

AÇIKLAMALAR      :

X İlçe Emniyet Müdürlüğü Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği’ne, X Mahallesi, X parkı çevresinde uyuşturucu madde satışı yapıldığı bilgisi gelmesi üzerine kolluk görevlileri söz konusu mahalleye intikal etmiştir. S’in kullandığı A. ve müvekkil M’nın da içinde olduğu … plakalı araç durur vaziyette beklerken kolluk görevlilerini fark edince kaçmaya başlamıştır. Bu araç yıkık bir gecekonduya çarparak kaza yapmıştır. Bu esnada S. ve A. sokak üzerinde bulunan yıkık gecekondulara doğru kaçmışlardır. M. da farklı bir yöne doğru kaçmıştır. S. ve A.’in dirençlerini kıracak ölçüde artan oranda kademeli olarak zor kullanılmış ve kelepçe takmak suretiyle yakalanmışlardır. Müvekkilim yaşadığı şok ve heyecanla kaçmaya başlamış ve yakalanamamıştır. Sonra da masum olduğunu kanıtlayamama ve tutuklanma korkusuyla geri dönememiştir.

Tanık D. ve E. müvekkilimi uyuşturucu satışı yaparken görmediklerini beyan etmişlerdir. Keza sanık S. ve A. de beyanlarında M.’yu uyuşturucu satışı yaparken görmediklerini ifade etmiştir. Bu nedenle TCK madde 188 ‘in koşulları oluşmamıştır.

S.’in kiraladığı … plakalı araçta arka koltuk üzerinde gözle görülür şekilde 5 adet şeffaf poşet içersine sarılmış eroin maddesi görülmüştür. … tarihinde Ankara Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü Kimlik Tespiti Büro Amirliği’nin …. numaralı raporunda  vücut izi tanımlaması sonucunda olay yeri parmak izinin AFİS veri tabanında karşılığı bulunmadığı belirtilmiştir. Uyuşturucu maddeler üzerinde M’nun parmak izi bulunamamıştır.

M’nun sevk ve idaresini yaptığı, … plaka sayılı otomobil de … günü saat 22:00 de başlayıp 22:40 sıralarında son verilen aramada herhangi bir suç unsuruna rastlanmamıştır. Uyuşturucu madde S.’in aracında bulunmuştur. S. ve A.’in iddiaları dışında müvekkilimin uyuşturucu madde ticareti yaptığına dair bir delil yoktur. İsnat edilen suçun ağırlığı ve tutuklanma korkusundan dolayı müvekkilim korkmuş ve teslim olamamıştır. Şayet diğer şahıslar da kaçabilselerdi, kuvvetle muhtemel bu şahıslar da teslim olmayacaklardı.

Tüm bunlar kümülatif olarak değerlendirildiğinde, suç şüpheye yer verilmeyen bir kesinlikle ispat edilememektedir. Anayasanın 38/4. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/2 maddelerinde düzenlenmiş bulunan masumiyet karinesi, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kişinin suçsuz sayılması gerektiğini ifade etmektedir. Bu karine uyarınca, suçsuz olduğunu varsayılan kişinin suçlu kabul edilmesi için kesin hükümle mahkum olması, mahkumiyet için de fiilin ispatlanması gerekir. TCK 188 oluştuğuna dair kesin deliller yoktur. Bu nedenle müvekkilimin beraat etmesini talep etme zaruriyeti hasıl olmuştur.

Konuya emsal teşkil edecek bazı Yargıtay kararları vardır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2011/10-387 esas numaralı başka bir kararında evinde yapılan arama sonucunda ele geçen uyuşturucu madde dışında, sanığın uyuşturucu maddeyi sattığı yolunda başka bir kanıtın elde edilememesi, sanığın tüm aşamalarda evinde bulunan uyuşturucu maddeyi satmak için değil, kullanmak için bulundurduğu yönündeki aksi kanıtlanamayan savunmaları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediği kuşku boyutunda kalmaktadır. Şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca, yerel mahkemece, sübuta eren eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, kesin bir kanaat vermekten uzak kanıtlara dayanılarak, sanığın uyuşturucu madde ticareti suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.(EK-1)

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2013/10-382 esas numaralı kararında uyuşturucu alışveriş anının kamera görüntülerinde görülmediği, sanığın evinde yapılan aramada uyuşturucu madde bulunmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde; Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Olayda sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraatine karar verilmiştir.(EK-2)

SONUÇ VE İSTEM      :   Masumiyet karinesini ortadan kaldıracak güçte delil bulunamadığı ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği sanığın suçluluğuna dair yeterli, kesin, somut delil elde edilemediğinden beraatını talep ederiz.

EK (1)      : Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı 2011/10-387 T.  6/03/2012

EK (2)      : Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı 2013/10-382 T. 1/11/2016                                                                                                                                                                                                                                                                                   Müdafii Av.

Dilekçenin Temelini Aldığı Yargıtay Kararı :  Yargıtay Ceza Genel Kurulu; 2011/10-387, 2012/75 ,6.3.2012, Bir diğer Yargıtay Kararı: 2013/10-382, 2016/400

Uyuşturucu Ticareti Savunma Dilekçesi -2-

ADANA 3.AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

DOSYA NO                : 2017/E.

SANIK                         : 

VEKİLİ                        : Av.

TALEP KONUSU    : Davaya karşı esasa ilişkin yazılı savunmalarımızın sunulması  ile isnat edilen suçtan müvekkilin  beraat ine karar verilerek tahliye edilmesi ve diğer taleplerimizden ibarettir.

