Aklınıza takılan başka detaylar mı var?

Günlük 10.000'i aşkın ziyaretçisi olan hukuk forumunda sorularınızı gündeme getirebilirsiniz.

HUKUK FORUMU

Yorum yaparak bilgiyi çoğaltın!

Yazıyı okumanızın ardından konuyla alakalı fikir, düşünce, gelişme veya düzeltmelerinizi yorum kısmında belirtebilirsiniz. Bu sayede konuyla ilgili gelişmelerden e-posta yoluyla haberdar olur ve yenilikleri takip etme şansı yakalarsınız.

Tüketici mahkemesi istinaf dilekçesi

Tüketici mahkemesi istinaf dilekçesi Örneği

… BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ İLGİLİ HUKUK DAİRESİNE

Gönderilmek Üzere

… TÜKETİCİ MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE

Tehiri İcra Taleplidir.

DOSYA NO                          :

İSTİNAF KANUN YOLUNA

BAŞVURAN DAVALI        :

VEKİLİ                   :  DAVACILAR

VEKİLİ                   : Adana Avukat İncekaş Hukuk Bürosu

KONU                   : İstinaf dilekçemizden ibarettir.

AÇIKLAMALAR  :

1-Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle, tarihinde  meydana gelen, kazada davacıların annelerini kaybetmiş olmaları nedeniyle uğradıkları manevi zararın tazminini talep etmiş ve her bir davacı için 15.000 TL olmak üzere, toplamda 20.000 TL manevi tazminatın kendilerine ödenmesini talep etmiş, ilk derece mahkemesi tarafından da talepler kabul edilmiştir. Ancak verilen karar aşağıda açıklayacağımız nedenlerle, hukuka aykırıdır. Şöyle ki;

2-Müvekkil şirket gereken dikkat ve özeni tam anlamıyla göstermiştir. Kaza yapan aracın bakımı ve muayenesi yaptırılmış, ayrıca yolculuk esnasında değişim gerçekleşmesi için araçta yedek şoför bulundurulmuştur. Bu durum bizzat diğer davalının ifadesi ile sabittir. Müvekkil kazanın gerçekleşmemesi için her türlü önlemi almış olup, herhangi bir kusuru bulunmayan müvekkil şirketin sorumluluğundan bahsedilemeyecektir.

3-Müvekkil şirket araç işleten / adam çalıştıran  konumunda olup manevi tazminattan sorumlu değildir. Tazminat sorumluluğunun en önemli koşulu illiyet bağıdır. İlliyet bağı yoksa sorumluluk da yoktur. İlliyet bağının yokluğu kusursuz sorumluluğu dahi ortadan kaldırır. Müvekkil şirketin sorumluluğunun gündeme gelebilmesi için araç bakımındaki eksiklik vb gibi somut bir nedenin kazaya sebebiyet vermesi gerekmektedir. Ancak dosya kapsamından da görüldüğü üzere böyle bir neden bulunmamaktadır. Meydana gelen trafik kazası istenerek meydana gelmediği gibi, araç sürücüsünün seçiminin meydana gelen kaza ile herhangi bir ilgisi bulunmamaktadır. Müvekkil şirket çalışanını belirlerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli tüm  özeni göstermiştir.

4-Konu ile ilgili olarak 22.06.1966 tarihli 1966/7 E. 1966/7 K. Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurul Kararında ” manevi tazminata hükmolunabilmesi için, özel şartlara birlikte hatta daha önce genel şartların yani olayda maddi tazminata hümedebilmenin tabi bulunduğu şartların tahakkuk etmiş olması lazımdır.  Genel şartlar, kusur unsuru istisna edilirse, kusur sorumluluğu ile kusura dayanmayan sebebiyet (illiyet) sorumluluğunun bütün hallerinde aynıdır. Bunlar, 1) Bir eylem (yahut imtina), 2) Bir zarar, 3) Zarar ile eylem arasında illiyet bağı, 4) Eylemin hukuka aykırı olmasından ibarettir. (H. Becker, m. 41 şerhi, N. 1; Oser Schünenberger, m. 41 şerhi No.2)Bu şartlardan en önemlisi, zarar ile eylem arasındaki illiyet bağıdır.Eger olayda böyle bir illiyet bağı yoksa, sorumluluk da yok demektir…… Sonuç : İstihdam edenin manevi tazminatla sorumlu tutulabilmesi için ne kendisine, ne de müstahdeminin kusurunun şart olmadığı, hakimin sebebiyet (illiyet) münasebeti bulunmak kaydiyle özel hal ve şartları takdir ederek manevi tazminata hükmedebileceğine, varsa, müstahdemin veya istihdam edenin yahut her ikisinin kusurunun ve ölenin veya cismani zarara uğrayanın birlikte sebebiyet verme nisbetinin yahut müterafık kusurunun özel hal ve şartlar içinde takdir edilmesi gerektiğine,22.6.1966 tarihinde karar verildi…” denilmektedir.

5-2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 86. Maddesi 1. Fıkrası ise açık ve nettir: “İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur. Dava sürecinde alınan bilirkişi raporu ile ceza yargılaması sürecinde alınan bilirkişi raporu gösteriyor ki, diğer davalı “yola dikkatini vermeden dalgın sürdüğü, idare hatası gösterip uygun hızla viraja girmediği için ASLİ KUSURLU, müteveffa yolcu Zekiye Kaya ise  Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 150. Maddesi gereğince emniyet kemerini takmadığı için TALİ KUSURLUdur. Bilirkişi raporlarında müvekkil şirketimize herhangi bir kusur isnat edilmemiş olup diğer davalının ağır kusuru nedeniyle kaza meydana gelmiştir. Ağır kusur işletenin sorumluluğuna gidilebilmesi için gerekli olan illiyet bağını kesmiştir. Keza Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2013/17-72 Esas , 2013/1558 Kararı Da bu yöndedir;  “…araç işleteni, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabileceğine göre, meydana gelen olayda davacıların desteği sürücünün kusursuz, dava dışı araç sürücüsünün tam kusurlu olması nedeniyle, işletenin destek zararının tazmini bakımından hukuki bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Zira, kazada dava dışı araç sürücüsünün tam kusurlu olması, işletenin sorumluluğuna gidilebilmesi için gerekli olan illiyet bağını kesmiştir.

6-Kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte belirtmek isteriz ki, bir an için müvekkil şirketin dava konusu kazadan sorumlu olduğunun kabulü halinde dahi manevi tazminat alacaklılarının mirasçılık ilişkisi ile değil fiili yakınlık ile belirlenmesi gerekmektedir.

TBK m. 56’nın uygulanabilmesi için, mağdura yöneltilen hukuka aykırı davranış ile mağdurun yakınlarının manevi zararları arasında uygun bir illiyet bağının bulunması gerekmektedir. Bu halde, ölenin yakınlarının uğradığı zarar, yansıma zararı değil, doğrudan doğruya manevi olmaktadır. İlk derece mahkemesi bu konuda herhangi bir araştırma yapmadan davacıların sadece mirasçı olmalarını manevi tazminat isteyebilmeleri için yeterli saymıştır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 22.6.1966 tarih ve 1966/7 Esas 1966/7 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına atıf yaptığı 16.07.2018 tarih 2016/6107 Esas, 2018/7206  karar numaralı kararında ”.Asıl dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile maddi ve manevi tazminat isteminden ibarettir. Hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı , olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370) Bu kararın gerekçesinde, taktir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda taktir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

DAVACININ KUSURUN TAMAMININ DAVALIYA AİT OLDUĞU YÖNÜNDEKİ İDDİALARI GERÇEK DIŞIDIR. CEZA DOSYASINDA YER ALAN BİLİRKİŞİ RAPORLARI DA AÇIKÇA ORTAYA KOYMAKTADIR Kİ, MÜTEVEFFA EN ÖNDE OTURMASINA RAĞMEN EMNİYET KEMERİNİ TAKMAMIŞTIR. TARAFLARIN KUSUR DURUMU MANEVİ TAZMİNATIN BELİRLENMESİNDE DİKKATE ALINMALIDIR.

7-Kabul anlamına gelmemekle birlikte, 22.6.1966 tarih ve 1966/7 Esas 1966/7 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu Kararında belirtildiği üzere manevi tazminat tespit edilirken tarafların kusur durumu da dikkate alınmalıdır. Müteveffa zarara birlikte sebebiyet vermişse, sebebiyet verme nispetlerinin veya karşılıklı kusurlarının manevi tazminata hükmedilmesinde ve miktarında nazara alınması icap eder. Hükmedilen tazminat tutarları somut olayın özelliklerine, davacıların olaylardan etkileniş derecesine uygun düşmeyecek şekilde fazladır. Lakin ilk derece mahkemesince bu konuda bir değerlendirme yapılmadan karar verilmiştir.

8-İşbu sebeplerle ve resen gözetilecek nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak yeniden inceleme yapılmasını ve neticesinde davanın reddine karar verilmesini talep etme zorunluluğumuz hasıl olmuştur.

HUKUKİ DELİLLER             :

……..Ağır Ceza Mahkemesinin ….Esas sayılı dosyası

Kaza Tespit tutanakları

Olay yeri inceleme tutanakları

Tanık, Keşif, Yemin, Bilirkişi, isticvap, ilgili Yargıtay kararları ve her türlü yasal ve takdiri deliller.

SONUÇ VE İSTEM             : Yukarıda açıklanan nedenlerle,

1-ÖNCELİKLE Tehiri İcra talebimizin KABULÜNE

2-İstinaf Başvurumuzun KABULÜNE,

3-İlk derece mahkemesi kararının, anılan itirazlarımız doğrultusunda kaldırılarak talebimiz doğrultusunda DAVANIN REDDİNE karar verilmesini,

4-Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine, karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz. tarih

                      Davalı Vekili

Son düzenleme tarihi 8 Eylül 2020 22:34

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.