Siteden ayrılmadan önce tarafımca yazılan site içi arama motorunu deneyin.

Hukukta Keşif Ne Demek, Nasıl Yapılır?

Hukukta keşif, davaların adil ve doğru bir şekilde çözümlenebilmesi için elzem olan bir süreçtir. Bu süreç, mahkeme tarafından belirlenen bir yerde, hakimin veya mahkeme tarafından yetkilendirilen bir kişinin doğrudan gözlem yaparak, uyuşmazlık konusu hakkında bilgi sahibi olması amacıyla gerçekleştirilir. Keşif, özellikle delillerin toplanması, olay yerinin incelenmesi, tarafların iddialarının doğrulanması, DNA analizi, ses-görüntü kayıtlarının incelenmesi ve hukuki süreçte önemli bir yer tutan bilirkişi raporlarının hazırlanması gibi konularda kritik bir role sahiptir.

Hukukta keşfin ne demek olduğunu ve nasıl yapıldığını anlamak, sadece hukuk profesyonelleri için değil, hukuki süreçlerle karşı karşıya kalan herkes için önemlidir. Bu bağlamda, hukukta keşif sürecini, uygulanış biçimlerini, tarafların ve mahkemenin bu süreçteki rollerini ve keşfin hukuki sonuçlarını detaylı bir şekilde ele alarak, konunun daha iyi anlaşılmasını sağlayacağım.

Keşif Süreci, Keşif Nasıl Yapılır?

Keşif süreci, hakimin bu yönde kuracağı bir ara kararla başlar. Hakim keşif kararını kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine verebilir. Keşif deliline başvurulmasını isteyen tarafın dilekçesinde bu  durumu açıkça bildirmesi gerekir. Aksi taktirde sonradan keşif deliline dayanması usul kuralları sebebiyle mümkün olmaz. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 288 ile 292. maddelerinde ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 82 ve 83. maddelerinde düzenlenmiştir.

Keşfin nasıl yapıldığı, keşif sırasında hangi işlemlerin gerçekleştirildiği, tarafların ve bilirkişilerin ne gibi görevler üstlendiği, adli keşfin önemi ve uygulamada karşılaşılan çeşitli durumlar, hukukun farklı dallarında nasıl ele alındığı gibi konular, hukuki sürecin doğru işlemesinde büyük önem taşımaktadır. Süreç şu şekilde ilerler:

Keşif Kararının Alınması

  • Talep Üzerine veya Resen Karar Verilmesi: Keşif, bir tarafın talebi üzerine veya mahkemenin kendi inisiyatifiyle (resen) karar verilmesiyle başlar. Taraflardan biri, davanın daha iyi anlaşılabilmesi için keşif yapılmasını isteyebilir veya mahkeme, konunun daha netleştirilmesi amacıyla kendiliğinden keşif yapılmasına karar verebilir​​​​.
  • Keşif Kararının Usulüne Uygun Olarak Alınması: Mahkeme, keşif yapılmasına karar verirken, hukuki prosedürlere ve ilgili kanun maddelerine uygun hareket etmelidir. Keşif kararı, hangi konularda keşif yapılacağını, keşfin nerede ve ne zaman yapılacağını, ödenmesi gereken harçları ve masrafları, giderlerin hangi tarafça ne sürede karşılanacağı, keşif mahallinde tanık veya bilirkişi dinlenip dinlenmeyeceği açıkça belirtmelidir​​.
  • Keşif Kararı Taraflara Tefhim Veya Tebliğ Edilmelidir: Duruşma sırasında hazır bulunan taraf tefhim yoluyla keşif günü ve saatini öğrenebilir; ancak yokluğunda keşif kararı verilen tarafa da durumun tebliğ edilmesi gerekmektedir.
  • Tanık Listesi Sunmak İçin Süre Verilmesi: Hâkimin keşif kararı vermesinin ardından keşfe çıkmadan önce taraflara tanık listelerini sunmaları için süre tanıması gerekmektedir. Tarafların tanıklar hakkında bilgi edinmesi, tanıklar için öncesinde çıkarılacak davetiye ve keşfin tekrarlanmaması açısından bu durum önemlidir.
  • Öncelikle Dosyadaki Diğer Deliller İncelenmelidir: Keşif hâkimin olayı bizzat duyularıyla algılaması  olduğu için keşiften önce, dosya olgunlaştırılmalı, eksiklikler giderilmelidir. Bu  bakımdan öncelikle diğer delillere başvurulması ve en son keşif kararı verilmesi  gerekmektedir. Zira bir kesin delil varken keşfe başvurulması gereksiz olacağı gibi hakimin keşif konusunun mahiyeti hakkında tam bilgi sahibi olmadan keşif yapması  da keşiften beklenen faydayı sağlamamaktadır.
  • Hakim Keşif Talebini Kabul Etmek Zorunda Değildir: İddiaların ispatının  sağlanabildiği ve hâkimde kanaatin oluştuğu hâllerde tarafların keşif talebi kabul  edilmek zorunda değildir. Ancak olayın tam aydınlatılamadığı ve ispatlanamadığı hallerde hakim talep üzerinde ya da resen keşif yapmak zorundadır. Çekişmeli vakıaların varlığını sürdürdüğü bir durumda, keşif yapma imkânına sahip olan hakimin bu imkâna başvurmaması mümkün değildir.
  • Taşınmaz Konulu Davalarda Keşif Zorunludur: Yargıtay kökleşmiş içtihatlarında taşınmaz mallara ilişkin davalarda keşif yapmanın zorunlu olduğunu belirtmiştir. Zira tapu, kroki, plan gibi belgeler ancak olay yerinde değerlendirildiği takdirde doğru sonuca ulaşılır.

Talep olmaksızın hakim keşif kararı verebilir mi? Hakim kendiliğinden keşif yapabilir mi?

Hakimin talebe gerek olmaksızın keşif kararı verebilmesi medeni yargılama sistemi için farklılık arz etmektedir. Zira Hukuk Muhakemeleri Kanunu, taraflarca getirilme ilkesini kabul etmiştir (HMK m. 25). Kanunda belirtilen haller dışında hakimin kendiliğinden delil toplamasını yasaklanmıştır. Oysa keşif, taraflarca hazırlanma ilkesinin geçerli olduğu davalarda da hakimin kendiliğinden başvurabileceği bir yoldur.

Ön incelemeden önce keşif yapılır mı?

Genellikle, keşif, davanın ön incelemesi aşamasından sonra gerçekleşir. Ancak, olayın niteliğine veya aciliyetine bağlı olarak, mahkeme ön inceleme aşamasından önce de keşif yapılmasına karar verebilir. Bu, özellikle delillerin kaybolma riski olduğunda veya olay yerinin erken incelenmesi gerektiğinde uygulanabilir.

Keşif bedeli ne demek?

Keşif bedeli, mahkemenin bir dava kapsamında yapılması gereken keşif işlemi için ödenmesi gereken ücreti ifade eder. 2024 yılı itibariyle keşif harcı 3.030 TL’dir. Keşif harcı haricinde, keşif sırasında görev alan bilirkişilere ödenen ücretler, seyahat masrafları ve diğer ilgili giderler de ayrıca hesaplanır. Keşif bedeli, keşif gününden önce yatırılmalıdır.

Adli tatilde keşif yapılabilir mi?

Keşif, adli tatilde de yapılabilecek işlerdendir (HMK m. 103-f). Hâkim keşif tarihi belirlerken bu durumu da göz ardı etmemelidir.

Keşif iptal edildi ne demek?

“Keşif iptal edildi” ifadesi, mahkeme veya idari kurum tarafından planlanmış bir keşif incelemesinin, gerçekleştirilmeyeceğini belirtir. İptal, çeşitli nedenlerle, önceden belirlenen tarihte yapılmayacağını ifade eder.

Keşifte Kimler Bulunur? HMK ve CMK

Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ve Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) kapsamında yapılan keşiflerde bulunan kişiler farklılık gösterebilir. Keşif sırasında bulunan kişiler:

Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)

  • Hakim: Keşfi yönetir ve keşif sırasında alınacak işlemleri belirler.
  • Bilirkişi: Hakim tarafından atanır, konunun uzmanı olan ve keşifte teknik bilgi sağlayan kişidir.
  • Taraflar: Davanın ilgili tarafları veya vekilleri keşifte hazır bulunabilirler.
  • Katip: Keşif sırasında tutanak tutar.

Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK)

  • Savcı: Ceza davalarında keşfi yönetir ve soruşturmanın bir parçası olarak keşfi gerçekleştirir.
  • Hakim: Önemli hallerde veya mahkeme kararı ile keşif yapılması gerektiğinde hakim de keşifte bulunabilir.
  • Bilirkişi: Savcı veya hakim tarafından atanır, ceza davasıyla ilgili teknik veya özel bilgi gerektiren durumlarda keşfe katılır.
  • Sanık ve Müdafii: Ceza davalarında sanık ve onun müdafii de keşifte bulunabilir.
  • Mağdur ve Vekili: Davanın mağduru ve onun vekili de keşifte hazır bulunabilirler.

Avukat keşifte bulunmak zorunda mı?

Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ve Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) çerçevesinde, avukatların keşifte bulunmaları zorunlu değildir ancak tavsiye edilir. Avukatlar, keşif sırasında müvekkillerinin haklarını korumak, süreci takip etmek ve elde edilen bulgular üzerine itirazlarda bulunmak için keşifte yer alabilirler.

Keşfe davacı katılmak zorunda mı?

Davacının keşfe katılma zorunluluğu yoktur; ancak, davacının veya temsilcisinin keşifte bulunması, dava konusu hakkında doğrudan bilgi edinmeleri ve sürece aktif olarak katkıda bulunmaları açısından önemlidir. Katılım, davacının çıkarlarını korumak ve süreçte etkin bir rol oynamak için faydalıdır.

Davalı keşfe gitmezse ne olur?

Davalının keşfe katılmaması, doğrudan davanın sonucunu etkilemez; ancak, bu durum, davalının dava konusu üzerindeki iddialarını destekleyecek delilleri sunma ve savunmasını güçlendirme fırsatını kaçırması anlamına gelebilir. Keşifte bulunmamak, davalının lehine olabilecek önemli bilgi ve delillerin göz ardı edilmesine neden olabilir.

Savcı keşfe gider mi?

Ceza davalarında savcı, keşif sürecine katılabilir. Savcının keşfe gitmesi, olay yerindeki delilleri doğrudan gözlemlemesi, tanıkları sorgulaması ve olayın gerçekleşme şekli hakkında detaylı bilgi edinmesi açısından önemlidir.

Keşif Sırasında İzlenen Adımlar

  1. Hazırlık Aşaması: Keşiften önce, mahkeme keşifle ilgili tüm taraflara ve ilgili kişilere keşfin yeri, tarihi ve saati hakkında bilgi verir. Gerekli görülmesi halinde, keşifte görev alacak bilirkişiler belirlenir. Keşif konusu taşınmazla ilgili tapu kayıtları, plan, harita, krokiler ve  fotoğraf gibi belgeler hazırlanır, gerekli hallerde ilgili kurum ve kuruluşlardan istenir. Yalnız taşınmaz keşfinde değil; taşınır, vakıa veya insan bedeni üzerinde yapılacak incelemede de keşfin icrasından önce gerekli belgelerin toplanması gerekir.
  2. Keşif Yerinde İnceleme: Keşif gününde, hakim ve/veya bilirkişi, keşif yapılacak yerde detaylı bir inceleme gerçekleştirir. Bu inceleme sırasında fotoğraflar çekilebilir, ölçümler yapılabilir ve gerekli görülen diğer işlemler uygulanabilir​​​​. Örnek olarak bir trafik kazasının olduğu yere giderek keşif yapan hakim, olay yerinde kamera kayıtlarını da belge olarak inceler.
  3. Keşifte Avukatın Veya Tarafların Yapması Gerekenler: Keşfin yapılması sırasında hazır bulunan taraf ya da vekili, yargılama düzenini bozmamak şartıyla duruşma sırasında yapılabilecek tüm işlemleri yapabilirler. Keşif sırasında görüş bildirebilir ya da hakimden keşfi yönlendirici taleplerde bulunabilirler. Bu durum adil yargılanma hakkının bir sonucudur. Tarafların keşif sırasındaki beyanları tutanağa kaydedilir ve hakim tarafından serbestçe değerlendirilir.
  4. Keşfe Katlanma Zorunluluğu: Yapılacak olan keşif incelemesi, kişilerin eşyalarının, bedenlerinin ya da  hakimiyet alanlarının ihlâl edilmesine neden olabilir. Örneğin, bir bina içinde yapılan keşif, konut dokunulmazlığına; beden muayenesi, vücut bütünlüğüne müdahale niteliği taşımaktadır. Dava ile ilişkili olup olmaması önem taşımaksızın herkes, keşif sırasında, keşfi engelleyici davranışlardan kaçınmak zorundadır.
  5. Tanık İfadelerinin Alınması: Gerekli hallerde, keşif sırasında tanıkların ifadeleri alınır. Tanıklar, olay hakkında bildiklerini paylaşır ve sorulara yanıt verir​​.
  6. Bilirkişi Raporunun Hazırlanması: Eğer keşifte bilirkişi kullanılmışsa, bilirkişi incelemesi sonrasında bir rapor hazırlar. Bu rapor, keşif sırasında yapılan gözlemler, alınan ölçümler ve diğer bulguları içerir ve dava dosyasına sunulur​​.
  7. Keşif Tutanağının Düzenlenmesi: Keşif işlemleri tamamlandıktan sonra, yapılan işlemler ve elde edilen bulgular bir tutanakla kayıt altına alınır. Bu tutanak, keşif sırasında hazır bulunan tüm kişiler tarafından imzalanır ve dava dosyasına eklenir​​​​.

Keşfe taraflar katılmazsa ne olur?

Tarafların yokluklarında keşif yapılabilir (HMK md 290/1). Eğer hazır bulunuyorlarsa keşif huzurlarında yapılır. Ancak bulunmamaları hâlinde, keşfin  yapılması ertelenmez ya da iptal edilmez, keşif tarafların yokluklarında tamamlanır. Taraflar keşfe davet edilmiş olsalar dahi bu durum değişmez.

Keşfe mazeret gönderilir mi?

Evet, keşfe katılamayacak olan taraflar veya avukatları, geçerli bir mazeretleri olduğu durumlarda mahkemeye mazeretlerini bildirebilirler. Mahkeme, sunulan mazereti değerlendirerek keşfin ertelenmesine karar verebilir veya mazereti kabul etmeyip keşfi planlandığı gibi gerçekleştirebilir. Mazeretin kabulü mahkemenin takdirine bağlıdır.

Keşfe katlanma zorunluluğu nedir?

Keşfe katılma zorunluluğu, dava kapsamında mahkemenin belirlediği yer ve zamanda, keşif işlemine fiziksel olarak hazır bulunma yükümlülüğüdür. Taraflar veya onların temsilcileri, mahkeme tarafından yapılan keşif çağrısına uymak zorundadır. Bu zorunluluk, adil yargılanma sürecinin bir parçası olarak görülür.

Keşiften sonra ne olur?

Mahkeme keşfinden sonra, keşif raporu hazırlanır ve mahkemeye sunulur. Bu rapor, davada önemli bir kanıt olarak değerlendirilir. Taraflar raporu inceleyebilir ve itiraz edebilirler. Raporun analizi sonrasında, mahkeme, delilleri değerlendirerek kararını verme sürecine devam eder. Bu süreç, davanın sonucunu doğrudan etkiler.

Keşif raporu kaç günde çıkar?

Keşif raporunun hazırlanma süresi, keşfin karmaşıklığına, bilirkişinin raporu yazma hızına ve mahkemenin iş yüküne bağlı olarak değişebilir. Genellikle, keşiften sonra bilirkişiye raporu hazırlaması için verilen süre 15 ila 30 gün arasında olabilir. Ancak, bu süre mahkeme tarafından uzatılabilir veya kısaltılabilir.

Keşif Kararından Dönülmesi

Yukarıda belirttiğim gibi keşif kararı bir ara karardır. Hakim, vermiş olduğu ara kararından, bu durum hiçbir taraf için usulü kazanılmış hak teşkil etmediği sürece dönebilir. Keşif kararı, kazanılmış bir hak oluşturmadığından dolayı hâkimin, vermiş olduğu bu karardan dönmesi mümkündür. Ancak elbette hakimin bu kararından dönmesi keyfi olmamalıdır. Keşfe gerek olmaması, ispat sorununun çözülmüş olması, uyuşmazlığın ya da uyuşmazlık konusunun yok olması gibi durumlarda keşif kararından dönülebilir. Hâkim keşif kararından kendiliğinden ya da taraflardan birinin talebiyle vazgeçebilir.

Keşif ara kararına karşı istinaf veya temyiz mümkün mü?

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun istinaf ve temyizi düzenleyen maddelerinde her iki kanun yoluna da ancak nihai kararlar için başvurulabileceği belirtilmiştir (HMK  m.341,361). Bu sebeple bir ara karar olan keşif kararı için tek başına kanun yoluna  gidilemeyeceği açıktır. Bu karar ancak dava sonunda verilecek hükümle birlikte  kanun yoluna götürülebilir. 

Keşifte Bilirkişi Raporu

Keşif sürecinde düzenlenen bilirkişi raporu, mahkemenin karar verme sürecinde önemli bir rol oynar. Hakim, teknik, özel veya detaylı bilgi gerektiren dava konularında uzman görüşüne yani bilirkişilere başvurulmasını ister. Örneğin taşınmazın dava tarihindeki değerinin hesaplanması için fen ve emlak uzmanı bilirkişiyi dosyaya atar, keşfe katılmasını ister.

Bilirkişi keşif esnasında notlar alır, fotoğraflar çeker, özel belgeleri inceler. Topladığı bilgiler ve yaptığı incelemeler sonucunda, konu hakkındaki analizlerini, bulgularını ve varsa önerilerini içeren bir rapor hazırlar. Hazırlanan bilirkişi raporu, mahkemeye sunulur. Bu rapor, dava dosyasına eklenerek tüm tarafların incelemesine açılır.

Keşif Türleri

Keşif, mahkeme, idare ve mühendislik gibi birçok alanda kullanılan, bir konunun yerinde incelenmesi ve değerlendirilmesi işlemidir. En yaygın keşif türlerini ve uygulama alanlarını şu şekilde sıralayabilirim:

Adli Keşif

  • Tanımı: Adli keşif, hukuki bir ihtilafın çözümüne yardımcı olmak amacıyla mahkeme tarafından yapılan veya mahkeme kararı ile gerçekleştirilen yerinde inceleme işlemidir. Bu tür keşifler, dava dosyasına eklenen delillerin doğruluğunu teyit etmek veya yeni deliller toplamak için yapılır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu, İdari Yargılama Usulü Kanunu gibi kanunlarda adli keşiflerin şekli özellikleri yer alır.
  • Uygulama Alanları: Adli keşifler, mülkiyet anlaşmazlıkları, kaza yerlerinin incelenmesi, çevresel hasar iddiaları, inşaat hataları, trafik kazaları, olay mahalli ve benzeri durumlar gibi çeşitli hukuki ihtilaflarda kullanılır.

İdari Keşif

  • Tanımı: İdari keşif, devlet veya valilik, kaymakamlık, bakanlık gibi yerel yönetim organları tarafından, idari bir işlemin gerektirdiği hususların yerinde incelenmesi ve değerlendirilmesi işlemidir. Bu tür keşifler, genellikle idari kararların alınması sürecinde gerçekleştirilir.
  • Uygulama Alanları: İdari keşifler, şehir planlama, kamulaştırma işlemleri, çevresel etki değerlendirmeleri, imar durumu tespitleri gibi idari kararların gerektirdiği birçok alanda kullanılır.

Kesin Keşif

  • Tanımı: Kesin keşif, özellikle inşaat ve mühendislik projelerinde, projenin gerçekleştirilmesi öncesinde yapılacak işlerin ve malzeme ihtiyaçlarının detaylı bir şekilde incelenmesi ve belirlenmesi işlemidir. Bu tür keşifler, projenin maliyetinin ve gerekli kaynakların doğru bir şekilde hesaplanmasına olanak tanır.
  • Uygulama Alanları: Kesin keşifler, bina inşaatları, yol yapımı, köprüler, barajlar ve benzeri büyük mühendislik projelerinde kullanılır. Bu keşifler sayesinde, projenin bütçesi daha doğru bir şekilde planlanabilir ve maliyet aşımının önüne geçilebilir.

Her bir keşif türü, belirli bir amaca hizmet eder ve farklı uygulama alanlarına sahiptir. Bu yazıda ağırlıklı olarak hukuk alanını ilgilendirdiği için adli keşif üzerinde yoğunlaşıldı.

Keşfin Hukuki Sonuçları

Keşif neticesi, davanın sonucunu doğrudan etkileyebilir. Mahkeme, keşif sırasında elde edilen bulguları ve delilleri dikkate alarak kararını şekillendirir. Keşif, özellikle taraflar arasında ihtilaf konusu olan faktörlerin aydınlatılmasında kritik bir role sahiptir. Örneğin, bir mülk anlaşmazlığında, mülkün sınırları, kullanım şekli veya durumu hakkında keşif yapılabilir. Keşifte elde edilen bilgilerle hakim mülkiyet hakkı, kullanım hakkı gibi uyuşmazlıklar hakkında hüküm kurar.

Keşif Tutanaklarının Hukuki Değeri

Keşif tutanağı, keşif sırasında elde edilen bulguların resmi kaydıdır ve bir hakim veya keşif komisyonu tarafından hazırlanır. Tutanak, keşif sırasında tespit edilen durumları, tarafların ve tanıkların ifadelerini, yapılan incelemeleri ve varılan sonuçları içerir. Keşif tutanağının hukuki değeri yüksektir, çünkü:

  • Delil Niteliği: Keşif tutanağı, mahkeme tarafından bir delil olarak kabul edilir. Davanın olaylarına ilişkin somut bilgiler sağlar.
  • Bağlayıcılık: Tutanak, keşif yapılan konular hakkında mahkemenin değerlendirmesine temel oluşturur. Tarafların itirazları bu tutanağa dayanarak değerlendirilir.
  • Nesnellik: Keşif süreci, olayın tarafsız bir gözlemci tarafından incelenmesini sağlar. Bu nedenle, tutanak, dava konusu olaylar hakkında objektif bir perspektif sunar.

Keşif Tutanağı Örneği

Keşif tutanağının hukuki değeri, tutanağın içeriğinin doğruluğu, detaylı ve açık olması, olay yerinden veya durumdan uygun şekilde bilgi ve kanıt toplanmasıyla doğrudan ilişkilidir. Tutanak, dava dosyasına eklenir ve mahkeme tarafından karar verilirken dikkate alınır.

Yargıtay Kararlarından Örnekler

Keşifle ilgili Yargıtay kararları, keşif sürecinin uygulanması, keşif tutanaklarının hukuki değeri ve keşif sonuçlarının davaya etkisi gibi konularda önemli örnekler sunar. Yargıtay kararları, keşif sürecinin nasıl yürütülmesi gerektiği, keşif sonuçlarının dava üzerindeki etkileri ve keşif tutanaklarının delil olarak kabul edilme şartları hakkında yol gösterici niteliktedir. Seçtiğim önemli Yargıtay kararlarının özeti:

  • Hakim Keşfe Doğrudan Katılmak Zorundadır: Hakimin doğrudan yapmadığı keşfe dayanarak karar vermesi Yargıtay tarafından bozma sebebi olarak değerlendirilmiştir. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 1997/4864 – K. 1998/874)
  • Taşınmaz Konulu Davalarda Keşif Zorunludur: Yargıtay kökleşmiş içtihatlarında taşınmaz mallara ilişkin davalarda keşif yapmanın zorunlu olduğunu belirtmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 211/D-5 – K. 329)
  • Keşfe Engel Olanlar Hakkında Yaptırım Uygulanması İçin Öncelikle Tedbir Alınmalıdır: Keşif  tutanağında, hakimin keşfin düzenini sağlamak için hangi tedbirleri aldığı, hangi  uyarıları yaptığı ve bunlara uyulmaması halinde neticesinin ne olacağı konusunda  tarafları uyardığı hususlarında bir kayıt bulunmamaktadır. Keşfin sağlıklı  yapılmasını engelleyen her tutum ve davranış doğrudan keşif deliline dayanmaktan  vazgeçmiş sayılma sonucunu doğuracağını kabul etmek adil yargılanma hakkı ile örtüşmeyeceği gibi, böyle bir sonuç 6100 sayılı HMK’nın 291. maddesinin amacına  da uygun değildir. (Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2014/12442 – K. 2014/10058)
  • Taşınmaz Konulu Davalarda Tanıklar Taşınmaz Başında Dinlenmelidir: Yargıtay yerleşmiş  içtihatlarında taşınmaz keşiflerinde tanıkların taşınmazın başında dinlenmesi gerektiğini belirtmektedir. Taşınmaz keşiflerinde tanığın mahalde dinlenmesi, tanığın olayı daha iyi hatırlaması, kendini ifade edebilmesi ve hakimin değerlendirmeyi daha sağlıklı yapması açısından gereklidir. (Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/3789 – K. 2016/9049)
  • Soybağı Konulu Davada Zorla DNA Testi Yaptırılır: Soybağının ispatı konulu davada inceleme sırasında rıza göstermeyen kişi üzerinde zor kullanarak bu inceleme yapılır. (Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2013/21054 – K. 2014/7453)
  • İhtiyaç Duyulursa Kroki Yapılmalı, Fotoğraflar Çekilmelidir: Keşif sırasında gerekli olması halinde hâkimin bilirkişi aracılığıyla kroki ve  harita yapması, fotoğraf çekmesi gerekmektedir. Yargıtay da pek çok kararında,  taşınmaz keşiflerinde gerekli hallerde, taşınmazın çeşitli açılardan fotoğrafının  çekilmesi, teknik imkânları kullanarak harita ve krokilerinin çizilmesi gerektiğine hükmetmiştir. (Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2015/15519 – K. 2017/4118)
  • Keşif Masrafları Yatırılmazsa, O Delile Dayanmaktan Vazgeçilmiş Sayılırsınız: Yargıtay artık istikrar kazanan kararlarında delillerin ikamesi için alınacak avansın gider avansından farklı olduğunu ve verilen süreler içerisinde yatırılmaması durumunda o delilden vazgeçilmiş sayılacağını kabul etmektedir. (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2016/7456 – K. 2016/25393)
  • Keşif Tutanaklarının Delil Değeri: Yargıtay, keşif tutanaklarının, mahkeme tarafından incelenen olayın koşullarına ve somut delillere dayanarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Keşif tutanağının, olayın mahiyetini ve tarafların iddialarını destekleyici nitelikte olması gerektiğine dikkat çekilmiştir.

Yargıtay'ın Keşif Tanımı

Yargıtay’a  göre keşif “Hâkimin dava konusu şeyi inceleyerek onun hakkında bütün duyularıyla bilgi sahibi olmasıdır” (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 1995/4-732 – K. 1995/950)

Sıkça Sorulan Sorular

Ev keşfi nasıl yapılır?

Ev keşfi, mahkemenin veya alıcıların bir evi incelediği süreçtir. İnşaat uzmanı ve fen bilirkişisinin eşliğinde yapılır; alıcı, evin durumu, özellikleri ve çevresi hakkında bilgi edinir. Dikkatle incelenir, sorular sorulur ve evin değeri değerlendirilir. Amacı, mahkemede harca esas değerin belirlenmesi, uyuşmazlık konusu evin niteliklerinin tespit edilmesi veya alıcıya bilinçli bir satın alma kararı verme fırsatı sunmaktır.

Miras davasında keşif nedir?

Miras davasında keşif, miras konusu taşınmazın veya malın mahkeme tarafından incelenmesi sürecidir. Bu süreçte, hakim veya yetkilendirilmiş bir bilirkişi, taşınmazın konumu, değeri ve durumu gibi özellikleri yerinde değerlendirir. Keşif sonucunda hazırlanan rapor, davanın kararına etki eden önemli bir kanıt oluşturur.

Arsada keşif nasıl yapılır?

Mahkeme arsada keşif yaparken, hakim veya atanan bilirkişi, arsanın konumunu, büyüklüğünü, sınırlarını ve özelliklerini yerinde inceler. Bu süreçte fotoğraflar çekilir, belgeler incelenir ve tanıkların ifadeleri alınabilir. Keşif raporu, arsanın hukuki durumunu ve değerini belirlemek için mahkemeye sunulur.

Keşfi kim yapar?

Mahkeme keşfini, davaya bakmakla görevli olan hakim yönetir. Ancak, teknik veya özel bilgi gerektiren durumlarda, mahkeme konuyla ilgili uzmanlık alanına sahip bilirkişileri atayabilir. Bu bilirkişiler, yerinde incelemeler yapar ve bulgularını içeren bir rapor hazırlayarak mahkemeye sunar.

Mahkeme keşifte ne yapar?

Mahkeme keşfinde, hakim veya atanan bilirkişi, dava konusu olan yer veya mülkü yerinde inceleyerek gerçek durumu tespit eder. Bu süreçte, çeşitli ölçümler yapılır, fotoğraflar çekilir ve gerektiğinde tanıkların ifadeleri alınır. Elde edilen bilgiler, davanın çözümüne yardımcı olacak bir rapor haline getirilir.

Keşif ücretini kim öder?

Keşif ücreti, talep eden tarafından ödenir. Ancak, mahkeme kararıyla bu maliyet davanın sonucuna göre diğer tarafa yüklenebilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na (HMK) göre, dava masrafları genellikle davanın kaybeden tarafından karşılanır; bu, keşif ücretlerini de kapsar.

Mahkeme neden keşif ister?

Mahkeme, gerçek durumu doğru bir şekilde anlayabilmek ve davanın esasını oluşturan olaylar hakkında detaylı bilgi edinebilmek için keşif ister. Keşif, yerinde inceleme yaparak, somut delilleri toplama ve tanıkların ifadelerini alarak, davayı adil bir şekilde çözüme kavuşturmayı amaçlar.

Keşif nedir örneklerle?

Keşif, mahkeme tarafından bir dava kapsamında gerçek durumu tespit etmek amacıyla yapılan yerinde incelemedir. Örneğin, bir trafik kazası davasında, mahkeme kazanın meydana geldiği yeri incelemek için keşif yapabilir. Gayrimenkul davalarında, tarafların mülkiyeti üzerindeki iddialarını değerlendirmek için arazinin sınırları incelenebilir.

Keşifte tanık dinlenir mi?

Evet, keşif sırasında tanıkların dinlenmesi mümkündür. Mahkeme veya bilirkişi, olayın daha net anlaşılması ve gerçek durumun ortaya konulması için tanıkları dinleyebilir. Tanık ifadeleri, keşfin yapıldığı konu hakkında detaylı bilgi sağlayarak mahkemenin daha doğru bir karar vermesine yardımcı olur.

Keşif ve bilirkişi incelemesi her davada yapılır mı?

Hayır, keşif ve bilirkişi incelemesi her davada yapılmaz. Bu işlemler, davanın gerektirdiği durumlarda ve mahkemenin gerekli görmesi halinde uygulanır. Özellikle teknik bilgi gerektiren, maddi gerçeklerin tespitine ihtiyaç duyulan veya olay yerinin incelenmesini gerektiren davalar keşif yapılmasını gerektirebilir.

Keşif sonuçlarına itiraz edilebilir mi?

Evet, keşif sonuçlarına itiraz edilebilir. Taraflar, keşif raporunun içeriği veya sonuçlarına katılmadıkları durumlarda, belirli bir süre içinde mahkemeye itiraz edebilirler. İtiraz, raporda hatalı bilgilerin bulunması veya yanlış değerlendirmeler yapıldığı gerekçesiyle yapılır. Mahkeme, itirazı değerlendirerek karar verir. Ek rapor alınmasını isteyebilir.

Sonuç

Keşif, hakimin uyuşmazlık konusu üzerinde beş duyu organıyla inceleme yapmasıdır ve Hukuk, Ceza ve İdari Yargılama Usulü kanunlarında ayrı ayrı düzenlenmiştir. Keşif, yargılamanın ilerleyebilmesi amacıyla, hakim tarafından  gerçekleştirilir. Bu bakımdan bir mahkeme usul işlemi olan keşif, Kanun tarafından öngörülmüş hükümlere bağlı kalınarak icra edilmelidir. Yargılamanın ilerleyişi, iddiaların ispatı ve kararların doğru alınması için kritik bir öneme sahiptir.

İlgili Kanun Maddeleri

Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 288 - Keşif kararı

Madde 288: (1) Hakim, uyuşmazlık konusu hakkında bizzat duyu organları yardımıyla bulunduğu yerde veya mahkemede inceleme yaparak bilgi sahibi olmak amacıyla keşif yapılmasına karar verebilir. Hakim gerektiğinde bilirkişi yardımına başvurur.

(2) Keşif kararı, mahkemece, sözlü yargılamaya kadar taraflardan birinin talebi üzerine veya resen alınır.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 289 - Keşfe yetkili mahkeme

Madde 289: (1) Keşif, davaya bakan mahkemece icra edilir. Keşif konusu, mahkemenin yargı çevresi dışında ise inceleme istinabe suretiyle yapılır.

(2) Keşif konusu, büyükşehir belediye sınırları içerisinde ise inceleme, davaya bakan mahkeme tarafından da yerine getirilebilir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 290 - Keşfin yapılması

Madde 290: (1) Keşfin yeri ve zamanı mahkeme tarafından tespit edilir. Keşif, taraflar hazır iseler huzurlarında, aksi takdirde yokluklarında yapılır.

