Türk Ceza Kanunu Madde 269

TCK 269. Madde

Türk Ceza Kanunumuzun 269. maddesi şu şekildedir:

Adliyeye Karşı Suçlar – İftira – Etkin pişmanlık

Madde 269 – (1) İftira edenin, mağdur hakkında adli veya idari soruşturma başlamadan önce, iftirasından dönmesi halinde, hakkında iftira suçundan dolayı verilecek cezanın beşte dördü indirilir.

(2) Mağdur hakkında kovuşturma başlamadan önce iftiradan dönme halinde, iftira suçundan dolayı verilecek cezanın dörtte üçü indirilir.

(3) Etkin pişmanlığın;

a) Mağdur hakkında hükümden önce gerçekleşmesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisi,

b) Mağdurun mahkumiyetinden sonra gerçekleşmesi halinde, verilecek cezanın yarısı,

c) Hükmolunan cezanın infazına başlanması halinde, verilecek cezanın üçte biri,

indirilebilir.

(4) İftiranın konusunu oluşturan münhasıran idari yaptırım uygulanmasını gerektiren fiil dolayısıyla;

a) İdari yaptırıma karar verilmeden önce etkin pişmanlıkta bulunulması halinde, verilecek cezanın yarısı,

b) İdari yaptırım uygulandıktan sonra etkin pişmanlıkta bulunulması halinde, verilecek cezanın üçte biri,

indirilebilir.

(5) (Değişik fıkra: 29.06.2005 – 5377 S.K/Madde 31) Basın ve yayın yoluyla yapılan iftiradan dolayı etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanılabilmesi için, bunun aynı yöntemle yayınlanması gerekir.


Başlık

TCK’nın 269. maddesinin ait olduğu bölüm başlık ismi şu şekildedir: İKİNCİ KİTAP: Özel Hükümler – DÖRDÜNCÜ KISIM: Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler – İKİNCİ BÖLÜM: Adliyeye Karşı Suçlar

Madde başlığı şu şekildedir: Etkin pişmanlık


Gerekçe

Türk Ceza Kanunu’nun 269. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

HÜKÜMETİN TEKLİF ETTİĞİ METNİN GEREKÇELERİ

Madde 433. Madde, iftira ve suç üstlenme cürmünü cezalandırmaktadır. Suçsuz olduğu bilinen bir kimseye bir suç isnat ederek bunu adliyeye veya adliyeye bildirmekle yükümlü bir makama ihbar etmek iftira suçunu oluşturur. Yine suçsuz olduğunu bildiği bir kimseye isnat olunan bir suçun maddi eser ve delillerini uydurmak da iftira suçunu teşkil eder.

Maddeyle bu suçun oluşması için gerekli koşullar ve unsurlar saptanmıştır. Birinci fıkrada, suçun unsur ve koşulları belirtilmiş, izleyen fıkralarda ise, ağırlaştırıcı nedenler pişmanlık haline dayalı hafifletici haller yer almış bulunmakta ve dokuzuncu fıkrada ise, iftira suçunda zamanaşımının başlayacağı tarih bakımından özel bir hüküm getirilmiş olmaktadır.

Birinci fıkraya göre suçun unsuru, isnat edilen suçun adliyeye veya suçu adliyeye bildirmekle yükümlü bir makama ihbar ve şikayet suretiyle bildirilmesi veya böyle bir suçun maddi eser ve delillerinin uydurulmasıdır. Madde, disiplin suçlarının, disiplin soruşturması yapabilecek kurumlara bildirilmesini de iftira suçunun kapsamı içine almıştır. Disiplin suçları da bazen, suçlar derecesinde vahim sonuçlar meydana getirebildiğinden, bunların isnadı halinde de madde kapsamı içinde sayılmaları uygun sayılmıştır.

Disiplin soruşturması yapabilecek merci ve makamlar kanun, tüzük ve yönetmeliklerde gösterilmiş olduğundan, suçun oluşması için bunlara ihbar ve şikayette bulunmak gerekecektir.

Ancak suçun oluşması için, isnat olunan suçun “kovuşturulabilir” olması gerekir. Disiplin suçu bakımından da aynı koşul aranacaktır. Böylece af veya zamanaşımı gibi nedenlerle kovuşturulması mümkün olmaktan çıkmış bir suç veya disiplin suçu isnat edilmiş veya delilleri uydurulmuş ise, suç oluşmayacak, bu takdirde koşulları varsa fail hakaretten dolayı kovuşturulabilecektir. Ancak uydurulan bir suçun kovuşturulması esasen olanaklı değildir. Burada uydurma dışında, isnadın niteliğine göre, örneğin failin ihbar ettiği suçun tanımına göre zamanaşımına uğramış bulunması gibi haller kastedilmiştir.

Suçun oluşması failde özel bir kastın bulunmasına bağlıdır. Fail suçsuz olduğunu bilerek, bir kimseyi kovuşturmaya karşı kılmak maksadıyla ihbar veya şikayette bulunacaktır. Failin samimi olarak inandığı bir suçu ihbar etmiş bulunması halinde, cürüm teşekkül etmiş olmayacaktır. Bu itibarla kişinin ihbar ettiği suçtan dolayı beraat etmiş olması mutlak olarak iftira cürmünün gerçekleşmiş bulunduğunun kabulünü gerektirmez.

Adiyen etkili eylem veya kendiliğinden hak alma fiillerinin, gasp, onsekiz yaşını bitirmemiş olan bir kızın rızaen kaçırılması, zorla kaçırma; zorla ırza geçme şekillerinde ihbar edilmesi durumlarında, asıl suçun vasfını ve cezasını önemli ölçüde ağırlaştıran asılsız ihbarlar yapılabilmekte ise de, bunların da iftira suçu çerçevesine alınması tartışılmış ancak, bu gibi hallerde suçu bildirenlerin hukukçu olmamaları nedeniyle fiilleri nitelendirirken hata yapabilecekleri ve dolayısıyla suç bu halleri de kapsar hale getirilecek olursa, vatandaşların suçları kolluğa bildirmek hususundaki cesaretlerinin kırılacağı düşünülmüş ve ayrıca fiilin ihbar edildiği, nitelendirmenin adli mercilere ait bulunduğu hususu da göz önüne alınarak maddeye bu yönde bir genişlik verilmemesi daha yerinde sayılmıştır.

Maddede geçen “adliyeye veya adliyeye bildirmekle” deyimi mutad adli mercileri yani kolluk, savcı ve mahkemeleri ve askeri yargı mercilerini kapsar.

Maddenin ikiden beşe kadar olan fıkralarında, iftira sonucu meydana gelen neticelere göre fail hakkındaki cezanın ne surette tertip edileceği gösterilmektedir. Bu fıkralarda geçen hükümlülük, mahkemece verilen hükmü kapsar; ayrıca hükmün kesinleşmiş olması koşulu aranmaz. Disiplin cezaları bakımından böyle bir derecelendirme, maddeyi anlamsız bir ayrıntı ile doldurmak sonucunu vereceğinden fail hakkında sadece birinci fıkrada ceza öngörülmüştür.

Maddenin altı ve yedinci fıkralarında, failin kovuşturmadan yani kamu davasının açılmasından evvel veya sonra gösterdiği etkin pişmanlık göz önüne alınarak bu hallerde cezaların ne oranda azaltılacağı gösterilmiştir.

Sekizinci fıkrada, iftiranın kabahat derecesindeki bir suça veya disiplin suçuna ilişkin bulunması halinde cezanın yarısı oranında indirileceğine dair hüküm getirilmiştir.

Dokuzuncu fıkrada, iftira suçunda zamanaşımı bakımından sürenin hangi tarihten itibaren başlayacağı hususunda özel bir hüküm yer almaktadır. İsnat edilen suç dolayısıyla yapılan kovuşturma sonucu hükmün kesinleşmesiyle, iftiranın sabit olabileceği ve dolayısıyla takibata girişileceği aşikar olduğundan böyle bir hükme olan zorunluluk meydandadır.

Maddenin son fıkrasında, işlenen bir suça katıldığını gerçek dışı olarak bildiren yani böyle bir suçu üstlenen kişi hakkında uygulanacak ceza gösterilmiştir. Failin suçu, üstsoy ve altsoyundan birini, kardeşini veya eşini kurtarmak maksadıyla üstlenmiş olduğu hallerde, cezanın indirilebilmesi veya koşullara göre tamamen kaldırılması, hakimin takdirine bırakılmıştır.

ADALET KOMİSYONU RAPORU

Madde metninde iftira suçu açısından etkin pişmanlıkla ilgili düzenleme yapılmıştır.


TBMM Kabul Metni

269 uncu maddeyi okutuyorum:

Etkin pişmanlık

MADDE 269. – (1) İftira edenin, mağdur hakkında adlî veya idarî soruşturma başlamadan önce, iftirasından dönmesi hâlinde, hakkında iftira suçundan dolayı verilecek cezanın beşte dördü indirilir.

(2) Mağdur hakkında kovuşturma başlamadan önce iftiradan dönme hâlinde, iftira suçundan dolayı verilecek cezanın dörtte üçü indirilir.

(3) Etkin pişmanlığın;

a) Mağdur hakkında hükümden önce gerçekleşmesi hâlinde, verilecek cezanın üçte ikisi,

b) Mağdurun mahkûmiyetinden sonra gerçekleşmesi hâlinde, verilecek cezanın yarısı,

c) Hükmolunan cezanın infazına başlanması hâlinde, verilecek cezanın üçte biri,

İndirilebilir.

(4) İftiranın konusunu oluşturan münhasıran idarî yaptırım uygulanmasını gerektiren fiil dolayısıyla;

a) İdarî yaptırıma karar verilmeden önce etkin pişmanlıkta bulunulması hâlinde, verilecek cezanın yarısı,

b) İdarî yaptırım uygulandıktan sonra etkin pişmanlıkta bulunulması hâlinde, verilecek cezanın üçte biri,

İndirilebilir.

(5) İftira suçunun basın ve yayın yoluyla işlenmesi hâlinde, bu madde hükümleri uygulanmaz.

BAŞKAN – Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. 2016 yılından bu yana Merkezi Adana'da bulunan ve kurucusu olduğu İncekaş Hukuk Bürosu'nda çalışmaktadır. Yüksek lisans derecesi ile hukuk eğitimini tamamladıktan sonra bu alanda birçok farklı çalışma yürütmüştür. Özellikle aile hukuku, boşanma, velayet davaları, çocuk hakları, ceza davaları, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul, miras ve iş hukuku gibi alanlarda uzmandır. Saim İncekaş, sadece Adana Barosu'nda değil, aynı zamanda Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi dernek ve kuruluşlarda da aktif olarak görev almaktadır. Bu sayede, hukukun evrenselliği konusundaki farkındalık ve hukuk sistemine olan güveni arttırmaya yönelik birçok çalışmada yer almaktadır. Randevu ve Ön Görüşme İçin WhatsApp Üzerinden Hemen İletişime Geçin

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir