Trafik Kazası Davaya Cevap Dilekçesi Örneği

Trafik kazası nedeniyle hakkında dava açılan bir kişinin, söz konusu bu davaya vermesi gereken cevap dilekçesi aşağıdaki gibidir.

Trafik Kazası Tazminat Davasına Cevap Dilekçesi Örneği -1-

(İL) ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

 

DOSYA NO:             

 

DAVALILAR:          

                       

VEKİLİ:                    

 

DAVACI:                 

VEKİLİ:                    

 

KONU:                       Davaya cevap dilekçemizin sunulması hakkında.

 

AÇIKLAMALAR:

Sayın Mahkemenizde görülmekte olan … Sayılı manevi tazminat konulu davanın dava dilekçeleri müvekkilim … … da muhtara teslim, müvekkilim …’e ise …da muhtara teslim edilmiştir. Yasal süre içerisinde cevaplarımızı sunmaktayız.

1)21/10/2016 günü saat 14:35’te müvekkil …’in sevk ve idaresinde bulunan … plaka sayılı otomobil ile … Caddesini takiben … istikametinden … Caddesi istikametine doğru seyri sırasında kazam halli … Parkı önüne geldiği esnada bahse konu trafik kazası meydana gelmiştir.

2) Davacı, dava dilekçesinde söz konusu kazaya ilişkin 50.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte talep etmiştir.

3) Söz konusu kazaya ilişkin … Asliye Ceza Mahkemesi … K. ‘..TCK nun 89/1. maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, tali kusurlu oluşu göz önüne alınarak takdiren 90 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına,

Katılanın vucudunda kemik kırığına neden olduğundan cezası TCK nun 89/2-b maddesi gereğince 1/2 oranında arttırılarak 135 birim gün adli para cezası ile cezalandırılmasına,

5237 sayılı TCK’ nun 62 maddesi gereğince, sanığın duruşmalardaki iyi hali lehine hafifletici sebep kabul edilerek cezası taktiren 1/6 oranında indirilmek suretiyle sanığın  112 BİRİM GÜN ADLİ PARA   CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,

TCK nun  52/2 maddesi gereğince sanığa verilen adli para cezasının  ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak  her 1 günün  20 TL üzerinden hesap edilerek 2.240 TL. Adli para cezası olarak belirlenmesine,” karar verilmiştir.

4) … Asliye Ceza Mahkemesi … E. … K. davada Ali Tıp Kurumunun Trafik İhtisas Dairesi …. Sayılı 14/062018 tarihli raporunda ‘Yaya …’ın ASLİ KUSURLU olduğu, Sürücü …’in TALİ KUSURLU olduğu belirtilmiştir.

5) Manevi zararın para ile tazmin ve telafisi, hiç bir zaman haksız kazanca ve sebepsiz zenginleşmeye kaynak teşkil etmemelidir. Yargıtay Hukuk Dairelerinin yerleşik içtihatları göz önünde bulundurulduğunda, manevi tazminatın miktarı bir tarafın zararına ve diğer tarafın zenginleşmesine neden olmamalı bununla birlikte manevi tazminatın amacı zarar uğrayanda huzur duygusu uyandırmak olup, miktarın belirlenmesinde takdir hakkı kullanılırken objektif ölçülere dikkat edilmesi gerekmektedir. Zira;

Yargıtay 3.HD. 07.06.2012 Tarih, 2012/11299 E. Ve 2013/14561 K. Sayılı ilamında “ … Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği Türk Medeni Kanunu’nun 4. Maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde  elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Davaya konu olayda; olayın oluş biçimi, kusur durumu, olayın özellikleri, ekonomik olgular ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde mahkemece takdir olunan manevi tazminat miktarı TMK’nun 4. Maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine göre de çok fazladır.”

6) Davacı, kaza sebebiyle acı ve ızdırap duyduğundan bahisle fahiş miktarda manevi tazminat talep etmiştir. Davacının manevi tazminat talepleri günümüz şartlarına, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına ve kazadan sonra meydana geldiği iddia olunan maluliyete uygun değildir. Müvekkile bir kusur izafesi halinde bile istenilen tazminat miktarı fahiş ve nedensiz zenginleşme niteliğindedir. YARGITAY 17.H.D. 2014 / 5146 E. Ve 2014 / 7855 K.S.lı 20.05.2014 Tarihli Kararında “…Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önüne alarak hükmedeceği manevi tazminatın adalete uygun olması, zenginleşme aracı olmaması, özendirici nitelikte bulunmaması gerekir. Tazminatın amacı zarara uğrayanda bir huzur duygusu doğurmaktır. Somut olayda, tarafların kusur oranı, davacıların ve ölenin yaşları, ekonomik sosyal durumları, duyulan acı gibi nedenler dikkate alındığında, davacılar için hükmedilen manevi tazminat miktarı yüksek düzeyde olup, hükmedilen manevi tazminatlardan bir miktar indirim yapılarak karar verilmesi gerekmektedir.” Demek suretiyle manevi tazminat isteminin fahiş ve sebepsiz zenginleşmeye yol açacak nitelikte olmaması gerektiğini belirtmektedir.

7) Davacı 50.000 TL manevi tazminat talep etmiştir. Söz konusu kazaya ilişkin dava dosyasındaki Adli Tıp Kurumu’nun kusur durumunu belirleyen raporu incelendiğinde davacı ASLİ kusurludur. ASLİ kusurlu olmasına rağmen 50.000 TL MANEVİ TAZMİNAT talepli dava açması usul ve yasaya aykırıdır.

Borçlar Kanunu III. Tazminat 1. Belirlenmesi MADDE 51- Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.

Tazminatın irat biçiminde ödenmesine hükmedilirse, borçlu güvence göstermekle

yükümlüdür.

İndirilmesi MADDE 52- Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.

Yargıtayın yerleşik içtihatlarına, Borçlar Kanuna ve ‘..Kimse kendi kusurundan faydalanılamaz..’ evrensel hukuk kuralı ilkelerinde göre davacı ASLİ KUSURLU olmasına rağmen MANEVİ TAZMİNAT talep etmesi hukuka aykırıdır. İşbu davanın reddi gerekmektedir.

8) Davacının kaza tarihinden itibaren faiz istemi hukuka aykırı olup; bu konuda da itiraz etmekteyiz. Yukarıda belirtmiş olduğumuz itirazlarımız doğrultusunda haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini talep etmekteyiz.

HUKUKİ NEDENLER:         Borçlar Kanunu ve yasal her türlü mevzuat.

HUKUKİ DELİLLER:        Trafik İhtisas Dairesi Kusur Raporu, … Asliye Ceza                          Mahkemesi .. esas … K sayılı davası,  sosyal ve                  ekonomik durum araştırması, bilirkişi, tanık ve ikamesi caiz her                türlü delil

SONUÇ VE İSTEM:  Arz olunan nedenlerle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin de karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini müvekkillerimiz adına Saygılarımızla arz ve talep ederiz. 11.02.2019

 

Ek – Bir adet vekaletname örneği

        Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi Raporu

…. Ceza Mahkemesi .. esas … K sayılı gerekçeli kararı

Cevap veren davalılar vekili

 


Trafik Kazası Tazminat Davasına Cevap Dilekçesi Örneği -2-

(İL) 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİNE,

2014/114 ESAS

DAVAYA CEVAP VEREN/DAVALI : İsim-Soyisim-TC

KARŞI TARAF /DAVACI : İsim-Soyisim-TC

VEKİLİ : İsim-Soyisim-TC
T.KONUSU : Davacı tarafın dava dilekçesine cevap sunumu

DİLEKÇE TEB. TARİHİ : 19.09.2018

CEVAP DİL. TARİHİ      : 25.09.2014

DAVAYA CEVAPLARIM :

  • Olayda tam kusurlu olduğum iddiasını kabul etmiyorum. İddianın aksini, keşif, tanık beyanları ve bilirkişi incelemesi delili ile kanıtlayacağım . Olayda kusurun tamamı davacı taraftadır.
  • Davadaki maddi, manevi tazminat talepleri fahiştir. İddianın aksine, davacı inşaat ustası değil, vasıfsız bir işçidir; aylık ortalama kazancı asgari ücretin bile altındadır. Manevi tazminat miktarı ölçüsüzdür.

Karşı sav ve savunmaları tanık beyanlarıyla kanıtlayacağız. Davacının davası yerinde değildir.

SONUÇ: Kısaca sunulan sebeplerle ;gerekli yargılama ve incelemenin yapılarak davacı tarafın yerinde olmayan davasının ve taleplerinin reddi kararı verilmesini; yargı giderlerinin davacı tarafa yükletilmesini dilerim. Saygılarımla 25.09.2018

Davaya Cevap Veren Davalı

Trafik Kazası Manevi Tazminat Davasına Cevap Dilekçesi Örneği -3-

ADANA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NE

                             

DOSYA NO                          :

DAVACI                :

VEKİLİ                   :

DAVALI                :

VEKİLİ                   : Av.

DİĞER DAVALI   : 

KONU                   : Cevap dilekçemizin sunulmasıdır.

AÇIKLAMALAR  : Sayın Mahkemenizin yukarıda belirtmiş olduğumuz esas sayılı dosyasında, dava dilekçesi ve tensip zaptı tarafımıza tarihinde tebliğ edilmiş olup süresi içinde cevaplarımızı sunmaktayız.

Davacı tarafından  tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle 50.000,00 TL talepli manevi tazminat davası açılmıştır. Öncelikle açılan bu davayı ve dava dilekçesini kabul etmiyoruz. Şöyle ki;

USUL AÇISINDAN BEYANLARIMIZ

                1- Müvekkil Şirket Davalı ”  ticaret ünvanı ile araç kiralama alanında faaliyet göstermekte olup, sektörde öncü firmalardandır. Diğer Davalı  tarihinde Müvekkil Şirket’e araç kiralamak için gelmiş olup, dönüş tarihini belirtmeyerek   plakalı aracı kiralamıştır ve taraflarca kira sözleşmesi imza altına alınmıştır. (Araç kira sözleşmesini de ekte sunmaktayız.) Araç uzun süreliğine kiralanmış olduğundan ve ‘ın dönüş tarihi belli olmadığından dönüş tarihi belirtilmemiştir.  tarihinde aracın zilyetliği ve sorumluluğu  ‘da iken  bir trafik kazası meydana gelmiş olup, bu trafik kazası nedeniyle açılmış olunan ve tarafımızın davalı olarak gösterildiği işbu davayı pasif husumet yokluğu nedeniyle kabul etmemiz mümkün değildir.  Şöyle ki ;

               

2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu Madde 85/1’e göre:

“Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.

” şeklinde düzenlenmiş olup, araç işleten ile zarara neden olan eylemin sahibinin müteselsil sorumlu olduklarını belirtmiştir. Ancak bu müteselsil sorumluluğu kaldıran ve kiracıyı işleten sayarak yalnızca onu sorumlu tutan bir düzenleme mevcuttur. 2918 sayılı KTK Madde 3’e göre  uzun süreli araç kiralamada kiracının “işleten” sıfatına sahip olacağı bu nedenle de araç kiralama şirketinin sorumluluğunun kalkacağı hüküm altına alınmıştır.

Bu maddeye göre;

“İşleten, araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği veya araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.”

BU SEBEPLE MÜVEKKİL ŞİRKET ARACIN İŞLETENİ OLMADIĞINDAN HERHANGİ BİR SORUMLULUĞU BULUNMAMAKTADIR. TARAFIMIZA  YÖNELTİLEN VE DAVALI TARAF OLDUĞUMUZ SAYIN MAHKEMENİZİN İŞBU DOSYASINDA , 6100 SAYILI HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU’NUN  114. MADDESİ 1. FIKRASI D BENDİNE GÖRE MÜVEKKİL ŞİRKET TARAF EHLİYETİNE SAHİP OLMADIĞINDAN PASİF HUSUMET YOKLUĞU MEVCUTTUR. BU NEDENLE HMK 115. MADDE 2. FIKRASINA GÖRE DAVA ŞARTI OLAN  PASİF HUSUMET YOKLUĞUNDAN İŞBU DAVANIN MÜVEKKİL ŞİRKET AÇISINDAN USULDEN REDDİ GEREKMEKTEDİR. Konuyla ilgili aşağıda belirttiğimiz üzere Yargıtay tarafından verilmiş birçok karar mevcuttur.

– “Araçların uzun süreli kira sözleşmesi ile kiraya verilmesi durumda, araç malikinin işleten sıfatı kalmadığından, hakkındaki davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerekir.” (2918/m. 3, 85) 11.HD.05.05.2003 E. 2002/12356 – K. 2003/4414

– “Dava konusu kazayı yapan araç, uzun süreli kira sözleşmesi ile kiraya verilmiş ise, kiracı işleten olarak sorumlu olur. Bu nedenle, kira sözleşmesi uyarınca aracın kiracı şirkete teslim edilip edilmediğinin duraksamaya yer bırakmayacak şekilde açıklanması gerekir.”

(2918/m. 3, 85) 11.HD. 27.04.2006 E. 2005/4642 – K. 2006/4755

– “Malikin uzun süreli olarak aracını kiralaması halinde, kiracı, “işleten” sıfatını kazanır ve işletenin hukuki sorumluluğu altına girer. (2918/m.3,85) 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 3.maddesi gereğince malik, uzun süre olarak aracını kiraladığında kiracı, isleten sıfatını kazanır aynı yasanın 85.maddesi hükmü gereğince de işleten hukuki sorumluluk altına girer. Mahkemece açıklanan davalı savunmaları ile yasa hükümleri üzerinde yeterince durulup tartışılmadan yazılı olduğu şekilde davalı belediyenin de tazminattan sorumlu tutulması doğru değildir.”

19.HD.18.06.2003 E. 2003/3742 – K. 2003/6546

-“Temelde malik işletendir. Ancak yasa gereğince malik, uzun süreli olarak aracı kiraladığında, kiracı, işletenlik niteliği kazanır ve hukuki sorumluluk altına girer.”

19.HD.01.04.2002 E. 2001/7750 – K. 2002/2375

“Araç malikleri tarafından aracın herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o araca kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır.

Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay’ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.”

17. H.D. E. 2015/4851-K. 2017/11406

“Trafik sicilinde malik görünen kişi, karine olarak aracın işleteni sayılmaktadır. Bunun sebebi, trafik kazasında sorumlu olan şahsın kolayca belirlenmesi ve zarar görenin zararının en kısa sürede giderilmesini sağlamaktır. Belirtmek gerekir ki, sicilde malik olarak görünen kişi her zaman aracın işleteni olmayabilir. Bu durumda, araç sahibi, aracın üzerinde fiili hakimiyeti bulunmadığını, araç için bir başkasının harcamalarda bulunduğunu veya araç üzerindeki ekonomik çıkarın bir başkasına ait olduğunu, işleten sıfatının bulunmadığını kanıtlayabilirse sorumluluktan kurtulabilir”

Hukuk Genel Kurulu – 2013/379 K.

2- Müvekkil Şirketin işleten sıfatını kabul etmemekle birlikte, işleten sıfatının olması halinde dahi sorumluluktan kurtulması mümkündür. Şöyle ki; 2918 Sayılı KTK Madde 86/1’de:

“İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur.” hükmü yer almaktadır.