AÇIKLAMALAR : 

1. Müvekkilin kısıtlı olması sebebiyle kendisine vasi atanmasına ilişkin X Sulh Hukuk Mahkemesi X Esas sayılı dosyanın, X tarihli X Karar numaralı kararı ile vasiliği X’a verilmiştir. Ancak kararın kesinleşmemiş olması nedeniyle kendisi sanık müvekkil vasisi olarak vekâlet verememiştir. Kararın kesinleşme şerhi ile birlikte önceki tarihli celsede belirttiğimiz üzere vekâleti sunacağız.(X Hukuk Mahkemesi 2X Kararı iş bu dilekçeye ek olarak verilecektir.)

İddia makamının esas hakkındaki mütalaasına katılmıyoruz. Müvekkilim hakkında yapılan yakalama hukuka aykırıdır. Herhangi bir yakalama emri ve makul şüphe olmamasına rağmen müvekkilim ile tanıklar yakalanmıştır. Bu durum açıkça kolluğun herhangi bir yakalama ve arama izni olmaksızın insanları izlediği hususunu göstermektedir. Tüm bu sebeplerden dolayı makul bir suç şüphesi olmadan kolluk tarafından yapılan yakalama hukuka aykırıdır. Yakalamadan sonra yapılan üst araması da hukuka aykırıdır. Nitekim müvekkilimin de üzerinden çıkan herhangi bir para çıkmamıştır. Ayrıca belirtmek gerekir ki müvekkilimin, tanık tanık ’e 20 TL karşılığında uyuşturucu madde sattığı iddiası tutanaklarda belirtilmiştir ancak müvekkilin üzerinde bulunamayan ve bahsi geçen uyuşturucu ve uyarıcı madde satışı iddiasında önemli olan “para” hususunun somut olarak bulunmadığı yakalama ve üst arama tutanaklarından açıkça anlaşılmaktadır. Müvekkilime ait düzenlenen yakalama ve üst arama tutanağında üzerinden veya o anda bulunduğu tanık Yavuz’un evinden herhangi bir para çıkmadığına ilişkin doğrudan bir ifade kullanılmamakla berber atılı suç olan, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçunun unsurları bakımından değerlendirildiğinde suçun oluşmadığı yönünde kanaatin oluşmaması için herhangi bir neden yoktur. Tüm bu sebeplerden dolayı yapılan üst araması ve kollukça düzenlenen yakalama ve üst arama tutanağı hukuka aykırıdır.4. Zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir. Müvekkilim hakkında davaya dayanak olarak gösterilen deliller hukuka aykırı bir şekilde toplanmıştır. Hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller hükme esas teşkil edemez.

2. Müvekkil bu aşamaya kadar olan evrelerden emniyet ve ilgili Cumhuriyet savcısı karşısındaki ifadelerinde haklarını tam anlayamadığından ve o anki endişe ile farklı ifade vermişse de tutuklanma kararını veren mahkeme olan …Sulh Ceza Hakimliğin’ de samimi bir şekilde beyanda bulunmuştur.

3. Müvekkilim aleyhine dosyada mevcut olan isnat edilen suça ilişkin delillerden biri olan tanık ………….. polisteki ifadesi olup, söz konusu ifadenin de gerçeklerle bir ilgisi yoktur. Zira huzurunuzda yeminli beyanı alınan tanık ………… ifadesinde belirttiği üzere ele geçirilen uyuşturucu maddeyi herhangi bir para karşılığında almadığını açık ve samimi bir şekilde belirtmektedir. Müvekkilimin üzerine atılı suçu işlediğine dair yeterli suç şüphesi ve deliller bulunmadığından ötürü de “Şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereğince takdir sayın mahkemenizde olmak üzere müvekkilimin beraatine karar verilmesi gerekmektedir.

4. Dosyada bahsi geçen uyuşturucu maddenin müvekkilin beyanlarında da belirttiği üzere içerisinde bir takım bitkilerden oluşan bitki çayı karıştırıldığından aynı sınıftaki uyuşturucu ve uyarıcı maddelere göre etkisinin ne derece değiştiğinin belirlenmesi ve içeriğinin nelerden oluştuğunun tespiti bakımından önem arz etmesi sebebiyle criminal olarak incelenmesi ve ayrıntılı ilgili raporun dikkate alınmasını talep ediyoruz.

5. Sanığın üzerinde ele geçirilen ve sattığı iddia olunan uyuşturucu miktarının, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapmak amacıyla yeterli miktarda olmadığı kullanıcı olan sanığın samimi beyanlarından da anlaşılacağı üzere kullanma amacına yönelik olduğu, bu bağlamda isnat edilen suç uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçunu oluşturmayacağı, uyuşturucu madde kullanma suçu ise CMK 100/3’te sayılan mutlak tutuklama gerektiren suçlar arasında olmayıp sanığın üzerine atılan suç gerçekleşmemiştir. 

CMK 100’deki koşullar oluşmamıştır: Delillerin birçoğu toplanmıştır. 

Şüphelinin herhangi bir kaçma şüphesi yoktur. Sabit ikametgâh sahibidir. Şüphelinin delilleri karartması şüphesi yoktur. Şüphelinin serbest kalması halinde kendisi yapılacak inceleme ve araştırmalara herhangi bir şekilde müdahalesi mümkün değildir.

