Yorum yaparak bilgiyi çoğaltın!

Yazıyı okumanızın ardından konuyla alakalı fikir, düşünce, gelişme veya düzeltmelerini yorum kısmında belirtebilirsiniz. Bu sayede konuyla ilgili gelişmelerden e-posta yoluyla haberdar olur ve yenilikleri takip etme şansı yakalarsınız.

Uluslararası Koruma Başvurusunun Reddi Kararının İptali Talebi

Uluslararası Koruma Başvurusunun Reddi Kararının İptali Talebi

X İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

DAVACI                     : 

DAVALI                      : İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü

KONU                        : Göç İdaresi Genel Müdürlüğü (GİGM)’ne bağlı olarak ………. Emniyet Müdürlüğü Yabancılar Şubesinin idaresindeki ………. Geri Gönderme Merkezi (GGM)’nde idari gözetim altında tutulan davacının, uluslararası koruma başvurusuna karşılık GİGM’NÜN ……….. tarihli olurları ile ………. TARİH VE …………………… sayılı yazısına istinaden Kendisine ……………… tarihinde ……………… dosya No.lu tebellüğ belgesi ile tebliğ edilen, RED (MENFİ) kararının İPTALİ istemidir.

TEBLİĞ TARİHİ        : 

AÇIKLAMALAR

Alınan karar; usul ve hakkaniyete aykırıdır. Tebliğ edilen karar bu haliyle uygulanır ve davacı sınır dışı edilirse davacının bir daha telafi edilemeyecek zulüm görmesi, hatta hayati zarara uğraması ve öldürülmesi ihtimali vardır. Bu nedenle alınan kararın iptali ile davacının uluslararası koruma başvurusu hakkında olumlu karar verilmesi gerekmektedir. Şöyle ki;

USULİ NEDENLER:

Başvurucu ile yapılan mülakat Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK)’nun Mülakat başlıklı madde 75’e uygun yapılmamıştır. Aşağıda kanunun ilgili maddesinden de anlaşılacağı üzere “başvuru sahibinin talebi üzerine avukatı gözlemci olarak katılır” şeklinde belirtilmesine rağmen avukat mülakata alınmamıştır. Avukat ve başvurucunun müteaddit defalar başvurusuna rağmen avukatın mülakata gözlemci olarak katılamayacağı ifade edilerek mülakata alınmamıştır.

(Mülakat MADDE 75 – (1) Etkin ve adil karar verebilmek amacıyla, başvuru sahibiyle kayıt tarihinden itibaren otuz gün içinde bireysel mülakat yapılır. Mülakatın mahremiyeti dikkate alınarak, kişiye kendisini en iyi şekilde ifade etme imkânı tanınır. Ancak, aile üyelerinin de bulunmasının gerekli görüldüğü durumlarda, kişinin muvafakati alınarak mülakat aile üyeleriyle birlikte yapılabilir. Başvuru sahibinin talebi üzerine, avukatı gözlemci olarak mülakata katılabilir.)

(4.1. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Madde 6: Adil Yargılanma Hakkı

Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezaî alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre  içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir. Ancak, demokratik bir  toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veyahut aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak  değerlendirildiği ölçüde, duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve  dinleyicilere kapatılabilir.

Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır.

Bir suç ile itham edilen herkes aşağıdaki asgari haklara sahiptir:

a) Kendisine karşı yöneltilen suçlamanın niteliği ve sebebinden en kısa sürede, anladığı bir dilde ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek;)

İptali istenen uluslararası koruma başvuru talebinin REDDİ kararı TAMAMEN GEREKÇESİZDİR. Öyle ki, matbu kopya olarak evvelce hazır olduğu belli olan tebliğ belgelerinde sadece “talebinizin reddine (MENFİ) karar verildiği” şeklinde bir ifade söz konusudur. Oysa 04.04.2013 tarihinde kabul edilerek 11.04.2014 tarihinde yürürlüğe giren Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) madde 78/6 açıkça “olumsuz karar tebliğinde, kararın maddi gerekçeleri ve hukuki dayanakları da belirtilir” şeklinde amir bir düzenlemeye sahiptir. Bu haliyle ne başvurucu tarafından, ne de vekili olarak bizim tarafımızdan kritik edilemeyen, başvurucunun hangi beyanının niçin kabul edilmediği anlaşılamayan bir karar söz konusudur. Dolayısıyla bu kararın iptaline yönelik açılan işbu davada da kararın içerik ve esas yönünden kritik edilmesi ve tartışılması mümkün gözükmemektedir. Bu nedenle kanunun amir hükmüne aykırı oluşturulan kararda şekli eksiklik vardır ve bu husus kararın iptalini gerektirir.

Başvurucuya sadece başvurusunun reddedildiğine ilişkin olarak EK-1’de sunulu “TEBLİĞ TEBELLÜĞ BELGESİ” imzalatılmış ve bir örneği kendisine verilmiştir. (EK-1 …………. tarihli Tebliğ Tebellüğ Belgesi) Bunun haricinde davacıya hakkında düzenlenmiş olan mülakat formları ve ret kararının bir örneği verilmemiştir. Böylelikle başvurucunun söylediği bilgilerin ne kadarının mülakat formuna yansıdığı ve ne kadarının değerlendirildiği anlaşılamamaktadır. Başvurucunun verdiği bilgilerin nasıl ve hangi kriterlerle değerlendirildiği, hangi menşe ülke bilgilerinin kullanıldığı, bu bilgilerin güncel olup olmadığı görülememiştir. Dolayısıyla SAVUNMA HAKKINA açık bir aykırılık uygulandığı ortadadır. Dosyasını yeterince inceleyemeyen bir kişinin sağlıklı ve içerikli bir dava açılabilmesi mümkün değildir. Bu uygulama Yabancılar Şube ve GİGM tarafından bir rutin olarak uygulanırsa Mahkemeye avukatlar ve başvurucular tarafından her zaman matbu dilekçelerle dava açmak zorunluluğu doğacak, bu da belki matbu kararlara netice verecektir. Bu ise Türkiye’de göç hukukunun gelişmemesine neden olacaktır. Bu durum Avukatlık Kanunu ve YUKK’a aykırı olduğu gibi YUKK’a bağlı olarak çıkarılan “Uluslararası Koruma Genelgesi” madde 17.5’e de açık bir aykırılık oluşturmaktadır:

3 no.lu paragrafta dile getirilen hususlara bağlı olarak; başvurucunun uluslararası koruma talepleri gerekçesiz ve hukuki dayanaktan yoksun olarak oluşturulunca, ………………’lu olan başvurucunun YUKK madde 62 yanı sıra ikincil korumaya ilişkin 63. Madde kapsamında da başvurularının değerlendirilip değerlendirilmediği, değerlendirildi ise bunun niçin kabul edilmediği anlaşılamamıştır. ……………’daki yoğun ve yaygın iç çatışma durumu, vatandaşlarının maruz kaldığı olağanüstü ayrımcılık politikaları göz önüne alındığında başvurucunun 62. maddeden ziyade 63. madde kapsamında olumlu bir karar almaları beklenmekte iken bunun değerlendirilmemiş olması büyük bir eksikliktir ve bu nedenle anılan kararın iptali gerekir.

ESASA İLİŞKİN NEDENLER / Genel Olarak

İltica, tarihin her dönem ve coğrafyasında genel kabul görmüş, “geleneksel hukuk” içinde her ülke tarafından uygulanmış, öğretide birinci kuşak haklardan sayılan temel bir insan hakkıdır. 1948 tarihli İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi (İHEB) madde 14’te yazılı hukuk alanında ifade edilmiştir. Hemen sonrasında oluşturulan ve ilk BM Sözleşmelerinden olan “Mültecilerin Hukuki Statüsüne Dair Sözleşme” 1951 yılında Cenevre’de kabul edilmiştir. Türkiye de bu sözleşmenin hazırlayıcısı ve ilk imzacı ülkelerinden olup halen bu Sözleşmenin Yürütme Komitesi (EXCOM) üyesidir. Ancak 1951 Sözleşmesinin imzalanması aşamasında koymuş olduğu coğrafi sınırlamayı sonrasında taraf ülkelerin 1967 yılında New York’da imzaladığı genişletme Protokolünde muhafaza etmiştir ve halen 1951 Sözleşmesini dünyada coğrafi sınırlama ile uygulayan 3 ülkeden birisidir. 1951 Sözleşmesi halen dünyada sığınma arayan kişiler için en temel uluslararası insan hakları hukuku düzenlemesidir. 1. Madde “mülteci” yi ilk kez yazılı hukuk kapsamında tanımlamıştır. Sözleşmenin özellikle 33. maddesi geleneksel hukukta “non-refoulement” olarak bilinen ve uluslararası korumanın temel taşını oluşturan “geri gönderilmeme” ilkesini içermektedir.

Bunun dışında Türkiye’nin de taraf olduğu BM İşkenceye ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Muamele veya Cezaya Karşı Sözleşmenin 3. maddesi açık bir şekilde kişinin iade edileceği ülkede işkence ve kötü muameleye uğrama riski varsa bunu taraf ülkeye yasaklamaktadır. Yine, Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) 3. Maddesi kapsamında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)’nin oluşturduğu içtihat külliyatı sadece 1951 Sözleşmesinde tanımlanan durumlarda değil, adi suçlardan dolayı dahi ülkesini terk eden kişilere duruma göre sığındığı ülkeden sınır dışı edilmeme konusunda bir koruma sağlamaktadır.

1982 Anayasası madde 90/son “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası Sözleşmeler kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (EKLENMİŞ CÜMLE KANUN NO: 5170/7 RGNO: 25469 RGT: 22.05.2004): Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır” hükmünü içermekle Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin hukuk sistemimiz ve hiyerarşisi içindeki yerini net olarak ifade etmektedir.

ESASA İLİŞKİN NEDENLER / Özel olarak

Başvurucu, ……….. uyrukludur. ………… …………….’e karşı verilen özgürlük mücadelesinden sonra Cumhuriyet rejimini kabul ederek altı sene bu yönetim şekliyle idare edildi. Fakat 1980 senesinde yapılan bir hükümet darbesi neticesinde, ülke yönetimi askerlerin eline geçti. Ülkede halen darbe hükümeti görev yapmaktadır. Ülkeden gelen haberlerde artık özgürlük mücadelesinden, devrimden değil de, darbelerden, deniz kıyısına atılan oy sandıklarından, beş yaşını doldurmadan açlıktan ölen her dört çocuktan biri, bir işçinin 10 DM’lik maaşı karşısına dikilen 25 DM’lik pirinç çuvallarından, sokakta bırakılan cesetlerden ve kolera salgınından bahseder.  Ancak ……………’da yaşayan sıradan insanların hayatı pamuk ipliğine bağlıdır. Her an kaçırılma ve öldürülme riski mevcuttur.

Başvurucunun ……………. ülkesini terk etmesinin sebebi, “ekonomik nedenler” değildir. Tamamen can güvenliğinin tehdit altında olması nedeni ile emniyet endişesidir. Somut olaya bakıldığında başvurucunun içinde bulunduğu koşullar, 6458 sayılı “Yabancılar Ve Uluslararası Koruma Kanununun” 63/1-c maddesine tamamen uygunluk göstermektedir. Başvurucunun içinde bulunduğu koşullar, bu haliyle “ikincil koruma” statüsünü hak etmektedir. İdari personelinin başvurucu ile yapmış olduğu yetersiz mülakat neticesinde, başvurucunun ülkesini terk etmesi yanlış nedenlere bağlanmış, 63. madde koşullarına yönelik hiçbir araştırma yapılmadan başvurucunun koruma başvurusu reddedilmiştir. Bu nedenle bu işlemin iptal edilmesi gerekir.

(Madde 63 – (1) Mülteci veya şartlı mülteci olarak nitelendirilemeyen, ancak menşe ülkesine veya ikamet ülkesine geri gönderildiği takdirde;

a) Ölüm cezasına mahkûm olacak veya ölüm cezası infaz edilecek,

b) İşkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacak,

c) Uluslararası veya ülke genelindeki silahlı çatışma durumlarında, ayrım gözetmeyen şiddet hareketleri nedeniyle şahsına yönelik ciddi tehditle karşılaşacak,

olması nedeniyle menşe ülkesinin veya ikamet ülkesinin korumasından yararlanamayan veya söz konusu tehdit nedeniyle yararlanmak istemeyen yabancı ya da vatansız kişiye, statü belirleme işlemleri sonrasında ikincil koruma statüsü verilir.)

Bu nedenle, başvurucu uluslararası hukuktan kaynaklı korunma taleplerini Türkiye’de deklare etmiştir.

Bilindiği üzere ……….. darbe ile başlayan süreçten sonra güvenlik açısından bir türlü durulmamıştır. Son süreçte darbe hükümeti ülkede yaygın bir kaos ortamının oluşmasına neden olmuştur. Ülkede hemen her gün çatışma yaşanmakta, bir yerlerde bombalar patlamaktadır. Ülkede genel ve yaygın bir çatışma ve iç karışıklık hali yaşanmaktadır. Başta BM raporları olmak üzere dünyada saygın insan hakları örgütleri olan Uluslararası Af Örgütü (AI) ve Human Rights Watch (HRW)’un ……………’daki yaygın şiddet ortamına ilişkin birçok raporu vardır. Bu nedenle BMMYK da …………’dan kaçan insanlara bireysel anlamda “mülteci” statüsü tanımasa da ülkedeki yoğun ve yaygın şiddet ortamını dikkate alarak ……………..’a dönüşleri son derece riskli görmekte ve yoğunlukla “extandate mandate” statüsü tanımaktadır. Bu kavram YUKK’da madde 63’de düzenlenen “ikincil koruma” statüsüne denk düşmektedir.

Yukarıda ayrıntılı olarak beyan ve izah edildiği üzere; başvurucu hakkında tebliğ edilen ret kararı tamamen gerekçesiz olduğu için bu bilgilerin nasıl değerlendirildiği ve başvuruların niçin reddedildiği anlaşılabilmiş değildir. Oysa ……….. hakkında menşe ülke bilgisi olan uzman statü belirleme memurlarının bir uzman değerlendirmesi yapması gerekirdi. Tüm bu değerlendirmeler yapılmadan müvekkil hakkında böylesi hayati bir karar vermek doğru değildir, bu nedenle anılan kararın iptali gerekir.

HUKUKİ NEDENLER            : İYUK, MHK, YUKK ve ilgili mevzuat

DELİLLER                              : İlgili kişilerin GİGM nezdindeki dosyaları, menşe ülke güvenilir raporları, tebligat metinleri, ekteki belgeler

SONUÇ VE İSTEM                : Arz ve izah etmeye çalıştığımız nedenler ile davacının uluslararası koruma başvurusuna karşılık GİGM’NÜN ……….. tarihli olurları ile ……….. tarih ve …………………. sayılı yazısına istinaden kendisine …………. tarihinde …………… dosya No.lu tebellüğ belgesi ile tebliğ edilen, RET (MENFİ) kararının İPTALİ ile buna bağlı fer’i sonuçlara, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim. tarih

                                                                                                          DAVACI BAŞVURUCU

EKLER           :

EK-1 X tarihli Tebliğ Tebellüğ Belgesi

Son düzenleme tarihi 26 Mayıs 2020 17:47

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.