Terke Dayalı Boşanma Davası ve İhtar Yargıtay Kararları

  • TMK 164’DE BELİRTİLEN VE MAHKEMECE RE’SEN NAZARA ALINACAK OLAN YASAL SÜRELERE UYULMADAN İHTAR ÇEKİLMESİ DAVANIN REDDİNİ GEREKTİRİR

Davacı kocanın A 29. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı 2001/129 esas sayılı boşanma davası ret edilmiş ve karar 8.2.2002 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı, 8.2.2002 tarihinden itibaren 4 aylık ayrılık süresi dolmadan 11.4.2002 tarihinde ihtar isteğinde bulunmuştur. (TMK. 164.md.) Geçersiz ihtara dayanılarak açılan davanın reddi gerekirken boşanma kararı verilmesi doğru değildir. (Y. 2. HD’nin 01.04.2004 gün ve 3033-4120 s. karan)

  • DAVACI EŞİN İHTAR TARİHİNDEN ÖNCEKİ DÖNEMDE DAVET ETTİĞİ EVDE BAŞKASI İLE BİRLİKTE YAŞAMASI HALİNDE İHTARIN GEÇERSİZ OLDUĞU

Davacının, ihtar istek tarihinde, Gülçin isimli bir kadınla nikahsız olarak beraber yaşadığı, bu kadından Mehmet ve Zeynep isimli ( 3 )ve ( 2 )yaşlannda iki çocuğunun dahi bulunduğu; davalının şikayeti üzerine zina suçuyla ilgili Kütahya Cumhuriyet Savcılığınca yapılan 2001/2251 hazırlık sayılı soruşturma sırasında dinlenen Adliye Lojmanının kalorifercisi Veli’nin Cumhuriyet Savcısına verdiği 12.6.2001 tarihli ifadesinden, Seyitgazi Sağlık Ocağı Tabipliğince düzenlenen sağlık ve aşı taramasıyla ilgili 8.5.2001 tarihli “ev halkı tespit fişi” ve “bebek ve çocuk izleme” fişinde yer
alan, bilgilerden ve hemşire Aysel’in beyanlarından anlaşılmaktadır.

Davacı kocanın ihtar istek tarihinden önceki dönemde, davalıyı davet ettiği konutta bir başka kadınla nikahsız olarak beraber yaşadığı sabit olduğuna göre yapılan davet, evlilik birliğini sürdürme amacına dayalı samimi bir arzunun ürünü sayılamaz. Kocanın sadakatsiz hali ihtarı geçersiz kılar. Bu bakımdan davanın reddi gerekirken, boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. (Y. 2. HD’nin 13.07.2004 gün ve 6708-9527 s. kararı)

  • EŞLER ARASINDA GÖRÜLMEKTE OLAN BOŞANMA DAVASININ DEVAMI SIRASINDA ÇEKİLEN İHTARIN SAMİMİ OLMADIĞI
  • BOŞANMA DAVASI AÇILMAKLA MAHKEMECE TMK 169. MADDEDE BELİRTİLEN TEDBİRLERİN RE’SEN ALINMASI GEREKTİĞİ

Dava terk hukuki sebebine dayalı olarak açılmıştır.

Koca tarafından 6.8.2003 tarihinde ihtar kaleme alınmış, bu ihtar 10.9.2003’te davalıya (kadına) tebliği edilmiştir. Toplanan delillerden; kadının ihtar istek tarihinden dört ay, üç gün önce 3.4.2003 ‘te evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını ileri sürerek (MK.m. 166/1) boşanma davası açtığı ve bu davanın 12.6.2003’te retle sonuçlandığı anlaşılmaktadır. Bu dava derdest olduğu sürece davet edilen eş (kadın) eşinden ayrı yaşama hakkına sahiptir. (MK.m. 197) Ayrı yaşamanın haklı olduğu dönemde gönderilen ihtarın samimi bir düşünceden kaynaklandığı kabul edilemez. Medeni Kanunun 164. maddesinin aradığı koşullar oluşmamıştır. Davanın reddi gerekirken yazılı şekilde boşanmaya hükmedilmesi yerinde değildir.

Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan , özellikle eşlerin barınmasına (TMK. md. 186/1) geçimine, (TMK md. 185/3) malların yönetimine (TMK. 223, 242, 244, 262, 263, 264, 267, 215) ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden (resen) almak zorundadır. (TMK. 169). O halde dava tarihinden geçerli olmak üzere, herhangi bir işi ve geliri olmayan kadın * yararına Türk Medeni Kanununun 185/3, 186/3 maddelerine uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. (Y. 2. HD’nin 13.10.2004 gün ve 10505-11745 s. karan)

  • DÜRÜST VE SAMİMİ BİR ARZUNUN ÜRÜNÜ OLMAYAN İHTARA İSTİNADEN TERK NEDENİNE DAYALI BOŞANMAYA KARAR VERİLEMEYECEĞİ

Terk nedeniyle boşanmaya karar verilebilmesi için ihtarın samimi ve dürüst bir arzunun ürünü olması gerekir. Toplanan delillerden verilen süre içinde davalı kadının davet üzerine eve gittiği ancak davacının onu istemediğini ve alın götürün dediği sabittir. İhtarın samimi olmadığı kanıtlanmıştır. Davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulü bozmayı gerektirmiştir. (Y. 2. HD’nin 21.04.2005 gün ve 4344-6468 s. karan)

  • EŞLERİN BİRLİKTE SEÇTİKLERİ ORTAK KONUTUN BULUNMAMASI HALİNDE İHTARIN GEÇERLİLİĞİ İÇİN ÖNCELİKLE TMK 195. MADDESİ UYARINCA MÜŞTEREK KONUTUN BELİRLENMESİ İÇİN TALEPTE BULUNULMASI GEREKTİĞİ

Türk Medeni Kanunun 186. maddesi gereğince eşler oturacakları konutu birlikte seçerler. Koca müşterek konutu 7 yıl önce terk etmiş, kadında üç yıl önce başka ev yaptırarak müşterek konuttan ayrılmıştır. Eşlerin birlikte seçtikleri konuta davet yapılmamıştır. O halde tarafların önce müşterek konutu birlikte seçmeleri, bu konuda uzlaşma olmazsa davacının Türk Medeni Kanununun 195. maddesine uygun Aile Mahkemesinden müşterek konutun belirlenmesini istemesi, müşterek konut belirlendikten sonra Türk Medeni Kanununun 164. maddesine uygun ihtar tebliği istemi gerekirken, davanın reddi yerine kanuna aykırı ihtara dayalı boşanma hükmü verilmesi bozmayı gerektirmiştir. (Y. 2. HD’nin 25.03.2004 gün ve 2883-3814 s. kararı)

  • YASAL TÜM ŞEKİL ŞARTLARINI TAŞIYAN TERK NEDENİNE DAYALI BOŞANMA DAVASININ KABULÜNE KARAR VERİLEBİLMESÎNÎN ŞARTLARI
  • İSPAT KÜLFETİ