DELİLLER                        : TCK,CMK,HMK, bu aşamaya kadar dinlenen tanık beyanları ,her türlü yasal delil vs.

HUKUKİ SEBEPLER      : CMK 101/5 ve 267,268 vd maddeleri, İlgili yasal mevzuat.

 

SONUÇ ve İSTEM           : Yukarıda belirttiğimiz arz ve izah edilen ve sayın mahkemenin re’sen takdir edeceği nedenlerle;

Müvekkil sanık tutuklu olduğundan öncelikle; TAHLİYESİNE karar verilerek yargılama süresince tutuksuz yargılanmasına, yargılama sonunda ise BERAATİNE karar verilmesini mahkeme tecziye görüşünde ise müvekkil sanık lehine lehe mevzuatın uygulanmasına karar verilmesini saygılarımla bilvekale arz ve talep ederiz. ../../…..

                                                                                                                                        Sanık Vekili 

                                                                                                                                       Av. 

Uyuşturucu Ticareti Savunma Dilekçesi -3-

ADANA ( ) AĞIR CEZA MAHKEMESİ’ NE

Dosya No       : ESAS

SANIK                       :

VEKİLİ                     :

KONU                       : Esas Hakkındaki Mütalaaya Karşı Beyanlarımızın Sunulması ve Tahliye Talebimizden İbarettir.

İTİRAZLARIMIZ

İddia makamının esas hakkındaki mütalaasını kabul etmiyoruz, şöyle ki:

Müvekkilimiz sanık hakkında iddianamede isnat edilen ve daha sonrasında etkili bir kovuşturma evresi geçirilmeden hazırlanan savcılık mütalaasında üzerine isnat edilen suçlar bakımından masumdur. Müvekkilimiz sanık hakkında 07.05.2019 tarihinde verilen savcılık mütalaasında müvekkilimiz 3 farklı olaydan cezalandırılması talep olunmuştur. Savcılığın müvekkilimiz sanık hakkında 3 farklı olay bakımından ceza verilmesine ilişkin görüşüne katılmıyoruz. Bu sebeplerle, savcılığın esas hakkındaki mütalaasına yukarıda saydığımız ceza istemleri kapsamında itiraz ediyoruz. Şöyle ki:

Öncelikle müvekkilimiz sanık e “dosya kapsamı uyarınca” denmek suretiyle gerekçesiz bir şekilde uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan cezalandırılması istenmiştir. Dosya kapsamında müvekkilimiz sanık herhangi bir şekilde uyuşturucu madde satmak veya temin etmek suçunu işlememiştir. İddianamede sayılan, farklı zamanlarda farklı kişilerce farklı yerlerde gerçekleşen 3 farklı olayın bir birine bağlanması ve aylarca süren mesnetsiz ve hukuk dışı dinlemeler sonucu elde edilen ve hiçbir suç unsuru taşımayan tapeler ile ortaya düzensiz bir iddianame çıkarılmış, kovuşturma ise bu yetersiz iddianamenin gölgesinde cereyan etmiştir. Görüleceği üzere savcılık mütalaası da soruşturma aşaması gibi eksik ve ceza yargılaması açısından hatalıdır. Dosya kapsamında oldukça açık olduğu üzere müvekkilimiz sanık herhangi bir şekilde uyuşturucu madde satmamış veya temin etmemiştir.

Müvekkilimiz ile hiçbir alakası olmayan 3 farklı müstakil olayı bir araya getirerek ve aylarca an ve an kişilerin özel hayatlarını ilgilendiren konuşmalar dinlenerek oluşturulan bu dosyanın bu hali ile düzenlenen mütalaasını kabul etmek mümkün değildir. Yargılaması süren dosyaya baktığımızda 10 larca klasörden oluşan bir dosyanın olduğu aşikardır. Müvekkilimiz sanığın süresiz bir biçimde tüm telefon konuşmaları dinlenmiş, TCK, CMK ve özellikle de Anayasa ile AİHS uyarınca korunan tüm hakları ihlal edilmiş ve niyet okumalar, sübjektif yorumlar ve olası varsayımlar üzerine bir dosya tesis edilmiştir.

Dosya kapsamında baktığımızda usulsüz yapılmış dinlemeler ve hiçbir gerekçelendirmesi olmayan bireysel seçme usulü kırpılmış tape kayıtları dışında uyuşturucu ticareti yapmak veya temin etmek suçlarının müvekkilimiz tarafından işlendiğinin kabul edilmesi mümkün değildir. Bu sebeplerle müvekkilimiz ün hangi gerekçeye dayandığı dahi belli olmayan uyuşturucu madde temin etmek veya satmak suçlarından suçlu olduğuna ilişkin savcılık mütalaasına katılmamız mümkün değildir.

 Bir ceza yargılamasının şüphesiz en önemli ve öncelikli ilkesi “şüpheden sanık yararlanır ilkesidir.” Usul anlamında da müvekkilimiz sanık e ceza verilmesi mümkün değildir çünkü isnat edilen suçlar bakımından tüm şüphelerden uzak bir kanaat oluşmamıştır. Hukuki olarak hiçbir geçerliliği olmayan tape kayıtları çıktığında görüleceği üzere müvekkilimiz sanık üzerine isnat edilen hiçbir suçun tüm şüphelerden arınmış kuşkuya yer bırakmayacak derecede kuvvetli delilleri olmadığı aşikardır. Ayrıca dosya kapsamında dinlenen tüm sanıklar ve tanık anlatımları da müvekkilimiz sanık ün üzerine isnat edilen suçları işlemediği aşikardır.

Özellikle üzerinde ele geçen uyuşturucu maddelerin kendisine ait olduğunu, ile hiçbir alakası olmadığını soruşturma aşamasından bu yana sürekli olarak söylemiştir.

Diğer yandan müvekkilimiz ün ne üzerinde ne de ikametgahında yapılan aramalarda hiçbir suç unsuruna rastlanılmamıştır. Dosya incelendiğinden müvekkilimiz hakkında hiçbir delil olmadığı, dosyada sadece tapelerin olduğu, tapelerde ise suç unsuruna rastlanılmadığı açıktır.

Özetlemek gerekirse, yukarıda ayrıntıları ile arz ve izah ettiğimiz üzere savcılık mütalaasına itiraz ediyoruz ve müvekkilimiz sanık ün beraatına karar verilmesini talep ediyoruz.

Ayrıca Müvekkilimiz 05.02.2019 tarihinde tutuklanmış ve cezaevine alınmıştır.

Müvekkilimiz sanık bakımından CMK 100. Maddesinde yazılı tutuklama nedenleri bulunmamaktadır. Zira müvekkilimiz yönünden kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olgular söz konusu değildir. Diğer yönden CMK 100/2 maddesi gereğince tutuklama nedeni olarak sayılan haller olayımızda mevcut değildir. Müvekkilimizin sabit ikametgahı mevcuttur ve çevresi tarafından tanınan bir kimsedir. Bu nedenle kaçması veya saklanması ihtimali söz konusu değildir. Ayrıca deliller toplanmış olup, yok edilmesi, gizlenmesi veya değiştirilmesi ihtimali mevcut değildir, kaldı ki kovuşturma evresi dahi sona gelinmiş, savcılık mütalaasını dahi oluşturmuştur. Suçun vasıf ve mahiyetinin değişme ihtimali vardır. Müvekkilimizin uyuşturucu temin ettiğine ilişkin tüm şüphelerden arınmış, somut herhangi bir delil yoktur.  Ayrıca dosya kapsamında 3 farklı sanık da aynı suçlar bakımından yargılanmakta ve hatta mütalaada da tüm sanıklar hakkında aynı ceza istenmesine rağmen sadece müvekkilimiz tutuklu bulunmaktadır ki bu da hukukun ve ceza yargılamasının en temel ilkelerine aykırıdır. Bu sebeplerle müvekkilimiz ün tahliyesine karar verilmelidir.

NETİCEİ TALEP        : Yukarıda ayrıntılarıyla arz ve izah ettiğimiz nedenler ve sayın heyetinizin resen dikkate alacağı unsurlar ışığında savcılığın esasa ilişkin mütalaasına katılmıyoruz. Bu sebeple sayın heyetinizden taleplerimiz sırasıyla şu şekildedir:

Müvekkilimiz sanık’ ün masum olması ve hukuk dışı elde edilen deliller dışında dosyada mahkumiyete yeter hiçbir delil olmaması, dosya kapsamında dinlenen sanık ve tanıkların beyanları, müvekkilimiz sanık ün suçlu olduğuna ilişkin tüm şüpheleri ortadan kaldıracak nitelikte bir kanat oluşmadığı gerekçesi ile ayrı ayrı beraatına karar verilmesini,

Eğer sayın heyetiniz aksi kanaatte müvekkilimiz sanık lehine olan tüm TCK, CMK ve diğer mevzuat hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz. (13.05.2019)

                                                                                        Sanık

                                                                                              Vekili

Uyuşturucu Ticareti Savunma Dilekçesi

Uyuşturucu Ticareti Savunma Dilekçesi -4-

 ADANA ( ) AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

 

DOSYA NO                :

SANIK                         :

VEKİLİ                        :

TALEP KONUSU    : Davaya karşı esasa ilişkin yazılı savunmalarımızın sunulması  ile isnat edilen suçtan müvekkilin  beraat ine karar verilerek tahliye edilmesi ve diğer taleplerimizden ibarettir.

AÇIKLAMALAR :

…………..Sulh Ceza Hâkimliği’nin …………… nolu sorgusu akabinde tutuklanan müvekkilim hakkındaki tutuklama kararı ne yazık ki gerekçesiz olup AHİM’ in yerleşik içtihatlarına da aykırıdır. Anılan tutuklama kararı yeterli gerekçelere dayanmamaktadır ve adli kontrol yöntemlerinin niçin yetersiz kalacağına dair açıklama bulunmamaktadır.

……….. Ceza Hakimliği’nin ikamet araması sonucu ele geçirdiği maddelerin; kişisel ihtiyaç sınırını aşmayacak miktar olduğu suç konusu uyuşturucu maddeyi kullanmak için bulundurduğunu söyleyen müvekkilin savunmasının aksine, satmak için bulundurduğuna ilişkin kuşku sınırlarını aşan yeterli ve kesin kanıt bulunmadığı, 5237 sayılı TCK’nın 191/1. maddesi yerine, TCK’nın 188 maddesi uyarınca iddianame düzenlenmesi ve tutuklama kararı verilmesi hukuka aykırılık oluşturmaktadır. Şöyle ki;

Müvekkilin uyuşturucu satışı sırasında suçüstü bir şekilde yakalanmadığı, bulunan uyuşturucunun bir yıllık kullanım sınırları içerisinde kalacak şekilde olması, Yargıtay içtihatları göz önünde bulundurulduğunda uyuşturucu miktarının kullanım miktarını da aşmadığının yine Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 15.06.2004 tarihli 2004/136 sayılı karar ve 2004/10-107E. İle de görülmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu vermiş olduğu aynı kararında uyuşturucu madde bulundurmanın kullanma maksadına matuf olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması gereken ve öğreti ile uygulamada da kabul görmüş olan bazı kriterlerden ilki;

Failin bulundurduğu uyuşturucu maddeyi başkasına satma, devir veya tedarik etmek hususunda herhangi bir davranış içine girdiğinin tespit edilememesidir.

İkinci kriter, bulundurulan yer ve bulunduruluş biçimidir; kişisel kullanım için uyuşturucu madde bulunduran kimse, bunu her zaman kolaylıkla erişebileceği bir yerde, örneğin genellikle evinde veya işyerinde bulundurur, yine uyuşturucunun çok sayıda küçük paketçikler halinde olması, kullanım dışında bir amaçla bulundurulduğu hususunda önemli bir belirtidir.

Üçüncü kriter de, bulundurulan miktardır. Öte yandan gerek esrarın temin edilmesinde, gerekse özelliğini yitirmeden çok uzun süre muhafaza edilmesinde çeşitli güçlükler bulunmaktadır. Yine Adli Tıp Kurumunun mütalaalarında esrar kullananların her defasında 1-1,5 gram olmak üzere günde üç kez esrar tüketebildikleri bildirilmektedir. Esrar kullanma alışkanlığı olanların bunları göz önüne alarak, bir yıllık ihtiyaçlarını karşılayacak miktarda esrar maddesini ihtiyaten yanlarında veya ulaşabilecekleri bir yerde bulundurabildikleri de bilinen bir husustur.

Buna göre, esrar kullanan faillerin, yukarıda nedenleri açıklanan ve olağan sayılan bu süre içinde kişisel olarak kullanıp tüketebilecekleri miktarın üzerinde esrar maddesi bulundurmaları halinde, bulundurmanın kişisel kullanım amacına yönelik olmadığı kabul edilmelidir.

Ayrıca yine tutanakların incelenmesinde de satışa ilişkin herhangi bir görgüye dayalı bilgiden bahsedilmediği satışa ilişkin görgü tanıkları bulunmadığı ve bu yönde herhangi bir delilin de bulunmadığı, dosyada müvekkilin uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçunu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin yeterli delil elde edilemediği, ceza yargılamasında asıl olanın maddi hakikatin tüm çıplaklığı ile ortaya çıkarılması olduğu, savunmanın aksinin kati delillerle ispatlanamadığı, sanık hakkında şüphe oluştuğu ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi gözetilmediği, sanığın hazırlık aşamasında esrar kullanıcısı olduğunu, evinde bulunan 195 adet şeffaf poşetin köy yerinde yaşadığından dolayı hayatın olağan akışı içerisinde istediği zaman sigara alamayacağı  ve bu poşetlere kaçak sigara koyarak kullandığı bilinmesi, instagram hesabında yapmış olduğu mesajlaşmada  böyle bir işe girişmeyeceğini aklından dahi geçirmeyeceğini söylemesi ve sanığın eyleminin bir bütün halinde uyuşturucu ve uyarıcı madde imal ve ticareti  yapma suçunu değil, kullanma suçunu oluşturabileceği ve yine sanığın daha önce de herhangi bir sabıka kaydı bulunmaması delilleri karatma yok etme veya kaçma ihtimalinin bulunmadığı bu nedenlerle müvekkil hakkında TCK md. 188’den yargılama yapılması ve tutukluluğunun devamı, adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı iddiası hukuka aykırılık teşkil etmektedir.

Uyuşturucu madde kullanma suçu ise CMK 100/3’te sayılan mutlak tutuklama gerektiren suçlar arasında olmayıp sanığın üzerine atılan suç gerçekleşmemiştir.

CMK 100’deki koşullar oluşmamıştır: Delillerin birçoğu toplanmıştır.

-Şüphelinin herhangi bir kaçma şüphesi yoktur. Sabit ikametgâh sahibidir. Şüphelinin delilleri karartması şüphesi yoktur. Şüphelinin serbest kalması halinde kendisi yapılacak inceleme ve araştırmalara herhangi bir şekilde müdahalesi mümkün değildir.

DELİLLER                        : TCK, CMK, HMK, bu aşamaya kadar dinlenen tanık beyanları ,her türlü yasal delil vs.

HUKUKİ SEBEPLER      : TCK, CMK sair tüm yasal mevzuat

SONUÇ ve İSTEM           :

Yukarıda belirttiğimiz arz ve izah edilen ve sayın mahkemenin re’sen takdir edeceği nedenlerle;

Müvekkil sanık tutuklu olduğundan öncelikle; TAHLİYESİNE karar verilerek yargılama süresince tutuksuz yargılanmasına, yargılama sonunda ise BERAATİNE karar verilmesini mahkeme tecziye görüşünde ise müvekkil sanık lehine lehe mevzuatın uygulanmasına karar verilmesini saygılarımla bilvekale arz ve talep ederiz. (tarih)

                                                                                                                            SANIK MÜDAFİİ

Uyuşturucu Davası Savunma Dilekçesi-

Avukat Saim İNCEKAŞ – Adana Avukatlık ve Hukuk Ofisi

Uyuşturucu Esas Hakkında Savunma Dilekçesi

AÇIKLAMALAR:

A – DOSYADA YARGILAMA KONUSU EDİLEN UYUŞTURUCU MADDENİN ELE GEÇİRİLİŞ ŞEKLİ HUKUKSUZDUR ve BU SEBEPLE ELE GEÇEN BU UYUŞTURUCU YARGILAMADA DELİL OLARAK KULLANILAMAZ

– DURDURMA İŞLEMİ HUKUKA AYKIRIDIR

1-Müvekkilim …… günü ….. plaka sayılı araç ile seyir halinde iken durdurulmuş ve aracından uyuşturucu madde çıktığından bahisle Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Yapma veya Sağlama suçundan tutuklanmıştır. Müvekkil hakkında yapılmış olan bu suç isnadı ve tutuklama kararı usul ve esasa aykırı nitelikte olup daha fazla mağduriyete sebebiyet vermemesi için müvekkilin ivedilikle tahliye edilmesi gerekmektedir. Konuya ilişkin olarak daha önce verdiğimiz dilekçelerimizde de usule ve esasa ilişkin olarak ayrıntılı savunmalar yapılmıştır. Söz konusu soruşturma dosyasında özellikle kolluk tarafından yapılan işlemlerin çoğunun usule aykırı bir şekilde yapıldığı görülmektedir. Bu durum dosya içerisinde bulunan delilleri hukuka aykırı bir hale getirmektedir ki bu durum yargılamanın seyrini doğrudan etkileyecek bir durumdur.

Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 2015/14678 E. 2016/809 K. 16/02/2016 Tarihli Kararında

HUKUKA AYKIRI ELDE EDİLEN DELİL -Sanığın Yakalanması ve Suç Delillerinin Elde edilmesi İçin Bir Adli Arama Kararı Alınmadığı Böyle Bir Arama Sonucu Bulunan VE Suçun Maddi Konusunu Oluşturan Delillerin Hukuka Aykırı Olacağı İkrar Dahi Bulunsa Hukuka Aykırı Kabul Edileceği Hükme Esas Alınamayacağı

2- Müvekkil sanık soruşturmanın başından itibaren tüm aşamalarda istikrarlı bir şekilde olayı anlatmış olay tarihinden önce kardeşi ve arkadaşı ile beraber İstanbul iline gittiğini buraya gitmesindeki sebebin telefon aksesuarı işleten dükkana malzeme almak olduğunu ancak İstanbul ilinde aracını çeşitli otoparklara ve oto yıkamacılara bıraktığını anlatmıştır. Müvekkil sanığın bu istikrarlı savunmalarına karşın dosyada suçun işlendiğini gösterir başkaca delil bulunmamaktadır.

3-Müvekkilim ……. olarak görev yapmaktadır. Müvekkil gerek branşı gerekse ahlaki yapısı itibari ile hiç bir kötü alışkanlığa sahip değildir. Yine uzun süredir Türkiye Voleybol Federasyonunda Ulusal Hakem Olarak görev yapmaktadır. Bu görevi gereği de sürekli sağlık kontrollerinden geçmektedir. Bu zamana kadar hiç bir sağlık kontrolünde olumsuz bir durum yaşanmamıştır. Müvekkil tam bir sporcu olup mesleğinin gereği gibi bir hayat sürmektedir. Aksi bir durum müvekkilin kariyerini de olumsuz etkileyecektir.

4-Sanık müvekkile isnat edilen Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde Ticareti Yapma veya Sağlama suçu ilgili 5237 sayılı kanunun 188/3 maddesindeki düzenleme de seçimlik hareket olarak sayılan Uyuẟturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan satışa arz eden başkalarına veren sevk eden nakleden depolayan satın alan kabul eden bulunduran kişi olarak sayılan seçimlik hareketlerden müvekkil sanık gerçekleştirmemiştir. Hayatının hiç bir döneminde müvekkilin uyuşturucu ile bir bağlantısı olmamıştır. Bu durum kendisi hakkında yapılacak ufak bir araştırma ile de ortaya çıkacaktır.

5-Daha önceki dilekçelerimizde de ayrıntılı olarak belirttiğimiz üzere dava açılmasına neden olan soruşturma kolluk tarafından önleme aramasına istinaden yapılmış ve bu arama neticesinde hukuka aykırı olarak uyuşturucu madde ele geçirilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2013/610 E. 2014/512 E. 2013/841 E. 2014/513 ve 2014/166-514 E. Sayılı kararlarında da belirtildiği üzere adli arama kararı gerektiren bir olayda önleme araması kararına dayanarak yada koşullarına uygun olmayan arama kararı üzerine yapılan arama hukuka aykırıdır. Böyle bir arama sonucu bulunan deliller yada suçun maddi konusu ” hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş olacağından Anayasa’nın 38. Maddesinin 6. Fıkrası ile CMK’nın 206. Maddesinin 2 fıkrasının a bendi 217. Maddesinin 2. Fıkrası 230. Maddesinin 1. Fıkrasının b bendi ve 289. Maddesinin 1. Fıkrasının i n-bendi uyarınca hükme esas alınamaz. Somut olayda daha önce hiç sabıkası olmayan müvekkilin plakası belli ve kendi üzerine kayıtlı olan bir araçla böyle bir suç işlemeye kalkması hayatın olağan akışına aykırıdır. Kaldı ki müvekkilin seyir haline olduğu yol düz bir yol olup müvekkil yaklaşık 500 metre öteden uygulama yapıldığını görebilecek durumdadır. Gerçekten aracında böyle bir madde olduğunu bilse idi bunu araçtan atarak çok rahatlıkla yok edebilirdi.

B – KOLLUĞUN SAVCILIK TALİMATI OLMAKSIZIN MUHAFAZA ALTINA ALMA İŞLEMİ YAPMASI HUKUKSUZDUR

Polis Vazife Ve Salahiyet Kanunu Ek Madde 6’nın 7. Fıkrasında belirtildiği gibi Polis, suçun delillerini tespit etmek amacıyla, Cumhuriyet savcısının emriyle olay yerinde gerekli inceleme ve teknik araştırmaları yapar, delilleri tespit eder, muhafaza altına alır ve incelenmek üzere ilgili yerlere gönderir”. Bu hükme göre kolluk görevlisinin savcılık emri olmadan muhafaza işlemi yapması hukuka aykırıdır.

6-Yine El koyma müesesesi Ceza Muhakemesi Kanunun 4. Bölümünün 123 vd. Maddelerinde düzenlenmiştir. Yine CMK Madde 128’de el koyma işleminin neler üzerinde uygulanabileceği ve bu uygulamanın hangi usulde yapılacağı ayrıntılı bir şekilde hüküm altına almıştır. Buna göre Kara, deniz ve hava ulaşım araçları hakkında verilen elkoyma kararı, bu araçların kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle icra olunmaktadır (CMK madde 128/4) Ancak müvekkilimin aracı hakkında uygulanan el koyma kararı herhangi bir sicile şerh verilmek suretiyle değil direkt olarak yediemine bırakılmak suretiyle icra olunmuştur.

CMK 127. madde ve devamı hükümlerinde ulaşım araçları hakkında verilecek el koyma kararının kayıtlı bulundukları sicile şerh verilmek suretiyle yapılabileceği düzenlenmiştir. Söz konusu karar bu yönüyle usul ve yasaya aykırıdır.

7-Yine CMK Madde 131’de “şüpheliye, sanığa veya üçüncü kişilere ait elkonulmuş eşyanın, soruşturma ve kovuşturma bakımından muhafazasına gerek kalmaması veya müsadereye tabi tutulmayacağının anlaşılması halinde, re’sen veya istem üzerine geri verilmesine Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından karar verilir” denilmek suretiyle düzenleme yapılmıştır.

8-Bakıldığında müvekkilin olay günü kullandığı……… plaka sayılı araç sadece kendi üzerine kayıtlı bir araç değildir. Bu araç müvekkile babasından miras olarak kalmış ve diğer mirasçılarla hisseli vaziyettedir. Yine müvekkil kendi ifadesinde bu aracı eşi ile birlikte dönüşümlü olarak kullandığını söylemiştir. Özellikle bu pandemi döneminde müvekkilin çocukları okula servisle değil özel araçla gitmek zorunda kalmış ve söz konusu araç hakkında uygulanan el koyma kararı müvekkilin ailesini de ziyadesiyle mağdur etmiştir.

9- Ancak gelinen aşamada söz konusu araç uzun süredir yediemin otoparkında durmakta olup hem müvekkili hem ailesini hem de aracın diğer hissedarlarını maddi ve manevi olarak zarara uğramaktadır. Yine gelinen aşamada aracın muhafaza altında bulundurulmasında kamu adına bir yarar bulunmamaktadır. Araç üzerinde gerekli yasal inceleme ve aramalar yapılmıştır. Aracın halen bağlı bulunmasının bir faydası yoktur. Söz konusu araç trafik kaydı bulunan bir araç olup bu araca satılamaz şerhi vb. bir şerh konularak da güvence sağlanılabilir.

10- CMK’nın 132/5. maddesinde; “El konulan eşya, bakım ve gözetimiyle ilgili tedbirleri almak ve istendiğinde derhâl iade edilmek koşuluyla, muhafaza edilmek üzere, şüpheliye, sanığa veya diğer bir kişiye teslim edilebilir. Bu bırakma, teminat gösterilmesi koşuluna da bağlanabilir.” Hükmü yer almaktadır. Buna hüküm uyarınca gerekli sicillere şerh de verilmek suretiyle plaka sayılı araç hakkında konulan el koyma kararının kaldırılmasını talep etme zarureti hasıl olmuştur.

C – YARGITAY UYGULAMASINA GÖRE UYUŞTURUCU TİCARETİ SUÇUNUN YASAL UNSURLARI OLUŞMAMIŞTIR

Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre bir olayda uyuşturucu ticareti suçundan bahsedilmesi için kişinin; satma, devretme, tedarik etme davranışı içine girmiş olması, uyuşturucu maddenin bulunduğu yer ve bulunduruluş biçimi itibarıyla;

Çok sayıda özenle hazırlanmış paketçikler halinde, her pakette aynı miktarda uyuşturucunun bulunması,

Uyuşturucunun yanında hassas terazi ve paketlemede kullanılan ambalaj malzemesi bulunması,

Miktar itibarıyla kullanım sınırlarının üzerinde bir miktarın ele geçirilmiş olması gerekmektedir.

Örnek olarak Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2012/10-1335 E., 2013/423 K. ve 2014/10-7 E., 2014/322 K. Nolu ilamları gösterilebilir.

D-EN OLUMSUZ İHTİMALDE BİLE OLSA OLSA KULLANMAK İÇİN UYUŞTURUCU SATIN ALMA SUÇU OLUŞABİLİR

Hiçbir şekilde kabul anlamında olmamakla birlikte olayda en şüpheli ihtimal değerlendirildiğinde müvekkilin uyuşturucu madde satın alma suretiyle bu fiili gerçekleştirdiği şeklinde bir sonuç ortaya çıkacaktır. Bu durumda dahi müvekkil bakımından ticaret suçu oluşmamıştır. Zira müvekkilin bu durumda uyuşturucu maddeyi satın almaktaki amacının ticaret olduğunu ispat edecek hiçbir delil yoktur. Ele geçen miktar da Yargıtay içtihatlarına göre içicilik sınırları dahilindedir. Bu sebeple en olumsuz varsayımda dahi müvekkile ceza verilmesine hukuken imkan yoktur. Uyuşturucu maddenin kullanmak için mi yoksa ticaret için mi alındığı konusunda bir tereddüt doğması halinde bu şüphenin sanık lehine yorumlanması gerektiği bilinmektedir.

Bu hususta Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 2012/21843 E., 2013/10873 K nolu ilamı olayımıza emsal mahiyettedir. Bu emsal içtihatta aynen ẟöyle belirtilmiştir:

”TCK’nın 191. Maddesinde düzenlenen kullanmak için uyuẟturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma suçu ile aynı kanun’un 188. Maddesinin 3. Fıkrasında düzenlenen uyuẟturucu veya uyarıcı maddeyi satın alma kabul etme veya bulundurma suçunu ayıran unsur sanığın amacıdır. Sanığın amacı kullanmak ise 191. Maddedeki suç satma baẟkasına verme gibi kullanma dıẟında baẟka bir amacı varsa 188/3’deki suç oluẟur. Bu bağlamda sanığın kullanmak istediği uyuẟturucu veya uyarıcı maddeyi temin etmesi için bir baẟkasını azmettirmesi durumu değiẟtirmez; bu durumda temine eden 188/3’deki suçu kullanma amacında olan sanık ise TCK’nın 191. Maddesindeki suçu iẟlemiẟ olur. … Somut olayda suç konusu esrarı kullanma dışında bir amaçla temin ettiğine ve bulundurduğuna ilişkin delil bulunmaması nedeniyle sanığın fiili kullanmak için uyuşturucu maddeyi kabul etme ve bulundurma suçunu oluşturmaktadır.

E- MÜVEKKİLİN TAHLİYE EDİLMESİ GEREKLİDİR

Tüm bu sayılanlara rağmen mahkeme aleyhe değerlendirme yaparak müvekkile ceza vermiş ve müvekkilin tutukluluğunun devamına hükmetmiştir. Müvekkil uzun süredir tutuklu olarak yargılanmaktadır. Bu durumda artık makul süre çoktan aşılmış durumdadır. AİHM ve AYM kriterlerine göre müvekkilin çoktan serbest kalması gerekmektedir. Müvekkil ceza evinde insan üstü şartlarda kalmaktadır. Ceza evi çok kalabalıktır. Müvekkil burada kaldığı sürede ciddi sağlık sorunları ile karşı karşıya kalmıştır. Bakmakla yükümlü olduğu eşi ve küçük çocukları vardır.

Tutuklama en son tedbirdir:

CMK 109’daki adli kontrol kurumunun tutuklamaya göre öncelikle uygulanması gerekir. Tutuklama en son tedbirdir. Mahkeme, öncelikle adli kontrolü uygulamadan tutuklamaya hükmetmemelidir. AİHM de içtihatlarında tutuklamanın en son önlem olarak uygulanması gerektiğinden bahsetmekte; başka bir önlemle tutuklamadan sağlanan yarar sağlanabilecekse, tutuklama yoluna gidilmemesi gerektiğini söylemektedir. Bu sebeplerle yukarıda sayılan teknik açıklamalar da dikkate alınarak müvekkilin bihakkın ya da uygun bir adli kontrolle serbest bırakılmasını talep ederim.

SONUÇ VE İSTEM:

Yukarıda ayrıntılı olarak arz ve izah ettiğimiz sebeplerle;

-yapılacak tutukluluk incelemesi neticesinde müvekkilin ve ailesinin daha fazla mağdur olmaması için tahliye edilmesini

-….  plakalı  araç  hakkında konulan  el  koyma  kararının  kaldırılarak;  anılan  araç hakkında el koyma kararının kaldırılarak CMK 131 uyarınca aslen veya CMK m.123/5 uyarınca yediemin olarak veya yine aynı madde uyarınca mahkemenizce uygun görüldüğü takdirde gerekli sicillere satılmaz vb. şerhi konularak tarafımıza yahut müvekkilin eşine teslimine karar verilmesini arz ve talep ederiz.

SANIK MÜDAFİİ

Uyuşturucu Ticareti Suçu Neticesinde Hazırlanacak Savunmalara Dair Youtube videomuzu izleyebilirsiniz.

Avukat Saim İncekaş, kurucu sıfatıyla Adana İncekaş Hukuk ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. 

Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000’den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır.

Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9
E-posta: av.saimincekas@gmail.com
Telefon: 0534 910 97 43 
WhatsApp üzerinden iletişim için tıklayınız.
Telegram üzerinden iletişim için tıklayınız.

Avukat Saim İNCEKAŞ

Kurucu & Yönetici Avukat, Adana Avukat ve Hukuki Danışmanlık Bürosu

1 Yorum

  1. Selma Avcı

    Avukatlığa yeni başlamış bir meslektaşınız olarak paylaşımlarınızdan faydalanıyorum. emeğinize sağlık

    Yanıtla

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

error: