TUTUKLAMAYA İTİRAZ DİLEKÇE ÖRNEĞİ 2019

Tutuklama sonucunda kişinin avukatı aracılığı ile tutuklamaya itiraz için Sulh Ceza Hakimliği’ne sunması gereken dilekçenin bir örneği aşağıdadır. Unutmayınız ki her tutuklama kendisine özel değişken somut durumlar sonucu oluşur. Aşağıdaki dilekçe iyi bir örnek olması için somut bir olaya sunulmuş olan dilekçedir. Ancak birebir dilekçenin aynısını sunmanız olayınızla örtüşmeyeceği gibi ileride çeşitli hak kayıplarına yol açabilir. Tutuklamaya itiraz evresi henüz bir soruşturmanın ilk evresidir. Süreç iyi yönetilmeli ve takip edilmelidir.


Tutuklamaya İtiraz Dilekçesi Örneği -1

ADANA 6. SULH CEZA MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ’NE

Gönderilmek Üzere

ADANA 5. SULH CEZA MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ’NE

Dosya No: 2015/… Sor. – 2015/… Sorgu

Şüpheli (Tutuklu)              :           …

Müdafi                                  :           …

Adres

Konu                                     :           Tutuklama kararına karşı itirazlarımız ve tahliye talebimizden ibaret  dilekçemizdir.

Açıklamalar             :

  1. Müvekkilimiz … (bundan sonra kısaca “Müvekkiller” olarak anılacaktır.) Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2015/… Sor. Numaralı dosyası kapsamında, tutuklama talepli sevk edildiği Adana …. Sulh Ceza Mahkemesi’nin … tarih ve 2015/… Sorgu numaralı kararı ile tutuklanmış ve cezaevine alınmıştır.
  1. Sayın Mahkemenin yukarıda tarih ve numarası yazılı tutuklama kararına baktığımızda Müvekkilimizin CMK 100. Ve devamı maddeleri gereğince tutuklanmasına karar verildiği görülmektedir. Diğer yönden CMK 100. Maddesinde tutuklama nedenleri sıralanmaktadır.
  1. Buna göre CMK 100. madde;

 

“…Tutuklama nedenleri

Madde 100 –  (1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.(1)

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

  1. a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.
  2. b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
  3. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
  4. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa…”

Hükmüne havidir.

  1. Görülmektedir ki, olayda CMK 100. Maddesinde yazılı tutuklama nedenleri bulunmamaktadır. Zira Müvekkilimiz yönünden kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olgular söz konusu değildir.
  1. Diğer yönden CMK 100/2 maddesi gereğince tutuklama nedeni olarak sayılan haller olayımızda mevcut değildir. Müvekkilimizin sabit ikametgahı mevcuttur ve çevresi tarafından tanınan bir kimsedir. Bu nedenle yargılama sürecinde kaçması veya saklanması ihtimali söz konusu değildir.
  1. Ayrıca deliller toplanmış olup, yok edilmesi, gizlenmesi veya değiştirilmesi ihtimali mevcut değildir.
  1. Yukarıda önemle değindiğimiz üzere hukuka aykırılıkların mevcut olduğu, tutuklama kararının bir ceza olmadığı fakat tutuklamanın kişi hak ve özgürlüklerini sınırlayıcı bir muamele olduğu ve bu yüzden de ancak zorunlu görüldüğü anlarda uygulanmasına başvurulması gerektiği hususu önemlidir. Müvekkilimiz için CMK 100 ve devamında müvekkilim hakkında adli kontrolün neden yetersiz kalacağı hususunda tatmin edici bir belirtme (CMK101/1) yoktur.
  1. Anayasamızda tutuklamanın ancak zorunlu görülen hallerde başvurulması gerekilen bir muamele olduğu ayrıca Mahkemenin tutuklama için sunmuş olduğu gerekçenin Hukuk’un Genel İlkeleri ile bağdaşmayan, Anayasa ve CMK gözetilmeden yapılan klasikleşmiş bir ifade olduğu kanaati tarafımızda mevcuttur.

Netice-i Talep        : Yukarıda arz ve izah edilen hususlar göz önünde bulundurularak Sayın Mahkemenizce de ortaya konulabilecek nedenler ile birlikte CMK’da açıkça belirtilen tutuklama şartlarından hiç birinin olmadığı ve bu tutuklamanın müvekkilimiz üzerinde psikolojik olarak ağır mağduriyete sebep vereceği ve tutuklu kaldığı sürece Müvekkilimiz üzerinde ağır zararlara sebep teşkil edecek olan Adana …. Sulh Ceza Mahkemesinin 2015/… Sorgu numaralı TUTUKLAMA KARARINA İTİRAZ EDİYOR ve Müvekkilimizin TAHLİYESİNE karar verilmesini saygılarımızla bilvekale arz ve talep ediyoruz.  12.03.2018

Müdafi

Av.Saim İncekaş


Tutuklamaya İtiraz Dilekçesi Örneği -2


……… 2. SULH CEZA MAHKEMESİ HÂKİMLİĞİ’NE

 

SORGU NO        : 201../…..sorgu

ŞÜPHELİ                   :……………….  T.C.No:……………………….

                                     (Samsun E Tipi Kapalı İnfaz Kurumunda tutuklu)

 

MÜDAFİİ                  : Av. Saim İNCEKAŞ T.C.No:………………….

                                     ADRES

KONUSU      :Tutuklama kararının İTİRAZEN kaldırılarak, şüphelinin tutuksuz yargılanmasına karar verilmesi istemidir. 

İTİRAZ NEDENLERİMİZ : 

1.Müdafisi olduğum ……………….  daha önce herhangi bir adli kaydı olmayıp bu tarz bir suça karışmamıştır. Kendisi emniyet ve savcılık sırasındaki ifadelerinde de samimi bir şekilde anlatmıştır.

  1. Her ne kadar aleyhinde bu suçu işlediğine dair müşteki beyanları olsa da bunların doğru olup olmadığı hususu yoruma açıktır. Mağdur beyanları dışında somut bir delil yoktur.

3.Müdafisi olduğum şüpheli ailesi ile birlikte pazarcılık işi yapmaktadır. Kendisinin %80 zihinsel engelli raporu vardır.

 -CMK 100’deki koşullar oluşmamıştır:

 -Şüphelinin herhangi bir kaçma şüphesi yoktur. Sabit ikametgâh sahibidir. Şüphelinin delilleri karartması şüphesi yoktur.

 

HUKUKİ NEDENLER          : CMK 101/5 ve 267,268 vd maddeleri, İlgili yasal mevzuat.

 

SONUÇ ve İSTEM           : Belirttiğimiz nedenler ve mahkemenin kendiliğinden takdir edeceği nedenlerle:

  1. 1. Şüpheli hakkındaki tutuklama kararının İTİRAZEN KALDIRILMASINI ve şüphelinin tutuksuz yargılanmasına karar verilmesini,
  2. Mahkeme aksi görüşte ise, tutuklama kararının CMK 109 vd. hükümleri gereğince‘ ’adli kontrole’’ çevrilmesini; Sanık müdafii olarak saygılarımla talep ederim……………

 

 

                                                                                                                                    Sanık Müdafii

                                                                                                                                Av.  Saim İNCEKAŞ


Tutuklamaya İtiraz Dilekçesi Örneği -3   


Fetö davasında tutuklanan sanığın tutukluluğuna itiraz savunma dilekçesi örneği aşağıdaki gibidir.

ADANA 2. SULH CEZA HÂKİMLİĞİNE

 

SORGU NO                                      : 2018/

 

SORUŞTURMA NO                        : 2017/

 

ŞÜPHELİ                                           : 

 

MÜDAFİ                                           : Av. Saim İNCEKAŞ

 

ADRES                                            :

 

KONUSU                                           : Tutuklama kararına itiraz.

 

İTİRAZ NEDENLERİMİZ            :

 

 

  • Müvekkilim, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçlamasıyla hâkimliğinizin 2018/ sorgu sayılı kararı ile tutuklanmıştır. Müvekkilimin tutuklanması dosya içeriğine, mevcut delil durumuna ve hakkaniyete aykırı olduğundan işbu tahliye talebinde bulunma zorunluluğu hâsıl olmuştur.
  • Müvekkilim, kolluk ifadesinde ve hâkimlik sorgusunda tüm samimiyetiyle beyanda bulunmuş, kapatılan okullarda çalıştığını açıkça beyan ederek aslında kendisinin de FETÖ/PDY terör örgütünün mağduru olduğunu ifade etmiştir. FETÖ/PDY iltisaklı kolejlerin kapatılması akabinde işsiz kalan müvekkilim, Manisa ve İzmir illerinde birçok iş başvurusunda bulunmuş ancak daha önce iltisaklı okullarda çalışmış olması nedeniyle dosyada bahsi geçen etüt merkezinde 3 çocuğunun rızkını kazanabilmek için cüz’i ücretler karşılığında çalışmıştır. Amacı sadece çocuklarının rızkını kazanmak olan müvekkilimin bunun dışında herhangi bir eylem veya teşebbüsü söz konusu değildir.

 

  • Müvekkilim hakkında iddia edilen Bylock tespiti ile ilgili dosyada herhangi bir mesajlaşma içeriği mevcut değildir. Müvekkilimin bylock kullanıcısı olduğuna ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerin dosyada bulunmaması sebebiyle salt bylock tespiti ile tutuklama tedbirine başvurulmaması gerektiği kanaatindeyiz.
  • Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde görülecektir ki; deliller toplanmış olduğundan ve delil karartma şüphesi söz konusu olmadığından, tutuklamadan beklenen yarar sağlanmıştır. Müvekkilim sabit ikametgâh sahibi olup kaçma şüphesi bulunmamaktadır. Müvekkilimin delilleri karartma imkânı bulunmamaktadır. Tanıklar, mağdur veya başkaları üzerinde baskı kurma olasılığı da yoktur. Ayrıca, tutuklama kararı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5.maddesindeki koşullarla Anayasa’nın 19/3 hükümleri de dikkate alınarak verilmelidir. Bu koşullar, müvekkilim bakımından oluşmamıştır.
  • Müvekkilimin bu sebepler de göz önüne alınarak tutukluluk halinin incelenmesi, ailesi ve 3 çocuğunun müvekkilimin bakımına muhtaç olması ve tutukluluk dolayısıyla uğrayabileceği mağduriyetlerin giderilebilmesi açısından önemlidir.
  • Müvekkilim hakkında adli kontrol uygulanması bizce hakkaniyete daha uygun olacaktır. Çünkü müvekkilimin suçu işlemediği yönünde kuvvetli bir karine mevcuttur ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği bu temel haklarını kullanabilmelidirler.
  • “Haksız yere bir insanın bir gün bile içerde kalmasının bedelini hiçbir devlet hazinesi ödeyemez” sözü bugünün çağdaş ceza hukukunun temel felsefesini oluşturmaktadır. Ceza muhakemesinin amacı; maddi gerçeği ortaya çıkarmaktır. Ancak bu amacın ortaya çıkarılması için tutukluluk tedbirine başvurmada bir zorunluluk yoktur. Sıklıkla ve yıllarca uygulanabilmesi sebebiyle tutuklama artık “tedbir” değil  “ceza” haline dönüşmüştür ki; olması gereken tutuksuz yargılanmadır. Modern ceza hukuku ve hümanist açıdan düşünüldüğünde; yeni Türk Ceza Yasası, içinde yaşadığımız toplumun korunması yanında, suçlunun da ıslahına yönelen yaptırımların varlığının kabulüne yönelmiş, alışılmış şekliyle klasik ve geleneksel olarak, giderek dünya insanlığının kabul ettiği “ceza kavramı” yanında “suçlunun kişiliğine uygun önlemlerin uygulanması” görüşüne de, yeni yasada yer verilmiştir.

     İSTEM SONUCU: Yukarda arz ve izah edilen sebepler dolayısıyla; hazırlık evrakının bir kez daha hâkimliğinizce hakkaniyet dâhilinde incelenerek, müvekkilimin uygun görülecek şekilde tutuksuz yargılanmasını saygılarımla arz ve talep ederim.25/05/2018

 

     Şüpheli Müdafi

 Av. Saim İNCEKAŞ

Tutuklamaya İtiraz Dilekçesi Örneği -4

ADANA .. SULH CEZA HÂKİMLİĞİ’NE

Dosya No: 2…/…. Sorgu

İTİRAZ EDEN     

ŞÜPHELİ   :…. …

MÜDAFİİ    : Av. Saim İNCEKAŞ

………… Mah…………… Sok.No:../.. (…………..) .

 

KONU         :Adana ….Sulh Ceza Hakimliği’ nin 2…./… Sorgu nolu dosyasında şüpheli … ….hakkında verilen tutukluluk kararının itirazen kaldırılarak şüphelinin tutuksuz yargılanması talebi hakkındadır.

 

AÇIKLAMALAR  : 

Her ne kadar şüpheli hakkında ki isnat edilen suçlama CMK 100’de belirtilen katalog suç içersinde bulunmuş ise de, tutuksuz yargılanmasının esas olması, tutukluluğun istisna teşkil etmesi, şüphelinin sabit ikamet sahibi olması, kaçma şüphesinin bulunmaması, uyuşturucu madde kullanıcısı olduğu dikkate alınarak yargılama aşamasında suç vasfının değişme durumu dikkate alınarak öncelikle serbest bırakılmasına aksi takdirde adli kontrol hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesini talep ediyoruz.

NETİCE VE TALEP      : Arz ve izah edilen nedenlerle,

Şüpheli …  ……. hakkında verilen tutukluluk kararının kaldırılarak, tahliyesine karar verilmesi hususunda gereğini arz ve talep ederim.14.12.2018

 

                                                                               Şüpheli …. ….      Müdafii

                                                                               Av. Saim İNCEKAŞ

Tutuklamaya İtiraz Dilekçesi Örneği -5-

ANTALYA    .SULH CEZA  HAKİMLİĞİ’NE

SUNULMAK  ÜZERE

ANTALYA   . SULH   CEZA   HAKİMLİĞİ

                                                                                         

Soruşturma no           : 2016/

Sorgu No                   : 2017/sorgu

Tutuklamaya itiraz

Eden (Şüpheli )         :…………………………

MÜDAFİİ                     :………………………….

D.KONUSU                 :TUTUKLULUĞA İTİRAZ

SUÇ                              :Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme , Silahlı Terör Örgütüne üye olma

İ.NEDENLERİ         :

                                     1-)Müdafiisi bulunduğum sanık, Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme , Silahlı Terör Örgütüne üye olma suçundan Antalya 5Sulh Ceza Hakimliği yukarıda tarih ve numarası yazılı kararı ile tutuklanmıştır.

                                     2-)Müdafisi olarak bulunduğum sanık ……………… tarihinde  vermiş olduğu ifadesinde , gerek ……………. tarihinde . Sulh Ceza mahkemesinde vermiş olduğu ifadesinde ilgili Silahlı Terör Örgütü ile herhangi bir bağının olmadığını iddia etmiştir.

                                    3-)Müdafisi olarak bulunduğum sanığa karşı tutuklanmayı gerektirecek suç şüphesi bulunmamaktadır. Tutukluk en som uygulanması gereken önlemdir. Kendilerine yüklenen suç unsurundan dolayı bağlı bulunduğu birlikle bağı kesilmesine rağmen halen kaçmayarak Antalya ilinde kalmaya devam etmiştir.

                                   4-)CMK.m.100 hükümleri uyarınca tutuklama şartları oluşmamıştır. Müvekkilin mağduriyetine yol açmaması bakımından tahliyesine karar verilmesini talep ediyoruz.

SONUÇ VE İSTEM     :Yukarıda sunulan ve re’sen nazara alınacak nedenlerle ;  Antalya .Sulh Ceza Hakimliği’nin ………….. Tarih ve  ……….Sorgu sayılı tutuklama kararının kaldırılarak müdafisi bulunduğum şüpheli,…………’nin  tahliyesine,sayın mahkeme aksi kanaatte ise adli kontrol hükümlerinden birinin uygulanmasına karar verilmesini  saygılarımla arz ve talep ederim.

                                                                                               Şüpheli Müdafii

Hırsızlık Nedeniyle Tutuklamaya İtiraz Dilekçesi -6- 

SULH CEZA HAKİMLİĞİ’ NE

GÖNDERİLMEK ÜZERE

CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA

 

SORGU NO                          :

 SORUŞTURMA NO           :

 

TUTUKLAMAYA İTİRAZ

EDEN ŞÜPHELİ                 :

MÜDAFİİ                             :

KONUSU                              : Müvekkilimin tutuklanması yönündeki kararın hukuka aykırı olduğuna dair itirazlarımızı ve tahliye talebimizi içerir.

 

AÇIKLAMALAR:

 

1-)Yukarıda dosya numarası yazılı Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Soruşturma sayılı  dosyasında müvekkil şüpheli 16/12/2017 tarihinde Sulh Ceza Hakimliğinin sorgu numaralı kararı ile “Taklit Anahtarla Kilitli Açmak Suretiyle Hırsızlık” suçunu işlediği bahisle tutuklanmasına karar verilmiştir.

GÖSTERİLMEDEN TUTUKLAMA KARARI VERİLDİĞİ İÇİN, İTİRAZA KONU KARAR HUKUKA AYKIRI OLUP KALDIRILMALI VE ŞÜPHELİ SERBEST BIRAKILMALIDIR:

Anayasanın 19. maddesine göre, “suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla tutuklanabilir.” CMK’ nın 100/1 hükmüne göre de, “Kuvvetli suç şüphesinin varlığı gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir”.

Hâkimin, tutuklama nedenlerinin bulunduğunu kararına soyut şekilde yazması, tutuklamanın CMK’ nın 100. maddesine uygun olması için yeterli değildir. Ayrıca kaçma şüphesi ya da delilleri karartma riskine ilişkin somut bulguları da gerekçede göstermesi gerekir. Zira CMK’ nın 101/2 hükmüne göre, “tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya tahliye talebinin reddine ilişkin kararlarda, kuvvetli suç şüphesini, tutuklama nedenlerinin varlığını ve tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir”. AİHM’ ye göre de, tutuklama nedenlerinden biri olan kaçma şüphesine soyut olarak dayanılması yeterli değildir; kaçma şüphesi mahkeme kararında somut bulgulara dayalı olarak gerekçelendirilmelidir. Bir Türk mahkemesinin tutuklama kararında, “kaçma tehlikesi konusunda somut olguların varlığı” ifadesine yer verilmesine karşın, bu tutuklama nedeni hususunda herhangi bir somut bulguya gerekçede yer verilmediği saptanmış ve bu türden bir tutuklama gerekçesinin AİHM açısından yetersiz olduğunu kararlaştırmıştır (Mahmut Öz/Türkiye,para. 35). Dolayısıyla, aynen CMK’ nın 101/2 maddesinde olduğu gibi, AİHM’ ye göre de, tutuklama nedenlerinin varlığını karar gerekçesine soyut şekilde yazarak gerekçe oluşturmak mümkün değildir. Hâkimin ayrıca söz konusu nedenlerin varlığını somut olaylara veya bulgulara dayandırma zorunluluğu vardır.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesince bir suçun safi katalog suçlardan olması; tutuklama kararı gerektirmez. Kaldı ki; yukarıda bahsedilen durum katalog suçlar açısından da geçerlidir. Ayrıca, birden çok şüphelinin bulunduğu tutuklama incelemelerinde, her şüphelinin durumu ayrı ayrı incelenmeli ve her biri açısından tutuklama nedenlerinin varlığı, somut bilgiler eşliğinde, ayrı ayrı gerekçelendirilmelidir. Eş ifade ile tutuklama nedenleri her bir şüpheli için şahsileştirilmelidir. Bir şüpheli açısından kaçma şüphesini gösteren maddi bulguların bulunması ya da aynı soruşturmada ismi bulunan bir şüphelinin kaçmış olması, diğer şüphelilerin de kaçacağına delil oluşturamaz. Kısaca, tutuklama nedenlerinin varlığı her bir şüpheli için ayrı ayrı, somut bilgi veya bulgulara dayalı olarak gösterilmek zorundadır.

Somut olayda, şüphelinin tutuklanmasına ilişkin kararda dayanılan tutuklama nedenlerinin varlığını gösteren hiçbir somut bilgi ya da bulguya yer verilmemiştir. Tutuklama kararı veren mahkeme, tutuklama nedenlerinin varlığını gösteren herhangi bir somut bulguya dayanmadan, soyut bir şekilde bu nedenlerin var sayıldığını kararına yazmıştır. Oysa yukarıda belirtilen ve iç hukukta doğrudan uygulanma etkisi bulunan AİHS’nin 5, Anayasanın 19 ile CMK’ nın 101/2 maddelerine göre, tutuklama nedenlerinin varlığını gösteren kanıtlar somut bilgi ve bulgularla gerekçelendirilmek zorundadır. Dolayısıyla, şüphelinin tutuklanmasına ilişkin karar, özellikle AİHS ve CMK’ nın 101/2 maddesine ve yukarıda belirtilen AİHM içtihadının gereklerinin tümüne aykırı olup, bu nedenle kaldırılarak, şüpheli serbest bırakılmalıdır.

“ADLİ KONTROLÜN YETERSİZ KALACAĞINI GÖSTEREN SOMUT BULGULAR” GÖSTERİLMEDEN TUTUKLAMA KARARI VERİLDİĞİ İÇİN, İTİRAZA KONU KARAR HUKUKA AYKIRI OLUP KALDIRILMALI VE ŞÜPHELİ SERBEST BIRAKILMALIDIR:

CMK’ nın 100/1 hükmüne göre, “… İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.” Aynı kanunun 101. maddesine göre de, “… tutuklama istemlerinde adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukuki ve fiili nedenlere yer verilir. Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya tahliye talebinin reddine ilişkin kararlarda, kuvvetli suç şüphesini, tutuklama nedenlerinin varlığını ve tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir”.

Yukarıdaki CMK hükümlerinde belirtilen ölçülülükten anlaşılması gereken, adli kontrolün yetersiz kalacağını gösteren somut olgulara kararda yer verilmesi zorunluluğudur. Yukarıdaki hükümlerin bazıları 02.07.2012 tarihli yasa değişikliği ile CMK’ ya girmiş olup, adli kontrolün yetersiz kalacağı hususu somut olgulara dayalı olarak gösterilmedikçe, tutuklama kararı verilemez. Bu anlamda, belirtilen tarihten sonra, tutuklama kararı tamamen ikincil bir işleve sahip olup adli kontrolün yetersizliğinin karar gerekçesinde somut olgularla gösterilmesi zorunluluğu, tutuklama tedbiri açısından olmazsa olmaz bir ön şarttır; tutuklamaya engel bir durumdur. Sonuç olarak, 02.07.2012 tarihli yasa değişikliğinden sonra, şüphelinin duruşmada hazır bulunmasını sağlayacak nitelikteki adli kontrole başvurmanın yeterli olduğu durumlarda (yetersiz kalacağını gösteren somut bulgular gösterilmedikçe), tutuklama kararı verilemez. (Prof. Dr. Feridun Yenisey–Prof. Dr. Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, Bahçeşehir Üniversitesi Yayını, İstanbul 2014, s. 495).

İtiraza konu tutuklama kararları incelendiğinde, şüphelinin duruşmada hazır bulunmasını sağlayacak, adli kontrole başvurmanın yetersiz kalacağını gösteren hiçbir somut olguya yer verilmediği görülecektir. Unutulmamalıdır ki, tutuklamanın tek amacı şüphelinin duruşmada hazır bulunmasını sağlamaktır (Gatt / Malta, para. 49). AİHM’ ye göre, tutuklama tedbiri, niteliği gereği son derece ağır bir tedbir olup, ancak son aşamada başvurulabilecek türden bir koruma tedbiridir; bu açıdan daha hafif tedbirlerin yeterli olmadığının anlaşıldığı durumlarda tutuklamaya başvurulabilir. Bu nedenle, mahkemeler şüphelinin duruşmada hazır bulunmasını sağlayacak adli kontrol kapsamındaki tedbirlerin var olup olmadığını tutuklama kararından önce araştırmak zorundadırlar (Tinner/İsviçre – Jablonski/Polonya).

Somut olayda adli kontrole başvurmanın şüphelinin duruşmada hazır bulunmasını sağlama açısından yetersiz kalacağı somut bulgulara dayalı olarak gösterilmediği için, AİHS’ in 5, Anayasanın 19 ile CMK’ nın 100 ve 101. Maddeleri ile AİHM kararlarına açıkça aykırı olan tutuklama kararı kaldırılarak şüpheli serbest bırakılmalıdır.

YAPILAN BU TUTUKLAMA ANAYASAMIZDA BELİRTİLEN İLKELERE, CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNA, ULUSLAR ARASI ANTLAŞMALAR İLE AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ VE AİHM KARARLARINA AYKIRIDIR:

Tutuklama ile ilgili ortaya konulan gerekçelerin net olmaması, delil olarak dosyadaki tüm deliller toplanmış olup ilgili diğer AİHM kararları ve AİHS maddeleri göz önünde bulundurulduğunda ve temel hak ve özgürlükleri konu alan uluslararası antlaşmaların AY m. 90 kapsamında iç hukukumuza direkt uygulanması zorunluluğu hususu göz önüne alındığında bu tutuklamanın yapılması kararı yukarıda belirttiğim antlaşmalar ve iç mevzuatımıza aykırıdır.

 Öncelikle olay gününe bakarsak; müvekkilim olay günü kendi ifadesinde de belirttiği gibi 2 şişe bira içmiştir. İçkinin etkisi ile kendisinden geçmiştir ve ne yaptığını bilmemiştir. Hal ve hareketlerinin kontrolünü yapamamıştır. Müvekkilim eve giderken yolda camı yarıya kadar açık olan aracın sağ ön kısmında gözlük görmüştür. Onu almaya çalışmıştır. Bu gözlüğü alırken de amacı satmak değil, sadece kullanmak amacıyla almaya çalışmıştır. Ancak teşebbüs esnasında yakalanmıştır. Kaldı ki müvekkilim herhangi kapalı bir yerden eşya çalmaya çalışmamıştır. Camı yarıya kadar açık bir yerden eşya çalmaya teşebbüs etmiştir. Açık alan bir yerden eşya çalmanın ise cezasını da göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Ayrıca müvekkilim de bu olaydan dolayı çok pişmandır. Bu hususu da hem karakolda hem de savcılık aşamasında da belirtmiştir. Müştekinin de aracına herhangi bir zararı da oluşmamıştır. Kaldı ki her ne kadar müvekkilim alkol kontrolüne götürülmüş ise de; olaydan uzun bir zaman sonra götürülmüştür. Bu da müvekkilimin alkolsüz olarak çıkmasına neden olmuştur. En önemli husus ise; müvekkilimin daha önceden başkaca yahut aynı suçlardan sabıkası olmuş olması tutuklama nedeni değildir. Her dosya kendisine göre şahsidir. Buna ilişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun da kararı vardır.

  Yukarıda anlatıldığı şekilde gerçekleşen olayda şüpheli Eyüp ÖNGÜÇ Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı suçunu işlememiştir.

 

Aşağıda da belirteceğim gibi Yargıtay Kararlarına bakıldığı zaman;

YARGITAY Ceza Genel Kurulu Esas: 2006 / 3-35 Karar: 2006 / 97 ve 04.04.2006 tarihli kararında “Şüpheli ve aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemez. Ceza mahkûmiyeti bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata da­yanmalıdır. Bu ispat teorik de olsa hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermemelidir. Yük­sek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermektir. O halde ceza yargılamasında mahkûmiyet, büyük ve­ya küçük bir ihtimale değil, kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmalıdır.” Şeklinde hüküm kurarak sonradan değiştirilen ifadeye itibar edilmemesinin ancak ilk ifadenin şüpheye yer vermeyecek şekilde kesin olması halinde mümkün olduğunu belirtmiştir.

            Yine Yargıtay’ın 2005/1716 Esas ve 2006/19 Karar numaralı 23/01/2006 tarihli kararında “Sanığın baskıya dayalı olduğunu belirterek kabul etmediği kolluk ifadesi dışında, isnad olunan suçu işlediğine dair kuşku sınırlarını aşan yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyet kurulması bozmayı gerektirmiştir.” Belirttiği gibi kolluk ifadesinin mahkeme huzurunda yalanlanması halinde ilk ifade için şüpheden uzak kesin deliller mevcut değilse şahsın mahkeme huzurunda kabul ettiği ifadesi dikkate alınmalıdır.

 Bu tutuklamaya gerekçe olarak müvekkilimin üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti mevcut delil durumu, hakkında kuvvetli suç şüphesinin olduğunu gösteren olguların bulunması gerekçe olarak gösterilmiştir. Tutuklama kararı bir ceza değildir fakat tutuklamanın kişi hak ve özgürlüklerini sınırlayıcı bir muamele olduğu ve bu yüzden de ancak ve ancak zorunlu görüldüğü anlarda uygulanmasına başvurulması gerektiği hususu önemlidir. Müvekkilim için CMK 100 ve devamında müvekkilim hakkında adli kontrolün neden yetersiz kalacağı hususunda tatmin edici bir belirtme (CMK101/1) yoktur.

Anayasamızda tutuklamanın ancak zorunlu görülen hallerde başvurulması gerekilen bir muamele olduğu, ilk önce yapılması gerekilenin tutuksuz yargılama olduğu, tutuklama için kuvvetli suç şüphesinin olması ve kaçma ve delilleri karartma ihtimalinin göz önünde bulundurulması gerekir.(CMK 100).

Mahkemenin tutuklama için sunmuş olduğu gerekçe Hukuk’un Genel İlkeleri ile bağdaşmayan, Anayasa, CMK ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gözetilmeden yapılan klasikleşmiş bir ifadedir.

Mahkemenin klişeleşmiş net olmayan tutuklama kararı anlaşılamamıştır. Açıklanan tüm bu sebeplerden dolayı müvekkilimin tutuklanması, tutuklamanın hukuki amacına uygun bulunmadığı gibi kamu vicdanını da rahatsız ettiği gerçeği ortadadır. Şüpheli hakkındaki tutuklama kararının itirazen kaldırılarak, kendisinin tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasına karar verilmesi talep olunur.

SONUÇ ve İSTEM : Belirttiğimiz nedenler ve hakimliğinizin kendiliğinden takdir edeceği diğer nedenlerle; ortaya konulabilecek nedenler ile birlikte “tutuklama nedenleri açısından somut bulgular” gösterilmeden ve “adli kontrolün yetersiz kalacağını gösteren somut bulgular” gösterilmeden tutuklama kararı verilmiştir bu tutuklama Anayasamızda belirtilen ilkelere, Ceza Muhakemesi Kanununa, Uluslararası Antlaşmalar ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve AİHM kararlarına aykırıdır. Tüm anlatılan bu nedenlerle TUTUKLAMA KARARINA İTİRAZ EDİYOR şüpheli hakkındaki tutuklama kararının İTİRAZEN KALDIRILMASINI ve müvekkilim TUTUKSUZ YARGILANMASINA karar verilmesini, Mahkeme aksi görüşte ise; tutuklama kararının CMK 109 Vd. hükümleri gereğince ‘’adli kontrole’’ çevrilmesini; şüpheli müdafii olarak saygılarımla arz ve talep ediyorum.

 

                                                                                  İTİRAZ EDEN ŞÜPHELİ MÜDAFİİ

Tutuklamaya İtiraz Dilekçesi Örneği (Engelli Sağlık Raporu Nedeniyle İtiraz) -7-

ADANA SULH CEZA HAKİMLİĞİ’NE;

 

Sorgu Dosya No: …..

TUTUKLAMA KARARINA

İTİRAZ EDEN ŞÜPHELİ                : ………………

MÜDAFİİ                                         : …………..

                                                             ……………..

TUTUKLAMA TARİHİ                  : 26/11/2018

AÇIKLAMALAR                             :

 

1-) Müvekkilim 26/11/2018 tarihinde, mahkemenizin yukarıda numarası belirtilen sorgu dosyası üzerinden verilen tutuklama kararı gereği tutuklanmıştır.  Müvekkil bina içerisinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık suçundan dolayı tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edilmiştir. Ve hakimliğinizce tutukluluğuna karar verilmiştir.

        İsnat edilen suçlamaya yönelik olarak Müvekkil samimi bir şekilde görüntülerdeki kişinin kendisi olduğunu ve  bu suçu işlediğini beyan etmiştir.

 

Şüpheli müvekkile ait dosyada da mevcut olan 22.07.2014 tarihli Sağlık Bakanlığı Nazilli Devlet Hastanesine ait engelli sağlık raporu vardır.  Müvekkile konan teşhis Psikotik bozukluktur. Raporda kendisine %45 engel oranı atfedilmiştir.Ve söz konusu raporun geçerliliği süreklidir. Raporda ağır işlerde ve zihinsel aktivite gerektiren işlerde çalışamayacağına dair not düşülmüştür.

 

Söz konusu hastalık müvekkilin kusur yeteneğini ortadan kaldıran veya zayıflatan sebeplerdendir. Hukuk sistemimizde yargılanan kişide akıl hastalığı veya zayıflığına ilişkin en ufak kuşku bulunması halinde mahkeme tarafından konu bilimsel bir şekilde araştırılmalıdır. Mahkeme yaptığı araştırma neticesinde herhangi bir akıl hastalığı veya zayıflığı olduğunu tespit edildiğinde, akıl hastalığı veya zayıflığının, işlenen fiille ilgili olarak “algılama” ve “irade yeteneği” üzerine etkisini de araştırmalı ve bu doğrultuda bir karar verilmelidir. Suç işlediği esnada akıl hastası olan müvekkilin işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamadığı (algılama yeteneğinin olmadığı) veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin (irade yeteneği) önemli derecede azalmış veya tümüyle ortadan kalkmış olduğu hallerde, kişi işlediği suç nedeniyle cezalandırılamaz (TCK m.32/1).

 

Bu sebeple müvekkilin söz konusu suçu işlediği esnada “algılama” ve “irade” yeteneği bulunmamaktadır.  TCK 32/1 maddesi kapsamında müvekkilin ceza ehliyeti bulunmamaktadır. Bu sebeple kendisine akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını talep ederiz. Aksi durumda kendisinin sağlık problemleri sebebiyle tutukluluğunun devam etmesi durumunda telafisi mümkün olmayan durumlar ortaya çıkacaktır.

2-)Son olarak soruşturma aşamasında şüphelinin kaçması, delillerin yok edilmesi, karartılması, değiştirilmesi ya da gizlenmesi söz konusu değildir ve kendiside böyle bir girişimde bulunacak durumda değildir. Çünkü suç konusu olaya ilişkin tüm deliller adli makamlara intikal etmiştir.

3-) Açıklanan nedenlerle, anılan tutuklama kararına müvekkil adına itiraz ediyorum.

HUKUKİ NEDENLER                    : 5271 S. K. m. 100, 101.

SONUÇ VE İSTEM                         : Yukarıda açıklamaya çalıştığımız nedenlerle, müvekkilim şüpheli hakkındaki tutuklama kararının kaldırılarak, şüphelinin serbest bırakılması ve tutuksuz yargılanmasına karar verilmesi, hâkimlik aksi görüşte ise, tutuklama kararının CMK’nın 109 ve devamı maddeleri gereğince adli kontrol tedbirine çevrilmesini , vekaleten talep ederim. 03/12/2018                                                       

 

 

  Şüpheli Müdafii

Av. ……………

Tutuklamaya İtiraz Dilekçesi Örneği (HIRSIZLIK) -8-

ADANA ………. SULH CEZA HAKİMLİĞİ’NE SUNULMAK ÜZERE

ADANA ………… SULH CEZA HAKİMLİĞİ’NE

SORGU NO   : ……………..

ŞÜPHELİ      : ……………………

MÜDAFİ       : ………………                     

KONU           :  /2017 tarihinde verilmiş haksız tutuklama kararına itirazımız ve tahliye talebimize ilişkindir.

AÇIKLAMALAR :

                                 Müdafisi olduğum şüpheli hakkında verilmiş olan tutuklama kararı açıkça haksız ve hukuka aykırıdır. Şöyle ki ;

                      ŞÜPHELİ KENDİSİNE İSNAT EDİLEN HIRSIZLIĞA TEŞEBBÜS SUÇUNDAN HÜKÜM KURULMASI HUKUKA UYGUN DEĞİLDİR

Şüpheli ……………, Gürcistan vatandaşı bir şahıs olup, ülkesinde işçi olarak çalışmakta olup aylık geliri ile ülkesinde rahatça geçinebilmektedir. Kendisi 2 çocuk sahibi olarak, çocuklarına bakmakla yükümlü her baba gibi düzenli çalışma hayatına sahip ve sabıkasız bir şahıstır.

Öncelikle TCK madde 35 uyarınca teşebbüs halinde kalmış suçlardan bahsedebilmek için suçun maddi ve manevi unsurlarının tamamlanmış olmasıyla beraber suça elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icra hareketlerini tamamlayamamış olması gerekmektedir.

Kendisi ise açık alanda metro içinde yere düşmüş telefonu görmüş olup, telefonu sahibine iade etmek üzere eline aldığında, telefon sahibi şahıs tarafından yanlış anlaşılarak panik ve şiddetin etkisiyle suçlanmıştır. Kendisi Türkçe konuşmadığı için derdini anlatamamıştır.

Hırsızlığa teşebbüs suçundan bahsedebilmek için failin hırsızlık suçunun öncelikle maddi ve manevi unsurlarını tamamlaması gerekmektedir. Bunun en başında ise manevi unsur olan kast unsuru gelmektedir. Hırsızlık suçu zilyedin rızası olmadan başkasına ait bir malı kendisine veya bir başkasına bir yarar sağlamak maksadı ile bulunduğu yerden almak olarak tanımlanmıştır.

Şüpheli ise açık alanda yerde bulduğu telefonu sahibini bulmak maksadıyla eline aldığını ve müştekiye uzattığını belirtmiş olup, müşteki beyanı dışında aksi kanaati oluşturacak hiçbir kesin veya takdiri delil bulunmamaktadır. Kendisinin Türkçe konuşarak kendisini ifade etme imkanı bulunmamaktadır.

ŞÜPHELİ HAKKINDA VERİLEN TUTUKLAMA KARARI HUKUKA AYKIRIDIR.

            Şüpheli hakkında verilmiş tutuklama kararı CMK md. 101 vd. hükümlerine açıkça aykırıdır. Cmk md.101/1’ de tutuklama kararında mutlaka gerekçe gösterilmesi gerekir. Ve ayrıca bu karar verilirken adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağının gösteren hukuki ve fiili nedenlerin gösterilmesi de kanunca zorunlu tutulmuştur. Ancak şüpheli hakkında verilmiş tutuklama kararında bu hususların yer almadığı görülecektir. Şüphelinin kaçma şüphesini gösteren herhangi bir olgu mevcut değildir. Kaldı ki polisten kaçmamış, aksine derdini anlatmak istemiştir ve bunun yanı sıra kolluğa herhangi bir zorluk çıkarmamıştır. Ayrıca sabıka kaydı incelendiğinde herhangi bir suçtan da aranmamaktadır. Tüm bu hususlar değerlendirilmeden verilmiş tutuklama kararı açıkça hukuka aykırıdır. İkinci husus olarak adli kontrol kararının neden uygulanamayacağının gösterilmesi gerektiği hususudur. Buna ilişkin maktu açıklamalarla ile yapılan tutuklama kararı CMK Md. 101 kapsamında açıkça hukuka aykırıdır. Bu nedenle şüpheli hakkında verilen tutuklama kararının kaldırılarak serbest bırakılması, aksi kanaat durumunda ise tutuklama kararına alternatif koruma tedbiri uygulanması gerekmektedir. Kendisinin salıverilmesi kanaatinde olmak ile birlikte, kendisi hakkında uygulanacak yurtdışı yasağı gibi bir adli kontrol kararı yeterli iken kendisini teşebbüs aşamasında kalmış suçla isnat ederek tutuklamak hukuka aykırı bir tedbirdir.

NETİCE-İ  TALEP: Yukarıda izah olunan nedenler ile şüphelinin doğrudan serbest bırakılması, aksi kanaatte ise tutuklamaya alternatif tedbir olarak sistemimize giren adli kontrol tedbirinin uygulanması vekaleten arz ve talep olunur.28/10/2017

                                                                                                                    ŞÜPHELİ MÜDAFİ

Tutuklamaya İtiraz Dilekçesi Örneği (Çocuğu ile Birlikte Tutuklanan Sanık) -9-

ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA

Gönderilmek Üzere

ADANA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA

 

SORUŞTURMA  NO                            :

TALEPTE BULUNAN

 TUTUKLU ŞÜPHELİ                        : 

MÜDAFİİ                                              : 

 

TALEP KONUSU                               : Müvekkilin hakkında verilen tutukluluk kararına ilişkin olarak özellikle aile birliğinin korunması ilkesi göz önünde bulundurularak tahliye taleplerimizin sunulmasıdır.

           

 

AÇIKLAMALAR                 :

  • Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında müvekkil hakkında tutukluluk kararı verilmiştir. Müvekkilin ilgili soruşturma kapsamına dahli ve tutukluluğuna karar verilmesi hukuka aykırıdır. Ölçüsüz ve hukuka aykırı tutuklama kararı ile müvekkilim yaklaşık 7 ay gibi uzun bir süredir tutuklu bulunmaktadır. 31.07.2017 tarihinden beri tutuklu olan müvekkilin tutuksuz yargılanmak üzere tahliyesine karar verilmesini talep ederiz.
  • Müvekkilin eşi………de benzer suçlamalar ile uzun zamandır tutukludur. Müvekkilin henüz 4 yaşında ………… isimli bir erkek çocuğu vardır. Müvekkil Ankara Sincan Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda, eşi ise Nevşehir kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunmaktadır. Uzaklıktan dolayı küçük çocuk anne-babasını tutuklandıklarından beri yalnızca 1-2 defa görebilmiştir. Aynı anda hem anne hem de baba yokluğuna maruz kalan bu çocuğun psikolojisi son derece bozulmuş ve büyük travmalar yaşamıştır. Hem müvekkilin hem de eşinin tutuklu olması nedeni ile küçük çocuk anneanne ve dedesinin yanında kalmış, dedesi lenf kanseri olduğundan dolayı küçük çocukla yeteri kadar ilgilenememiştir. Müvekkilin yaşlı olan annesi ve babası aynı suçtan tutuklu bulunan diğer çocuklarının 3 küçük çocuklarına daha baktıkları ve yeteri kadar zorlandıkları için 4 yaşındaki ……….. 3 aydır annesi ile birlikte cezaevinde bulunmaktadır. HEM ANNESİ HEM DE BABASI TUTUKLU BULUNAN BU ÇOCUK GEÇİRMİŞ OLDUĞU PSİKOLOJİK TRAMVA SEBEBİYLE PSİKOLOĞA GİTMİŞ VE KENDİSİNE “ANKSİYETE BOZUKLUĞU” TANISI KONULMUŞTUR. BU RAHATSIZLIĞIYLA ALAKALI İLAÇ TEDAVİSİ GÖRMEKTEDİR. HENÜZ 4 YAŞINDA OLAN BU ÇOCUĞUN YAŞADIĞI TRAMVA İLERİDE TELAFİSİ MÜMKÜN OLMAYACAK ZARARLARA YOL AÇACAKTIR………………. KÜÇÜK YAŞTA OLMASI NEDENİYLE ANNESİNDEN AYRILAMAMAKTA MÜVEKKİLLE BİRLİKTE 3 AYDIR CEZAEVİNDE KALMAKTADIR………………, CEZAEVİ KOŞULLARI OLDUKÇA AĞIR OLDUĞU VE 0-6 YAŞ ARALIĞININ ÇOCUĞUN GELİŞİMİ İÇİN SON DERECE KRİTİK BİR DÖNEM OLDUĞU DA GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURULDUĞUNDA BU DURUMUN KENDİSİ İÇİN TELAFİSİ İMKANSIZ ZARARLAR DOĞURMASI KUŞKUSUZDUR. ÇOCUĞUN CEZAEVİ ORTAMINDA ANNESİ İLE YAHUT DIŞARDA ANNESİNDEN AYRI BÜYÜMESİNE İLİŞKİN SEÇENEKLERİN ÇOCUK HAKLARI SÖZLEŞMESİ’NİN ‘ÇOCUĞUN ÜSTÜN YARARI’ İLKESİNE UYGUN OLMADIĞI AÇIKTIR. Söz konusu bu durumun Anayasa başta olmak üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmelerine ve İnsan Haklarına açıkça aykırı olduğu da ortadadır. Bu durum, ileride telafisi hiçbir suretle mümkün olmayacak sonuçlar ortaya çıkaracaktır. Yine yukarıda belirttiğimiz hususla ilgili olarak Karaman Sulh Ceza Hakimliği’nin 2017/262 D.İş Sorgu sayılı kararı emsal niteliğinde olmakla birlikte ilgili kararda şüphelinin üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterir somut olguların varlığını koruduğu ,ancak şüphelilerin eşlerinin de aynı soruşturma kapsamında tutuklu oldukları,  dosya arasına alınan nüfus kayıtlarına göre şüphelilerin aile bakım ve gözetimi, aile ilgisine muhtaç okul çağındaki çocuklarının bulunması, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile koruma altına alınan aile birliğinin korunması ilkesinden hareketle  tutuklulukta geçen sürede dikkate alındığında, delillerin büyük oranda toplanmış olması,  tutuklamanın tedbir oluşu dikkate alındığında, tutuklamadan beklenen amacın gerçekleşmiş olması sebebiyle; şüphelilerin şahsi durumlarından dolayı daha fazla tutuklu kalmalarının ölçülü olmayacağından……..şüphelilerin adli kontrol altına alınarak  BİHAKKIN TAHLİYELERİNE”   dair karar verilmiş olup çocukların hem anne hem de babalarından ayrı bırakılmalarının ölçüsüzlüğü söz konusu kararda da ifade edilmiştir. Bu nedenlerle müvekkilin biran evvel tahliyesine karar verilmesini talep ederiz.
  • Müvekkil hiçbir suç işlemediği için, hakkında soruşturma olduğunu duyunca hiçbir kaçma yahut saklanma eğiliminde dahi bulunmadan kolluk güçlerine teslim olmuştur. Bu nedenle kaçma şüphesinin var olduğundan bahsedilmesi mümkün değildir ve bu nedenle de tutuklanması hukuka aykırıdır. Üstelik müvekkilin üzerine atılı suç terör örgütüne üyeliktir. Ancak müvekkilin ne şekilde ve hangi eylemleri ile üzerine atılı suçları işlediği bilinmemektedir. Hiçbir legal yahut illegal örgütle irtibatı, ilişiği olmamıştır. Müvekkil hiçbir yasadışı, silahlı ya da silahsız bir örgütün üyesi ya da sempatizanı asla olmamıştır. Hiçbir zaman Devletimizin ve milletimizin menfaatlerine aykırı hiçbir faaliyetin içerisinde yer almadığı gibi, alması da söz konusu olamaz. Müvekkil ne iş hayatında ne de iş dışındaki özel hayatında hiçbir gizli davranış içerisine girmemiş, tüm hayatı ve yaptıkları da alenidir. İncelendiğinde hayatında hiçbir gizliliğinin olmadığı görülecektir. Müvekkil üzerine atılı suçlamaları kesinlikle kabul etmiyoruz. Menfur darbe girişiminin olduğu gün, öncesi yahut sonrasında müvekkilin hiçbir katkısı yahut eylemi olmamıştır. Müvekkilin 15 Temmuz kanlı darbe girişiminde maddi veya manevi bir etkisi, katkısı olmuş olsa idi o günden bu zamana kadar saklanma veya kaçma eylemlerinde bulunması muhtemel idi. Ancak müvekkil hiçbir suçu olmadığı için, hiçbir yasadışı eylemi, örgütle bağı olmadığı için ikamet adresinde yaşamaya devam ederek rutin hayatını devam ettirmiştir. Hal böyle iken kaçma veya saklanma şüphesi olmayan müvekkilimin çok ağır bir tedbir olan tutuklama tedbiri altına alınması açıkça hak ihlalidir ve hukuka aykırıdır.

  • Delillerin karartılması şüphesinin bulunup bulunmadığı ancak somut olayın özellikleri ile şüphelinin kişiliği, tutumları, yaşam koşulları dikkate alınarak tutuklamanın nedeni olmalıdır. Her suç için zan altındaki kişinin mutlaka maddi gerçeği saklamak isteyeceği yolunda bir ön yargıdan yola çıkılarak tutuklamaya karar verilmesinin Anayasa ile güvence altına alınmış olan KİŞİ ÖZGÜRLÜĞÜNÜ derinden zedeleyeceği açıktır. Müvekkil hakkında yürütülen yargılama kapsamında karartılacak ya da gizlenecek bir delil bulunmamaktadır, çünkü müvekkilin üzerine atılı suçları işlemediği söz konusu terör örgütü ile hiçbir ilgisi ve bağı olmadığı, 15 Temmuz kanlı darbe girişiminin asla ve asla aktörü olmadığı üstelik mağduru olduğu ortadadır. Bu itibarla yargılama süreci kapsamında deliller toplanmış olup delillerin karartılması yahut değiştirilmesi gibi bir ihtimal bulunmadığı dosyadan açıkça görülmektedir.

  • Ceza Muhakemesi Kanunu’nun tutuklamayı düzenleyen 100. maddesinde tutuklamanın ‘orantılı’ olması gerektiği hususu açıkça belirtilmiştir. Yargılama konusu fiilin önemi, karşılığında şüpheli ya da suçluya verilecek olan ceza ya da güvenlik tedbiri göz önüne alınarak, verilecek olan tutuklama kararı kişi açısından haksızlığa neden olmayacaksa verilmelidir. Kanunda aranılan orantılılık ilkesi bunu gerektirmektedir. Ayrıca, tutuklama, tedbir olarak başvurulan son çare olmalıdır. ‘Orantılılık’ ilkesi gereği, ilk olarak kişi üzerinde daha az hak kısıtlanmasına neden olacak tedbirlere başvurulmalıdır. Müvekkilin ailesinin ağır sağlık sorunları da düşünüldüğü takdirde tutukluluk halinin devamına karar verilmesinin ölçüsüz olduğu anlaşılmaktadır. Kanuni düzenleme bu bağlamda müvekkil açısından ihlal edilmiş olup Adli Kontrol Tedbirleri verilerek de yargılamanın ve soruşturmanın yürütülmesi mümkünken müvekkil haksız olarak tutuklu bulunmaktadır. Müvekkilin bakmakla yükümlü olduğu BİR KÜÇÜK ÇOCUĞU vardır. Hem maddi hem de manevi olarak son derece mağdur olmuşlardır. Haksız ve hukuka aykırı tutuklama nedeni ile ileride telafisi hiçbir şekilde mümkün olmayacak sonuçlar ve kayıplar ortaya çıkmaktadır.

 

  • Müvekkilin örgüt üyesi olarak nasıl tespit edildiği, örgüt kapsamında ne tür faaliyetler yaptığı, ne zaman ve kim tarafından örgüt üyesi olarak dahil edildiği, örgüte hangi amaç doğrultusunda dahil olduğu ve bu amaç doğrultusunda ne tür faaliyetler yaptığı, örgütün hiyerarşisinin neresinde olduğu, 15 Temmuzda gerçekleşen kanlı eylemlere hangi şekilde ortak olduğu gibi sorular cevapsız ve havada kalmaktadır. Müvekkil ve ailesi her koşulda, yapılan darbe girişimini kabul etmemekte ve açıkça lanetlemektedir. Hiçbir şekilde kabul etmediğimiz yasadışı bir girişimden dolayı müvekkilin ve dolaylı olarak ailesinin doğrudan ya da dolaylı olarak sorumlu tutulması kabul edilememektedir.

 

  • Müvekkilin üzerine atılı suçları işlediği iddiası somut deliller ile açıkça ortaya konulamamışken müvekkilin tutukluluğunu devam etmesi durumunda Masumiyet Karinesi sürekli olarak ihlal edilmiş olacaktır. Silahların Eşitliği İlkesi çerçevesinde maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla müvekkil lehine olan delillerin de toplanması gereklidir. Bu nedenlerle hukuki değerlendirmeler yapılmaksızın müvekkile isnat edilen suçlara ilişkin yasal şartların oluşmadığı açıktır. Bu bakımdan müvekkilin tutuklanmasının ve tutukluluğun devamına dair verilen kararın hakkaniyete ve yasalara aykırı olduğu açıktır. Müvekkil SABİT İKAMETGAH SAHİBİ olup hiçbir şekilde kaçma şüphesi yoktur. Bu nedenlerle müvekkilin tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasını aksi taktirde bakıma ve annesine ihtiyacı olan küçük çocuğun da durumu göz önüne alınarak gerekiyorsa HERGÜN İMZA KOŞULU, ELEKTRONİK KELEPÇE gibi en katı  Adli Kontrol Hükümleri uygulanmak üzere serbest bırakılmasını talep ederiz.

İSTEM VE SONUÇ             : Yukarıda açıkladığımız nedenlerle, özellikle müvekkilin aile ilgisine muhtaç çocuğunun olması, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile koruma altına alınan aile birliğinin korunması ilkesinin de göz önünde bulundurularak  müvekkil hakkında verilen tutukluluk kararının kaldırılarak müvekkilin TAHLİYESİNE karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz.                                                                                                         

                                                                                                               

 

                                                                                                  

 

                                                                               

 

Bu konu hakkında diğer dilekçe örnekleri :

Bu makaleyi sosyal medyada paylaşarak sitemize katkıda bulunabilirsiniz.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (12 oy, puan: 4,67 üzerinden 5)
Loading...

Yorumlarınızı veyahut sorularınızı aşağıdan yazabilirsiniz. Yorumlarınız bizim tarafımızdan onaylandıktan sonra görünür hale gelir.

  1. Levend dedi ki:

    tutuklamaya itiraz edersek gecerli olur mu kesin bi sekilde

  2. Elif Dinç dedi ki:

    merhaba, tutuklama kararında 3. sulh ceza hakimliğine itirazı kabil olmak üzere yazıyor ama kararı veren 2. sulh ceza hakimliği. Dilekçeyi kararı veren mahkemeye mi vermeliyim? 3.sulh cezaya gönderilmek üzere 2. sulh ceza hakimliğine mi demeliyim? 🙁

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İLETİŞİM
Sosyal Medya
Soru Sor
WhatsApp
Telefon Görüşmesi ( Sadece Müvekkil )
tr Türkçe
X
error: Kopya İçerik Yasaklanmıştır.