Terk nedeni ile açılan boşanma davasında davalının terkte haklılığını değil, eve dönmemekte haklı olduğunu kanıtlaması gerekir. Davacı koca ilk açtığı boşanma davasından 17.07.2001 tarihinde feragat etmiş ve bu tarihten dokuz ay geçtikten sonra 1.4.2002 tarihinde davalıya ihtar göndermiştir. Kovulma hadisesinin etkisi geçtikten ve ilk açılan davanın reddedilmesinden itibaren uzun bir süre geçtikten sonra davacının usulüne uygun şekilde ihtarına uymayan davalı kadın eve dönmemekte haklılığını kanıtlayamamıştır. Gerçekleşen bu durum karşısında Türk Medeni Kanununun 164. maddesi uyarınca açılan davanın kabulü gerekirken yazılı gerekçelerle reddedilmesi doğru değildir. (Y. 2. HD’nin 29.01.2004 gün ve 133-1146 s. karan)

  • AYRI YAŞAMAYA HAKLI OLUNAN DÖNEMDE ÇEKİLEN İHTAR KARARININ SAMİMİ OLMADIĞINDAN GEÇERSİZ OLACAĞINA VE BÖYLE BİR DURUMDA TERK NEDENİNE DAYALI BOŞANMAYA KARAR VERİLEMEYECEĞİNE

Davalı kadın 29.4.2003 tarihinde İzmir 2. Aile Mahkemesinin 2003/433 esas sayılı nafaka davasını açmış ve bu davada ayrı yaşama hakkını kanıtlayarak tedbir nafakasına hükmedilmiş ve bu karar 2.6.2004’de kesinleşmiştir. Davacı koca kadının ayrı yaşamakta haklı olduğu mahkeme kararı ile belirlenen dönem içerisinde 13.6.2003 tarihinde ihtar isteğinde bulunmuştur. Davalının ayrı yaşamakta haklı olduğu bir dönemde davacının davalıya gönderdiği ihtarın samimi olduğu kabul edilemez. Davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. (Y. 2. HD’nin 14.03.2005 gün ve 2004/16217-3833 s. kararı)

  • SAMİMİ OLMAYAN İHTARIN HUKUKİ SONUÇ DOĞURMAYACAĞI

Terk nedenine dayalı boşanma davasına ihtarın geçerli hukuki sonuç doğurabilmesi için ihtar gönderen kocanın eve davette samimi olması gerekir. Olayda davacı, davalı karısı aleyhine haysiyetsiz hayat yaşadığı, zina yaptığı gerekçesiyle boşanma davası açmış sonra er geç boşayacağı yolundaki arzusunu da açıklamıştır. Hal böyle olunca davacının ihtar da samimi olmadığının kabulü ile davanın reddi gerekir. (YHGICnm 18.02.1987 gün ve 1986/220 – 110 s. karan)

  • TERK NEDENİYLE BOŞANMAYA KARAR VERİLEBİLMESİ İÇİN İHTARIN SAMİMİ OLMASI GEREKTİĞİ
  • MANEVİ OLARAK DA BAĞIMSIZ OLMAYAN EVE DAVETİN SAMİMİ OLMAYACAĞI

Taraflar arasındaki “terk nedeniyle boşanma” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; BERGAMA Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 23.10.1985 gün ve 1984/696 Esas, 1985/488 Karar sayılı karann incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 14.1.1986 gün ve 1985/11318 E 1986/98 K. sayılı ilamı: (… İhtann hukuki sonuç doğurabilmesi için çağnlan evin her bakımdan bağımsız olması gerekir. Oysa çağrılan evde davacı kocanın önceki eşinden olma ve rüşt yaşını geçmiş kızının da oturduğu anlaşılmıştır. Şu durumda evin manevi bağımsızlığından söz edilemez. Öyle ise davanın reddedilmesi gerekirken değerlendirmede yanılgı sonucu boşanmaya karar verilmesi Usul ve Kanuna aykırıdır…) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Medeni Kanun’un 132. maddesine göre karı kocadan biri evlenmenin kendisine tahmil ettiği vazifeleri ifa etmemek maksadıyla diğerini terkettiği veya haklı bir sebep olmaksızın evine dönmediği takdirde diğeri hakkında boşanma davasında bulunabilir. Terkin hukuki sonuç doğurabilmesi için herşeyden önce samimi olması gerekir. Davalının içerisinde bulunduğu durum özellikle felçli olması davacının davranışı birlikte değerlendirildiğinde ihtarın samimi olmadığı sonucuna varılmaktadır. O halde Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen özel daire kararına bu nedenle uygulamak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Direnme karan bozulmalıdır. (YHGKnın 03.04.1987 gün ve 1986/379 – 270 s. karan)

  • SÜRELİ OLARAK KİRALANMIŞ BULUNULAN KONUTA DAVETİN SAMİMİ OLAMAYACAĞI

Davet edilen evin ihtardan en az iki ay önce temin edilmesi ve aynca bir aylık ihtar süresi içinde de hazır bulundurulması gerekir. (MK. 132). Bu yön ihtarın geçerlilik şartıdır. Oysaki duruşmada tanık olarak dinlenme ev sahibinin anlatımları davacının bu yeri iki aylığına kiraladığı anlaşılmaktadır. Öyle ise geçerli bir ihtarın varlığından söz edilemez. İlaveten eşini davet edeceği konutu süreli olarak kiralamış bulunması da davacının davette samimi olmadığını ve boşanmayı temin için bu yola başvurduğunu göstermektedir. Bu durumda davanın reddedilmesi gerekirken delil-
lerin takdirinde yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. (Y. 2. HD’nin 11.11.1986 gün ve 9582 – 9898 s. karan)

  • TERKE DAYALI BOŞANMA DAVASINDA DİĞER BOŞANMA SEBEPLERİNİN İLERİ SÜRÜLMESİNİN MÜMKÜN OLMADIĞI

Dava, terke ve aynı zamanda zina ve terzil edici cürme dayalı olarak Medeni Kanunun 129,131 ve 132. maddeleri uyarınca açılmış, dava dilekçesinde de, davalının usulüne uygun ihtara rağmen eve dönmemesinin yanı sıra boşanmayı gerektiren davalının diğer davranışları da açıklanmıştır.

Terke dayalı bir boşanma davasında, diğer boşanma sebeplerinin ileri sürülmesi mümkün değildir. Çünkü davacı ihtar göndererek eşini eve davet etmekle, evlilik birliğini devam ettirmek konusundaki istek ve kararını açıklamış ve o ana kadar meydana gelen bütün olayları unuttuğunu ve eşinin kusurlu davranışlarını bağışladığını kabul etmiş sayılır. Hal böyle olunca, ihtardan önceki olaylara dayanarak Medeni Kanunun 129. 131. maddelerine göre boşanma talebi geçersizdir.

İhtardan sonra meydana gelmiş olayların varlığı ise iddia ve ispat edilmemiştir. Bütün bu yönler gözönünde tutulmadan ve dava dilekçesinde ileri sürülen boşanma sebeplerinin aynı davada birleşemeyeceği ve ihtardan sonra doğmuş bir dava hakkı da bulunmadığı düşünülmeden boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. (Y. 2. HD’nin 21.01.1988 gün ve 1987/10685 -531 s. karan)

  • YASAL TÜM ŞEKİL ŞARTLARINI TAŞIYAN TERK NEDENİNE DAYALI BOŞANMA DAVASININ KABULÜNE KARAR VERİLEBİLMESİNİN ŞARTLARI
  • İSPAT KÜLFETİ-İHTAR KARARININ TEBLİĞİNDEN SONRA TERKEDEN EŞİN ŞİDDETLİ GEÇİMSİZLİK NEDENİNE DAYANARAK AÇTIĞI BOŞANMA DAVASININ DÜRÜSTLÜK KURALI İLE BAĞDAŞMAYACAĞI

Toplanan delillerden; tarafların 23.09.2002’de evlendikleri, davalının 25.08.2003’te ortak konutu terk ettiği, 5.5.2004’te kaleme alman ihtarın 13.05.2004’te davalıya koca tarafından tebliğ edildiği, davanın ise 20.09.2004’te açıldığı anlaşılmaktadır. İhtarın şekli 27.03.1957 gün ve 10/1 saydı İçtihadı Birleştirme kararına uygun olduğu gibi Medeni Kanunun 164. maddesinin aradığı sürelere de uyulmuştur. Davalı haklı bir sebeple davet edilen eve dönmediğini ispat edememiştir. Mahkemece terk hukuki sebebine dayalı davanın kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile ret kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Kadın; terke dayalı dava açıldıktan sonra, karşılık dava olarak, evlilik birliğinin sarsılmasına dayanarak (MK. md. 166/1-2) boşanma isteğinde bulunmuştur. Fiili ayrılığın üzerinden bir sene iki ay geçtikten sonra, terke dayalı dava dilekçesinin kendisine ulaşması üzerine bu davayı açması dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz, kadının davasının reddinin düşünülmemesi de yerinde değildir. (Y. 2. HD’nin 09.11.2005 gün ve 12025-15351 s. kararı)

  • EVİ TERKEDEN EŞİN AÇMIŞ OLDUĞU TEDBİR NAFAKASI DAVASININ ÜZERİNDEN UZUN SAYILABİLECEK BİR SÜRE GEÇTİKTEN SONDA DAVALI KOCANIN AÇTIĞI TERK NEDENİNE DAYALI DAVANIN SIRF TEDBİR NAFAKASININ VARLIĞI NEDENİYLE REDDEDİLEMEYECEĞİ

Davalı kadın 21.03.2001 günü nafaka davası açmış, davacı koca ise 13 ay sonra 26.4.2002 tarihinde ihtar isteğinde bulunmuştur. Türk Medeni Kanununun 164. maddesine uygun ihtar tebliğine karşı davalı haklı bir nedene dayanarak eve dönmediğini kanıtlayamamıştır. Terk nedeniyle boşanma şartları oluştuğu halde yasaya uymayan gerekçe ile davanın reddi isabetsizdir.(Y. 2. HD’nin 12.02.2004 gün ve 481-1546 s. kararı)

  • EŞLERİN MÜŞTEREK KONUTUNUN BULUNMAMASI HALİNDE ÇEKİLEN İHTARIN HÜKÜM İFADE ETMEYECEĞİ
  • TERK HUKUKSAL NEDENİNE DAYALI OLARAK DAVA AÇMA HAKKININ SADECE TERK EDİLEN EŞE AİT OLDUĞU VE BU ANLAMDA DİĞERİNİ ORTAK KONUTU TERK ETMEYE ZORLAYAN VEYA HAKLI BİR NEDEN OLMAKSIZIN ORTAK KONUTA DÖNMESİNİ ENGELLEYEN EŞİN DE TERK ETMİŞ SAYILMASI GEREKECEĞİ

Dava, terk sebebine dayanmaktadır.( TMK. md. 164) Olayda, davacı koca, 18.10.2002 tarihinde mahkemeye başvurarak, eşinin Osmaniye’deki tuttuğu eve gelmesi için ihtar edilmesini istemiştir.
İhtar kararı davalıya 1.11.2002 tarihinde tebliğ edilmiş, dava ise 17.02.2003 tarihinde açılmıştır.

Türk Medeni Kanunun 164. maddesi gereğince, terk edilen eş boşanma davası açabilir. Terk eden eşin, bu sebebe dayanarak boşanma davası açma hakkı bulunmamaktadır. Diğerini, ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır. Toplanan delillerden, Adana’ da ki müşterek konutu kocanın terk ettiği anlaşılmaktadır. İhtarla kadının davet edildiği konutun Türk Medeni Kanununun 186/1. maddesi gereğince eşlerin birlikte seçtikleri bir konut olmadığına göre Türk Medeni Kanununun 164. mad-
desinin koşullan gerçekleşmemiştir. Davanın reddi gerekirken yazılı şe- kilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. (Y. 2. HD’nin 05.05.2004 gün ve 4901-5829 s. kararı)

  • YASAL TÜM ŞEKİL ŞARTLARINI TAŞIYAN TERK NEDENİNE DAYALI BOŞANMA DAVASININ KABULÜNE KARAR VERİLEBİLMESİNİN ŞARTLARI- İSPAT KÜLFETİ
  • İHTAR KARARININ TEBLİĞİNDEN SONRA TERKEDEN EŞİN ŞİDDETLİ GEÇİMSİZLİK NEDENİNE DAYANARAK AÇTIĞI BOŞANMA DAVASININ DÜRÜSTLÜK KURALI İLE BAĞDAŞMAYACAĞI
  • FİİİLİ AYRILIK DÖNEMİNDE AÇILAN NAFAKA DAVASININ ETKİSİ

Türk Medeni Kanunu’nun 164. maddesi, eşlerden birinin evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde, ayrılık en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ise, istem üzerine hakim tarafından yapılan ihtarında sonuçsuz kalması halinde terk edilen eşin, boşanma davası açabileceğini hükme bağlamıştır.

Davacı koca 3.4.2003 tarihinde ihtar isteğinde bulunmuş, istek doğrultusunda verilen karar 18.4.2003 tarihinde davalı kadına tebliğ edilmiş, aradan yasamn aradığı iki aylık süre geçtikten sonra (TMK. 164/2) 26.6.2003 tarihinde boşanma davası açılmıştır. Davalı, ihtar istek tarihinden önceki dört aylık fiili ayrılık döneminden evvel, 1.11.1992 tarihinde nafaka isteğinde bulunmuş ve bu istek haklı kabul edilerek 19.2.2003 tarihinde nafakaya hükmedilmiştir. Ve kararda bu fiili ayrılık döneminde (28.3.2003 tarihinde) kesinleşmiştir.

Nafaka davası, dört aylık fiili ayrılık döneminde açılmamıştır. Açılan nafaka davası sonucu verilen nafakaya ilişkin hükmün, fiili ayrılık döneminde kesinleşmiş olmasının terke dayalı davaya etkisi yoktur. Nafaka hükmü, lehine nafakaya hükmedilenin, dava tarihi itibariyle ayrı yaşamakta haklılığı gösterir. Aksi düşünce, bir nafaka davası açan ve yararına nafakaya hükmedilen eş hakkında artık terke dayalı boşanma davası açılamaz sonucunu doğurur. Kanunun amacının bu olmadığı açıktır. (YHGK’mn 18.11.1998 gün ve 824/2-820 sayılı, Y. 2. HD’nin 29.1.2003 tarihli 1-1236 sayılı kararı)

Toplanan delillerden, davalının (kadının) 2001 yılı mart ayından beri eşinden ayrı yaşadığı anlaşılmaktadır. Fiili ayrılık dört yıla ulaşmıştır. Terkin haklı sebebe dayanmış olması, terk eden eşe süresiz olarak eve dönmeme hakkım bahşetmez. Terke dayalı davamn reddedilebilmesi için terkte haklılığın değil,eve dönmemekte haklılığın kanıtlanması gerekmektedir. (YHGK’nm 26.1.1994 tarihli 774/8 sayılı karan)

Davalı kadın,ihtara uymamakta haklılığım kanıtlayamamıştır. Kadının, terke dayalı boşanma davasına ilişkin 26.6.2003 tarihli dava dilekçesi kendisine tebliğ edildikten sonra 7.7.2003 tarihinde Medeni Kanunun 166/1. maddesine dayanarak boşanma isteğinde bulunması, terke dayalı boşanma davasım sonuçsuz bırakmaya matuftur. Dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Mahkemece terke dayanan boşanma davasının kabulü, karşı boşanma davasımn reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. (Y. 2. HD’nin 27.09.2005 gün ve
11274-12936 s. karan)

  • YASAL TÜM ŞEKİL ŞARTLARINI TAŞIYAN TERK NEDENİNE DAYALI BOŞANMA DAVASININ KABULÜNE KARAR VERİLEBİLMESİNİN ŞARTLARI
  • İSPAT KÜLFETİ
  • İHTAR KARARININ TEBLİĞİNDEN SONRA KONUTA DAVET EDİLEN EŞİN TERK NEDENİNE DAYALI BOŞANMA DAVASI AÇILDIKTAN SONRA ŞİDDETLİ GEÇİMSİZLİK NEDENİNE DAYALI AÇTIĞI DAVANIN TERKE DAYALI BOŞANMA DAVASINI SONUÇSUZ BIRAKMAYA YÖNELİK OLDUĞU VE DÜRÜSTLÜK KURALI İLE BAĞDAŞMAYACAĞI

Toplanan delillerden eşlerin fiili ayrılıklarının Ekim 2000’de gerçekleştiği, kocanın davalıya 2.4.2001’de ihtar gönderdiği, bu ihtarın 8.4.2001’de tebliği edildiği terk hukuki sebebine dayalı davanın ise 18.7.2001’de açıldığı anlaşılmaktadır. Gönderilen ihtarın şeklinde ve sürelerinde yasaya aykırı bir yönü bulunmamaktadır. Kadın haklı sebeple eve dönmediğini isbat edememiştir. Ekim 2000’deki dövme hadisesinin kadın üzerindeki etkisi de geçtikten sonra ihtar istemiştir. Davalının Ekim-2000’den itibaren on bir ay geçtikten, kocanın boşanma davasına ilişkin dava dilekçesi ve duruşma günü kendisine tebliği edildikten sonra 6.8.2001’de 743 Sayılı Medeni Kanununun 134/1. maddesine dayalı boşanma davası açılması, terke dayalı davayı sonuçsuz bırakmaya matuf olup, dürüstlük kuralı ile bağdaştırılamaz. Mahkemece terke dayalı davanın kabulü, karşılık davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. (Y. 2. HD’nin 10.02.2005 gün ve 443-1797 s. karan)

  • DAVET EDİLEN EVİN BAĞIMSIZ OLMAMASI HALİNDE TERK NEDENİYLE BOŞANMAYA KARAR VERİLEMEYECEĞİ

Toplanan deliller ve zabıta soruşturmasından davacının eşini davet ettiği evin bağımsız olmadığı anlaşılmaktadır.Yasal koşullara uygun bağımsız konut temin edildiği de kanıtlanamamıştır. Davalı kadın ihtara uymamakta haklıdır. Davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü bozmayı gerektirmiştir. (Y. 2. HD’nin 01.06.2005 gün ve 7892-8594 s. karan)

  • İHTARIN SAMÎMİ OLABİLMESİ İÇİN GÖNDERİLEN PARANIN YETERLİ MİKTARDA OLMASI GEREKTİĞİ

Davacı eşini Küçükçekmece’den Yatağan’a davet etmiş, altmış milyon lira da yol gideri göndermiştir. Tarafların müşterek çocuğu 1991 doğumlu T. ile 1994 doğumlu G. nin Annenin yanında kaldıkları anlaşılmaktadır. Gönderilen para üç kişinin gidişi koca tarafından alınmaması halinde konaklama ve dönüş masrafını karşılayacak miktarda değildir. Bu açıklama karşısında ihtar samimi kabul edilemez. Davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. (Y. 2. HD’nin 17.04.2003    gün ve 4587-5660 s. kararı)

  • TARAFLAR ARASINDA DERDEST BOŞANMA DAVASININ BULUNMASI- İHTARIN GEÇERSİZLİĞİ

Davacının Yığılca Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/124 esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine açtığı boşanma davası 13.3.2003 tarihinde ret edilmiş, ancak bu karar henüz kesinleşmemiştir. Hakkında boşanma davası açılmakla davalı kadın ayrı yaşama hakkına sahiptir. Kocanın açtığı ve ret ile sonuçlanan 2002/124 esas sayılı dava kesinleşmediğine göre, Türk Medeni Kanunun 164. maddesi uyarınca davacının ayrı yaşama hakkı devam eden davalıya ihtar göndermesi sonuç doğurmaz. Bu yönler nazara alınarak davanın reddi gerekirken boşanma karan verilmesi doğru olmamıştır. (Y. 2. HD’nin 10.02.2005 gün ve 2004/16853-1781 s. karan)

  • AYNI BİNANIN BAŞKA BİR DAİRESİNDE DAVACININ AKRABASININ OTURMASININ TARAFLARIN ORTAK KONUTUN MANEVİ BAĞIMSIZLIĞINI ORTADAN KALDIRMAYACAĞINA

Taraflar arasındaki “boşanma” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Sivas Aile Mahkemesince davanın reddine dair verilen 25.3.2004      gün ve 2003/512 E, 2004/366 K. sayılı kararın incelenmesi davacı tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 30.6.2004      gün ve 7524 E, 8697 K. sayılı ilamı ile; (…Toplanan delillerden; eşlerin 2001 yılı Aralık ayından beri ayn yaşadıkları anlaşılmaktadır. 09.06.2003’te ihtar kaleme alınmış 17.06.2003’te davalıya tebliğ edilmiş, dava ise aradan iki ay geçtikten sonra 16.09.2003’te açılmıştır. Davet edilen Gökmedrese Mahallesindeki 8/6 numaralı evin oturmaya elverişli ve bağımsız olduğu 20.01.2004 tarihli rapor ve tanık sözleri ile sabittir. Aynı binanın başka bir dairesinde kocanın kardeşinin oturması davet edilen evin manevi bağımsızlığını ortadan kaldırmaz. Boşanmaya karar verilebilmesi için Medeni Kanununun 164. maddesinin aradığı koşullar oluşmuştur. Davanın kabulü gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır…)

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektiriri nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararma uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. (YHGK’nın 13.04.2005 gün ve 212-263 s. karan)

  • İHTARIN TERKE DAYALI BOŞANMA DAVASININ DİNLENEBİLİRLİK KOŞULU OLMASI
  • İHTARIN GEÇERLİLİĞİ

27.3.1957 gün ve 10/1 sayılı içtihadı Birleştirme Karan gereği “ihtar”, terke dayalı boşanma davasının dinlenebilirlik koşulu olup, geçerli olabilmesi için ihtann “eşin gideceği yerin detaylı olarak adresini, o yere ulaşabilmesi için kullanılmasına sunulan yeterli gideri, ihtann tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde davet edilen eve gidilmesi gereğini ve özellikle davete uyulmaması halinde bundan doğacak sonucu, bir başka anlatımla aleyhe boşanma davasının açılacağını içermesi gerekir. Somut olay için gönderilen ihtarda ihtara uyulmaması halinde boşanma davası açılacağı-
na ilişkin uyanyı taşımamaktadır. Belirtilen unsurlan taşımayan uyarının (ihtar) terk nedenine dayalı boşanma davasına esas alınamayacağı (HGK, 27.12.1972 gün ve 969/2/7351532, İlmi ve Kaz. İç. Dergisi, 1973, s. 1912) düşünülmeden, davamn dinlenebilirlik koşulunun bulunmaması nedeniyle davanın reddi yerine, esastan red edilmiş olması doğru değil ise de; bu usuli yanılgı yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır. (Y. 2. HD’nin 01.04.1993 gün ve 2312 – 3130 s. kararı)

  • NAFAKA DAVASI AÇILDIKTAN SONRA DAVALININ EVE DAVET EDİLMESİ VE TERKE DAYALI BOŞANMA DAVASI AÇILMASI-
  • NAFAKA DAVASININ REDDİ HALİNDE TERKE DAYALI BOŞANMA DAVASININ KABULÜNE KARAR VERİLMESİ GEREKTİĞİNE

Davalı kadın 21.03.2001 günü nafaka davası açmış, davacı koca ise 13 ay sonra 26.4.2002 tarihinde ihtar isteğinde bulunmuştur. Türk Medeni Kanununun 164. maddesine uygun ihtar tebliğine karşı davalı haklı bir nedene dayanarak eve dönmediğini kanıtlayamamıştır. Terk nedeniyle boşanma şartları oluştuğu halde yasaya uymayan gerekçe ile davanın reddi isabetsizdir. (Y. 2. HD’nin 12.02.2004 gün ve 481-1546 s. karan)

  • İHTAR KARARININ TEBLİĞİ TARİHİNDEN İTİBAREN İKİ AYLIK AYRI YAŞAMANIN HAKLI VE KANUNDAN KAYNAKLANMASINA

Davalı kadın, tebliğ tarihinden itibaren iki ay içinde dilediği gün ortak konuta dönme hakkını kazanmıştır. Başka bir anlatımla bu dönemde kadın haklı bir sebep olmaksızın aile birliği dışında yaşamış sayılamaz. (Y. 2. HD’nin 01.04.2004 gün ve 2940-4135 s. karan)

  • EŞLER TARAFINDAN BİRLİKTE SEÇİLEN OTURMAYA ELVERİŞLİ BAĞIMSIZ KONUT BULUNMADIĞI SÜRECE TERK EDEN EŞE GÖNDERİLCEK İHTARIN GEÇERLİ OLMAYACAĞI

Taraflar ortak konutu ayrı ayrı terk etmişler, davet edilen konut birlikte seçilmemiştir.

Terk sebebine dayalı boşanma davasının kabul edilebilmesi için öncelikli şart davalı eşin haklı bir sebep olmadan en az dört aydan beri evlilik birliği dışında kalmasıdır. Tarafların birlikte seçtikleri (TMK m. 186 ) veya Türk Medeni Kanunun 188. maddesi şartlarının oluşması sebebiyle eşlerden birinin seçtiği ya da hakim tarafından belirlenen ( TMK m. 195 ) hallerine uygun, oturmaya elverişli, bağımsız bir evleri yoksa, birlik dışında bulunan eşin bu davranışı haklı sebebe dayanır.

Terk edilen eş (TMK m. 164 ) diğerini yukarıda açıklanan kuralla uygun olarak ortak konuta çağırmakla yükümlüdür. Çünkü ortak hayat bunu zorunlu kılar. ( TMK m. 185/3 ) Bu itibarla kanunda gösterilen ( TMK m. 164 ) sürelerin başında tarafların kanuni koşullara uygun ortak konutunun olmadığı anlaşıldığından ihtar geçersiz olmakla, davanın reddi gerektiğinin düşünülmemesi doğru bulunmamıştır. (Y. 2. HD’nin 19.09.2005 gün ve 9764-12222)

  • DAVET EDİLEN EVİN BAĞIMSIZ OLMAMASI
  • İHTAR DÖNEMİ İÇERİSİNDE AÇILAN NAFAKA DAVASININ KABULÜNE KARAR VERİLMESİ
  • İHTARDA SAMİMİYETSİZLİK

Evi terk eden koca olup; davet edilen evde bağımsız olmayıp, davacı annesi ile birlikte oturmaktadır. İhtar dönemi içinde kadın tarafından açılan nafaka davası da kabul edildiğinden, ihtar samimi olmayıp geçersizdir. Geçersiz ihtara dayanılarak açılan davanın reddi gerekirken, kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozulması gerekmiştir. (Y. 2. HD’nin 28.04.2003 gün ve 5246-6203 s. karan)

  • BOŞANMA DAVASI SÜRERKEN ÇEKİLEN İHTARIN GEÇERSİZ OLACAĞI

İhtarın davalıya tebliğ tarihinden başlayarak belirtilen iki aylık ayn yaşama hakkının sona erdiği tarihten sonraki dört aylık süre geçtikten sonra istenen yeni ihtar hukuki sonuç doğurur.

Aleyhine boşanma davası açılan eş bu dava sürerken ayn yaşamakta haklı sayılmalıdır. ( TMK.md.164, 197 ) Evvelce taraflar arasındaki 2001/973 esas saydı boşanma davası reddedilmiş ve hüküm 28.3.2003 tarihinde kesinleşmiştir. Bu davada dayamlan ihtar ise 16.4.2003 gününde kanunda öngörülen ( TMKmd. 164/1) dört aylık süre dolmadan istenmiştir. Oysa ihtann geçerli olması için boşanma davasının reddine ilişkin hükmün kesinleşmesinden itibaren en az dört ay geçmesi zorunludur. Olayda bu şarta uyulmadan ihtar istenmiştir. Bu bakımdan ihtar geçersiz olup davanın reddi gerekirken boşanmaya karar verilmesi doğru bulunmamıştır. OT.2H.D. nin 19.04.2004 gün ve 4148-4941 s. karan)

  • AYRI YAŞAMADA HAKLI OLAN EŞ ALEYHİNE TERKE DAYALI BOŞANMA DAVASININ REDDİNE KARAR VERİLMESİ GEREKTİĞİ

Boşanmaya neden olan olaylarda birlik görevlerini yerine getirmeyen ve eşinin hastalığı ile ilgilenmeyen davacı koca tamamen kusurludur. Hastalığı ve tedavisi devam eden davalı-davacı kadın ihtara uymamakta haklıdır. (Y. 2. HD’nin 08.06.2004 gün ve 4098-7451 s. kararı)

  • EVLENMEYE RAĞMEN FİİLEN BİR ARAYA GELMEMENİN TERK NEDENİNE DAYALI BOŞANMA DAVASI AÇMAYA ENGEL OLMAYACAĞINA

Evlenme akti kanuni usul ve şartlara uygun olarak yapıldıktan sonra tarafların fiilen bir araya gelememeleri ve ortak yaşamı başlatamamalan Medeni Kanunun 132. (TMK164) maddesine göre boşanma davasına engel değildir. Onun için davadan önce yapılan ihtar ortak yaşamı başlatma arzusunun tabii ve kaçınılmaz sonucudur. (Y. 2. HD’nin 24.03.1987 gün ve 1577 – 2554 s. karan)

  • TERK NEDENİNE DAYALI BOŞANMA DAVASI SIRASINDA DAVACININ EŞİNİN EVE DÖNMESİ HALİNDE ONU EVE KABUL EDECEĞİNE İLİŞKİN BEYANININ DAVADAN VAZGEÇME NİTELİĞİNİ TAŞIMAYACAĞINA

Terk sebebiyle açılan boşanma davasının yargılaması sırasında, kocanın, (eşinin eve dönmesi halinde onu eve kabul edeceği) yolundaki beyanı boşanma davasından vazgeçme niteliğinde sayılamaz. Zira, şarta bağlı vazgeçme geçerli değildir. Davacının yakanda belirtilen sözleri, onun davalıyı eve davet etmesinde ne derece iyi niyetli olduğunu göstermeye yöneliktir. Öyle ise mahkemece, isteğin esası hakkında toplanan delillere göre karar verilmesi gerekirken, davacının yargılama sırasında tutanağa geçen sözlerine yanlış anlam verilerek, davacının davasından vazgeçtiğinden söz edilerek davanın reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. (Y. 2. HD’nin 18.06.1985 gün ve 5742 – 6058 s. karan)

  • TARAFLAR ARASINDA GÖRÜLEN DERDEST BOŞANMA DAVASI SÜRESİNCE ÇEKİLEN İHTARIN GEÇERSİZ OLACAĞINA

Hakkında boşanma davası açılmakla davalı kadın ayrı yaşama hakkına sahiptir. Kocanın açtığı ve ret ile sonuçlanan 2002/124 esas sayılı dava kesinleşmediğine göre, Türk Medeni Kanunun 164. maddesi uyarınca davacının ayrı yaşama hakkı devam eden davalıya ihtar göndermesi sonuç doğurmaz. (Y. 2. HD’nin 10.02.2005 gün ve 16853-1781 s. kararı)

  • FİİLİ AYRILIK DÖNEMİNDE AÇILAN NAFAKA DAVASININ TERKE DAYALI BOŞANMA DAVASI AÇMAYA ENGEL TEŞKİL ETMEDİĞİNE

Nafaka davası, dört aylık fiili ayrılık döneminde açılmamıştır. Açılan nafaka davası sonucu verilen nafakaya ilişkin hükmün, fiili ayrılık döneminde kesinleşmiş olmasının terke dayalı davaya etkisi yoktur. Nafaka hükmü, lehine nafakaya hükmedilenin, dava tarihi itibariyle ayn yaşamakta haklılığı gösterir. Aksi düşünce, bir nafaka davası açan ve yararına nafakaya hükmedilen eş hakkında artık terke dayalı boşanma davası açılamaz sonucunu doğurur. Kanunun amacının bu olmadığı açıktır. (YHGKmn 18.11.1998 gün ve 824-820; Y.2.H.D.vnin 29.01.2003 gün ve 1-1236 s.kararı)

  • SAMİMİ OLMAYAN İHTARA İSTİNADEN TERK NEDENİNE DAYALI BOŞANMAYA KARAR VERİLEMEYECEĞİNE

Verilen süre içinde davalı kadının davet üzerine eve gittiği ancak davacının onu istemediğini ve alın götürün dediği sabittir. İhtarın samimi olmadığı kanıtlanmıştır. Davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulü bozmayı gerektirmiştir. (Y. 2. HD’nin 21.04.2005 gün ve 4344-6468 s. karan)

  • TERKE DAYALI BOŞANMA DAVASININ REDDEDÎLEBÎLMESİ İÇİN EVE DÖNMEMEKTE HAKLILIĞIN KANITLANMASI GEREKTİĞİNE

Toplanan delillerden, davalının ( kadının ) 2001 yılı mart ayından beri eşinden ayrı yaşadığı anlaşılmaktadır. Fiili ayrılık dört yıla ulaşmıştır. Terkin haklı sebebe dayanmış olması, terk eden eşe süresiz olarak eve dönmeme hakkını bahşetmez. Terke dayalı davanın reddedilebilmesi için terkte haklılığın değil,eve dönmemekte haklılığın kanıtlanması gerekmektedir. (YHGKnın 26.01.1994 tarihli 774-8 s. karan)

  • İHTARIN TEBLİĞİNDEN SONRA KENDİSİNE İHTAR GÖNDERİLEN EŞİN AÇTIĞI BOŞANMA DAVASININ TERKE DAYALI BOŞANMA DAVASINI SONUÇSUZ BIRAKMAYA
    MATUF OLDUĞU VE REDDİNE KARAR VERİLMESİ GEREKTİĞİ

Davalı kadın, ihtara uymamakta haklılığını kanıtlayamamıştır. Kadının, terke dayalı boşanma davasına ilişkin 26.6.2003 tarihli dava dilekçesi kendisine tebliğ edildikten sonra 7.7.2003 tarihinde Medeni Kanunun 166/1. maddesine dayanarak boşanma isteğinde bulunması, terke dayalı boşanma davasını sonuçsuz bırakmaya matuftur. Dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Mahkemece terke dayanan boşanma davasının kabulü, karşı boşanma davasının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Ne var ki bu yön ilk incelemede gözden kaçtığından hüküm onanmıştır. Açıklanan sebeplerle davacı kocanın karar düzetme isteğinin kabulüne, Dairemizin onama kararının kaldırılarak, yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir. (Y. 2. HD’nin 27.09.2005 gün ve 11274-12936 s. karan)

