İçeriğe geç

Mahkemeler Arasındaki İş Dağılımı Nasıl Gerçekleşir?

Kısa Cevap: Mahkemeler arasındaki iş dağılımı, aynı yerdeki aynı türden mahkemeler arasında dava ve işlerin paylaştırılmasıdır. Dava dilekçesi tevzi bürosuna verildiğinde ya da UYAP üzerinden gönderildiğinde, numaralı mahkemelerden birine tevzi ve varsa ihtisas kurallarına göre dağıtılır ve o mahkemenin esas kaydına girer; taraflar numaralı mahkemeyi seçemez. Görev, yetki ve iş dağılımı ayrı konulardır; asliye hukuk ile asliye ticaret mahkemesi arasındaki ilişki ise görev ilişkisidir.

Tevzi:
Dosya puanlama yöntemiyle dağıtılır ve düştüğü mahkemenin esas numarasını alır
Yanlış tevzi:
Yalnız dağıtım hatasında görevsizlik değil gönderme kararı verilir; görev uyuşmazlığı ayrıdır
Asliye ticaret:
1 Temmuz 2012’den sonra açılan davalarda asliye hukukla ilişkisi görevdir; HMK’deki iş bölümü itirazı 2020’de kaldırıldı
Bölmeli körüklü dosyanın önünde Mahkemeler Arasındaki İş Dağılımı başlığı ve Av. Saim İncekaş, Adana imzası.
Bölmeli körüklü dosyanın önünde Mahkemeler Arasındaki İş Dağılımı başlığı ve Av. Saim İncekaş, Adana imzası.

Adana Adliyesinde asliye hukuk mahkemesinde görülecek bir dava açtığınızda dosya, numaralı asliye hukuk mahkemelerinden birine, örneğin Adana 7. Asliye Hukuk Mahkemesine düşer; bu numarayı ne davacı ne de davalı seçer. Davanın bu şekilde dağıtılmasına adliyede tevzi, aynı türden mahkemeler arasında işlerin paylaştırılmasına da mahkemeler arasındaki iş dağılımı denir. Anlatılanlar ağırlıkla hukuk mahkemeleri içindir; ceza mahkemelerindeki kural ayrıca belirtilmiştir.

Mahkemeler Arasında İş Dağılımı Ne Demektir?

Mahkemeler arasında iş dağılımı, aynı yerde bulunan aynı türden mahkemelerin gelen davaları kendi aralarında paylaşmasıdır. Görev davanın hangi tür mahkemede, yetki hangi yerdeki mahkemede görüleceğini belirler; iş dağılımı ise o yerdeki aynı türden mahkemelerden hangisinin davaya bakacağını gösterir. Dosyanın bir mahkemeye tevzi edilmesi, o mahkemenin görev ve yetki yönünden yapacağı incelemenin yerini tutmaz.

Dayanağı 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 5. maddesinin beşinci fıkrasıdır: iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde hukuk mahkemelerinin birden fazla dairesi oluşturulabilir ve bu daireler numaralandırılır. Adana 1. Asliye Hukuk Mahkemesi ile Adana 2. Asliye Hukuk Mahkemesi aynı türden, ayrı numaralar taşıyan mahkemelerdir; hangisinin hangi dosyaya bakacağını tevzi ve varsa ihtisas kuralları belirler. Kanun dağıtımın sonucunu da bağlar: “Daireler, tevzi edilen davalara bakmak zorundadır.” Üç kavramın farkı ve kurala aykırılığın sonucu şöyledir:

KavramNeyi belirler?Kurala aykırılıkta ne olur?
GörevDavanın hangi tür mahkemede görüleceğiniDava şartıdır; mahkeme her aşamada kendiliğinden gözetir, görevsizlik kararı verir
YetkiDavanın hangi yerdeki mahkemede görüleceğiniKesin yetki dava şartıdır; öteki hallerde yetki itirazı, yetkili mahkeme de gösterilerek cevap dilekçesinde ileri sürülür, ileri sürülmezse mahkeme yetkili hale gelir
İş dağılımıO yerdeki aynı türden mahkemelerden hangisinin bakacağınıTevziden doğan uyuşmazlığı başvuru üzerine adalet komisyonu başkanı çözer; yalnız dağıtım hatasında mahkeme gönderme kararı verir, görev uyuşmazlığı ayrıdır

Dava Hangi Numaralı Mahkemeye Düşer?

Dava, dilekçe kaydedilip tevzi edildiğinde o yerdeki aynı türden mahkemelerden birine elektronik ortamda dağıtılır; hangi numaralı mahkemeye düşeceğini taraflar değil bu dağıtım belirler. Kural, Adalet Bakanlığının 2015 tarihli yazı işleri yönetmeliğindedir ve süreç üç adımda işler:

  • Başvuru: dilekçe adliyenin tevzi bürosuna, ön bürosuna ya da tevzi işiyle görevlendirilen personele verilir (m.197/1). Elektronik ortamda avukatlar UYAP Avukat Bilgi Sistemi, gerçek kişiler UYAP Vatandaş Bilgi Sistemi, tüzel kişi temsilcileri de UYAP Kurum Bilgi Sistemi üzerinden, güvenli elektronik imzayla dava açabilir (m.197/8 ve m.197/9).
  • Dağıtım: harca tabi davalarda harç ve gider avansı, harca tabi olmayan davalarda gider avansı alındıktan sonra dilekçe tevzi edilir (m.197/2). Tevzi, işlerin niteliği ve kapsamı dikkate alınarak görev, yetki ve iş bölümü esaslarına göre elektronik ortamda yapılır (m.4); puanlama yöntemiyle her mahkemeye eşit puanda dava ve iş gönderilmesi sağlanır (m.199/1).
  • Kayıt: dosya, gönderildiği mahkemenin esas kaydından numara alır ve başvurana, davanın hangi mahkemeye gönderildiğini gösteren tevzi formu verilir (m.197/2 ve m.197/3). Dava, dilekçenin tevzi edilerek kaydedildiği tarihte açılmış sayılır (m.197/5; HMK m.118/1).

Adana Adliyesinde hukuk mahkemelerinin ayrı bir ön bürosu ve tevzi bürosu vardır. Dosyanız bir mahkemeye düştükten sonra kaleme ulaşmanız gerekirse Adana Adliyesi mahkemelerinin iletişim ve dahili telefon numaralarını rehberimizde bulabilirsiniz.

Taraflar Davanın Hangi Numaralı Mahkemeye Düşeceğini Seçebilir mi?

Hayır. Taraflar, aynı yerdeki aynı türden mahkemeler arasından belirli bir numaralı mahkemeyi seçemez; dağıtım tevzi ve varsa ihtisas kurallarına göre yapılır ve daireler kendilerine tevzi edilen davalara bakmak zorundadır (5235 sayılı Kanun m.5/5). Davanın hangi yerde açılacağını ise taraflar yetki kuralları içinde etkileyebilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da eski Ticaret Kanunu dönemindeki iş bölümünü anlatırken, aynı yerdeki birden fazla asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişkinin gerçekte bir iç ilişki olduğunu ve tarafların davanın aynı yerdeki başka bir asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği yönünde iş bölümü itirazında bulunamayacağını belirtmiştir (07.02.2024, E. 2023/604, K. 2024/70). Bu, dağıtımın denetimsiz olduğu anlamına gelmez: dava ve işlerin tevziinden doğan uyuşmazlıkları, başvuru üzerine adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonu başkanı tevzi kriterlerine göre karara bağlar (Yönetmelik m.199/2).

Dosya Numarasındaki Esas ve D. İş Ne Anlama Gelir?

Esas numarası davanın, uygulamada “D. İş” diye kısaltılan değişik iş numarası ise esas kaydına girmeyen bir talebin numarasıdır; mahkemenin kararı da ayrı bir numara alır. Yönetmeliğe göre:

  • Esas: davaların aşamalarının işlendiği kayıttır; dava, kendisine düştüğü mahkemenin esas kaydından numara alır (m.172).
  • Değişik iş: öteki kayıtlarda tutulması gerekmeyen ihtiyati tedbir, delil tespiti gibi karar ve işlemlerin tutulduğu kayıttır (m.177).
  • Karar: mahkemenin verdiği hüküm ve kararlar ayrı bir karar kaydında kendi sıra numarasıyla tutulur (m.173); bu yüzden bir dosyada esas numarasının yanında ayrı bir karar numarası görürsünüz.
Dosyanızı birlikte değerlendirelim.Hemen Ara

Hakimler ve Savcılar Kurulunun İhtisas Kararları Dağıtımı Nasıl Etkiler?

Kurul, aynı yerdeki aynı türden mahkemelerden bazılarını belirli davalara ayırabilir; o yerde bu davalar belirlenen mahkemelere dağıtılır. Dayanak 5235 sayılı Kanun’un 5. maddesinin beşinci fıkrasıdır: özel kanunlarda başka hüküm yoksa, ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak daireler arasındaki iş dağılımı Kurul tarafından belirlenebilir ve bu kararlar Resmi Gazete’de yayımlanır.

Hukuk mahkemelerinde bugün uygulanan başlıca kararlar Kurul Birinci Dairesinin 25.11.2021 tarihli kararlarıdır (Resmi Gazete, 30.11.2021, sayı 31675; uygulama 15.12.2021’den beri). Bu kararlar ihtisas mahkemesini o yerdeki mahkeme sayısına göre belirler: kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma davaları asliye hukuk mahkemelerinin, asliye ticaret mahkemesinin görev alanına giren bankacılık, finansal kiralama ve sermaye piyasası gibi finans uyuşmazlıkları da asliye ticaret mahkemelerinin belirli numaralı dairelerine verilir (1234 ve 1232 sayılı kararlar). İflas ve konkordato işleri için de 2018’den beri ayrı bir ihtisas kararı vardır (538 sayılı karar).

Kurul 2021 kararlarında iki kural daha koydu: 15.12.2021’den önce açılmış ve görülmekte olan davalar iş bölümüne dayanılarak ihtisas mahkemesine gönderilmez; ihtisas mahkemesine de dosya sayısına göre genel tevziden iş verilmeye devam edilir. Kurul, 16.07.2026 tarihli ve 1506 sayılı kararında bu kararların 25.11.2021’deki mahkeme sayılarına göre uygulanmasını, sonradan açılan mahkemelerin hesaba katılmamasını kararlaştırdı. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi de finans ihtisasına ilişkin kararın mahkemelerin görevine değil, daireler arasındaki iş dağılımına ilişkin olduğunu belirtmiştir (16.10.2023, E. 2023/4482, K. 2023/5883).

Ceza Mahkemelerinde İş Dağılımı Nasıl Yapılır?

Ceza mahkemelerinde de aynı kural geçerlidir: iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde birden fazla daire oluşturulabilir, daireler numaralandırılır ve tevzi edilen davalara bakmakla yükümlüdür; Kurul ihtisaslaşma için daireler arasındaki iş dağılımını belirleyebilir ve bu kararlar da Resmi Gazete’de yayımlanır (5235 sayılı Kanun m.9).

Ceza mahkemeleri için kanun bir güvence daha koyar: Kurulun iş dağılımını yaptığı tarihte görülmekte olan davalarda daireler, dosyaları iş bölümü gerekçesiyle başka bir daireye gönderemez. Yani yeni bir ihtisas kararı, sürmekte olan bir ceza davasını sırf bu gerekçeyle başka mahkemeye taşımaz.

Mahkeme Kendisine Düşen Davayı Başka Numaralı Mahkemeye Gönderebilir mi?

Kural olarak hayır. Kanun dairelerin tevzi edilen davalara bakmak zorunda olduğunu söyler (5235 sayılı Kanun m.5/5); kendisine dava düşen mahkeme, iş yükünün fazlalığını ileri sürerek dosyayı başka numaralı mahkemeye gönderemez. Burada iki durumu ayırmak gerekir: bağlantılı davaların birleştirilmesi ve görev uyuşmazlığı oluşturmayan yanlış tevzi.

Bağlantılı Davalar Aynı Mahkemede Birleştirilebilir mi?

Evet. Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı varsa, davanın her aşamasında, talep üzerine ya da kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir (HMK m.166/1). Davaların aynı ya da birbirine benzer sebeplerden doğması veya birinde verilecek hükmün ötekini etkileyecek nitelikte olması halinde bağlantı var sayılır (HMK m.166/4).

İlk davanın açıldığı mahkeme birleştirme kararının kesinleşmesinden itibaren bununla bağlıdır; bu karara karşı yalnız istinaf yoluna başvurulabilir (HMK m.166/1 ve m.168/1, 7589 sayılı Kanun’la 2026’da değişik).

Dava Yanlış Daireye Dağıtılırsa Ne Olur?

Yalnız bir dağıtım hatası varsa dosya, doğru daireye tevzi edilmek üzere tevzi bürosuna gönderilir. Örneğin Kurulun 1232 sayılı kararı kapsamındaki bir finans uyuşmazlığı, belirlenen daire yerine aynı yerdeki başka bir asliye ticaret mahkemesine düşmüşse durum budur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi bu işlemi teknik anlamda bir görevsizlik kararı değil, gönderme kararı saymıştır (16.10.2023, E. 2023/4482, K. 2023/5883). Bu işlem HMK m.20 anlamında bir görevsizlik kararı olmadığından, o maddedeki iki haftalık başvuru süresine bağlı değildir.

Kurulun bir asliye hukuk mahkemesini aile ya da tüketici mahkemesi sıfatıyla görevlendirdiği hallerde iki durum birbirinden ayrılır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin incelediği olayda davanın aile davası olduğu tartışmasızdı ve dosya, Kurulun aile davaları için belirlediği mahkemeye tevzi edilmek üzere gönderilmişti; Daire bu işlemi hataen yapılan tevzinin düzeltilmesine yönelik bir gönderme kararı saymış ve davanın HMK m.20’ye dayanılarak açılmamış sayılmasını doğru bulmamıştır (27.11.2025, E. 2025/7723, K. 2025/10408). Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin incelediği olayda ise mahkemeler işin tüketici işlemi olup olmadığında, yani görevin kendisinde ayrışmış ve karşılıklı görevsizlik kararı vermişti; Daire gerçek bir görev uyuşmazlığı bulunduğunu kabul ederek yargı yeri belirlenmesine gidilmesi gerektiğini belirtmiştir (22.06.2026, E. 2026/12012, K. 2026/11786).

İş Dağılımı ile İş Bölümü Aynı Şey midir?

Her zaman değil: iki terim mevzuatta ve yargı kararlarında kimi zaman aynı, kimi zaman farklı anlamda kullanılır; hangi mahkemeler arasındaki ilişkinin anlatıldığına bakmak gerekir. Örneğin 5235 sayılı Kanun’un ceza mahkemelerine ilişkin 9. maddesi aynı fıkrada hem “iş dağılımı” hem “iş bölümü” der; Kurulun 2021 ihtisas kararları da “iş bölümüne dayanılarak” gönderme yasağından söz eder. Yargıtay da Kurulun belirlediği dağılımı kimi kararlarında “iş dağılımı”, kimi kararlarında “iş bölümü” diye anar (örneğin Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 16.10.2023, E. 2023/4482, K. 2023/5883; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 27.11.2025, E. 2025/7723, K. 2025/10408).

Kavram karışıklığı eski düzenden de gelir. Eski Türk Ticaret Kanunu (6762 sayılı) döneminde asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemesi arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisiydi ve iş bölümü itirazı ilk itiraz olarak ileri sürülürdü (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 07.02.2024, E. 2023/604, K. 2024/70). Bugün bu ilişki görevdir; ayrıntısı “Asliye Hukuk ile Asliye Ticaret Mahkemesi Arasındaki İlişki Nedir?” bölümündedir.

Asliye Hukuk ile Asliye Ticaret Mahkemesi Arasındaki İlişki Nedir?

Asliye hukuk mahkemesi ile asliye ticaret mahkemesi arasındaki ilişki görev ilişkisidir. Bunu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesinin üçüncü fıkrası, 6335 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle açıkça söyler: “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır.” Hüküm, Kanun’la birlikte 1 Temmuz 2012’de yürürlüğe girdi; bu tarihten önce açılmış davalarda eski Kanun’un iş bölümü düzeni uygulanmaya devam eder (TTK geçici m.9).

Mahkemelerin görevi ancak kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir (HMK m.1). Mahkemenin görevli olması dava şartıdır (HMK m.114/1-c); mahkeme bunu davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır, taraflar da görev noksanlığını her zaman ileri sürebilir (HMK m.115/1). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da TTK m.5/3 gereğince bu ilişkinin görev ilişkisine dönüştüğünü ve uyuşmazlığa göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanacağını belirtir (07.02.2024, E. 2023/604, K. 2024/70).

İş Bölümü İtirazı Hala İleri Sürülebilir mi?

Hayır. Asliye hukuk ile asliye ticaret mahkemesi arasında, 1 Temmuz 2012’den sonra açılan davalarda ileri sürülecek olan iş bölümü itirazı değil, görev itirazıdır; daha önce açılmış davalar için geçiş hükmü saklıdır. HMK yürürlüğe girdiğinde iş bölümü itirazını ilk itirazlar arasında sayıyordu (m.116/1-c: “İş bölümü itirazı.”); bu bent de 7251 sayılı Kanun’un 8. maddesiyle 2020’de yürürlükten kaldırıldı. Bugün ilk itirazlar, kesin yetki kuralının bulunmadığı hallerde yetki itirazı ile uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesi gerektiği itirazıdır (HMK m.116/1).

İlk itirazların hepsi cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır, aksi halde dinlenmez (HMK m.117/1). Görev ise bu süreye bağlı değildir: davalı cevap dilekçesinde görevden hiç söz etmemiş olsa bile ilk derece mahkemesi, istinafta bölge adliye mahkemesi, temyizde Yargıtay görevi kendiliğinden gözetir (HMK m.115/1 ve m.355/1; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 26.04.2023, E. 2023/151, K. 2023/367).

Hangi Davalar Asliye Ticaret Mahkemesinde Görülür?

Asliye ticaret mahkemesi, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakar (TTK m.5/1). Ticari davaları başta TTK m.4/1 belirler: her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan davalar ticaridir; taraflardan biri tacir değilse ya da uyuşmazlık birinin ticari işletmesini ilgilendirmiyorsa dava bu yoldan ticari sayılmaz. Kanunun saydığı bazı alanlardan doğan davalar ise tarafların tacir olup olmadığına bakılmadan ticaridir; bunların arasında Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen konular ile bankalara, kredi kuruluşlarına ve finansal kurumlara ilişkin düzenlemeler vardır. Bazı özel kanunlar da böyle bir kural koyar (örneğin 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu m.99).

Listedeki her dava da asliye ticaret mahkemesinde görülmez; TTK m.5/1’deki “aksine hüküm bulunmadıkça” kaydı burada önemlidir. Tüketici işlemlerinden doğan davalarda, işlem bankacılık mevzuatında düzenlenmiş olsa bile tüketici mahkemesi görevlidir; tüketici hakem heyetinin görev alanı saklıdır (6502 sayılı Kanun m.68, m.73 ve m.83). Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamındaki hukuk davalarında görevli mahkeme fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesidir; bu mahkemenin kurulmadığı yerlerde bu davalara bakacak asliye hukuk mahkemesini ve yargı çevresini Kurul belirler (6769 sayılı Kanun m.156/1).

Asliye Ticaret Mahkemesi Olmayan Yerde Ticari Dava Nerede Görülür?

Yargı çevresinde asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerde ticari davaya asliye hukuk mahkemesi bakar; uygulamada bu davalara asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla bakılır. TTK m.5/4’e göre asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yargı çevresindeki bir ticari davada görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez; asliye hukuk mahkemesi davaya devam eder. Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna göre böyle bir yerde dava dilekçesinde ticaret mahkemesi sıfatıyla dava açıldığından söz edilmemesi ya da mahkemenin bu sıfatla baktığına dair ara karar vermemiş olması, hükmün görev yönünden bozulmasını gerektirmez (20.01.2022, E. 2020/254, K. 2022/29). Kurul Birinci Dairesi de asliye ticaret mahkemesi kurulmamış ya da yargı çevresi böyle bir mahkemeye bağlanmamış yerlerde, üç veya daha fazla asliye hukuk mahkemesi varsa bu davalara hangi numaralı asliye hukuk mahkemesinin bakacağını belirlemiştir (25.11.2021, 1235 sayılı karar).

Adana asliye ticaret mahkemelerinin yargı çevresi, Kurul Genel Kurulunun 07.07.2021 tarihli ve 608 sayılı kararı uyarınca 01.09.2021’den beri Adana ilinin mülki sınırlarıdır. Bu yüzden bir Adana ilçesinde ayrı asliye ticaret mahkemesi bulunmaması, tek başına ticari davanın o ilçedeki asliye hukuk mahkemesinde açılmasını gerektirmez; somut uyuşmazlıkta görev ve yetki kuralları ayrıca değerlendirilir.

Dava Görevli Olmayan Mahkemede Açılırsa Ne Olur?

Dava görevli olmayan, yani yanlış türden bir mahkemede açılmışsa mahkeme görevsizlik kararı verir; dosya, taraflardan birinin başvurusu üzerine görevli mahkemeye gönderilir. Başvuru iki hafta içinde, kararı veren mahkemeye yapılır ve süre şu tarihlerden başlar (HMK m.20/1):

  • Karar verildiği anda kesinse: kararın tebliğinden.
  • Kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmişse: kesinleşme tarihinden.
  • Kanun yoluna başvurulmuşsa: başvurunun reddi kararının tebliğinden.

Bu süre içinde başvurulmazsa dava açılmamış sayılır ve görevsizlik kararı veren mahkeme bu konuda kendiliğinden karar verir (HMK m.20/1). Dosya kendisine gönderilen mahkeme, taraflara kendiliğinden davetiye gönderir (HMK m.20/2). Aynı usul yetkisizlik kararında da uygulanır. Yalnız aynı türden mahkemeler arasındaki bir dağıtım hatası ise bu görevsizlik süreciyle karıştırılmamalıdır; ayrım “Dava Yanlış Daireye Dağıtılırsa Ne Olur?” bölümündedir. Görevsizlik kararının kanun yollarını ve örneklerini Görevsizlik Kararı Nedir? yazımızda anlattık.

Kaynaklar

15 kaynak
Bu yazıyı paylaşın
Hukuki Rehber

İlgili makaleler

Tüm Usul Hukuku Makaleleri
Usul Hukuku

2026 Yılı Dava Açma Ücretleri ve Mahkeme Masrafları Hesaplama

2 Ocak 2026 Makaleyi Oku
Usul Hukuku

Kısa Karar Nedir, İcraya Konulabilir mi? Gerekçeli Kararla Farkları

16 Temmuz 2025 Makaleyi Oku
Usul Hukuku

Temyiz Nedir? Temyiz Süreci, Sınırı, Dilekçesi ve İstinaf Farkı (2026)

7 Temmuz 2025 Makaleyi Oku
İletişim

Hukuki sürecinizi geciktirmeyin.

Dosyanızı bugün birlikte değerlendirelim; size en doğru yol haritasını net şekilde aktaralım.

Telefon
0534 910 97 43
Konum
Adana / Seyhan