Terk Nedeniyle Açılacak Boşanma Davası

Terk Nedeniyle Açılacak Boşanma Davası

Eşin Evi Terk Etmesi Ne Demektir?

Terk; eşlerden her hangi birisinin evlilik birliğinin kendisine yüklediği görevleri yerine getirmemek için haklı veya haksız nedenlerle müşterek evden ayrılarak eşinden ayrı başka bir yerde yaşamasıdır. Evliliğin en önemli vecibelerinden birisi de hiç kuşkusuz eşlerin aynı müşterek evde birlikte yaşamalarıdır.

Terk Nasıl Gerçekleşir?

Terk, eşlerden birinin ortak hayata devam etmemek maksadıyla birlikte yaşanılan konuttan ayrılarak diğer eşi bırakıp gitmesi veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmemesidir. Terk sebebiyle boşanma davası açabilmek için, terkin haklı bir sebebe dayanmayıp evlilik birliğinden doğan yükümlülükleri yerine getirmemek amacıyla ortak hayata son verme şeklinde gerçekleşmiş olması gerekmektedir.

Ayrıca kanuna göre, “Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır”. Bu durumda ortak konuttan ayrılmaya zorlanan veya ortak konuta dönmesi engellenen eş de, terk sebebine dayanarak boşanma davası açabilecektir.

Terkin, hukuki sonuç doğurabilmesi için evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi amacı ile yapılmış olması gerekir. Bu bağlamda iş nedeniyle, tatile çıkma veya ziyaretler terk olarak kabul edilmeyecektir. Aynı şekilde taraflar arasında görülmekte olan boşanma ve evliliğin iptali davalarının devamı, mahkemece verilmiş olan ayrılık kararının devamı yada ayrı mesken edinmeye karar verilmesi, 4320 sayılı yasa uyarınca aile içi şiddet uyguladığından bahisle kusurlu olan eşin evden uzaklaştırılması, ortak konutun eşlerden birisine tahsisine ilişkin tedbir kararı verilmesi durumlarında terk söz konusu olmaz. Keza ayırt etme gücünden yoksun eşin evden ayrılması da kasti olmadığından terk olarak itibar görmez. Eşler arasında müessir fiil veya hakaret sebebiyle ceza davası sürerken çekilen ihtar muteber değildir. Bu hallerde boşanma veya evliğin iptali davasının reddi kararının kesinleştiği, mahkemece verilen ayrılık kararındaki sü-
renin sona erip, boşanma davasının açılmaması halinde ayrılık kararındaki sürenin sona erdiği tarihten, 4320 sayılı yasa uyarınca verilen yukarıda belirtilen geçici tedbirlerin süresinin sona erdiği tarihten itibaren dört ay geçmekle ancak ihtar talebinde bulunulabilir.

Terk Sebebiyle Boşanma Davası Ne Zamana Kadar Açılabilir?

Terk sebebiyle boşanma davası açılabilmesi için, terkin en az altı ay sürmüş olması gerekir. Bu süre dolmadıkça terke dayalı olarak boşanma davası açılamaz. Ayrıca terk sebebiyle boşanma davasının açılabilmesi için, evlilik birliğinin ve ortak yaşamın devam ettirilmesi hususunda samimi duygularla yapılmış bir ihtarın olması gerekir . Zira ihtar, terk sebebiyle boşanma davalarında özel bir dava şartıdır . Yani  dava açılmadan önce terk eden eşe ortak konuta dönmesi için ihtar yapılması ve buna rağmen eşin ortak konuta dönmemiş olması gerekmektedir .

Hakim veya noter ihtar çekmek için herhangi bir araştırmada bulunmaz. Başka bir deyişle ortak konutun haksız bir şekilde terk edilip edilmediği incelenmez. İhtarın haklı olup olmadığı daha sonra boşanma davasında ele alınır . Böylece davaya hakkı olan eşin talebi üzerine hakim veya noter, esası incelemeden yapacağı ihtarda, terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi halinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunur.

Bu ihtar gerektiğinde ilan yoluyla da yapılabilir. Ancak, boşanma davası açmak için belirli sürenin (altı ay) dördüncü ayı bitmedikçe ihtar talebinde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz (TMK m. 164/f. 2). Dolayısıyla terk eden eşe ihtarın çekilebilmesi için en az dört aylık ayrı yaşama süresinin geçmesi; dava açılabilmesi için ise, ihtarın üzerinden iki ay geçmiş ve terk eden eşin bu süre içerisinde ortak konuta dönmemiş olması gerekir.

Terk Eden Eşe Noterden İhtar Zorunluluğu

Terk nedenine dayalı olarak boşanma davasından istenilen sonucun alınabilmesinin ilk ve en önemli koşulu terk edilen eş tarafından usulüne uygun ihtar kararının tebliğ olunmasıdır. Başka bir anlatımla ihtar terke dayalı boşanma davasının dinlenebilirlik koşulu olduğundan öncelikle ihtarın incelenmesi gerekmektedir.

İhtar göndermenin anlamı, karşı tarafı evlilik birliğini devam ettirmek amacıyla bu birliğin sürdürüleceği eve davet etmektir. İhtar dava değildir. Onun için yetki söz konusu olmaz. Bu bakımdan davacı yetki kuralları ile bağlı olmaksızın herhangi bir mahkemeden eşinin evine dönmesi için ihtar isteğinde bulunabilir. Ancak boşanma davası yetkili mahkemede açmadığı takdirde davalı buna karşı koyabilir.

İhtar; bağımsız bir sonuç doğurmayan idari nitelikte işlem olup, nihai karar değildir. Talep halinde mahkemece, tartışması yapılmadan ihtar kararının verilmesi gerekir ve temyizi kabil değildir, ancak ihtar isteminin reddine ilişkin kararın temyizi mümkündür. Mahkemece evrak üzerinde talepte bulunanın dilekçesinde belirtmiş olduğu hususları belirtmek suretiyle kaleme alınarak terk ettiği ileri sürülen eşe tebliğ olunacaktır. Herhangi bir harç alınmaz, talepte bulunandan nüfus aile akit tablosunu ibrazı istenmez. İhtar kararı TMK’nın 164. maddesi uyarınca gerektiğinde ve talep halinde ilanen tebliğ şeklinde de yapılabilecektir.

Bu hükmün uygulanabilmesi için talep yeterlidir. Yani mahkemece tartışması yapılmadan ihtar çekileceğine göre ilanen tebligat için gerekli olan adres araştırmaları yapılmaksızın ilanen tebligat suretiyle ihtar yapılabilir. Ancak buna dayalı olarak boşanma davası açıldığında ise davalının adresi araştırılmadan ihtarın ilanen tebliği ihtarı geçersiz kılacaktır. Kanaatimce terk eden eşin adresinin bilinmemesi halinde talep halinde usul ve yasaya uygun tahdidi olmamak üzere terk eden eşin nüfusa kayıtlı olduğu yer kurum ve kuruluşlarından ve muhtemel bulunabileceği yerlerden geniş şekilde araştırılma suretiyle ilanen tebligat suretiyle ihtarın yapılması halinde dahi yol masrafları adresi bilinmediğinden konutunda ödemeli olarak gönderilemeyeceği için, başka bir ifadeyle eline ulaştırılamadığından terk nedenine dayalı olarak dava açma süresi de başlayamayacak ve dava açıldığında bile ihtar geçersiz olacaktır.

Talepte bulunanın mahkemeden ülke genelinde şubeleri bulunan bir bankayı tevdii mahalli tayin ettirerek, yol giderlerine ayrıca terk edenin bulunduğu yerdeki bankadan gidip yol giderlerini alabilmek için gerekli olan yol masrafını da dahil etmek suretiyle bloke ettirdiğine ilişkin evrakı da ihtar dilekçesine eklemesi ve belirtilen tüm bu hususları da hiçbir tereddüte yer bırakmaksızın dilekçe ve ihtar kararında belirtmesi halinde buna dayalı olarak ihtarın ilanen tebliği ve terk nedeniyle boşanma davası açılabilmesi olanaklı olabilecektir. Kanundaki bu düzenlemeye uyan bir içtihatta bulamadığımızdan Yüksek Yargıtayımızca bu ihtimalde ihtarın geçerliliği ve dava açma şartları hususundaki istisnai kuralların kabul edilip edilmeyeceği açıkçası merak konusudur.

TMK’nm 164. maddesine istinaden evlilik birliğinden doğan yükümlülükleri yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği iddia edilen eşe karşı yapılacak ihtar bağımsız yargısal sonuç doğurmayan ve boşanma davası öncesinde mahkeme kanalıyla yaptırılması gereken bir işlemdir. Maddenin 1. fıkrasının son cümlesi uyarınca; diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş eş konumundadır ve bu eşe karşı da aynı maddenin son fıkrası uyarınca terk süresi 4 ayı bulmuşsa diğer eş ihtar talebinde bulunabilecektir.

Buradaki iki ihtimalden ilkinde dikkat edilirse diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan eş için haklı sebebin bulunup bulunmamasının hiçbir önemi bulunmamaktadır. Haklı bir nedeni varsa bu eş, diğerini ortak konutu terk etmeye zorlamayıp boşanma, ayrılık davası vb. yolları kullanmalıdır.

İhtar kararının, terk nedenine dayalı olarak açılacak boşanma davasına dayanak teşkil edebilmesi için talepte bulunanın ihtarını usul ve yasaya uygun bir şekilde hazırlaması gerekir.Yukarıda bahsedilen Y.İ.B.K ve Yüksek Yargıtay içtihatları ile TMK’daki değişiklikler doğrultusunda ihtar kararında bulunması gerekli daha doğrusu talepte bulunanın yerine getirmesi gerekli olan şartları aşağıda ki şekilde özetleyebiliriz.

1-Terk eden eşin terk tarihi belirtilmelidir. Terk ihtarında bulunabilmek için terk tarihinin üzerinden yasal 4 aylık sürenin geçmiş olması şarttır.Terk tarihinden 4 ay geçmeden gönderiIen ihtar geçersizdir. İleride açılacak davada terk süresi her türlü delille ispatlanabilecektir.

2-   İhtar talebine havi dilekçede terk eden eşin dönmesi gerekli müşterek konutun açık ve ayrıntılı adresi ve evin anahtarının nereden ve kimden alınabileceğinin belirtilmesi gerekir. İhtarın hukuki sonuç doğurabilmesi için, eşin çağırılan eve rahatça girebilmesinin sağlanması zorunludur. Bu itibarla iki aylık süre içinde terk edilen eşin ya bizzat evde beklemesi yada birisini evde bulundurması veyahut anahtarı, davalının alabileceği uygun bir yere bırakması ve bununda ihtar kararında bildirilmesi şarttır. Davet edilen evin bir anahtarının da aynı apartmanda oturan davalının kayınvalidesinde olması ve onun da bu anahtarla istediği zaman oğlunun evine girip, çıkabilmesi kuşkusuz evin manevi açıdan bağımsız olmadığını gösterir. Böyle bir durumda da-
valı kadın davete uymamakta haklılık kazanır. Aynı apartmanın başka bir dairesinde, davacının; anne, baba ve diğer yakınlarının oturması, hazırlanan evin manevi bağımsızlığını ortadan kaldırmaz. Aynı binanın başka bir dairesinde kocanın kardeşinin oturması davet edilen evin manevi bağımsızlığını ortadan kaldırmaz. Ancak terk edilen eşin anne ve babası ile birlikte altlı-üstlü iki dairede oturan, yeme içmelerini (misafir kabullerinin) birlikte gerçekleştiren, mutfak v.s bölümleri bulunmayan tarafların birlikte oturdukları daire ise evlilik birliğinin gereklerine uygun bağımsız nitelikte mesken olarak kabul edilemeyecektir. Bu durumda ihtar geçersiz olacaktır.

Müşterek yuvayı terk eden eşi davet eden, ihtar döneminde, eşi eve geldiğinde hiç bir sıkıntıya uğramadan içeriye girebilmesini sağlayacak tedbirleri almakla yükümlüdür. Bunun içinde, ihtar talebinde bulunurken, anahtarın kolaylıkla alınabileceği yerin, ihtar kararına yazılıp tebliğ edilmesini istemeli ve bu açıklığı taşıyan ihtar kararını eşine tebliğ ettirmelidir. Aksi halde, iki aylık yasal süre içinde ya kendisi evde bizzat beklemeli ya da eşi eve geldiği takdirde onu bahanesiz eve alacak bir kimseyi sırf bu amaçla hazır bulundurmalıdır.

Bu koşulları gerçekleştirmeyen kişi, ihtara uyup gelen ve eve girme imkanı bulamadan geri giden eşini kınama hakkına sahip değildir. Ancak, ihtara uyarak davet edildiği eve gelen eşe düşen görevde, içeriye giremediğini, ya da alınmak istenmediğini belgelendirmektir. Bu belgelendirme hakime başvurularak HUMK’un 368 ve sonraki maddeleri uyannca delil tespiti yolu ile yapılabileceği gibi zabıtaya veya muhtarlığa başvuruda bulunularak, onların tutacağı tutanakla tevsik biçiminde de olabilir. Gerekirse bu hususun noter aracılığı ile de tespiti mümkündür.

Bütün bunların mümkün olmaması halinde, eş beraberinde getirdiği tanıkları veya olayı gören kişileri dinletmek suretiyle iddiasını ispatlamalıdır. İhtarda eşlere düşen yükümlülüklere ilişkin öğretideki bu görüşler yargısal kararlarda da üke olarak devamlı biçimde yer almıştır.

3-Davet olunan evin tarafların terkten önce birlikte yaşamış oldukları bağımsız ve müstakil ev olmalıdır. Başka bir konuta bu kapsamda davette bulunan eşin yakınları ile birlikte oturulan konuta daveti içerir ihtarın geçerli olması mümkün değildir. Örneğin Türk Medeni Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle artık, ortak konutu seçmek münhasıran kocanın yükümlülüğünde olan bir husus değildir. ( TMK. 186/1.)

Eşler oturacakları konutu, birlikte seçerler. Eşlerin birlikte seçtikleri bir konut yoksa ihtar geçersiz olacaktır. Örneğin kadının, kocasının kayınvalidesi ve kaymbabasıyla birlikte oturdukları ev, eşlerin birlikte seçtikleri bağımsız bir konut olarak nitelendirilemeyeceğinden, kadının bağımsız konut bulunmadığından dolayı evi terk etmesi halinde, ortak konut seçiminden kaçınarak, eşini,
rızası hilafına kendi anne ve babasıyla oturmaya mecbur bırakan koca, eşini terk etmiş sayılacağından, ( başka bir değimle terk edilen kadın olduğundan ) terk sebebiyle boşanma davası açma hakkı kadına aittir.

Ancak bu durumdaki kadın tarafından çekilecek ihtar “davalının ortak konuta dönmesi gerektiğine” ilişkin olmayıp, davalıya “sosyal ve ekonomik durumuna uygun bağımsız ev temin etmesi ve bu eve davacıyı çağırmasına” ilişkin olacağından eşlerin birlikte seçmiş oldukları bir konut da bulunmadığından ihtar geçersiz olacaktır.

Terk nedeni müstakil ve bağımsız konut teminine yanaşmamak ise ihtarda bulunanın ihtar kararından önce talepte bulunan ve terk eden eş ve varsa çocukların haline münasip ve bağımsız konut temin etmek, bu anlamda TMK’nm 186/1. maddesindeki hak ve görevini yerine getirmek için öncelikle oturulacak konutun seçimi hususunda mahkemeye müracaat ederek hasım olarak da diğer eşi göstermek suretiyle TMK’nm 195. maddesi gereğince müşterek konutu gerekli olan veya eksik olan eş alanın tespitini yaptırdıktan —Mahkemece yapılan keşifte de, evin mefruş halde olmasına rağmen mutfağında herhangi bir yiyecek, içeceğin bulunmadığı belirlenmişse, bu durumda davalı eve dönmemekte haklıdır.— sonra kendi üzerinde bulunan giderlerin miktarını da belirleyerek bu görevini ifa etmeli ve bağımsız ve müstakil müşterek konut için yükümlülüğünü yerine getirdiğini de dilekçesinde belirterek ihtar talebinde bulunmalıdır.

TMK’nın 164. maddesinde belirtilen 4 aylık sürenin başlangıcı mahkeme tarafından konutun seçimine ilişkin karar uyarınca bağımsız ve münasip ev temin ettiğine ilişkin yaptıracağı tespit kararının terk eden eşe tebliği tarihinden itibaren başlayacağı kanaatindeyiz. Bu şekilde terk eden eşe tanınan 4 aylık eve dönme süresinin sone erdiği tarihten sonra davacı istediği tarihte davalıya eve dönmesi için diğer koşulları da taşıyacak tarzda 2 aylık süre tanıyacak tarzda ihtar talebinde bulunacaktır. Aksi takdirde ihtar geçersiz olacaktır. Bu belirtilen çözüm tarzının terk edilen
eş için ne kadar zahmetli ve masraflı olacağı da bir gerçektir.

4-Eve davet edilen eşin davette bulunan diğer eş tarafından eve getirilmesi zorunlu değildir. Muhatap bulunduğu yerden başka bir yere çağrılıyorsa, TMK’nın 186/3. maddesi uyarınca; eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılacaklarından terk eden eş ve yanında götürmüş bulunduğu varsa reşit olmayan müşterek çocukların yol giderlerini—İhtar isteğinde çocuklardan söz edilmesi zorunluluğu yoksa da çocuklar için de yol giderlerinin yatırılması gerekir.—ihtarda bulunan eş belirleyerek bunu da konutta ödemeli olarak terk eden eşe
göndermelidir. —Kadına ve yanında bulunan çocuğa gönderilen 25 milyon lira konutta ödemeli olarak gönderilmediği gibi Balıkesir-Lüleburgaz gidiş, dönüş ve makul süre konaklama giderlerini karşılayacak miktarda değildir. Bu nedenle ihtar hukuki sonuç doğurmaz.—Yukarıda da belirtildiği üzere ihtar kararı talep olunan mahkemenin hiçbir tartışma yapmadan talep gibi ihtar kararı vereceğinden yol giderinin talepte bulunan tarafından değerlendirilip belirlenmesi gerekir. Yol giderlerine gidişdönüş, makul süre konaklama, yemek vb. tüm giderler dahil olup terk eden eşin yurt dışında bulunması halinde buna vize, gidişdönüş uçak biletleri, devamlı oturma izni içeren resmi belge —İhtarın hukuki sonuç doğurabilmesi için davalının misafir olarak değil, devamlı olarak Hollanda da oturması için o ülke resmi makamlarınca verilmiş belgenin de alınması, bu belgenin ihtar karan ile birlikte davalıya gönderilmesi gerekilidir.— gibi giderlerin ve belgelerin de dahil edilmesi gerektiği unutulmamalıdır.

Sadece gidiş masrafının gönderilmesi ve davalının ihtar kararına bu yönden itiraz etmemiş bulunması ihtarın geçersizliğini ortadan kaldırmaz.

5- Terk nedenine dayalı boşanma davasında ihtarın geçerli hukuki sonuç doğurabilmesi için ihtar gönderen eşin eve davette samimi olması gerekir. Bu olgu ihtar kararına istinaden açılacak terk nedenine dayalı davada tartışılacak olup ihtar dilekçesinde şartlı davet, tehdit veya hakaret edici şekilde ifadelerin bulunması başlı başına samimiyetsizliğin kanıtı olabilecektir. Bu itibarla İhtar talebinde samimi olarak eve davet edilme olgusunun belirtilmesi gerekir.—Davalının içerisinde bulunduğu durum özellikle felçli olması davacının davranışı birlikte değerlendirildiğinde ihtarın samimi olmadığı sonucuna varılmaktadır.

6- İhtar talebinde ve kararında ihtarın tebliğinden, yol giderleri gönderilmişse —PTT marifetiyle konutta ödemeli olarak gönderilecek- yol giderinin mahkeme veznesine yatırılması yeterli değildir— yol parasının terk eden eş tarafından alındığı yada alınmayacağını beyan ettiği günden itibaren 2 ay içerisinde müşterek konuta dönmesi, dönmediği takdirde TMK’nm 164. maddesinde düzenlenen terk nedeniyle boşanma davası açılacağının açıkça belirtmesi şarttır. —Gönderilen ihtar ihtara uyulmaması halinde boşanma davası açılacağma ilişkin uyarıyı taşımadığından terk nedenine dayalı boşanma davasına esas alınamaz.— Sürenin ay yerine gün olarak belirtilmesi ihtarın geçersizliğini doğurur.

İhtar kararında davalıya gönderilmesi öngörülen paranın, davalı gösterilen adreste bulunmadığı için, kendisine verilemediği, gönderici davacıya iade olunduğu gerekirse ilgili Posta İdaresinden sorulmak suretiyle tespit edilirse, davalının eve dönmesi için kanunda öngörülen iki aylık süre, paranın davalı tarafından alındığı veya almaktan imtina ettiği tarihten itibaren başlayacağından bu durumda davalının ihtar kararında sözü edilen yol parası kendisine ödenmediğinden ihtar sebebiyle dava açma süresi başlamış olmaz. Bu durumda davanın reddine karar vermek gereke-
cektir. Ancak yargılama sırasında davalı ihtar kararı ve paranın kendisine gönderildiğini ve parayı almadığını beyan etmişse artık ihtarın geçersizliğinden bahsedilmeyecek ve esasa girilmesi gerekecektir.

İhtar kararı ile davacı tarafından davalıya PTT kanalı ile gönderilen yol gideri PTT tarafından davalıya ödenmemiş yanlışlıkla da olsa davalının yakınına (örneğin içtihata konu olayda olduğu
gibi davalının anneannesine) ödenmişse BK. nın 457 ve müteakip maddeleri gereğince bu yanlışlığından davacı sorumlu olacağından ihtar hukuki sonuç doğurmayacaktır.

TMK’nın 132. maddesinde (TMK. m. 164) yer alan iki aylık sürenin hesaplanmasında, BK’nın 76 ve sonraki maddeleri ile Usulün 161 ve takip eden maddeleri uygulanmaz. Çünkü bu müddet, eşin evden ayrı yaşayacağı en az (asgari) süre olup mutlaktır. Her çeşit tatil günleri iki aya dahildir. Ay ile belirlenen süreler, müddetin son bulduğu ayın aynı günü iş saatinin sonunda biter (BK. 76). Bu tarih tatile rastlarsa tatil sonuna kadar uzar. MK’nın 132. (TMK 164) maddesinde öngörülen iki aylık sürede bu kural uygulanmaz. Çünkü, bu sürenin niteliği ve amacı itibarıyla, son gününün tatile rastlaması halinde uzama söz konusu olmaz. Zira, ihtar gönderilen eş, tatiller de dahil olmak üzere, her zaman eve dönmek hakkına sahiptir.

İhtar kararının bizzat terkeden eşe tebliğ edilmesi zorunludur, vekile yapılacak tebligat geçersizdir.

27.3.1957 gün ve 10/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereği “ihtar”, terke dayalı boşanma davasının dinlenebilirlik koşulu olup, bu nedenle davanın açılabilmesi için öncelikle davacı eşin elinde usulüne uygun düzenlenmiş ihtar kararının varlığı gerekeceğinden, konuyu ihtar kararı ve terk nedeniyle boşanma davası olarak incelemek gerekir.

DAVACI: Türk Medeni Kanunu’nun 164. maddesi gereğince, terk edilen eş boşanma davası açabilir. Terk eden eşin, bu sebebe dayanarak boşanma davası açma hakkı bulunmamaktadır. Diğerini, ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır.

DAVALI :Terk eden eş.

GÖREVLİ MAHKEME: Aile Mahkemesi (Kurulmayan yerlerde ise bu sıfatla görevlendirilen Asliye Hukuk Mahkemesi)

YETKİLİ MAHKEME: Herhangi bir yer mahkemesi.

YARGILAMA GİDERİ

Talep üzerine mahkeme değişik işler defterine kaydedilerek gene değişik işlerden karar verilir. Bütün giderler talepte bulunan tarafından (Tebligat, yol giderleri gibi) karşılanır, herhangi bir harca tabi değildir. İhtar kararı temyizi kabil değildir, ihtar talebinin reddine ilişkin karar ise temyizi kabildir. Ancak Yargıtay ihtar talebinin reddine ilişkin kararın da kesin olduğunu belirtilmiştir. Bu karara muhalefet şerhinde de belirttiği üzere 27.03.1957 gün ve 1956/10-1 s. Y.İ.B.K uyanınca ihtar talebi üzerine takdir hakkı bulunmayan hakimin istenilen şekilde ihtar karan vermesinin zorunlu olması, dava şartı olan ihtar talebinin reddinin dava şartını engelleyen nitelik ve bu anlamda bağımsız nihai bir karar niteliği taşımasından dolayı ihtar talebinin reddine ilişkin kararın temyizi kabil olması gerekir.

İhtarnamenin Samimi Olması Gerekliliği

İhtarın evlilik birliğinin devamını sürdürme amacına dayalı bir arzunun ürünü olup olmadığı ve davete uymayan davalının göstereceği nedenlerin haklı olup olmadığı her somut olayın özelliğine göre tarafların gösterecekleri delillere göre çözümlenir.

Medeni Kanun’un 132. (TMK 164) maddesine göre terk sebebi ile açılan boşanma davalarının red edilebilmesi için, davalı eşin evi haklı sebeple terk etmesi değil, usulüne uygun davete rağmen sebep olmaksızın ihtara uymadığının (başka bir anlatımla haklı bir sebeple birlik dışında kaldığının) ispatlanması zorunludur. İspat yükü de, davalı eşe düşer. Davalının yargılamaya katılmamış ve herhangi bir delil göstermemesi durumda ise boşanmaya karar verilmesi gerekir. Davalının terkte haklı olması durumunda ihtar üzerine davete icabet etmemekte haklı olduğunu da ispatlanması gerekir. Aksi takdirde davanın kabulüne karar verilir.

Yüksek Yargıtay her ne kadar terke dayalı boşanma davasının açıldığı tarihten sonra ihtar tebliğ edilen eşin açacağı boşanma davasının, sırf terke dayalı boşanma davasını sonuçsuz bırakmaya matuf olduğundan bahisle reddine karar verilmesi gerekeceğini belirtmekteyse de ihtar kararından sonra terk eden eşin ihtar çeken eş aleyhine boşanma davası açması başlı başına, ihtara uymamayı haklı nedene dayandırmak amacı ile dava açıp terk nedeniyle boşanma davası müessessini işlemez hale getirme olarak değerlendirilemez. Bu halde gerçekten samimi olarak boşanma amacıyla geçimsizliğe dayalı boşanma davası açılıp açılmadığı hususunun olayların özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekir. yolundaki Genel Kurul’un Kararı eski tarihli olmasına rağmen daha yerindedir. Eve dönmemekte haklı nedeni bulunan ve eşinden boşanmak isteyen bu nedenle evi terk eden eşin bağımsız veya karşı dava şeklinde eşi aleyhine başka nedenlerle boşanma davası açması ve ispatlaması halinde eşinden boşanması kadar doğal bir hakkı olmasa gerekir.

İhtar kararında bulunması gerekli zorunlu ve terk nedenine dayalı boşanma davasında resen göz önünde tutulacak zorunlu unsurlardaki eksiklik halinde ihtarın geçersiz olacağını gördük. Terke dayalı boşanma davasında tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına göre terkin hakkı olup olmadığı hususunun çözümünde Yüksek Yargıtay içtihatları kapsamında terkte veya davete uymamakta haklılık ile haksızlık durumlarının çözümü gerekecektir.

Eşin Terk Etmesi Nedeniyle Boşanma Davası

Eşlerden birisi, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmediği yahut haklı bir sebeple ortak konuttan ayrılmış, ancak sebep sona ermesine rağmen ortak konuta dönmediği takdirde, ayrılığın en az altı ay sürmüş olması, bu durumun halen devam etmesi ve talep üzerine hakim veya noter tarafından yapılan ihtarın sonuçsuz kalması halinde, terk edilen eş, boşanma davası açabilir.

Eşlerden birisinin evi haklı nedeni olmaksızın terk etmesi durumunda diğer eş için bu durum bir boşanma nedenidir

Burada önemli olan evi terk eden tarafın haklı bir nedeni olmaksızın, daha açık bir anlatımla diğer eş tarafından ortak konutu terke zorlanmadan evi kendi iradesiyle bir nedene dayanmadan terk etmiş olmasıdır. Kanunu gerekçesi ise şu şekildedir:

Madde 164 – Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hakim veya noter tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş, boşanma davası açabilir. Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır.

Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hakim veya noter, esası incelemeden yapacağı ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi halinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunur. Bu ihtar gerektiğinde ilan yoluyla yapılır. Ancak, boşanma davası açmak için belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz.

Yukarıda belirtilen şekilde evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla terk edilen eşin ihtar kararının terk eden eşe tebliğ ve konutta ödemeli olarak gönderdiği yol masraflarının terk eden eş tarafından alındığı veya almaktan imtina ettiği tarihten itibaren 2 ay beklemesine rağmen bu süre sonunda müşterek konuta dönmemesi halinde bu iki aylık süre sonunda istediği zaman terk hukuksal nedeniyle boşanma davası açmaya hakkı doğacaktır. Görüldüğü üzere ihtar karan için terk tarihinden itibaren 4 ay, ihtar karannın tebliği ve paranın alındığı veya almaktan imtina edildiği tarihten itibaren de 2 ay olmak üzere en az toplam 6 aylık sürenin dolması dava şartıdır, mahkemece resen nazara alınır ve bu sürelere uyulmaması halinde davanın reddine karar verilir. Bu sürelere riayet edilmek kaydıyla dava açmak için herhangi bir süre yoktur ve her zaman dava açılabilir.

İhtarın semeresiz kalması halinde ihtarda bulunan eş TMK’nm 164. maddesine dayanarak boşanma davası açtığında mahkemece; terkin vaki olup olmadığı, vaki ise terkin maddede
belirtilen şekilde evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yeri- ne getirmemek maksadıyla olup olmadığı veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönülüp dönülmediği, kanuni sürelerin dolup dolmadığı ve ihtarın yukarıda belirtilen şekil ve şartlarda yapılıp yapılmadığı irdelenip değerlendirilmelidir. Belirtilen hususların gerçekleşmesi halinde artık evlilik birliğinin çekilmez hal
alıp almadığı araştırılmayacaktır. İhtar kararı konusunda belirtilen hususlardan herhangi birinin eksikliği halinde ihtarın geçersiz ve haksız olacağında hiçbir tereddüt yoktur.

Bu davada genelde ihtar kararında belirtilen usul ve esasa ilişkin konularda ihtilaflar olmaktadır. Bu itibarla ihtar kararının önemi çok büyüktür. Boşanma davasının açılması halinde öncelikle davanın dayanağını oluşturan ihtar kararına ait mahkeme dosyası celbedilerek ihtarın usul ve yasaya uygun olup olmadığının denetlenmesi yapılıp, ihtarın usulüne uygun olduğunun anlaşılması halinde ise davalının savunmasına göre tarafların karşılıklı delillerinin toplanmasına müteakip dava çözümlenir. Mahkemece bu safhada ihtarın samimi olup olmadığı ve davete uyutmamasında davalı eşin haklı olup olmadığı halledilir.

Davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararlarda dört aylık sürenin başlangıcı ise kararın niteliği (Taraflar mazeretsiz olarak davayı takip etmemekle boşanmama yönünde zımni olarak irade beyan etmiş olacaklarından) gereği kesinleşme değil, karar tarihidir.

Taraflar asında görülen ve redle sonuçlanan boşanma davasının kesinleşeceği tarihten itibaren dört ay süre ile eşlerin ayrı yaşama hakları bulunduğundan, kesinleşme tarihinden itibaren dört ay
geçmeden çekilecek ihtar ise geçersiz olacağından bu ihtara dayalı boşanma davasının reddine karar verilmesi gerekecektir.

Eve dönme için tanınan iki aylık süre içinde terk eden eş dilediği gün ortak konuta dönmeye hak kazandığından iki aylık süre dolmadan terk nedenine dayalı boşanma davası açılamaz.

Terk eden eş tarafından daha önce açılan evlilik birliği sırasında açılan bir nafaka davasının varlığı, nafaka davasının davalısı eş tarafından çekilecek ihtar kararı ve terk nedenine dayalı boşanma davasının dinlenmesine engel değildir. Nafaka davasının reddine karar verilirse terk edenin ayrı yaşamada haksız olduğu kanıtlanmış olacağından terke dayalı açılan boşanma davasının kabulüne karar verilmesi gerekecektir.

Aynı şekilde fiili ayrılık döneminde terk eden eş tarafından açılan ve kesinleşen nafaka davasının terke dayalı boşanma davası açılmasına engel oluşturmaz. Fiili ayrılık döneminde açılan ve kabul
edilerek kesinleşen nafaka hükmü sadece nafaka davası davacısının nafaka davası açıldığı tarih itibariyle ayn yaşamakta haklılığını gösterir.

Terk eden eşin terk nedenini oluşturan ve ayrıca ihtara tekaddüm eden olayların kötü etkilerinden kurtulmasını veya hafifletilmesini sağlayacak makul bir süre geçmeden gönderilen ihtara uymama haklı bir nedendir. Makul süre her olayın somut özelliğine göre değerlendirilecektir. Örneğin hakaretten dolayı terk eden eşin yıllarca bunu bahane edip ihtara uymaması haklı sebep olarak değerlendirilemeyecektir.

Davet eden kocanın, askerlik görevini yapması, kocanın tutukluluk nedeniyle hastanede, hapishanede veya geçici görevle ayrı bir yerde bulunması davalı kadına evlilik birliğinin dışında kalma
hakkı vermediği gibi bu durumdaki kocanın karısını ortak eve davet etmesi de onun açısından samimiyetsizlik olarak yorumlanamaz. Çünkü kocası askerde, hapishanede, hastanede veya geçici görevle ayrı bir yerde bile olsa kadının görevi aile birliğini ortak konutta devam ettirmektir.

Davacının kendisi hakkında şikayette bulunup cezalandırılmasını istediği davalı eşini, ceza davası devam ederken eve davet etmesinde, iyiniyet ve samimiyetten söz edilemez. Haklar iyiniyetle kullanılmadıkça hukuki sonuç doğurmaz (MK. 2). Böyle bir durumda yapılan ihtar geçersiz olduğundan terk nedenine dayalı açılan boşanma davasının reddine karar verilmelidir.

Birlikte oturup o yeri benimseyen kadının ihtar üzerine evin niteliklerine itiraz etmesi dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil eder. İtirazda iyiniyetli olmayan kadının haklı sebeple eve dönmediğini
de ispatlayamaması durumunda boşanmaya karar verilmesi gerekir.

Terke dayalı bir boşanma davasında, diğer boşanma sebeplerinin ileri sürülmesi mümkün değildir. Çünkü davacı ihtar göndererek eşini eve davet etmekle, evlilik birliğini devam ettirmek konusundaki istek ve kararını açıklamış ve o ana kadar meydana gelen bütün olayları unuttuğunu ve eşinin kusurlu davranışlarını bağışladığını kabul etmiş sayılır. Hal böyle olunca, ihtardan önceki olaylara dayanarak Medeni Kanunun 129 ve 131. maddelerine ( TMK. 161 ve 163 ) göre boşanma talebi geçersizdir.

İhtardan sonra eşler iki aylık süre içinde bir araya gelmişler ve bu dölıemde yeni olaylar olmuşsa ihtarda bulunan eş, dilerse terke, dilerse geçimsizlik sebebine dayanarak boşanma davası açabilir. Bu haklardan birinin kullanılması, öteki sebebe göre dava açmaya engel değildir. Ancak, ispat ve haklılık durumu açılacak davada tartışılacak bir konudur.

Evlenmeye rağmen fiilen bir araya gelmemek terk nedenine dayalı boşanma davası açılmasına engel değildir.

Terk Sebebiyle Açılan Boşanma Davalarında İspat

Terk, özel, kusura dayanan, mutlak bir boşanma sebebidir. Dolayısıyla terk sebebiyle açılan boşanma davasında, hakimin terk yüzünden ortak hayatın diğer eş için çekilmez hale gelip gelmediğini araştırmasına gerek yoktur .

Terk sebebiyle açılan bir boşanma davasında davacı için ispatın konusu, haklı bir sebep olmaksızın kendisine karşı evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi amacıyla terk edildiği, terkin en az altı aydır devam ettiği ve usulüne uygun ihtar çekilmesine rağmen davalının ortak konuta dönmemiş olduğu şeklindeki vakıalardır . Davacı eş bu hususları ispat ederse, hakim artık bu sebeple evlilik birliğinin davacı için çekilmez hale gelip gelmediğini araştırmadan boşanmaya karar vermesi gerekir .

Terk Eden Eş Eve Neden Geri Dönmediğini İspatlamalıdır

Davalı da bu iddialara karşı ileri sürdüğü savunmalarının dayanağı olan vakıaları ispatlamaya çalışacaktır. Bu doğrultuda terk sebebiyle açılan bir boşanma davasında ilk derece mahkemesinin kararı, ispat kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle Yargıtay tarafından bozulmuştur. Şöyle ki, terk sebebine dayanan boşanma davasının reddedilebilmesi için, davalının terkte haklı olmasının yanında, usulüne uygun bir ihtar tebliğ edilmişse ortak konuta ve aile birliğine dönmemenin haklı gerekçelerini ispatlaması gerekir. Somut olayda davacı eş noter aracılığıyla usulüne uygun bir ihtarname tebliğ ettirmesine ve davalı da haklı sebeple ortak konuta dönmediğini ispatlayamamasına rağmen, ilk derece mahkemesi davanın reddine karar vermiştir .

Evi Terke Zorlayan Eş Terke Dayalı Dava Açamaz

Dava terk hukuki sebebine dayalı Boşanma davasıdır (TMK m. 164). Türk Medeni Kanunun 164. maddesi gereğince Boşanma davası açma hakkı, terk edilen eşe aittir. Eşini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır ve bunun sonucu olarak terk hukuki nedenine dayalı Boşanma davası açamaz ( TMK m. 164/1). ( 2016/8948 E., 2017/14778 K. )


DAVACI: ihtar çeken eş.

DAVALI: Ortak konutu terk eden aleyhine ihtar kararı çekilen eş.

GÖREVLİ MAHKEME: Aile Mahkemesi (Kurulmayan yerlerde ise bu sıfatla görevlendirilen Asliye Hukuk Mahkemesi)

YETKİLİ MAHKEME: TMK’nm 168. maddesi gereğince eşlerden birinin yerleşim yeri veya eşlerin davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

Davanın açılması için yukarıda belirtilen 4 ve 2 ay olmak üzere toplam 6 aylık sürenin sonunda açılmak şartıyla her hangi bir hak düşürücü veya zamanaşımı süresi söz konusu değildir.

Yargılama Giderleri:

Dava maktu harca tabidir. Davanın kabulü halinde davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilir. Davacının kendisini avukat ile temsil etmesi halinde avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca belirlenen maktu avukatlık ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilir, davanın reddine karar verilmesi halinde ise davacının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına ve davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin de davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, davalının kendisini avukatla temsil etmesi durumunda ayrıca davalı lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilir.

Davada boşanmanın eki olan tedbir-iştirak-yoksulluk nafakaları, maddi ve manevi tazminat talepleri için aynca herhangi bir harç veya avukatlık ücretine hükmedilmez. Terk nedenine dayalı boşanma davasının kabulüne karar verildiğinde davalının haksız olduğu kanıtlandığından talep varsa davalı lehine yoksulluk, maddi ve manevi tazminata hükmedilemez.

Bu makaleyi sosyal medyada paylaşarak sitemize katkıda bulunabilirsiniz.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 oy, puan: 5,00 üzerinden 5)
Loading...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

tr Türkçe
X
error: Kopya İçerik Yasaklanmıştır.