Temliklerin İrdelenmesi Yoluyla Ekleme

Temliklerin İrdelenmesi Yoluyla Ekleme

TMK nun 229/1 fıkrasında; eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar, edinilmiş mallara değer olarak ekleneceği hükme bağlanmıştır.

Madde metninden de anlaşılacağı üzere, söz konusu değerlerin edinilmiş mallara eklenebilmeleri için yapılan bu kazandırmaların; edinilmiş mallar grubundan yapılmış olmaları gerektiği gibi ayrıca karşılıksız yani bir ivaz karşılığı olmaksızın ve mal rejiminin sona erme tarihinden önceki bir yıl içinde yapılmış olmaları, yapılan bu kazandırmalarda diğer eşin rızasının bulunmaması ve kazandırılan değerin olağan hediyeler dışında kabul edilebilecek bir düzeyde ve yoğunlukta olması gerekmektedir. Belirtmek gerekir ki  olağan hediye kavramının tarafların toplumsal konumları ve gelir düzeyleri ve hediyelerin veriliş amaçları göz önünde tutularak değerlendirilmesi gerekecektir.

TKM nun koyduğu bu hükümler: mezkur maddenin gerekçesinde de: “Tasfiyenin adil bir şekilde gerçekleştirilebilmesi için eşlerin bazı işlemlerle devrettiği edinilmiş mallara ait malvarlığı değerleri tasfiye sırasında edinilmiş mallara eklenmelidir. Eşlerden her biri diğerinin malvarlığındaki artıştan pay alacağından, diğerinin bu payı azaltmak maksadıyla yaptığı tasarrufların tasfiye sırasında hesaba katılması zorunludur. Bu nedenle (I) numaralı bentte, eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmaksızın, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmaların edinilmiş mallara ek olarak eklenmesi öngörülmüştür. İsviçre Medeni Kanununda mal rejiminin sona ermesinden önee beş yıl içinde yapılan kazandırmaların
edinilmiş mallara eklenmesi kabul edilmiştir. Bu hüküm mirasta tenkise tabi tasarruflara ilişkin 565. maddenin (3) numaralı bendi hükmüne paralel olarak kaleme alınmıştır. İsviçre’de tenkisle ilgili bu maddeyi karşılayan İsviçre Medeni Kanununun 527. maddesinin (3) numaralı bendinde de bizden farklı olarak beş yıllık süre esas alınmıştır. Tenkisle ilgili olarak 565. madde ile paralellik sağlamak üzere, bu maddede, İsviçre’den farklı olarak son beş yıl içindeki değil son bir yıl içindeki kazandırmaların edinilmiş mallara ilavesi kabul edilmiştir.” denilmek suretiyle açıklanmıştır.

Tasfiye sırasında edinilmiş mallara eklenecek değer gruplarından bir diğeri de yine TMK nun 229/2 fıkrasında: “Bir eşin mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler” olarak belirtilmiştir. Fıkranın gerekçesinde kanun bu hükmü: Maddenin (2) numaralı bendinde, edinilmiş mallara eklenmesi gereken değerlerden ikinci olarak, bir
eşin mal rejiminin devamı süresince diğer eşin payını azaltmak amacıyla yaptığı devirler değerlendirilmiştir. Burada da bir önceki bentte olduğu gibi mirasta tenkise tabi tasarruflar arasında yer alan “Saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yapıldığı açık olan temliklere” benzer bir hüküm getirilmiştir. Eşlerden birinin mal rejiminin devam ettiği süre içinde diğer eşin edinilmiş mallardan pay almasını azaltmak üzere yaptığı devirler de tasfiye sırasında edinilmiş mallara, hiç devir edilmemiş gibi eklenecektir” şeklinde açıklanmıştır.

Kanun metninden de açıkça anlaşılacağı üzere bu fıkrada; bir eşin diğer eşe ait katılma alacağını azaltmak kastı ile yaptığı devirler söz konusu edilmiştir. Bu bakımdan mezkur devirlerin mal rejiminin devamı süresince yapılmış olması şartıyla, herhangi bir tarihte yapılmaları önemi bulunmamaktadır. Keza yapılan bu devirlerin bir bedel karşılığı olup olmaması da hükme tesir etmez.
Bu fıkranın özgün şartı; yapılan devirlerin diğer eşin katılma alacağını azaltma kastıyla yapılmış olmasında toplanmaktadır. Nitekim; eğer olayda diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastı yoksa, bu elden çıkarılan malvarlığının devir tarihindeki değeri de tasfiye sırasında; “Edinilmiş Mallara Değer Olarak” eklenemeyecektir.

Bu konuda ayrıca belirtilmesi gereken bir husus da; ortada herhangi bir devir işlemi olmasa bile, eşlerden birinin diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı örneğin intifa hakkı tesisi ya da devir borcu gibi hukuki işlemlerin de TMK nun 229/2 maddesinin kapsamına girebileceğidir.

Temliklerin irdelenmesi yoluyla yapılacak eklemeler konusunda ayrıca vurgulanması gereken diğer hususlardan biride; TMK nun 229/1 ve 2. fıkraları bağlamında hak sahibi eşin; kazandırma ve devir işlemlerini yapmamış diğer eş ya da onun ölümü halinde mirasçıları olduğudur. Keza doğaldır ki. olayda borçlu durumda olanlar da. diğer eşin rızasını almadan kazandırma ya da devir işlemlerini yapmış olan eş veya onun ölümü hainde de mirasçıları olacaktır. Eğer mezkur işlemler diğer eşin rızası alınarak yapılmış ya da eşin sonradan rızası alınmak suretiyle icazetle meşrulaştırılmış ise; artık rızası elde edilmiş cş veya mirasçılarının bu konuda bir talep haklarının bulunduğundan söz edilemeyecektir.

Yine ayrıca belirtilmesi gereken bir husus da; aleyhine kazandırma veya devir yapılmışı olan diğer eşin talep hakkıyla ilgili bulunmaktadır. Nitekim 229. maddenin 1 ve 2 fıkralarındaki hallerin gerçekleşmesi durumunda; madde dikkatlice incelendiğinde görüleceği üzere, yapılan temliklerin iptalinden ve geçersizliğinden söz edilmemiştir. Buna göre, bu temlik nedeniyle yapılan sözleşme geçerliliğini koruyacak, üçüncü kişiden temlik konusu malın iadesi talep edilemeyecektir. Tasfiyede, bu temlikler, yapılmamış gibi, edinilmiş malların hesabında göz önünde tutulacak, yapılan bu hesaplama sonucunda, diğer eşin katılma alacağına sahip olduğu saptandığında, diğer eşten tahsil edilmeyen bu alacağı ödemesi istenecektir. Burada, aynen eski TKM nin 507*de olduğu gibi bir iptal değil, tenkise benzer bir inceleme ve hesaplama söz konusu olacaktır.” Yani: “TMK nun bir işlemin geçerliliğinin diğer eşin rızasına bağladığı hallerde bu nzanın bulunmaması durumunda; işlem geçerliliğini korumakta ancak bu işlemin konusu malların devredildiği tarihteki de- ğerleri F.MKR de edinilmiş malların değerine eklenmektedir.”’41 Yani bu ko- nuda KAP talep eden diğer eşin ya da mirasçılarının bir İptal Davası açma hakları bulunmamaktadır.

Ekleme kurallarının uygulanmasını gerektiren durumların varlığının ortaya çıkması halinde, tasfiyeye bakmakta olan hakimin bu konudaki yasal hü- kümleri resen uygulaması gerektiği de vurgulanmalıdır.

Bu makaleyi sosyal medyada paylaşarak sitemize katkıda bulunabilirsiniz.
    Generic placeholder image
    Avukat Saim İncekaş
    Avukat Saim İncekaş Avukatlık Ofisi'nde kurucu avukat.
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 oy, puan: 5,00 üzerinden 5)
Loading...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

tr Türkçe
X
error: Uyarı: Sağ tıklamak için üye olabilirsiniz !! Üye olabilmek için tarafımızdan referans kodu almanız gerekmektedir.