  • TARAFLAR ARASINDA GÖRÜLEN DERDEST BOŞANMA DAVASI SÜRESİNCE TARAFLARIN AYRI YAŞAMAYA HAKLARI OLDUĞUNA

Davalı kadın hakkında boşanma davasının açıldığı tarih ile red kararının kesinleştiği 30.01.2002 tarih arasındaki dönemde ayrı yaşama hakkına sahiptir. Türk Medeni Kanununun 164. maddesinde öngörülen 4 aylık ihtar gönderme süresi hesap edilirken 30.01.2002 başlangıç tarihinin nazara alınması gerekirken bu yön dikkate alınmadan ve 4 aylık ihtar çekme süresi dolmadan 23.5.2002 günlü ihtar kararına dayanılarak boşanmaya karar verilmesi doğru olmamıştır. (Y. 2. HD’nin 12.02.2004 gün ve 537-1471 s. karan)

  • İHTAR KARARININ TEBLİĞİ TARİHİNDEN İTİBAREN İKİ AYLIK SÜRE İÇERİSİNDE HERHANGİ BİR GÜN ORTAK KONUTA DÖNME HAKKININ BULUNMASI, BU SÜRE ÎÇERİSİNDE AYRI YAŞAMA HAKKININ KANUNDAN KAYNAKLANMASI-
  • AYRI YAŞAMAKTA HAKLI OLAN EŞİN AÇTIĞI TEDBİR NAFAKASININ KABULÜNE KARAR VERİLMESİ GEREKTİĞİ

Davacı-davalı kocanın katılma yoluyla temyiz isteği temyiz dilekçesinin 29.1.2004 tarihinde tebliğine rağmen 10 günlük yasal süre geçtikten sonra 12.2.2004 tarihinde yapıldığından temyiz dilekçesinin reddine,

Davacı-davalı kadının temyizine gelince;

a-Koca 1.4.2002 gününde mahkemeye başvurarak eşinin eve dönmesinin ihtar edilmesini ( TMK.164 ) istemiş, bu istek doğrultusunda verilen karar 9.4.2002 gününde kadına tebliğ edilmiştir. Bu karar karşısında davalı kadın, tebliğ tarihinden itibaren iki ay içinde dilediği gün ortak konuta dönme hakkını kazanmıştır. Başka bir anlatımla bu dönemde kadın haklı bir sebep olmaksızın aile birliği dışında yaşamış sayılamaz.

İlk ihtarın davalıya tebliğ tarihinden başlayarak belirtilen iki aylık ayn yaşama hakkının sona erdiği tarihten sonraki dört aylık süre geçtikten sonra istenen yeni ihtar hukuki sonuç doğurur. O halde bu davanın dayanağı ihtar geçersiz olup açıklanan sebeple davanın reddedilmesi gerekirken uyuşmazlığın esasının çözümlenmesi usul ve kanuna aykırıdır.

b-Kadın boşanma davası yönünden;

Yapılan soruşturma, toplanan delillerle kocanın kadını ölümle tehdit ederek ağır hakarette bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya ( TMKmd. 166/1 ) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır.

c-Kadın ayrı yaşamakta haklı olduğundan Türk Medeni Kanunun 197. maddesi koşulları oluşmakla nafaka davasının da kabulü gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. (Y. 2. HD’nin 01.04.2004 gün ve 2940-4135 s. karan)

  • İHTAR KARARI ÇEKEN EŞİN İHTAR KARARINDAN ÖNCEKİ OLAYLARI AFFETMİŞ SAYILACAĞINDAN ÖNCEKİ OLAYLARA DAYANARAK BOŞANMA DAVASI AÇAMAYACAĞI

Davacı ihtar isteğinde bulunmakla o tarihten önceki olayları hoşgörü ile karşılamış, aile birliğinin temelli sarsıntıya uğramadığını, ortak hayatın çekilebilir olduğunun kabul etmiş sayılır.

Bir taraftan eşi ile geçinemediği, birlikte yaşama bilincinin ortadan kalktığını ileri sürerek boşanma isteyen kişinin öte yandan ortak hayata devam etmek üzere eşine ihtarda bulunması iyiniyet kuralı ile bağdaşmaz. Bu bakımdan eve çağırma samimi bir arzunun ürünü olmadığı için ihtar hukuki sonuç doğurmaz. Başka bir anlatımla geçerli ihtardan söz edilemez. (Y. 2. HD’nin 25.5.1987 gün ve 4045 – 4734 s. kararı)

  • İHTAR SÜRESİNCE HAKLI TERK SEBEBİNİN AYNEN DEVAMI HALİNDE İHTARA UYMAMAKTA HAKLI OLUNACAĞI

Davacının ihtar süresinde davet edilen evde anne ve babası ile birlikte oturduğu ve başka erkeklere kadın temini gibi toplumun hoş karşılamayacağı davranışlarda bulunduğunun gerçekleşmesi halinde davalının ihtara uymamakta haklı olduğunun kabulü ile davanın reddedilmesi gerekir. (Y. 2. HD’nin 17.3.1987 gün ve 1296 – 2236 s. karan)

  • İHTARDAN SONRA TERK EDEN EŞİNİ DÖVEN DAVACININ İHTARININ SAMİMİYETSİZ OLACAĞI

İhtar isteğinden sonra terk eden eşini döven davacının ihtarı samimi değildir. (Y. 2. HD’nin 06.06.2002 gün ve 6622-7657 s. karan)

  • BAŞKA BİRİSİYLE BİRLİKTE YAŞAYAN EŞİN İHTARA RAĞMEN İKİ AYLIK SÜRE İÇERİSİNDE DE SADAKATSİZLİĞİNİN DEVAMI HALİNDE İHTAR GÖNDERİLEN EŞİN DAVETE UYMAMAKTA HAKLI OLDUĞU

Davalının ortak konutu terk gerekçesinin davacının başka bir kadınla birlikte yaşaması ise ihtar kararının tebliğinden sonraki 2 aylık süre içerisinde bu ilişkisini bitirmemiş ve halen devam etmekte ise davalının davete uymaması haklı nedendir ve davet evlilik birliğini sürdürme amacına dayalı samimi bir arzunun da ürünü değildir. (Y. 2. HD’nin 15.06.1987 gün ve 4675-5191 s. kararı)

  • TERK NEDENİNE DAYALI BOŞANMAYA KARAR VERİLEBİLMESİ İÇİN DAVANIN DAYANAĞINI OLUŞTURAN İHTARIN SAMİMİ VE DÜRÜST OLMASI GEREKTİĞİ-
  • DAVET ÜZERİNE EVE DÖNEN EŞİN DAVET EDEN EŞ TARAFINDAN İSTENMEMESİ DURUMU

1-  Terk nedeniyle boşanmaya karar verilebilmesi için ihtarın samimi ve dürüst bir arzunun ürünü olması gerekir. Toplanan delillerden verilen süre içinde davalı kadının davet üzerine eve gittiği ancak davacımn onu istemediğini ve alın götürün dediği sabittir. İhtarın samimi olmadığı kanıtlanmıştır. Davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulü bozmayı gerektirmiştir.

2-  Davalı kadının ayrı yaşamada haklılığının kanıtlanmış bulunması karşısında, 19.10.2002 tarihinde açmış bulunduğu nafaka davasımn da kabulü ve uygun nafaka takdiri gerekirken, yazılı şekilde reddi de uygun bulunmamıştır. (Y. 2. HD’nin 21.04.2005 gün ve 4344-6468 s. karan)

  • MÜŞTEREK KONUTUN BULUNMAMASI HALİNDE TERK NEDENİNE DAYALI BOŞANMA DAVASININ DAYANAĞINI OLUŞTURAN İHTAR KARARININ NE ŞEKİLDE YAPILMASI GEREKTİĞİ

Türk Medeni Kanunu’nun 186. maddesi gereğince eşler oturacakları konutu birlikte seçerler. Koca müşterek konutu 7 yıl önce terk etmiş, kadında üç yıl önce başka ev yaptırarak müşterek konuttan ayrılmıştır. Eşlerin birlikte seçtikleri konuta davet yapılmamıştır. O halde tarafların önce müşterek konutu birlikte seçmeleri, bu konuda uzlaşma olmazsa davacının Türk Medeni Kanununun 195. maddesine uygun Aile Mahkemesinden müşterek konutun belirlenmesini istemesi, müşterek konut belirlendikten sonra Türk Medeni Kanununun 164. maddesine uygun ihtar tebliği istemi gerekirken, davanın reddi yerine kanuna aykırı ihtara dayalı boşanma hükmü verilmesi bozmayı gerektirmiştir. (Y. 2. HD’nin 25.03.2004 gün ve 2883-3814 s. karan)

  • AYRI YAŞAMAKTA HAKLI OLDUĞU DÖNEMDE ÇEKİLEN İHTARA DAYANARAK TERK NEDENİNE DAYALI BOŞANMAYA KARAR VERİLEMEYECEĞİ

Davalı kadın 29.4.2003 tarihinde İzmir 2. Aile Mahkemesinin 2003/433 esas sayılı nafaka davasını açmış ve bu davada ayrı yaşama hakkını kanıtlayarak tedbir nafakasına hükmedilmiş ve bu karar 2.6.2004’de kesinleşmiştir. Davacı koca kadının ayrı yaşamakta haklı olduğu mahkeme kararı ile belirlenen dönem içerisinde 13.6.2003 tarihinde ihtar isteğinde bulunmuştur. Davalının ayrı yaşamakta haklı olduğu bir dönemde davacının davalıya gönderdiği ihtarın samimi olduğu kabul edilemez. Davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. (Y. 2. HD’nin 14.03.2005 gün ve 2004/16217-3833 s. karan)

  • DAHA ÖNCE AÇILIP REDDEDİLEN FAKAT HENÜZ KESİNLEŞMEMİŞ BULUNAN BOŞANMA DAVASININ VARLIĞININ İHTAR KARARINI HÜKÜMSÜZ KILACAĞI

Davacının Yığılca Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/124 esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine açtığı boşanma davası 13.3.2003 tarihinde ret edilmiş, ancak bu karar henüz kesinleşmemiştir. Hakkında boşanma davası açılmakla davalı kadın ayrı yaşama hakkına sahiptir. Kocanın açtığı ve ret ile sonuçlanan 2002/124 esas sayılı dava kesinleşmediğine göre, Türk Medeni Kanunun 164. maddesi uyannca davacının ayrı yaşama hakkı devam eden davalıya ihtar göndermesi sonuç doğurmaz. Bu yönler nazara alınarak davanın reddi gerekirken boşanma kararı verilmesi doğru olmamıştır. (Y. 2. HD’nin 10.02.2005 gün ve 2004/16853-1781 s. karan)

  • SAMİMİ OLMAYAN İHTAR KARARINA DAYANARAK TERK NEDENİNE DAYALI BOŞANMAYA KARAR VERİLEMEYECEĞÎNE-
  • AYRI YAŞAMADA HAKLI OLAN EŞİN NAFAKA DAVASININ KABULÜNE KARAR VERİLMESİ GEREKTİĞİ

1- Terk nedeniyle boşanmaya karar verilebilmesi için ihtarın samimi ve dürüst bir arzunun ürünü olması gerekir. Toplanan delillerden verilen süre içinde davalı kadımn davet üzerine eve gittiği ancak davacının onu istemediğini ve alın götürün dediği sabittir. İhtarın samimi olmadığı kanıtlanmıştır. Davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulü bozmayı gerektirmiştir.

2-  Davalı kadının ayn yaşamada haklılığının kanıtlanmış bulunması karşısında, 19.10.2002 tarihinde açmış bulunduğu nafaka davasının da kabulü ve uygun nafaka takdiri gerekirken, yazılı şekilde reddi de uygun bulunmamıştır. (Y. 2. HD’nin 21.04.2005 gün ve 4344-6468 s. karan)

Davalı tanıklarının beyanlarında geçen olayların, ilk boşanma davasından önceye ait olduğu anlaşılmaktadır.

Taraflann ilk boşanma davasının reddedilmesinden sonra biraraya gelip banştıklan ve evlilik birliğini 3-4 ay kadar devam ettirdikleri, ikinci açılan boşanma davasında verilen kararla hükmen belirlendiğine göre, biraraya gelip evlilik birliğinin devam ettirilmiş olması, önceki olaylann hoşgörüyle karşılandığını gösterir. Bundan sonra da kocamn kadının kişilik haklanna tecavüz niteliğinde maddi bir hadise bulunmamaktadır. Bu bakımdan kadın lehine manevi tazminat takdiri usul ve yasaya aykındır. (Y. 2. HD’nin 15.02.2005 gün ve 1024-2071 s. karan)

  • EŞLERİN BOŞANMA DAVASI AÇILDIKTAN SONRA DA BİRLİKTE OTURMAYA DEVAM ETMELERİNİN BOŞANMA DAVASININ BAŞLI BAŞINA REDDİ SEBEBİ OLAMAYACAĞI

Eşlerin birlikte oturmakta olmalan, boşanma davasının reddi için başlı başına bir neden olarak kabul edilemez. Taraflann gösterdikleri delillerin toplanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ret hükmü kurulması usul ve yasaya aykındır. (Y. 2. HD’nin 20.04.2005 gün ve 4582-6420 s. karan)

  • KONUTTA ÖDEMELİ OLARAK GÖNDERİLEN PARANIN TERK EDEN EŞ TARAFINDAN ALINMAMIŞ OLMASI İHTARIN GEÇERSİZLİĞİNİ DOĞURMAZ

İhtarla birlikte konutta ödemeli olarak gönderilen para davalı tarafından alınmamıştır. İhtar Kanun’a uygun olup, taraflara delilleri sorulup, toplanıp sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi isabetsiz olmuştur. (Y. 2. HD’nin 23.01.2006 gün ve 15917-103 s. karan)

bir yorum bırakın

tr Türkçe
X
error: Uyarı: Sağ tıklamak ve kopyalamak için üye olmanız gerekmektedir. Üye olmak için site menüsünde yer alan Soru-Cevap forumuna katılmanız ve 10 adet farklı başlık altında cevap yazmanız gerekmektedir. Giriş şifreniz 10 adet cevabınız sonrası tarafınıza iletilir.