(2) Mahkeme keşif sırasında tanık ve bilirkişi dinleyebilir. Keşif sırasında, yapılan tüm işlemler ve beyanları içeren bir tutanak düzenlenir.
Tutanağa, hâkimin keşif konusu ve mahalliyle ilgili gözlemleri de yazılır. Plan, çizim, fotoğraf gibi belgeler de tutanağa eklenir.

(3) Mahkeme, bir olayın nasıl geçmiş olabileceğini tespit için temsili uygulama da yaptırabilir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 291 - Keşfe katlanma zorunluluğu

Madde 291: (1) Taraflar ve üçüncü kişiler keşif kararının gereğine uymak ve engelleyici tutum ve davranışlardan kaçınmak zorundadırlar.

(2) Keşif yapılmasına taraflardan birinin karşı koyması halinde, o kimse ispat yükü kendisine düşen taraf ise bu delilden vazgeçmiş; diğer taraf ise iddia edilen vakıayı kabul etmiş sayılır. Şu kadar ki, hakim duruma ve karşı koyma sebebine göre bu hükmü uygulamayabilir.

(3) Keşif, üçüncü kişi için uygun olan zamanda yapılır. Keşif zamanı ve yeri üçüncü kişiye bildirilir. Gecikmesinde zarar umulan hallerde bildirim yapılmaksızın keşif icra edilir. Keşfe karşı koyma halinde hakim, üçüncü kişiyi karşı koymanın sebep olduğu giderlere ve beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar disiplin para cezasına mahkum eder; gerektiğinde zor kullanılmasına karar verebilir. Ancak, üçüncü kişi tanıklıktan çekinme sebeplerine dayanarak keşfe katlanma yükümlülüğünden kaçınabilir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 292 - Soybağı tespiti için inceleme

Madde 292: (1) Uyuşmazlığın çözümü bakımından zorunlu ve bilimsel verilere uygun olmak, ayrıca sağlık yönünden bir tehlike oluşturmamak şartıyla, herkes, soybağının tespiti amacıyla vücudundan kan veya doku alınmasına katlanmak zorundadır. Haklı bir sebep olmaksızın bu zorunluluğa uyulmaması halinde, hakim incelemenin zor kullanılarak yapılmasına karar verir.

(2) Üçüncü kişi tanıklıktan çekinme hakkı bulunduğunu ileri sürerek bu yükümlülükten kaçınamaz.

Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 83 - Keşif

Madde 83 – (1) Keşif, hakim veya mahkeme veya naip hakim ya da istinabe olunan hakim veya mahkeme ile gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır.

(2) Keşif tutanağına, var olan durum ile olayın özel niteliğine göre varlığı umulup da elde edilemeyen delillerin yokluğu da yazılır.

Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 84 - Keşifte, tanık veya bilirkişinin dinlenmesinde bulunabilecekler

Madde 84 – (1) Keşif yapılması sırasında şüpheli, sanık, mağdur ve bunların müdafii ve vekili hazır bulunabilirler.

(2) Tanık veya bilirkişinin duruşma sırasında hazır bulunamayacağı veya oturduğu yerin uzaklığı nedeniyle bulunmasının güç olduğu anlaşılırsa, bu tanık veya bilirkişinin dinlenmesinde de birinci fıkra hükmü uygulanır.

(3) Mağdur, şüpheli veya sanığın huzuru, tanıklardan birinin gerçeğe uygun tanıklık etmesine engel olabilecekse, o işte şüpheli veya sanığın bulunmamasına karar verilebilir.

(4) Bu işlerde hazır bulunmaya hakkı olanlar, işin geri bırakılmasına neden olmamak koşuluyla, işlerin yapılması gününden önce haberdar edilirler.

(5) Şüpheli veya sanık tutuklu ise, hakim veya mahkeme tarafından ancak zorunlu sayılan hallerde keşifte hazır bulundurulmasına karar verilebilir.

Teknik Bilgiler

  • Daha önce belirtilmemiş olan ancak tarafların keşif yerine getirdiği tanıklar da dinlenebilir (HMK m. 243)

Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. 2016 yılından bu yana Merkezi Adana'da bulunan ve kurucusu olduğu İncekaş Hukuk Bürosu'nda çalışmaktadır. Yüksek lisans derecesi ile hukuk eğitimini tamamladıktan sonra bu alanda birçok farklı çalışma yürütmüştür. Özellikle aile hukuku, boşanma, velayet davaları, çocuk hakları, ceza davaları, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul, miras ve iş hukuku gibi alanlarda uzmandır. Saim İncekaş, sadece Adana Barosu'nda değil, aynı zamanda Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi dernek ve kuruluşlarda da aktif olarak görev almaktadır. Bu sayede, hukukun evrenselliği konusundaki farkındalık ve hukuk sistemine olan güveni arttırmaya yönelik birçok çalışmada yer almaktadır. Randevu ve Ön Görüşme İçin WhatsApp Üzerinden Hemen İletişime Geçin

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir