Siteden ayrılmadan önce tarafımca yazılan site içi arama motorunu deneyin.

Tanıktan Vazgeçme, Şartları, Vazgeçilen Tanık Dinlenir Mi?

Hukuk süreçlerinde tanık ifadeleri, davalara ışık tutan önemli deliller arasında yer alır. Ancak, bazen çeşitli sebeplerle taraflardan biri, bildirdiği bu tanıktan vazgeçmek isteyebilir. Bu durum, “Tanıktan Vazgeçme, Vazgeçilen Tanık Dinlenir Mi?” sorusunu akıllara getirir. Bu makalede, tanıktan vazgeçme sürecine ve buna bağlı olarak ortaya çıkabilecek hukuki sonuçlara derinlemesine bir bakış atacağım. Tanığın dinlenip dinlenmemesi, karşı tarafın muvafakatine bağlı mıdır, yoksa mahkemenin takdirine mi kalmıştır? Ayrıca, vazgeçilen tanık, vazgeçmeye rağmen karşı taraf aleyhine dinlenebilir mi konusuna değineceğim.

Yargıtay kararlarından örneklerle, tanıktan vazgeçmenin nedenleri, usulü ve sonuçlarına dair kapsamlı bir çerçeve sunarken, hukuk muhakemeleri kanunu çerçevesinde bu durumun nasıl ele alındığını inceleyeceğim.

Tanık Delilinden Vazgeçilmesinin Amacı

Bir tarafın, sunduğu tanıktan vazgeçmek istemesinin çeşitli nedenleri olabilir; örneğin, tanığın ifadesinin dava açısından önemini yitirmesi, tanığın bulunamaması ya da tarafların uzlaşmaya varması gibi. Taraf, tanığın ifadesinin kendisine hukuki açıdan zarar verebileceğini düşünerek, bu tanığın dinlenmesini tercih etmeyebilir. Diğer bir neden ise, tarafın kendi iddiasını diğer kanıtlarla ya da sunduğu diğer tanıklar sayesinde yeterince ispatladığını düşünmesi ve bu yüzden tanık dinletmeyerek davanın daha çabuk sonuçlanmasını sağlamak istemesi olabilir.

Tanıktan Vazgeçme Süreci

Tanıktan vazgeçme işlemi, tarafların kendi aralarında yapmış olduğu (iki taraflı) bir işlem olmayıp, tarafın yazılı veya sözlü olarak en geç tanığın dinlendiği esnada mahkemeye yöneltmesi gereken bir işlemdir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 196. maddesine göre, bir tarafın tanıktan vazgeçebilmesi için karşı tarafın açık izninin gerekli olduğu belirtilmektedir​​. Yani, bir tarafın sunduğu tanıktan vazgeçmesi karşı tarafın muvafakatine bağlıdır. Vazgeçmeye ilişkin beyanının yazılı veya sözlü olarak mahkemeye yöneltilmesinden sonra, karşı tarafa vazgeçme işlemine izin verip vermediği sorulur ve karşı tarafın onayıyla delilden vazgeçilmiş olur.

Söz konusu maddeye göre, “Delil gösteren taraf, karşı tarafın açık izni olmadıkça, o delile dayanmaktan vazgeçemez.” Göreceğiniz üzere madde metninde vazgeçilecek deliller yönünden bir sınırlandırma mevcut değildir. Dolayısıyla bu madde kapsamında tanık delilinden de vazgeçilmesi mümkündür.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 196 - Delilden Vazgeçme

Madde 196: (1) Delil gösteren taraf, karşı tarafın açık izni olmadıkça, o delile dayanmaktan vazgeçemez.

Tanık Delilinden Vazgeçilmesinin Şartları

  • Yazılı veya sözlü talep edilmelidir: Tanık delilinden vazgeçilmesi işlemi yazılı veya tutanağa geçirilmek şartıyla duruşmada sözlü olarak (HMK m. 154/3) yapılabilir.
  • Tanığın dinlenme işlemi sona erene dek vazgeçme yapılabilir: Vazgeçme tanık dinlendikten sonra yapılamaz. Başka bir deyişle, tanık dinlendikten sonra beyanları ortak dava malzemesi haline gelir. Bu nedenle tanık dinlendikten sonra karşı tarafın muvafakati olmadan tanığın beyanlarının hükme esas alınmaması talep edilemez.
  • Karşı Taraf İzin Vermelidir: Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 196. maddesine göre, delilden vazgeçme ancak karşı tarafın izniyle mümkündür. Dolayısıyla karşı taraf rıza göstermedikçe, tanık delilinden vazgeçmek mümkün değildir.

Vazgeçme için avukata özel yetki verilmesi gerekir mi?

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 74. maddesinde, delilden vazgeçme, vekaletnamede özel yetki verilmesini gerektiren bir durum olarak sayılmamıştır. Dolayısıyla vekil, vekâletnamede özel bir yetkiye ihtiyaç duymaksızın tanık delilinden vazgeçebilir.

Sadece belirli bir vakıaya yönelik tanığın beyanlarından vazgeçilebilir mi?

Taraflardan biri, göstermiş olduğu tanığın çekişmeli olan birden fazla vakıanın ispatında bilgisine başvurulacağını bildirebilir. Örneğin, davacı, iddiasına dayanak olan -a- ve -b- vakıalarını ispatlamak için (T)’yi tanık olarak göstermiş olsun. Daha sonra, davacı, (T)’yi, -b- vakıasının ispatı için dinletmek istemeyip, sadece -a- vakıası ile sınırlı olmak üzere dinletmek isteyebilir. Böyle bir durumda, karşı taraf  da bu vazgeçmeye izin verirse, -b- vakıası bakımından tanık delilinden vazgeçilmiş olur40. Dolayısıyla (T) artık sadece -a- vakıasının ispatı amacıyla dinlenebilir.

Tanığa soru kağıdı gönderilirse vazgeçme nasıl olur?

Tanık delilinden vazgeçilmesi için tanığa soru kağıdı gönderilmiş olması bir engel teşkil etmez. Tanığın yazılı yanıtları mahkemeye ulaşana dek tanık delilinden vazgeçmek mümkündür.

Tanığın duruşmada dinlenmesi esnasında tanıktan vazgeçme mümkün mü?

Evet, tanığın ifadesinin alınması sırasında bile tanıktan vazgeçmek mümkündür. Hukukumuz, tanığın dinlenilmesi tamamlanıncaya ve tanık ifadesinin yer aldığı tutanağın imzalanmasına (Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 261/5) kadar tanık delilinden vazgeçilmesine izin vermektedir. Tanığın ifadesi, bu ifadenin tutanağa geçirilip imzalanmadığı sürece resmi bir tanık beyanı olarak kabul edilmez. Bu nedenle, imza atılana kadar vazgeçmek her zaman mümkündür. Ancak, tanığın dinlenmesi sona ermiş ve tutanağa imza atılmışsa, o andan itibaren tanık delilinden vazgeçilmesi mümkün olmaz.

Karşı Tarafın Rolü

Bir taraf, kendi bildirdiği tanığı dinletmekten vazgeçse bile, karşı taraf bu tanığın ifadesinin alınmasını isteyebilir. Bu durumda, vazgeçmeye rıza göstermeyen taraf, bu tanığı kendi tanığı olarak dinletmiş sayılır.

Vazgeçmeyi kabul etmeyen ve tanığı dinletmek isteyen taraf için, önceden vazgeçilmiş bu tanığın, kendi tanık listesinde olup olmaması önemli değildir ve bu, tanık listesine yeni bir tanık eklemek (ikinci tanık listesi) olarak kabul edilmez. Taraflar, tanık listelerini hazırlarken, bazı tanıkların zaten karşı tarafın listesinde bulunabileceğini düşünerek, bu tanıkları kendi listelerine eklemeyebilirler. Ancak, mahkemenin kendiliğinden, tarafların vazgeçtiği bir tanığı dinlemeye karar vermesi mümkün değildir.

Vazgeçmenin Mümkün Olmadığı Durumlar

Resen araştırma ilkesine tabi olan durumlarda (velayet davaları, soybağı ve nüfus davaları gibi), hakimin de dava malzemesini yargılamaya getirme konusunda yetkili ve görevli olduğunu unutmamak gerekir. Bu tür yargılamalarda, tanık delilinden vazgeçilmesi, hakim tarafından kabul edilmeyebilir çünkü hakim bu tür kamu düzenini ilgilendiren davalarda, tarafların sunduğu delillere bağlı kalmaksızın, davanın gerektirdiği tüm delillere kendiliğinden başvurma yetkisine sahiptir. Bu durumda, hakim, uyuşmazlığın aydınlatılması için gerekli gördüğü takdirde, vazgeçilmek istenen tanığın dinlenmesine karar verebilir.

Yargıtay Kararları

Yargıtay kararları, hukuki uygulamaların nasıl yorumlanıp, uygulanması gerektiği konusunda önemli örnekler sunar. “Tanıktan Vazgeçme” konusunda da Yargıtay’ın vermiş olduğu kararlar yol gösterici niteliktedir:

  • HMK Madde 196 Tanık Delilini De Kapsar: Belirtmek gerekir ki, HMK’nın 196’ncı maddesinde yer alan hükmün tanık delilini de kapsadığı hususunda tereddüt bulunmamaktadır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas: 2016/325 – Karar: 2019/883)
  • Karşı Tarafın Muvafakati Olmadıkça Hakim Resen Tanık Dinlemekten Vazgeçemez: Tanıkların ne şekilde ve kimin lehine beyanda bulunacakları ancak dinlendikten sonra bilinebileceğinden bu madde hükmüne göre göre mahkemede karşı tarafın açık muvafakati olmadıkça, resen tanık dinlemekten vazgeçemez (Gaziantep BAM Esas: 2017/348 – Karar: 2017/355)
  • Karşı Taraf Vazgeçmeyi Kabul Ederse Mevcut Delil Durumuna Göre Karar Verilir: Yargılama sırasında davacı vekili, anılan tanığın dinlenilmesinden vazgeçtiğini beyan ettiğinden, mahkemece davalı tarafa 6100 sayılı HMK’nın 196. maddesi uyarınca tanığın dinlenilmesinden vazgeçilmesine açıkça izin verip  vermediği sorulmalı, vazgeçmeyi kabul etmediği takdirde 6100 sayılı HMK’nın 243 ve devamı maddeleri uyarınca anılan tanık dinlenildikten sonra tüm dosya içeriği birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmeli, vazgeçmeyi kabul etmesi halinde ise mevcut delil durumuna göre sonuca gidilmelidir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas: 2016/325 – Karar: 2019/883)
  • Karşı Taraf Vazgeçmeye Muvafakat Ederse Tanıklar Dinlenemez: Davalı vekilinin 15.12.2016  havale tarihli dilekçesi ile davacının tanık delilinden vazgeçme talebine muvafakat ettiğine dair beyanda bulunduğu anlaşılmıştır. Mahkemece bozma ilamından önce yapılan yargılamada dinlenilmesinden vazgeçilen tanıkların, bozma ilamından sonra  yapılan yargılamada çağrılıp beyanları alınarak, bu beyanlara itibar edilmesi usul kurallarına aykırıdır. (Yargıtay 22. Hukuk Dairesi Esas: 2017/45381 – Karar: 2018/1957)

Tanık Dinletmekten Vazgeçme Dilekçesi

Tanık dinletmekten vazgeçmek isteyen tarafın, mahkemeye bu yönde sözlü veya yazılı beyan dilekçesi sunması gerekmektedir. Bu dilekçede, vazgeçme sebepleri ve ilgili hukuki maddeler detaylı bir şekilde açıklanmalıdır​​.

[İl/İlçe] [İlgili Mahkemesine]

Dosya No: [Dosya Numarası] [İsim]
[Adres]

Konu: Tanık Dinletmekten Vazgeçme Talebi

Sayın Hakim,

Ben, [Adınız Soyadınız], [Dosya Numarası] numaralı ve [Mahkeme Adı]’nde görülmekte olan dava dosyasında [Davacı/Davalı] olarak yer almaktayım. İşbu dilekçemin konusu, davam kapsamında daha önce sunmuş olduğum tanık listesinde yer alan [Tanık Adı Soyadı] isimli tanığın dinlenilmesinden vazgeçme talebimdir.

Dava sürecinin ilerleyişi ve delillerin değerlendirilmesi neticesinde, [Tanık Adı Soyadı] isimli tanığın ifadesine başvurulmasının, davanın mevcut aşamasında gereksiz olduğuna ve süreci uzatacağına kanaat getirmiş bulunmaktayım. Bu sebeple, adaletin hızlı ve etkili bir şekilde tecelli edebilmesi adına, anılan tanığın dinlenilmemesi ve bu tanık üzerinden herhangi bir işlem yapılmasının engellenmesini talep ediyorum.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ilgili maddeleri uyarınca, tanık dinletmekten vazgeçme hakkımın kabulünü ve bu yönde gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ve talep ederim.

[Adınız Soyadınız] [İmzanız] [Tarih]

Sonuç

Tanıktan vazgeçme eyleminin sonuçları, vazgeçme zamanına bağlı olarak değişiklik gösterir. Vazgeçme işlemi, eğer tanığın dinleneceği duruşmadan önce yapılırsa, bu durumda karşı tarafın izni alınarak tanık artık dinlenemez. Eğer vazgeçme, tanığa davetiye gönderildikten sonra fakat henüz tanık dinlenilmeden önce gerçekleşirse, bu durumda gönderilen davetiye iptal edilir ve tanık mahkemeye çağrılmaz. Tanığın ifadesine yazılı olarak başvurulmuş ve tanığın cevapları mahkemeye ulaşmadan önce vazgeçilmişse, tanığın daha sonra mahkemeye ulaşan cevapları dikkate alınmaz. Tanık delilinden vazgeçme kararı verilirken, sürecin tüm yönleri dikkatle değerlendirilmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Vazgeçilen tanık dinlenir mi?

Vazgeçilen tanık, karşı tarafın izni olmak koşuluyla artık yargılama sürecinde dinlenmez.

Karşı tarafın rızası olmadan tanıktan nasıl vazgeçilir?

Karşı tarafın rızası olmadan tanıktan vazgeçmek, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre mümkün değildir. Tanık delilinden vazgeçmek için karşı tarafın açık rızası gereklidir. Ancak, mahkemenin kararıyla, bazı durumlarda, özellikle tanığın ifadesinin dava için önemsiz olduğu anlaşıldığında, karşı tarafın rızası aranmadan hakimin de tanıktan vazgeçmesi mümkündür.

Eski HUMK Kıyaslaması

  • Benzer düzenleme mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 307. maddesinde de mevcuttu. Bu düzenlemeye göre, delili ibraz eden taraf hasmın muvafakati olmadıkça ona istinatten sarfınazar edemez.

Tanık Delilinin Vazgeçme Kapsamında Kalması

  • Kanun’da delilden vazgeçmeye ilişkin  196. madde, Kanunu’nun “ispat ve deliller” başlıklı dördüncü kısmının “genel hükümler” bölümünde yer almaktadır. Bu nedenle söz konusu maddenin tüm deliller için geçerli olduğu konusunda artık bir tereddüt bulunmamaktadır. Nitekim bu husus madde gerekçesinde de açıkça vurgulanmıştır.

Karşı Tarafın İzninin Aranmasının Mantığı

  • Delilden vazgeçmenin sadece karşı tarafın izni ile yapılmasına ilişkin düzenleme isabetlidir. Çünkü bir vakıanın onu ileri süren taraf aleyhine kullanılabilmesinde olduğu gibi, ileri sürülen bir delil de onu ileri süren tarafın aleyhine (karşı tarafın lehine) kullanılabilir. Dolayısıyla ileri sürülen delilinin yargılamaya getirilmesini istemekte karşı tarafın da menfaati bulunabilir. Bu kapsamda tanık delilinden vazgeçmeye ilişkin beyanın yapılmasına rağmen karşı taraf o tanığın dinlenilmesi isteyebilir. Zira tanığın ilgili vakıa hakkında ne yönde bir beyanda bulunacağı mahkemede dinlendiği sırada ortaya çıkacaktır.

Tanık Delilinden Susarak Vazgeçme

  • Tanık delilinden zımni olarak da vazgeçilebilir. Örneğin, tanığın kendisi tanıklık yapmaktan çekinme sebebinin bulunduğunu belirterek  (HMK m. 248) tanıklık yapmak istemediğini beyan eder ve bu beyana tanığı gösteren tarafça karşı çıkılmazsa, tanık delilinden vazgeçilmiş olduğu kabul edilir. Buna karşılık, tanığı gösteren tarafın tanığın dinleneceği oturuma katılmaması, onun tanık delilinden zımnen vazgeçtiği anlamına gelmez.

Vazgeçme O Andaysa, Tutanağa Yazılanlar İmzalanır Mı?

  • Alman hukukunda, söz konusu beyanların mahkemece dikkate alınmaması gerektiği kabul edilmektedir. Hukukumuz bakımından da aynı sonuca varılmalıdır. Nitekim Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 261. maddesinin beşinci fıkrasına göre, tanığın sözleri tutanağa yazılarak önünde okunur ve tutanağın altı kendisine imza ettirilir. Söz konusu tutanak imzalanmadıkça tanığın mahkemede söyledikleri tanık beyanı olarak kabul edilemez. Tanık beyanı olarak kabul edilemeyen şeylerin mahkemece dikkate alınması ise mümkün değildir.

Vazgeçme Feragat Anlamına Gelmez

  • Tanık delilinden vazgeçilmesi ile o delilden “feragat” edilmeyip, sadece o tanığın dinlenilmesi talebi, karşı tarafın rızasıyla “geri alınmış” olur. Dolayısıyla vazgeçilen tanığa aynı konuda tekrar dayanılması kural olarak mümkündür. Ne var ki, söz konusu ihtimalde sonradan delil gösterilmesine ilişkin düzenlemelerin (HMK m. 145) ayrıca dikkate alınması gerekir.

Vazgeçilen Tanığa İstinafta Tekrar Dayanılması Mümkün Değildir

  • Bilakis istinaf yargılaması, yeni bir yargılama olmayıp, ilk derece yargılamasının devamı olduğuna ve HMK md. 357/1 uyarınca yeni delil gösterilmesi kural olarak mümkün olmadığına göre, ilk derece yargılamasında vazgeçilen tanık deliline istinaf yargılamasında tekrar dayanılması mümkün değildir.

İlgili Kanunlar

Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. 2016 yılından bu yana Merkezi Adana'da bulunan ve kurucusu olduğu İncekaş Hukuk Bürosu'nda çalışmaktadır. Yüksek lisans derecesi ile hukuk eğitimini tamamladıktan sonra bu alanda birçok farklı çalışma yürütmüştür. Özellikle aile hukuku, boşanma, velayet davaları, çocuk hakları, ceza davaları, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul, miras ve iş hukuku gibi alanlarda uzmandır. Saim İncekaş, sadece Adana Barosu'nda değil, aynı zamanda Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi dernek ve kuruluşlarda da aktif olarak görev almaktadır. Bu sayede, hukukun evrenselliği konusundaki farkındalık ve hukuk sistemine olan güveni arttırmaya yönelik birçok çalışmada yer almaktadır. Randevu ve Ön Görüşme İçin WhatsApp Üzerinden Hemen İletişime Geçin

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir