Yorum yaparak bilgiyi çoğaltın!

Yazıyı okumanızın ardından konuyla alakalı fikir, düşünce, gelişme veya düzeltmelerini yorum kısmında belirtebilirsiniz. Bu sayede konuyla ilgili gelişmelerden e-posta yoluyla haberdar olur ve yenilikleri takip etme şansı yakalarsınız.

TASARRUFUN İPTALİ DAVA DİLEKÇESİ- NAM-I MÜSTEAR

Tasarrufun İptali Dava Dilekçesi Nasıl Hazırlanır?

Muvazzalı işlemlerin geri alınmasını “tasarrufun iptali” davası sağlar. Muvazzalı yani hileli bir şekilde yapılan devir işlemleri “tasarrufun iptali” davası açılarak iptal edilir. “Tasarrufun iptali dava dilekçesi“nin usule uygun hazırlanması önem arz eder. Aşağıda “tasarrufun iptali dava dilekçesi örnekleri” mevcuttur.


Tasarrufun İptali Dava Dilekçesi -1-

(İL) NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

İHTİYATİ HACİZ TALEPLİDİR

DAVACI :

VEKİLİ                :  Avukat Saim İNCEKAŞ – Adana

DAVALI              :

KONU         : Fazlaya dair hak, alacak ve talep haklarımız ile dava açma hakkımız saklı kalmak kaydıyla ;

Öncelikle muvazaa hükümleri, kabul edilmemesi halinde, tasarrufun iptali hükümleri gereğince IIK.m.283 ,283/1  maddeleri kıyasen uygulanarak satışa konu X İli, X Mahallesi, X pafta, X parsel, X Blok X Kat X nolu mesken niteliğindeki taşınmaz üzerinde tarafımıza icra takibindeki alacak ve tüm fer’ ilerine yeter miktarda  haciz ve satış isteme yetkisinin tanınmasına karar verilmesini talepli davadır.

ESAS DEĞER :

AÇIKAMALAR:

Müvekkil şirket ile davalı şirketin arasındaki ticari ilişki sebebiyle toplam 248.000TL bedelli 10 adet çek davalı tarafça müvekkile verilmiştir. Vadesinde karşılıksız çıkan çekler X E. Sayılı dosyası ile icra takibine konulmuştur. İcra takibinin kesinleşmesi ile borçlu şirket adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul bulunamamış ve X İcra Müdürlüğü X Talimat sayılı dosyası ile borçlu şirket adresinde yapılmak istenen fiili hacizde borçlu ve borçluya ait haczi kabil mal bulunamamıştır.

X İcra Müdürlüğü X Talimat sayılı dosyasında mevcut X Tarihli Haciz Tutanağı Aciz Vesikası Hükmündedir.  Borçlunun hacze ve alacağımızı tahsile kabil hiçbir menkul mal bulunamamıştır. Bu durum borçlunun açıkça ödemeden aciz halinde olduğunu göstermektedir. Borçlu adresinde yapılan haciz işlemine ilişkin haciz tutanağı hacze kabil mal bulunamaması nedeniyle İİK. m. 105 uyarınca aciz vesikası hükmündedir.

Müvekkilin Davalı X Tekstil şirketinden alacağı işbu icra dosyası ile sınırlı olmayıp X İcra Müdürlüğü X dosyaları ile de aleyhine icra takipleri mevcuttur.

Borçlu şirket alacaklılarından mal kaçırmak, borçlarını ödememek ve aleyhlerine başlatılacak icra takiplerini sonuçsuz bırakmak adına şirket adına mal edinmeyerek ortakları ve 3.kişiler yardımı ile muvazaalı işlemler yapıp zenginleşerek müvekkili zarara uğratmışlardır.

Ticaret sicil kayıtlarından görüleceği üzere borçlu şirketin yetkili ortağı davalı X dir. Takip borçlusu X Tekstil olmakla birlikte tüzel kişilerin gerçek şahıslar eli ile faaliyette bulunduğu göz ardı edilemeyecek husustur. Davalı borçlu şirket ile şirket yetkilisi davalı X arasında organik bağ mevcut olduğu açıktır.

YARGITAY 15. HD. 30.5.2006 T. 422/3181

«Davalı (borçlu) kooperatifin, davacıya olan kesinleşmiş borcunu ödemeden ortaklarına tapuda devir yapması ve borcunu ödememesinin iyiniyetli bir davranış olarak kabul edilemeyeceğini, kooperatifin ortakları olan diğer davalılar aradaki organik bağ nedeniyle ‘borcun varlığını bilmesi gereken kişiler’ olmaları nedeniyle, borçlu kooperatifin bu kişilere yapmış olduğu tasarrufun İİK. 280 uyarınca iptali gerekeceğini»

ŞİRKET ALACAĞI OLMASINA RAĞMEN GAYRİMENKUL ŞİRKET YETKİLİ ADINA DEVRALINMIŞTIR

X İli, X Mahallesi, X pafta, X parsel, X Blok Zemin Kat nolu mesken niteliğindeki taşınmaz X adına kayıtlı iken X tarihinde davalı şirket yetkilisi X e X TL bedelle devredilmiştir. Bu devirden sonra aynı gayrimenkul 9 ay sonra X TL bedelle X a devredilmiştir.

Devir işlemleri muvazaalı olup, alacaklılardan mal kaçırmaya yönelik yapılan işlemlerdir. Şöyle ki;

İlgili gayrimenkul sahibi X, X Tekstil Dokuma San. Ve Tic. Ltd.Şti. nin yetkili ortağıdır. Bu şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişki mevcut olup, X yetkilisi olduğu şirketin borcuna karşılık olarak adına bulunan gayrimenkulü davalı şirket yetkilisine devretmiştir.

Gayrimenkulün ilk maliki X tanık listemizde mevcut olup taraflar arasındaki muvazaaya ilişkin bilgi verecektir.

YARGITAY 17. HD. 19.11.2008 T. 2804/5381; 4.11.2008 T. 3947/5089; 15.5.2008 T. 5260/6830 «Muvazaaya dayalı olarak tasarrufun iptâli davası açılabileceğini, muvazaalı işlemin dışında kalan davacı alacaklının, muvazaa iddiasını her türlü delille isbat edebileceğini»

İlgili gayrimenkul davalı X Tekstil şirketine devredilmesi gerekirken, davalı şirket yetkilisi şirket adına gayrimenkul edinmemek adına gayrimenkulü kendi şahsı adına devralmıştır.

Davalı Şirket yetkilisi muhtemel haciz ve iptal davalarını sonuçsuz bırakmak için şirket adına mal edinmek ve bunları daha sonra üçüncü şahıslara devretmek yerine, şirket yetkilisi olarak şahsı adına mal edinip borçlu şirketi işlemin tarafı olarak gözükmesini engellemiştir.

YARGITAY 4. HD. 3.7.1973 T. 7053/7760

«borçlu kocanın, borcunu ödememek amacıyla kendisine ait (parasını ödeyerek/satın aldığı) aracı, trafikte karısı adına tescil ettirmesi olayının nam-ı müstear demek olduğunu»

YARGITAY 14. HD. 19.10.2001 T. 5932/6946

«Borçlunun, hakkında yapılan icra takibini sonuçsuz bırakmak için ‘parasını ödeyerek satın aldığı taşınmazı, kız kardeşi adına tescil ettirmesi’ işleminin iptâl davasına konu olabileceğini»

YARGITAY 15. HD. 29.4.1993 T. 2212/2029

«Bedeli borçlu tarafından ödenip tapu kaydı eşi adına oluşturulan taşınmaz hakkında açılan iptal davasının kabulü gerekeceğini

YARGITAY 15. HD. 21.10.1988 T. 2561/3344; 26.4.1984 T. 775/1466

«Borçlu tarafından parası ödenerek satın alınan ancak borçlunun isteği üzerine karısı adına tapuya tescil edilen taşınmaz hakkında iptâl davası açılabileceğini, çünkü kocanın bu işleminin gerçekte karısı yararına yapılmış ‘bağış’ niteliğini taşıyacağını»

DEVİR BEDELİ ÇOK DÜŞÜKTÜR

  • Şirket yetkilisi Şirket alacağına karşılık olarak kendi adına devrettirdiği gayrimenkulü yine muvazaalı olarak davalı X isimli şahsa devretmiştir. Şöyle ki,

Tapu kayıtlarından görüleceği üzere ilgili gayrimenkul X TL bedelle davalı X a devredilmiştir. Söz konusu gayrimenkulün bugün ki değeri yaklaşık X TL dir.

Tapu kayıtlarına göre X TL bedelle satışı yapılan bir gayrimenkulün yaklaşık 9 ay sonra X TL bedelle satışının yapılması gerçek bir devir işleminin yapılmadığının taraflar arasında muvazaa olduğunun açık göstergesidir.

YARGITAY 17. HD. 02.04.2013 T. 7471/4619

Rayiç değeri …TL olan taşınmazın …TL’ye satın alınması hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi, davalılar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davalı 3.kişi şirketin, davalı borçlunun amacını ve durumunu bilebilecek kişilerden olması nedeniyle dava konusu tasarrufun İİK 280/1.madde gereğince ve davalı 3.kişi şirket vekilinin dava konusu taşınmazın alacağa mahsuben alındığını savunması karşısında, anılan taşınmaz devrinin mutad ödeme olmaması nedeniyle İİK 279/1-II madde gereğince de tasarrufun iptale tabi olduğunu”

YARGITAY 15. HUKUK DAİRESİ E. 1993/3466 K. 1993/3982 T. 12.10.1993

ÖZETİ : İİK.nun 278/2. maddesi gereğince; akdin yapıldığı sırada, kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitlerin bağışlama gibi sayılacağı ve bu bağışlamanın da icra hukuku yönünden iptali gerekeceği belirtilmiştir.
Davalı borçlu tapuda gösterilen bedel dışında, ayrıca davalı alıcılara bir bedel ödediğini ve bu nedenle tasarrufun düşük bedelle yapılmadığını iddia ve ispat etmemiştir. Burada, ayrıca satıcı ile alıcıların iyi niyetli olup olmadıklarının bir önemi yoktur. Yasa, böyle bir şartı aramamıştır. Tasarrufun davacının payı oranında iptaline karar verilmesi gerekir.

YARGITAY 15. HUKUK DAİRESİ E. 1998/3093 K. 1998/3514 T. 23.9.1998
ÖZETİ : Akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitlerin başka bir koşul aranmaksızın batıl olduğu hükmünden hareketle; tapudan satış bedelinin sorulması, bu bedele satış tarihinde taşınmazın kaydında bulunan ipotek bedellerinin de eklenmesi ve bulunacak tutarın, taşınmazın satış tarihinde bilirkişi marifetiyle tesbit edilecek rayiç değeriyle karşılaştırılması, fahiş fark saptanması durumunda tasarrufun iptal edilmesi gerekir.

Devrin düşük bedelle yapılmasının yanında, davalı X ile diğer davalılar aynı iş kolunda, tekstil sektöründe, faaliyet göstermektedir. Borçlu şirket ortağı davalı X ile sürekli temas halinde oldukları ve muhtemelen ortak oldukları şirketler arasında ticari faaliyette bulunmaları nedeni davalı şirketin ödeme güçlüğü içinde olduğunu davalı X bilmektedir. Ayrıca gayrimenkulün davalı X un şirketi üzerine yapılması halinde muvazaanın kolay anlaşılmasını önlemek için  satış işlemi X adına yapılmıştır.

YARGITAY 15 HD. 26.3.1987 T., 3901-1259

“..Aynı İş Kolunda Faaliyet Gösteren Ve İş İlişkisi İçinde Olanın, Borçlunun Ödeme Güçlüğü İçinde Olduğunu Bilmesi Gerekir. İik. M. 279/1 Deki Karine, Alacaklı Yararınadır…”

Davalı X nam-ı müstear olarak hareket etmiş, borçlu şirketi gizlemek amacıyla kendi adına hareket etmiştir. Medeni Kanun’da ise nam-ı müstearı düzenleyen bir hüküm bulunmamakla birlikte, gerek doktrindeki yazarlar gerekse Yargıtay nam-ı müstear iddialarının dinlenebilir olduğunu kabul etmektedirler.

Nam-ı müstear, sözleşmeyi kendi adına ve gizlenmek isteyen kişi hesabına yapmakta; böylece, gizlenen kişinin bu sözleşmenin gerçek tarafı olmasını ve bilinmesini önlemektedir.  Bir diğer deyimle, nam-ı müstear müvekkilinin adını gizleyerek onun hesabına ve kendi adına hareket eden bir vekildir.

Çok sık karşılaşıldığı üzere borçlular nam-ı müstear durumunu alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kullanmaktadırlar. İzah ettiğimiz üzere davalı M…..G….. de yetkilisi olduğu şirketi gizlemek adına şirket hesabına olarak kendi adına işlemler yapmıştır.

YARGITAY 15 Hukuk Dairesi, 21.10.1988, E. 2561/K.3344; YKD 1989/3

“… borçlunun bağış olarak karısı yararına ödediği bedel ve tapuda karısı adına ferağ verilmesi isteği, kapsam ve niteliği itibariyle borçlu tasarrufu olup, bu tasarruf sonucu davalı eşin edindiği taşınmazdan İİK.m.278/1. maddesinde ki şartlar mevcutsa, İİK.m.283 gereğince alacağın tahsiline imkan verilmelidir…” ifadesine yer vermiştir.

Yargıtay bu kararında, işlemin tarafı nam-ı müstear ve üçüncü kişi gözüktüğü halde, alacaklıların tasarrufun iptali davası açmalarına imkan tanımıştır.

İşbu davanın konusu olmamakla birlikte davalı X daha önce de aynı şekilde şirket alacağına karşılık kendi adına işlem yapmıştır. Yine müvekkil şirketin alacağı sebebiyle X İcra Müdürlüğü 2014/589 E. Sayılı dosyasında borçlu X Tekstile olan borcuna karşılık olarak kendi adına kayıtlı olan gayrimenkulü X e devretmiştir. Bu devre ilişkin olarak da talep ve dava hakkımızı şimdilik saklı tuttuğumuzu ayrıca bildiririz.

Bunların dışında davalı-borçlu X Ltd.Şti. nin ortağı X  ve onun kocası X adına bir çok muvzaalı gayrimenkul alım ve satım işlemi yapılmış olup davalıların alacaklılardan mal kaçırmak gayesi ile hareket ettikleri çok açıktır. Davalı M…. G…..’in kardeşleri ve onların eşleri ile çocukları adına bir çok alacaklının davalı X Ltd.Şti. den alacakların doğumundan hemen önce veya hemen sonra (geriye doğru iki yılı geçmeyen) gayrimenkul edindikleri ekte sunduğumuz belgelerden anlaşılmaktadır. DAVACI MÜVEKKİL ŞİRKETİN ALACAĞI DAVALI ŞİRKETTE MEYDANA GELDİKTEN SONRA DAVALI M…. G….. VE BİRİNCİ DERECEDE YAKINLARI BİR ÇOK GAYRİMENKUL ALIMI GERÇEKLEŞTİRMİŞLERDİR.

BU GAYRİMENKUL ALIMLARI DAHİ TEK BAŞINA DAVALININ ŞİRKETİN İÇİNİ BOŞALTTIĞININ , ALACAKLILARI ZARARA UĞRATTIĞININ İSPATIDIR. Çünkü davalı M….., davalı şirket ortağı ve yetkilisi iken diğer yakın akrabalar ya sigortalı çalışan ya da işsiz kişiler olup bu kadar gayrimenkul

edinmelerine yeter gelirleri bulunmamaktadır. Bu kişilerin satın aldıkları gayrimenkullerin bedellerinin , davalı G…….…ltd.şti.’nin gelirlerinden  karşılanmıştır. Çalışmayan birinin adına bir çok gayrimenkul satın alınmış olması hayatın olağan akışına aykırıdır.

Alacaklılardan mal ve alacak kaçırıldığını ispat eden diğer bir husus da , davalı G…….…Ltd.Şti’ne ait çekler bankalarca karşılıksız karşılığının bulunmadığından dolayı ödenmez iken çok yakın günlerde davalı şirket üçüncü kişilerdeki alacakları hileli yollarla tahsil etmiştir.  DAVALI ŞİRKET ,  D…… TEKS. SAN. TİC. LTD.ŞTİ’DEN OLAN ALACAĞINI TAHSİL ETMEK İÇİN ÜÇÜNCÜ ŞAHIS ŞİRKETİN ………. İNTERNATIONAL FZCO ŞİRKETİNDEKİ ALACAĞINI BAKIRKÖY 33. NOTERLİĞİ’NİN 47865 YEVMİYE 01/08/2015 TARİHLİ TEMLİK VE BAKIRKÖY 33. NOTERLİĞİ’NİN 48118 YEVMİYE 27/08/2015 TARİHLİ TEMLİKİ İLE TEMLİK ALMIŞ VE BU TEMLİKLERDE DAVALININ HESABININ BULUNDUĞU BANKA KUVEYT TÜRK KATILIM BANKASI YENİBOSNA ŞB.’DİR. Dava dilekçemiz ekinde temlik sözleşmelerinin suretleri bulunmaktadır. Davamızın ispatı bakımından temlik eden şirket yetkilisinin dinlenmesini ve temlik borçlusu şirketin temlik sözleşmelerinde belirtilen  tutarı hangi bankaya ve kime ödediğinin hem bankadan hem temlik borçlusu şirketten sorulmasını talep ederiz.

Davalı taraflar muvazaalı işlemler ile müvekkil şirketin alacağına kavuşmasını engellemişler. Davalıların bu işlemleri ile müvekkil şirket zarara uğratılmış olup, haksız fiil niteliğindedir.

YARGITAY 4. HD. 17.3.2008 T. 6100/3475; 17.3.2008 T. 1813/3444; 21.2.2008 T. 5775/2100

«Davacı alacaklı tarafından ‘kendisine borçlu olan davalı ile diğer davalı üçüncü kişi arasındaki işlemin, danışıklı (muvazaalı) olduğu, kendisini alacağından yoksun bırakmak amacıyla yapılmış olduğu ileri sürülerek BK. 18’e (TBK. 19’a) dayanılarak iptal davası açılabileceğini, muvazaanın, onlara karşı işlenmiş bir haksız fiil niteliğinde olduğunu, bu davanın dinlenebilmesi için, davacı-alacaklının ayrıca ‘aciz belgesi’ne dayanmak zorunda olmadığı, davadan muvazaanın varlığının anlaşılması halinde, İİK. 283/1’e göre ‘iptal ve tescil olmaksızın taşınmazın haciz ve satışının istenebileceğine’ karar verilmesi gerekeceğini»

Doktrin ve Yargıtay kararlarında kabul edildiği üzere;

borçlunun malvarlığını azaltmak (mal kaçırmak) amacıyla yaptığı muvazaalı işlemlerden zarar gören alacaklı dilerse özel hüküm niteliğindeki İİK. mad. 277 vd. göre tasarrufun iptâli davası, dilerse genel hüküm niteliğindeki TBK. mad. 19’a göre muvazaa davası açabilir.[43] [44] İİK. mad. 277 vd.’da düzenlenmiş «tasarrufun iptâli davası», genel hükümlere (TBK. mad. 19) göre «muvazaa davası» açılmasını önlemez…[45] Ayrıca davacı-alacaklı bu konuda mahkemede terditli (kademeli) dava da açabilir (HMK. mad. 111 vd.). Yani; borçlunun mal kaçırmak amacıyla yaptığı tasarruflardan zarar gören alacaklı, açtığı davada önce «işlemin muvazaalı olduğunun tesbiti ile buna göre hüküm kurulmasını» (yani; borçlunun yaptığı işlemin hükümsüzlüğünün, hiç yapılmamış olduğunun tesbitini), bu (muvazaa) iddiasının kabul edilmemesi halinde ise «İİK. mad. 277. vd. göre tasarrufun iptâline karar verilmesini» talep edebilir. Ya da önce «İİK. mad. 277 vd. göre tasarrufun iptâlini» bu kabul edilmediği taktirde «muvazaa nedeniyle hükümsüzlüğün tesbitine karar verilmesini» isteyebilir. Davacı birinci halde «ispat yükünün gereğini yerine getirmeme ihtimalini dikkate alarak, ikinci halde ise «iptâl sebeplerine ilişkin objektif koşulların gerçekleşmeme ihtimali nedeniyle» terditli (kademeli) talepte bulunabilir.[46]” ANKARA BAROSU DERGİSİ 2015/1, AV.TALİH UYAR, S.375

YARGITAY 17. HD. 8.10.2007 T. 4397/3011

Somut olayda davalı borçlu Gökhan hakkındaki 2005/103 e. Ve 2005/794 e. Sayılı icra takipleri kesinleştiğine göre davacının davalıdan alacaklı olduğu tartışmasızdır. Davacının bu davadaki amacı alacaklarını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır. Esasen muvazaaya dayanan bu gibi davalarda davacının icra takibine geçmesi ve aciz belgesi almasına gerek yoktur. Çünkü az yukarıda açıklandığı gibi, İİY’nın 277 ve izleyen maddelerinde iptal davalarına konu olan tasarruflar özünde geçerli olmalarına rağmen kanunun icra hukuku yönünden iptaline imkan verdiği tasarruflardır. Bu davada ise davacı muvazaalı işlemle kendisinin zararlandırıldığını ileri sürmektedir. İİY’nın 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen iptal davası açma hakkı davacının genel hükümlere muvazaaya dayanarak dava açmasına engel değildir. Davacının iddiasını kanıtlaması durumunda, iddianın taşınmazın aynına ilişkin olmadığı alacağın tahsiline yönelik bulunduğu da gözetilerek İİK’nun 283/1 maddesi benzetme yoluyla (kıyasen) uygulanarak iptal ve tescile gerek olmaksızın davacının taşınmazın haciz ve satışını isteyebilmesi yönünde hüküm kurulması gerekecektir.

Muvazaa nedenine dayalı iptâl davaları» ile «İİK. 277 vd. dayalı iptâl davaları» arasında sadece güttükleri «amaç» bakımından bir benzerlik bulunmadığı; İİK. 277 vd. dayalı iptâl davalarının «borçlu tarafından geçerli olarak yapılmış olan bazı tasarrufların hükümsüz kılınması için» açıldığı, buna karşın muvazaa davalarının ise «alacaklı ve borçlunun yaptığı tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tesbit ettirmeyi» amaçladığı, bu tür davaların dinlenebilmesi için davacının icra takibine geçmesine ve aciz belgesi almasına gerek bulunmadığı sadece davacının, danışıklı (muvazaalı) işlemde bulunmuş olan kişide bir alacağının bulunmasının yeterli olduğu, İİK’nun 277 vd. maddelerinde düzenlenmiş olan iptâl davası açma hakkının, davacının genel hükümlere (BK. 18) dayanarak «muvazaa davası»nı açmasına engel teşkil etmediği, davacının muvazaa iddiasını kanıtlaması durumunda, iddianın dava konusu taşınmazın aynına ilişkin olmayıp, alacağın tahsiline yönelik bulunduğu gözetilerek, dava sonucunda İİK’nun 283/I. maddesinin benzetme yoluyla (kıyasen) uygulanarak «iptâl ve tescile gerek olmaksızın davacının taşınmazın haciz ve satışını isteyebilmesi» yönünde hüküm kurulması gerekeceğini»

Aralarındaki muvazaalı işler sebebiyle müvekkilin zarara uğramasına neden olan davalılar aleyhine işbu davanın açılması zarureti doğmuş olup, öncelikle işlemlerin muvazaalı olduğunun tespiti ile İİK’nun 283/1 maddesi benzetme yoluyla uygulanarak taşınmazın haciz ve satışını isteyebilmemiz yönünden karar verilmesini, muvazaa iddiamızın kabul edilmemesi halinde IIK.277 vd. maddeleri gereğince tasarrufun iptali ile IIK.m.283 gereğince satışa konu taşınmaz üzerinde tarafımıza icra takibindeki alacak ve fer’ilerini dahil olmak üzere haciz ve satış isteme yetkisinin tanınmasına karar verilmesini arz ve talep etmekteyiz.

YARGITAY 17. HD. 15.11.2007 T. 3042/3663; 17.7.2007 T. 3519/2534

«Davacı-alacaklının dilerse BK.’nun 18 (şimdi; TBK’nun 19.) maddesine göre, dilerse İİK’nun 277 vd. göre ‘muvazaa sebebiyle’ iptâl davası açabileceğini; HUMK’nun 76. (şimdi; HMK. 33.) maddesine göre ‘bir davada

ileri sürülen maddi olgu ve bulgulara göre yasa maddelerini bulmak ve davanın hukuki nitelendirmesi yapmanın hakimin doğrudan görevi olduğunu»

YARGITAY 17. HD. 19.12.2011 T. 2320/12460; 23.05.2011 T. 3727/5149; 28.03.2011 T. 7537/2752; 17.03.2011 T. 5301/2394; 07.03.2011 T. 11643/2011; 07.03.2011 T. 6769/1997; 03.02.2011 T. 5101/678; 20.01.2011 T. 7836/219; 17.01.2011 T. 4398/49; 15. HD. 16.02.2005 T. 5141/808; 23.11.2004 T. 2240/5575; 21.10.2004 T. 3131/5291; HGK. 25.11.1987 T. 15-381/873 «borçlunun iptale tabi tasarruflarının üç grup altında ve İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiş olduğunu, ancak, bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarrufların sınırlı olarak sayılmamış olduğunu, kanunun iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak, hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmış (İİK. md. 281) olduğunu, bu yasal nedenle de, davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerden birine dayanılmış olsa dahi, mahkemenin bununla bağlı olmayıp, diğer maddelerden birine göre iptal kararı verilebileceğini» belirtmiştir…

İHTİYATİ HACİZ TALEBİMİZ

Devam eden dava süresinde müvekkilin telafisi imkansız zararlara uğramaması adına öncelikli olarak teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilmesini, Mahkemenizce aksi kanaatte bulunulması halinde uygun bir teminat mukabilinde ihtiyati haciz kararı verilmesini arz ve talep etmekteyiz.

İİK’nın 281/2. maddesine göre, “Hakim, iptale tabi tasarrufların konusu olan mallar hakkında alacaklının talebi üzerine ihtiyati haciz kararı verebilir. Teminatın lüzum ve miktarı mahkemece takdir ve tayin olunur. Şu kadar ki, davanın elden çıkarılmış mallar yerine kaim olan kıymete taalluku halinde, teminat göstermeksizin ihtiyati haciz kararı verilemez”.

Y.17. HD. E:2013/9935 K:2013/10629 T:04.07.2013

“İİK’nin 281/2 maddesi uyarınca iptale tabi tasarruflar hakkında ihtiyati haciz kararı verilebileceği ön görülmüştür. Somut olayda, davanın konusunu oluşturan 2 adet aracın aslında borçlu davalı tarafından satın alındığı ve diğer davalılar adına tescil edildiği ileri sürülmüş ve bu hususta gerekli bir takım belgeler ibraz edilmiştir. Bu durumda ihtiyati haciz isteminin kabulü için davanın tüm şartlarının oluşmasını beklemek, davacının bu davadan elde edeceği sonucu da engelleyebileceğinden ihtiyati haciz isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin reddi doğru değildir.”

İstanbul 13. Asliye Hukuk Mah.’nin 2012/208 E. sayılı dosyası ile davalılar aleyhine talebimiz yönünde karar verilmiş olup  emsal karar delil listemiz ekinde bulunmaktadır.

Bu nedenlerle , Sayın  Mahkeme’den  davacı müvekkil şirketin hak kaybına sebebiyet verilmemesi ve ileride verilecek olan hükmün infazının sonuçsuz kalmamasını temin için 281/2 maddesi uyarınca dava konusu miktar üzerinden bütün davalıların menkul , gayrimenkul ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyati haczine karar verilmesini talep ederiz. İhtiyati haciz talebimiz davanın sonuçsuz kalmasını engelleme amacını taşımaktadır.

HUKUKİ SEBEBEPLER: MK., TBK., IIK., HMK. Ve sair mevzuat

DELİLLER: Delil listesi dilekçemize eklidir.

SONUÇ VE İSTEM:Yukarıda arz ve izah ettiğimiz ve Sayın Mahkemenizce re’ sen nazara alınacak nedenlerle, Fazlaya dair hak, alacak ve talep haklarımız ile dava açma hakkımız saklı kalmak kaydıyla ;

DAVAMIZIN KABULÜ İL E,

  • Öncelikle İHTİYATİ HACİZ TALEBİMİZİN teminatsız olarak kabulünü, mahkemenizce aksi kanaatte bulunulması halinde uygun bir teminat mukabilinde talebimizin kabulünü,
  • X İli, X Mahallesi, X pafta, X parsel, X Blok X Kat X nolu mesken niteliğindeki taşınmaz üzerinde davalılarca yapılan satış işleminin öncelikle muvazaalı olduğunun tespiti ile İİK’nun 283/1 maddesinin kıyasen uygulanarak haciz ve satışını isteyebilmemize karar verilmesini,
  • Muvazaa iddiamızın kabul edilmemesi halinde IIK md 277 vd. gereğince tasarrufun iptali ile IIK md 283 gereğince satışa konu X İli, X Mahallesi, X pafta, X parsel, X Blok X Kat X nolu taşınmaz üzerinde tarafımıza icra takibindeki alacak ve tüm fer’ ileri hakkında haciz ve satış isteme yetkisinin tanınmasına karar verilmesini,
  • Yargılama harç ve giderleri ile ücreti vekâletin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini saygılarımla vekâleten arz ve talep ederim. tarih

Davacı vekili

Av. Saim İncekaş

Tasarrufun İptali Dava Dilekçesi -2-

Aşağıda olumlu netice aldığımız bir diğer tasarrufun iptali dava dilekçesi paylaşılmıştır:

[ihc-hide-content ihc_mb_type=”show” ihc_mb_who=”4,2″ ihc_mb_template=”1″ ]

X NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NE

İHTİYATİ TEDBİR TALEPLİDİR.

DAVACI  :

VEKİLİ  : Av.

DAVALI  :

DAVA KONUSU : Tasarrufun iptali

AÇIKLAMALAR:

1- ) Davalılardan ……, müvekkilim davacıdan aldığı mallar karşılığında borçlanmıştır. Borç miktarı 23.046,00 TL olup, borç karşılığı olarak düzenlenen 8 adet … no.lu bonoların gününde ödenmemesi üzerine …. İcra Müdürlüğünün … esas sayılı dosyası ile takibe geçilmiş ve takip kesinleşmiştir. [Ek-1 Bono Fotokopileri]

2- ) … İcra Müdürlüğü … Esas sayılı dosyasında devam eden icra takibinde, borçlu nezdindeki taşınır-taşınmaz malvarlığı, araç, SGK, posta çeki, bankalardaki ve 3. Kişilerdeki hak ve alacak sorguları sonucunda herhangi bir malvarlığına rastlanamamıştır. Bunun yanısıra …. tarihinde davalı borçlunun adresinde yapılan hacizde borçluya ait haczedilecek başkaca mala rastlanmadığına dair geçici aciz vesikası mahiyetindeki tutanak da ektedir. [Ek-2 Borçlu nezdindeki UYAPsorgu sonuçları çıktısı] [Ek-3 Haciz tutanağı fotokopisi]

3- ) Bu defa borçlu ……’ın alacaklıları mağdur etmek için … ilçesi, …malı. D tapunun 820 ada, 1781 parsel de bulunan taşınmazda sahibi olduğu Vı hissesinin değeri en az 250.000,00 TL olduğu halde 20.000,00 TL fiyatladiğer davalı eşi ….’a satıpdevrettiğini öğrenmiş bulunuyoruz.

Bu devir tasarrufu davalının müvekkile olan borcunun doğumundan sonra yapılmış olup söz

konusu devrin bağışlama hükmünde sayıldığı ve sırf alacaklıdan mal kaçırmak amacı ile yapıldığı

açıktır.

Eşe yapılan ve İİY md 278 uyarınca bağışlama niteliğinde olan bu devir ve satış tasarrufunun iptali için iş bu davanın açılmasında zorunluluk duyulmuştur.

HUKUKİ SEBEPLER : İİK m. 277 ve devamı.

HUKUKİ DELİLLER : Tapu kaydı, …İcra Müdürlüğünün … sayılı takip dosyası,keşif,tanık beyanı vs.

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda arz ve izah olunan ve ayrıca Sayın Mahkemece re’sen gözetilecek diğer sebeplerle; davalılar arasında yapılan satış işlemlerinin cebri icra yoluyla alacağın tahsiline yetki vermek üzere İPTALİNE, taşınmazların üçüncü kişilere devrini önlemek amacıyla taşınmaz kayıtlarına İHTİYADİ TEDBİR şerhi konulmasına ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini müvekkil adına vekaleten talep ederim. tarih

Davacı VEKİLİ

Av

EKLER :

EK-1 Bono Fotokopileri

EK-2 Borçlu nezdindeki UYAPsorgu sonuçları çıktısı

EK-3 Haciz tutanağı fotokopisi

EK-4 Onaylı Vekâletname

[/ihc-hide-content]

Tasarrufun İptali Dava Dilekçesi

Tasarrufun İptali Dava Dilekçesi -3-

[ihc-hide-content ihc_mb_type=”show” ihc_mb_who=”2,4″ ihc_mb_template=”1″ ]

X( ) NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NE

İhtiyati Tedbir Taleplidir.

DAVACI :

VEKİLLERİ :

DAVALI:

MİKTARI :

DAVA:

KONUSU : Tasarrufun iptali

AÇIKLAMALAR :

  1. Borçlunun, müvekkilime olan borcunu ödememesi nedeni ile  .. tarihinde .. alınan ihtiyati haciz kararına istinaden borçlu adına .. sayılı dosyasıyla esasa ilişkin icra takibine geçilmiş bulunulmaktadır..
  1. İhtiyati haciz kararının alındığı ve takibe geçildiği gün olan X tarihinde borçlu sahibi bulunduğu ..numarasında  kayıtlı taşınmazı diğer davalıya satmış ve tapuda devir işlemlerini yapmıştır.
  1. Daha sonrasında ilgili davalıya yapılan ödeme emri tebligatları ile X tarihinde mernis adresinde yapılan haciz işlemleri, davalı tarafın  dava konusu taşınmazda  ikamet etmeye devam ettiği tespit edilmiş bulunmaktadır. Davalının devredilen taşınmazda ikamet ettiği ödeme emrinin yapıldığı tebligat parçası ve haciz tutanağıyla da sabittir.
  1. Davalı taraf ..tutarında .. tanzim ile .. vade tarihli senette haiz alacağımızı elde etmemizi engellemek kastyla üzerine kayıtlı taşınmazı .. tarihinde damadı olan …. Tarafa devretmiş bulunmaktadır.
  1. muvazaalı yapılan  tasarruf işlemleri alacaklı olan müvekkilimizin  Alacağını elde etmemesi adına yapılan işlemlerdir.
  2. Yapılan satış ve buna bağlı olarak yapılan devir işlemi borçlunun alacaklıya olan borcunu ödememek kastı ile yapılmış ve kötü niyetli bir işlemdir. Dolayısıyla bu işlemin iptali için bu davayı açma zarureti hâsıl olmuştur.

DELİLLER : Tapu kaydı, keşif, tanık listesi ve sair yasal delillerin tümü.

HUKUKİ SEBEPLER : İİK. md. 277-280 ve ilgili mevzuat.

TALEP SONUCU : Yukarıda kısaca açıklanan nedenlerle; öncelikle dava konusu taşınmazın yargılama sırasında üçüncü şahıslara devredilmemesi açısından, taşınmaz kaydına ihtiyati tedbir konulmasına…. numarasında kayıtlı taşınmazın satışının iptaline, yargılama harç ve masrafları ile vekâlet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini, davacı vekili olarak saygılarımla arz ve talep ederim. (tarih)

Davacı Vekili

[/ihc-hide-content]

Avukat Saim İNCEKAŞ Adana Avukatlık ve Hukuk Ofisi

Son düzenleme tarihi 29 Ağustos 2020 15:45

Paylaş
Avukat Saim İncekaş

Avukat Saim İncekaş. Adana'da ikamet etmektedir. Kurucu sıfatıyla kendisine ait Adana Avukatlık ve Danışmanlık Bürosunda çalışmalarına devam etmektedir. Ceza Hukuku, Medeni-Boşanma-Aile Hukuku, Bilişim Hukuku avukatlığı ana çalışma dallarıdır. Özellikle boşanma ve ceza avukatlığı üzerine pratik ve deneyim sahibidir. Bu alanlarda 5.000'den fazla yazı ve makalesi bulunmaktadır. Adres: Kayalıbağ, Ziya Algan İş Merkezi, Turhan Cemal Beriker Blv. No:9 E-posta: av.saimincekas@gmail.com Telefon: 0534 910 97 43

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır.