Terör Örgütü Propagandası Suçu Savunma Dilekçesi

Oca 10, 2021 | Ceza Hukuku

ADANA 2. AĞIR CEZA MAHKEMESİ’NE

DOSYA NO             :

DAVACI                  : K.H.

SANIK                     :

MÜDAFİİ                :  

SUÇ                          : Terör Örgütü Propagandası Yapmak

KONU                      : Esasa karşı  savunmamızdan ibarettir.

AÇIKLAMALAR   :

1- Müvekkilime isnat edilen suç Terör Örgütü Propagandası Yapmak suçudur. Müvekkilim facebook adlı sosyal paylaşım sitesinde 04.05.2016 tarihinde üzerinde ‘’Yolun açık olsun küçük şehidim. Bu halk asla sizlere layık olamayacak.’’ ibaresi bulunan … adlı şahsın daha önce paylaşmış olduğu  fotoğrafı alıp kendi sayfasında herhangi bir ekleme yapmaksızın paylaşmıştır. İhbar edilmesi sonucunda hakkında soruşturma başlatılmıştır.

2- Terör örgütü propagandası yapma suçu 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununda düzenlenmiştir. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu md.7/2 ‘’Terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.’’ şeklindedir.

Terör örgütü propagandası yapmak suçu manevi unsur bakımından kasten işlenebilecek bir suçtur. Kast kişinin işlediği eylemin sonuçlarını bilerek ve isteyerek işlemesidir ve failin iç dünyasını ilgilendirmektedir.

Olayımızda sadece başka bir kişinin facebook sayfasından birebir alınarak paylaşılma mevcuttur ve paylaşım müvekkilin düşüncesine  dair herhangi bir beyan içermediğinden bu paylaşımda ki varılmak istenen sonuç, paylaşım sebebi belli olmamaktadır. Fotoğrafın paylaşılma sebebi; müvekkilimin kollukta vermiş olduğu ifadesinde belirttiği üzere fotoğraftakinin çocuk olması ve çocuğun ölmüş olması sebebiyle duyduğu üzüntüdür. Müvekkilim fotoğraftaki çocuğun küçük yaşta ölmüş olması sebebiyle bu fotoğrafı paylaşmıştır. Bu paylaşımı yapmasında başka bir amacı yoktur ve dosyada da paylaşımın başka bir amaçla yapıldığını gösteren herhangi bir delil bulunmamaktadır.

Müvekkilin paylaşımı sebebiyle A adlı kişi teşhir bile olmuştur. Kast kişinin iç dünyasını ilgilendirdiğinden  belirlenmesi olay öncesi sonrası davranışlara bakılarak belirlenir. Müvekkilin bu paylaşım öncesinde bu suçtan ve başka herhangi bir suçtan sabıkası bulunmamaktadır, bu olaydan sonrada paylaşımın kendi paylaşım sebebi dışında başka anlamlara gelebileceği ihtimali yüzünden facebook hesabını hemen kapatmıştır. Anlatılan sebeplerden anlaşılacağı üzere  müvekkilimin propaganda yapma kastı bulunmamaktadır.

Ceza yargılamasında “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi geçerlidir. Bu ilke, sanığın cezalandırılmasını gerektiren tüm unsurların ispatını kapsar. Bu nedenle mahkeme, sanığın suç teşkil eden eylemi gerçekleştirip gerçekleştirmediği konusundaki şüphesini yenemezse, beraat kararı verecektir. Ancak şüphe sadece suç teşkil eden fiilin sanık tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği hususunda doğmaz. Suçun niteliği, sanığın kastı  gibi noktalar bakımından da şüphe söz konusu olabilir. Mahkeme, bu konulardan şüpheli kalan hususları sanık lehine ispatlanmış gibi değerlendirmek zorundadır.

Olayımızda da  suç delili olarak kabul edilen paylaşıma müvekkilin herhangi bir düşüncesi yansımadığından  paylaşım sebebi bilinememekte ve bu paylaşımın terör örgütü propagandası yapmak kastıyla  yapıldığı sadece bir şüphe olmaktadır. Mahkemenin bu şüphesini destekleyecek herhangi bir durumun dosyada bulunmaması ve bu şüpheyi destekleyecek  herhangi bir delilin de dosyaya girmesi gerçekleşmeyeceğinden bu şüphenin müvekkil sanık lehine ispatlanmış sayılması  gerekmektedir. Bu şüphe sanık lehine yorumlanınca da paylaşım sebebi olarak müvekkilin mahkeme huzurunda verdiği  açıklamalar yani paylaşım sebebinin sadece duygusal olduğu propaganda kastıyla yapılmadığı esas alınmak zorundadır.

Anlatılan sebeplerden ötürü isnat edilen terör örgütü propagandası yapmak suçu manevi unsur bakımından gerçekleşmemiştir.

Terör Örgütü Propagandası Yapmak suçunun maddi unsuru ise terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapmaktır. Propaganda herhangi bir öğreti,düşünce veya inancı başkalarına tanıtmak, benimsetmek ve yaymak amacıyla söz,yazı gibi yollarla gerçekleştirilen çalışmayı ifade eder. Propaganda eyleminin gerçekleşmesi için bu yolda gerçekleşen  çalışmanın en başta kişinin kendisine ait bir düşüncesini içermesi gerekmektedir.Kişinin sadece düşüncesini açıklaması propaganda için yetmemektedir.Propaganda salt bir düşünce açıklaması değildir çünkü salt düşünce açıklamasının özünde yer alan bilgilendirme veya soyut fikirlerin açıklanmasından farklı olarak propagandadaki açıklamada, başka bir amacın elde edilme gayesi olması, onu fikrin beyan edilmesi yöntemleri içinde özel kılmaktadır.Yani propaganda, bir noktaya kilitlenmiş fikir beyanıdır. Kilitlendiği nokta ise,düşüncenin karşı tarafa benimsetilmesi ve bunun sonucunda taraftar kazanılmasıdır. Anayasa Mahkemesi de,propagandayı konu edindiği bir kararlarında, onu düşünce açıklamasının özel bir türü olarak kabul edip, bilimsel ve öğretici nitelikteki salt ve soyut düşünce açıklamalarından ayırarak ele almıştır.Mahkeme’ye göre,“genellikle benimsenen bir tanıma göre propaganda, belli bir amacı  gerçekleştirmek yandaş kazanmak için,  düşüncelerin  kişilerin bilgilerine ulaştırılmasını öngören bir etkileme eylemi ve yöntemidir ”. Yine Mahkeme, “bu tanımlamadan açıkça anlaşılacağı gibi, her tür düşünce açıklamasını propaganda saymaya olanak yoktur” demektedir.

Müvekkilimin paylaşmış olduğu resme bakıldığında herhangi bir şekilde kendine ait bir düşüncesini barındırmamaktadır.Paylaşımda kendi düşüncesini taşıyan herhangi bir ibare  bulunmadığından  bu paylaşım salt bir düşünce açıklaması dahi olamamaktadır.Bu sebeple karşı tarafa benimsetilecek ve taraftar toplayacak bir eylem ortada bulunmamaktadır.

Yargıtay kararlarında da; paylaşılan  yazı veya sözler  ile verilen mesajın şiddete çağrı, tahrik ve teşvik edici ya da silahlı direnişe ve isyana davet şeklinde veya insanda saldırgan duygular oluşturacak biçimde anlamsız bir nefret yaratarak şiddetin doğmasına uygun bir ortamı kışkırtacak nefret söylemi olup olmadığı değerlendirilmeli, doğrudan veya dolaylı şiddete çağrı var ise sanığın siyasi kimliği, konum  gibi açık ve yakın tehlike testi bakımından analize tabi tutulmalıdır.

Müvekkilimin paylaşımının terör örgütlerinin cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek, övecek ya da teşvik edecek nitelikte olmamakta şiddete çağrı kesinlikle barındırmamaktadır. İnsanda saldırgan duygular oluşturacak biçimde nefret yaratmak isteyen bir kişi müvekkilimin paylaştığı resmi paylaştığında üzerine  nefret dolu, kışkırtıcı, şiddete çağrı yapan yazı yazarak nefret oluşturmaya çalışırdı. Müvekkilimin bu amaçla paylaşımı yapmadığı  dosya kapsamında açıkça ortadadır, dosyada bunun aksini gösteren bir delil bulunmamaktadır. Bu durum ceza tayininde  gözetilmelidir.

Anlatılan sebeplerden dolayı müvekkile isnat edilen terör örgütü propagandası yapma suçunun maddi unsuru da oluşmamaıştır.

3- Müvekkilimin paylaşımının yukarıda anlattığımız sebeplerden ötürü propaganda kapsamında değil de düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. İfade özgürlüğü, demokratik toplumun zorunlu temellerinden birini ve toplumun ilerlemesi ve her bireyin özgüveni için gerekli temel şartlardan birini teşkil eder. Bu durum sadece kabul gören veya zararsız veya ilgilenmeye değmez haber bilgi veya fikirler için değil kırıcı şaşırtıcı ve rahatsız edici olanlar içinde geçerlidir. Bunlar demokratik bir toplumun olmazsa olmaz ilkeleri olan çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirliliğin  gerekleridir. İfade özgürlüğünü AİHS 10.madde ile Anayasa  26.maddesi ile teminat altına almıştır. Olayımızda da paylaşım sebebi sadece müvekkilimin ölmüş olan çocuğa üzülmüş olması sebebiyledir, bu paylaşımın toplum tarafından beğenilmemiş ve beğenmeyen tarafça ihbar edilmiş olması paylaşımın ifade ve düşünce özgürlüğü kapsamında yapıldığını değiştirmeyecektir.

4- Tüm bu hususlar gözetilerek müvekkilimin paylaştığı iddia edilen  yazının ifade ve düşünce özgürlüğü kapsamında kalması nedeniyle müvekkilimin beraatine karar verilmesini  talep ederiz.

HUKUKİ NEDENLER   : TCK, CMK ve İlgili mevzuat

SONUÇ ve İSTEM          :

Yukarıda arz ve izah edilen nedenler ile sayın mahkemenin re’sen gözeteceği sair hususlar nedeniyle müvekkilimin beraatine karar verilmesini arz ve talep  ederim.

Avukat Saim İncekaş, kurucu sıfatıyla Adana İncekaş Hukuk ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. 

Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000’den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır.

Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9
E-posta: av.saimincekas@gmail.com
Telefon: 0534 910 97 43 
WhatsApp üzerinden iletişim için tıklayınız.
Telegram üzerinden iletişim için tıklayınız.

Avukat Saim İNCEKAŞ

Kurucu & Yönetici Avukat, Adana Avukat ve Hukuki Danışmanlık Bürosu

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Haftanın Özlü Sözü

“Bir saat adaletle hükmetmek, bir sene ibadet etmekten daha hayırlıdır.”  Hz. Muhammed(Hadis-i Şerif)

Kategoriler

Hukuki uyuşmazlıklarınız için avukata danışın!

blank

error: Uyarı: Sadece üyeler bu işlemi gerçekleştirebilir.