Buna göre Müvekkil Şirket’e ait  plakalı aracı kiralayan sürücü ‘ın  olay ile ilgili kusuru bulunmadığı, meydana gelen olayın müvekkile ait araçtaki bir bozukluktan kaynaklanmadığı , trafik kazasının meydana gelmesinde davacı tarafın ağır kusurunun olduğunun kuvvetle muhtemel olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde Müvekkil Şirket açısından husumetin oluşmadığı açıktır. Bu nedenle Müvekkil Şirket açısından pasif husumet yokluğu  itirazımızı tekrar etmekteyiz.

KABUL ANLAMINA GELMEMEKLE BİRLİKTE;

 USUL AÇISINDAN BEYANLARIMIZIN REDDİ HALİNDE  ESAS AÇISINDAN BEYANLARIMIZ

1-Kabul anlamına gelmemekle birlikte; Davacı yan, araç sürücüsü  tam kusurlu olduğunun tespit edildiği ve tarihli kararında da araç sürücüsü ‘ın asli kusurlu olduğu belirtilmişse de, bu konuda henüz yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır. Davacı olan  Plakalı motosiklet sürücüsünün, kaza esnasında kasksız ve korumasız şekilde motosiklet kullanması hususuna hiç değinilmemiş olup asli kusuru plakalı araç sürücüsü ‘a atfedilmesi hakkaniyete uygun değildir. Ayrıca , Asliye Ceza Mahkemesi K. 17.11.2016 tarihli kararında da yer aldığı üzere, girilmez işaretini ağaçların kapattığını, bu nedenle tabelayı göremediğini, muhitte yabancı olduğu için yolları bilmediğini beyan etmiştir. Bahsedilen hususlar dikkate alınması gerekirken;Soruşturma dosyasında bulunan kaza tespit tutanağına dayanılarak araç sürücüsü ‘ın asli kusurlu olduğu kanısına varılmışsa da Adalet Bakanlığı Adli Tıp Şube Müdürlüğü Trafik İhtisas Dairesinden kusur tespitine ilişkin olarak rapor alınmadan araç sürücüsünün  tam kusurlu olduğunun kabul edilmesi mümkün değildir. Öncelikle Adli Tıp Kurumundan bilirkişi raporu alınarak kusur oranlarının belirlenmesini talep ediyoruz.

T.C. YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ E. 2014/24006 K. 2016/6479 T. 26.5.2016 kararında motosiklet sürücüsünün kasksız araç kullanması hususuna şu şekilde yer verilmiştir:

“6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 52/1. maddesi hükmüne göre zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Davaya konu olan olayda, davacıların desteğinin kullandığı motosiklete kasksız bindiği, motosikletin kendisini çeken aracın halatının dolanması sebebiyle meydana gelen trafik kazasında desteğin, trafik kazası ile husulü mümkün künt travmadan gelişen kafatası kemiği kırıkları ile birlikte beyin kanamasına bağlı komplikasyonlar sonucu vefat ettiği, dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Desteğin motosiklete kasksız olarak binmiş olması halinde 6098 Sayılı BK’nın 52. maddesi uyarınca zarar görenin müterafik kusuru kabul edilmeli ve bu sebeple de belirlenecek kusur oranında bir indirim yapılması zorunludur. Bu itibarla somut olayda yukarda anılan kanun maddesi gereğince tazminattan indirim yapılmasının gerekip gerekmediği hususunun tartışıldıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken, bu hususun karar yerinde değerlendirilmemiş olması bozmayı gerektirmiştir.”

2-Meydana gelen olay nedeniyle üzüntü ve keder duyulması, manevi tazminata hükmedilebilmesi için yeterli değildir. Zira haksız fiil nedeniyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için haksız fiille birlikte manevi zararın doğması, manevi zarar ile fiil arasında uygun illiyet bağının bulunması ve davalının sorumlu olmasını gerektiren bir kusurun varlığı koşullarının bir arada bulunması gerekmektedir. Bu durumla ilgili Yargıtay 13.HD. 12.06.2014 Tarih, 2014/2737 E. 2014/18863 K. Sayılı kararı:

“… Olay nedeniyle üzüntü duyulması doğal olup, kişilik haklarının zedelenmesi sonucunu doğurmaz. Mahkemece   manevi tazminat isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken bu kalem isteğinde kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.” şeklindedir.  Davacı taraf bu şartların gerçekleştiğini ispata muhtaçtır.

Ayrıca 6098 Sayılı TBK madde 56/1’deki “ Hakim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda , olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.” amir hüküm gereği de her bedensel bütünlüğün zedelenmesinde manevi tazminat verilmemesi gerektiği açıktır.  Dolayısıyla haksız ve hukuki dayanaktan yoksun işbu davanın reddi gerekmektedir.

3- Araç sürücüsü ‘ın kusurlu olduğunu ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini  kabul etmemekle birlikte, bir kusur izafesi halinde bile istenilen tazminat miktarı fahiş olup sebepsiz zenginleşme niteliğindedir.

YARGITAY 17.H.D. 2014 / 5146 E. Ve 2014 / 7855 K.S.lı 20.05.2014 Tarihli Kararında:

“…Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önüne alarak hükmedeceği manevi tazminatın adalete uygun olması, zenginleşme aracı olmaması, özendirici nitelikte bulunmaması gerekir. Tazminatın amacı zarara uğrayanda bir huzur duygusu doğurmaktır. Somut olayda, tarafların kusur oranı, davacıların ve ölenin yaşları, ekonomik sosyal durumları, duyulan acı gibi nedenler dikkate alındığında, davacılar için hükmedilen manevi tazminat miktarı yüksek düzeyde olup, hükmedilen manevi tazminatlardan bir miktar indirim yapılarak karar verilmesi gerekmektedir.” şeklinde ifade etmek suretiyle manevi tazminat isteminin fahiş ve sebepsiz zenginleşmeye yol açacak nitelikte olmaması gerektiğini belirtmektedir.             

4- Davalı araç sürücüsü ‘ın  duruşma tutanağındaki ifadesinde de belirttiği üzere davacıya yardımcı olması ve maddi zararlarını da gidermesi,  ‘ın iyiniyetli olduğunun göstegesidir.  Davacının 50.000,00 TL manevi tazminat talebi de fahiş olup, 3.000,00 TL olan zararını önce 5.000,00 TL olarak istemesi  tazminatları zenginleşme aracı gördüğünün ve  sürücü  ‘ın iyiniyetini suistimal edecek şekilde davrandığının göstergesidir.

Yukarıdaki belirtmiş olduğumuz itiraz ve cevaplarımız doğrultusunda haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini talep etme zorunluluğumuz doğmuştur.

HUKUKİ NEDENLER         : KTK,  BK, MK, HMK ve sair ilgili mevzuat

HUKUKİ DELİLLER             :  Asliye Ceza Mahkemesi E.  K. Sayılı Dosyası,  Asliye Ceza Mahkemesi E. K. Sayılı Dosyası,  Tüm polis tutanakları (kaza tespit tutanağı, olay yeri krokisi, olay araştırma tutanağı vb.),  tanık beyanları, bilirkişi, keşif ve karşı tarafın sunacağı delillere karşılık karşı delil hakkımızı saklı tutmak kaydıyla her türlü yasal delil.

SONUÇ VE İSTEM             : Yukarıda belirtmiş olduğumuz  ve re’sen takdir edilecek tüm sebeplerle;

-Davanın husumet yokluğu gerekçesiyle müvekkil şirket yönünden REDDİNE,

-Yargılama ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.                    

 

                                                                      Davalı

Trafik Kazası Davaya Cevap Dilekçesi

Bu makaleyi sosyal medyada paylaşarak sitemize katkıda bulunabilirsiniz.
    Generic placeholder image
    Avukat Saim İncekaş
    Avukat Saim İncekaş Avukatlık Ofisi'nde kurucu avukat.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (2 oy, puan: 3,50 üzerinden 5)
Loading...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

tr Türkçe
X
error: Uyarı: Sağ tıklamak için üye olabilirsiniz !! Üye olabilmek için tarafımızdan referans kodu almanız gerekmektedir.