Ticari İşletme Yöneticisinin Alacaklıyı Kasten Zarara Uğratması

Ticari İşletme Yöneticisinin Alacaklıyı Kasten Zarara Uğratması

  • Ticari işletmenin malvarlığını kaçırarak alacaklısını kasten zarara uğratması olgusu bir suç teşkil eder.
  • Aşağıda ticari işletmenin alacaklısını zarara uğratması sebebiyle Avukat Saim İNCEKAŞ – ADANA – Ceza Avukatı tarafından hazırlanmış dilekçe yer almaktadır.

…BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ .. CEZA DASİRESİ BAŞKANLIĞI’NA

Gönderilmek Üzere

… .. İCRA CEZA MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ’NE

DOSYA NUMARASI   : …..

İSTİNAFA CEVAP

VEREN DAVACI        : …. San. Tic. Ltd. Şti

VEKİLİ                      : AV. …..

DAVALI                     : …..

KONU                        : 16/07/2018 tarihinde tarafımıza tebliğ olunan istinaf dilekçesine karşı süresi içerisinde cevap dilekçemizin sunulmasından ibarettir.

AÇIKLAMALAR

1-) Müvekklim ….San. Tic. Ltd. Şti’ne borçlu olan ….. Ltd. Şti’nin borcununa mahsuben 03/09/2011 vade tarihli 3.000,00-TL bedelli, 30/11/2011 vade tarihli 2.500,00-TL bedelli ve 25/10/2011 vade tarihli 2.500,00-TL bedelli 3 adet senet tevdi edilmiştir. Söz konusu senetlerin gününde ödenmemesi sebebiyle borçluya …. 2. Noterliği’nin …. tarihli …yevmiye numarası, …. 2. Noterliği’nin …. tarihli … yevmiye numarası ile protesto keşide edilmiş ve böylece alacağımız muaccel hale gelmiştir. Böylelikle muacceliyet kazanan alacağımızı temin eden herhangi bir teminat olmadığından gösterdiğimiz teminat karşılığında borçluların menkul, gayrimenkul malları ile 3. Kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep ettik ve …. Asliye Ticaret Mahkemesi … E. … K. …. tarihli kararı ile talebimiz kabul edildi.

Ardından borçlu hakkında … tarihinde …. 6. İcra Müdürlüğün’nün …. esas sayılı dosyasından kambiyo senetlerine özgü takip talebimiz sonucunda …. tarihinde tebliğ edilen ödeme emrine süresi içerisinde itiraz edilmediğinden söz konusu takip kesinleşmiş akabinde … tarihinde yapılan haciz sonucunda borçlu şirkete ait menkul mallar üzerinde fiili haciz işlemi uygulanarak muhafaza altına alınmıştır. Söz konusu mallar açık arttırma usulü ile 2 kez satışa çıkartılmışsa da ihalelere iştirak eden olmaması sebebiyle satış gerçekleşmemiştir. Borçlu şirket adına kayıtlı gayrimenkul kaydına rastlanılmamakla birlikte şirket yetkilisi ve icra kefili olan ….’na ait gayrimenkul üzerine haciz konulmuştur. Ancak söz konusu taşınmaz üzerine koyduğumuz icrai haciz şerhinden evvel çok sayıda icrai, ihityati ve kamu haczi olması sebebiyle taşınamz satılsa bile dosyamıza para isabet etme ve borcu karşılama ihtimali bulunmamaktadır.

2-) Yukarıda bahsedilen nedenlerle borçlu şirketin hukuken veya fiilen yönetim yetkisine sahip olan sanık/borçlu …. hakkında İİK 333/a maddesi gereğince hakkında … tarihinde açtığımız davada ….İcra Ceza Mahkemesi … E. … K. … tarihli kararında “İİK 333/a maddesi gereğince ticari işletme yöneticisinin kasten alacaklıyı zarara uğratma” suçunu işlediği gerekçesiyle hüküm kurmuştur. Davalı taraf ise kararı istinaf etmiştir.

Öncelikle davalı tarafın istinaf gerekçelerinin hiçbirini kabul etmediğimizi bildiririz.

Şöyle ki; “2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun Ticari işletmede yöneticinin sorumluluğu başlıklı Madde 333/a- (Ek: 17/7/2003-4949/90 md.; Değişik: 31/5/2005-5358/4 md.) Ticaret şirketlerinde hukuken veya fiilen yönetim yetkisine sahip olanların alacaklıları zarara uğratmak kastıyla ticarî işletmenin borçlarını kısmen veya tamamen ödemeyerek alacaklıları zarara soktukları takdirde, bu işlem ve eylemlerin başka bir suç oluşturmaması hâlinde, alacaklının şikâyeti üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır” maddesi gereğince somut olayda suçun kanuni tanımındaki tüm unsurları oluşmuştur.

Burada bir ticari işletmede hukuken veya fiilen yönetim yetkisine sahip bulunan kişilerin alacaklıları kasten zarara sokmaları suç haline getirilmiştir. Alacaklıları zarara sokmaktan maksat, ticari işletmenin borçlarını kısmen veya tamamen ödememesi halidir. Somut olayda borçlu şirket bu güne kadar borcu ile ilgili herhangi bir ödeme yapmadığı somut bir gerçektir. Davalı taraf her ne kadar istinaf dilekçesinde 1000 TL ödeme yaptığından bahsetse de gerçekte böyle bir ödeme yapılmamıştır. Bu durum ispata muhtaç olup davalı taraf bu konuda iddiasını destekler nitelikte delil sunmamıştır. TMK 6.maddesi ve HMK 190/1 maddesi gereğince iddiasını ispatlamakla yükümlüdür.

Şöyle ki; “4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun İspat Kuralları başlıklı Madde 6 – Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” maddesi ve “6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun İspat yükü başlıklı MADDE 190- (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir” maddesi gereğince davalı taraf hakkını dayandırdığı ve kendi lehine hak çıkaracağı olguyu ispat etmek durumundadır.

3-) Davalı tarafın İİK 333/a maddesinde tanımlanan suçun unsuru olan alacaklıları zarara uğratma kastı ise …. tarihli bilirkişi raporu ile de sabit olmuştur. Her ne kadar davalı taraf  istinaf dilekçesinde suçun unsurlarının olmadığından ve şirketin ödeme gücünün bulunmadığından bahsetse de bilirkişi raporu aksi tespitlerde bulunarak “sonuç ve kanaat bölümünde;

1-) şirkete ait mali verilerden oluşturulan ….) şilkayet tarihini kapsayan bilançosuna borçlu şirketin aktifleri pasiflerini karşılayacak durumda olduğundan borca batık halde değildir.

2-) Sanık ….. ortağı ve yetkilisi olduğu borçlu şikayet tarihine  (….) en yakın 2013 yılına ait Kurumlar Vergisi Beyannamesindeki hazır değerler borcu karşılayacak tutarda olduğundan sanığın alacaklıyı zarara uğratma kastı ile hareket ettiği sonucuna varılmıştır. şeklinde sonucu sayın mahkemeye bildirmiştir.

Yargıtaya içtihalarında da hüküm kurulurken dikkat edilmesi gereken nokta olarak takibin kesinleştiği tarih itibariyle borçlu şirketin ödeme gücüne sahip olup olmadığı şirket defter ve kayıtları ile banka hesapları üzerinde bilirkişi marifetiyle incelme yaptırılmasına dikkat edilmiştir.

T.C. YARGITAY 16. Hukuk Dairesi 2010/9411 E., 2011/2857 K.  sayılı kararında

  “ALACAKLILARINI ZARARA UĞRATMAK KASTIYLA BORÇLARINI ÖDEMEMEK

Sanığa isnat edilen suç İİK’nun 333/a maddesinde, “Ticaret şirketlerinde hukuken veya fiilen yönetim yetkisine sahip olanların alacaklıları zarara uğratmak kastiyle ticari işletmenin borçlarını kısmen veya tamamen ödemeyerek alacaklıları zarara soktukları takdirde” cezalandırma öngörüldüğüne göre, atılı suçun oluşumu için, takibin kesinleştiği tarih itibariyle şirketin borcu ödeme gücüne sahip olması ve şirketi hukuken veya fiilen yönetim yetkisine sahip olan şirket yetkilisi sanığın alacaklıyı zarara uğratmak kastiyle şirket borcunu ödememesi gerekir. Hal böyle olunca, takibin kesinleştiği tarih itibariyle borçlu şirketin ödeme gücüne sahip olup olmadığı şirket defter ve kayıtları ile banka hesapları üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılarak… şeklinde kararı iddiamızı destekler nitelikte olup dosyamız kapsamında gerekli bilirkişi incelemesi yapılmıştır.

Sayın Bilirkişinin incelemesi sonucunda sanık ….’nun alacaklıyı zarara uğratma kastı ortaya çıkmıştır.

NETİCE VE TALEP  :

Son düzenleme tarihi 20 Haziran 2020 18:37

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Turhan Cemal Beriker Blv. No:7, Ziya Algan İş Merkezi Kat:5 Daire:41 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.